Düzce'de 16-17 Haziran'da düzenlenen "Okul Sporları Geleneksel Türk Okçuluğu Türkiye Şampiyonası"nı takip eden Toksöz, AA muhabirine, federasyonlaştığı 2019 yılından bu yana geleneksel Türk okçuluğuna artan ilgiye, hedeflere ve uluslararası tanınırlığa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
İŞARETLE
Toksöz, binlerce yıllık geleneği barındıran Türk okçuluğunun 2019'da federasyonlaşmasının ardından çığ gibi büyüdüğünü dile getirerek "Şu an geldiğimiz noktada 36 binin üzerinde lisanslı sporcumuz var. 800'den fazla kulübü de bünyemizde barındırıyoruz. Türkiye'nin en hızlı büyüyen federasyonlarından biriyiz." dedi.
Bu sporun gençlerde ve çocuklarda karşılık bulmasının çok zor olmadığına değinen Toksöz, "Yay ve ok eski dönemlerde Türk'ün simgesel silahlarıydı. Ateşli silahlardan sonra bir spor aletine, branşına döndü. Federasyonun kurulmasıyla bir çığ gibi büyüyen, genlerde olan bu branşın bizim de federasyon olarak elimizden gelen desteklerle Türkiye'de çok daha iyi bir noktaya gideceğine yönelik inancımız tam." diye konuştu.
Toksöz, yeni tip koronavirüs sırasında müsabakaların azalmasına rağmen ilk yılın sonunda 1500'ün üzerinde lisanslı sporcu sayısına ulaştıklarını, lisans çalışmalarının sürdüğünü ve gelecek dönemde 36 bin rakamının çok üstüne çıkacaklarını ifade etti.
"BU YIL DA HEDEF OKÇULUĞUNDA VE DİĞER HEDEFLERDE İDDİALIYIZ"
Çocukların ve gençlerin söz konusu branşa ilgisinin her geçen gün arttığına işaret eden Toksöz, şöyle devam etti:
"Genlerde olan bir spor dalı olduğu için çocuğun oka ve yaya dokunması kafi geliyor. Biz ok ve yayın tarihsel anlamını da yaşatmaya çalışıyoruz. Yani biz bu branşı sadece oku ve yayıyla değil kıyafetleriyle de yansıtmaya çalışıyoruz. Dönemi yansıtan kıyafetlerin de olmasını istiyoruz. Biz de dönemi yansıtan kıyafetlerin dışında herhangi bir kıyafetle yarışılması yasak. Bu anlamda bir kültür mirasını da omuzlarımızda taşıyoruz. Kendi kültürümüz adına bu çocuklara sahip çıkmaya, bu branşı yaşatmaya, Türk okçusunun dünyada kabul görmüş bu kalitesini her yerde göstermeye çabalıyoruz."
Toksöz, geleneksel Türk okçuluğunun, 7'den 70'e her yaşa hitap ettiğini çünkü dede-torun, üstat-talebe, usta-çırak ilişkisine dayanan bir geçmişi bulunduğunu vurgulayarak, ayrıca duruş bozukluğuna, odaklanma sorununa, dikkat dağınıklığına ve sınav stresi yaşayan çocuklara iyi geldiğinin doktor tavsiyesiyle sabit olduğunu kaydetti.
Gençlik ve Spor Bakanlığı ile bu branşa ait tesislerin sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar yapıldığını ve uluslararası tanınırlığının da farklı organizasyonlarla giderek arttığını aktaran Toksöz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Olimpik branş olmaması sebebiyle katıldığımız Dünya Göçebe Oyunları, Fetih Kupası gibi organizasyonlar var. Dünya Göçebe Oyunları yaklaşıyor, ona katılarak ülkemizi temsil edeceğiz. Geleneksel okçuluğun dünyadaki çatısı Dünya Geleneksel Okçuluk Birliğinin kurulması çok kıymetli. Okçular Vakfı, federasyonumuz birlikteliğiyle bunun da adımları atıldı. Gitgide geleneksel olimpiyatlara dönen bir sürece doğru ilerliyoruz. Dünya Göçebe Oyunları 30 Ağustos-6 Eylül'de Kırgızistan'da olacak gibi. Geçen yıllarda aldığımız başarılar var. Bu yıl da hedef okçuluğunda ve diğer hedeflerde iddialıyız."
Bu sporun gençlerde ve çocuklarda karşılık bulmasının çok zor olmadığına değinen Toksöz, "Yay ve ok eski dönemlerde Türk'ün simgesel silahlarıydı. Ateşli silahlardan sonra bir spor aletine, branşına döndü. Federasyonun kurulmasıyla bir çığ gibi büyüyen, genlerde olan bu branşın bizim de federasyon olarak elimizden gelen desteklerle Türkiye'de çok daha iyi bir noktaya gideceğine yönelik inancımız tam." diye konuştu.
Toksöz, yeni tip koronavirüs sırasında müsabakaların azalmasına rağmen ilk yılın sonunda 1500'ün üzerinde lisanslı sporcu sayısına ulaştıklarını, lisans çalışmalarının sürdüğünü ve gelecek dönemde 36 bin rakamının çok üstüne çıkacaklarını ifade etti.
"BU YIL DA HEDEF OKÇULUĞUNDA VE DİĞER HEDEFLERDE İDDİALIYIZ"
Çocukların ve gençlerin söz konusu branşa ilgisinin her geçen gün arttığına işaret eden Toksöz, şöyle devam etti:
"Genlerde olan bir spor dalı olduğu için çocuğun oka ve yaya dokunması kafi geliyor. Biz ok ve yayın tarihsel anlamını da yaşatmaya çalışıyoruz. Yani biz bu branşı sadece oku ve yayıyla değil kıyafetleriyle de yansıtmaya çalışıyoruz. Dönemi yansıtan kıyafetlerin de olmasını istiyoruz. Biz de dönemi yansıtan kıyafetlerin dışında herhangi bir kıyafetle yarışılması yasak. Bu anlamda bir kültür mirasını da omuzlarımızda taşıyoruz. Kendi kültürümüz adına bu çocuklara sahip çıkmaya, bu branşı yaşatmaya, Türk okçusunun dünyada kabul görmüş bu kalitesini her yerde göstermeye çabalıyoruz."
Toksöz, geleneksel Türk okçuluğunun, 7'den 70'e her yaşa hitap ettiğini çünkü dede-torun, üstat-talebe, usta-çırak ilişkisine dayanan bir geçmişi bulunduğunu vurgulayarak, ayrıca duruş bozukluğuna, odaklanma sorununa, dikkat dağınıklığına ve sınav stresi yaşayan çocuklara iyi geldiğinin doktor tavsiyesiyle sabit olduğunu kaydetti.
Gençlik ve Spor Bakanlığı ile bu branşa ait tesislerin sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar yapıldığını ve uluslararası tanınırlığının da farklı organizasyonlarla giderek arttığını aktaran Toksöz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Olimpik branş olmaması sebebiyle katıldığımız Dünya Göçebe Oyunları, Fetih Kupası gibi organizasyonlar var. Dünya Göçebe Oyunları yaklaşıyor, ona katılarak ülkemizi temsil edeceğiz. Geleneksel okçuluğun dünyadaki çatısı Dünya Geleneksel Okçuluk Birliğinin kurulması çok kıymetli. Okçular Vakfı, federasyonumuz birlikteliğiyle bunun da adımları atıldı. Gitgide geleneksel olimpiyatlara dönen bir sürece doğru ilerliyoruz. Dünya Göçebe Oyunları 30 Ağustos-6 Eylül'de Kırgızistan'da olacak gibi. Geçen yıllarda aldığımız başarılar var. Bu yıl da hedef okçuluğunda ve diğer hedeflerde iddialıyız."

















