Bize her yer Trabzonmuş...

Yeni yazarlarımızdan Tanju Eren, Trabzonspor-Ankaragücü karşılaşmasının ardından yaşanan olayları değerlendirdi.

SPORX AI BAKIŞI
calendar 15 Ekim 2011 16:56
Haber: Sporx.com, Fotoğraf: Sporx.com
Bize her yer Trabzonmuş...
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Yaklaşık 10 gündür Sporx ailesindeki ilk köşe yazımı yazmak için doğru konuyu bekliyorum. "Nasıl başlarsan öyle gider" tabusuna inanmamdan mı bilinmez ama coşkuyla yazmamı sağlayacak güzel bir olay aradım bu süreçte. Dün gece Trabzonspor ile Ankaragücü arasındaki maçı izlemeye başlarken de bunun verdiği ayrı bir heyecan vardı. Trabzonspor'un ortaya koyacağı iyi futbol ve alacağı galibiyetten daha güzel bir sebep zor bulunurdu. Cümledeki iki dilekten biri gerçek olmazken, Trabzonspor iyi oynamadığı, hatta geri düştüğü maçları kazanabilme alışkanlığını sürdürdü. Gecenin sonu bu yoğun fikstürde yeni yapılanan bir takım için matematiksel değerinden daha değerli bir üç puan ile biterken, maçın ardından gelen kötü bir haber okkalı bir tokat etkisi yaptı.

Maçtan sonra iki taraftar grubu arasında kavga çıkmış ve henüz 18 yaşındaki gencecik bir Trabzonspor taraftarı bıçaklanmıştı. Başta ülkemizde, daha sonra ise dünyada oluşan saçma spor algısıyla sıkça yaşanan olaylardan biri gibi görülebilir belki... Trabzon'a 5 (yazıyla beş!) kişi gelen Ankaragücü taraftarı ile aralarında TFF kararıyla bedelsiz olarak Avni Aker'e giren 3 bin çocuk ve kadının bulunduğu 20 bin kişiden bir grup çatışıp bu olaylar yaşanabilirdi. O zaman bu olaylara kulağımız giderek aşinalaştığından "Amaaan nasılsa her yerde oluyor" ya da "Su testisi su yolunda kırılır" gibi sığ cümlelerle yaklaşır, sonuna bir geçmiş olsun yazar geçerdik güzelce!

Ama bu kez durum biraz daha farklı. Üç bin tane kadının ve çocuğun "Sporda şiddet yasası" kapsamında ücretsiz olarak girdiği tribünde, aynı takıma gönül veren insanlardan oluşan 2 taraftar grubunun kavgası sonucunda yandı bir anne ile oğlunun canı... O davul çalarken bıçaklanan genç bir sedyede uzanırken, belki de annesi şiddet yasası kapsamında girdiği stattan kalbinde büyük acıyla çıktı dün gece. Bu olayın yaşanmasına sebep olan kişi ise "Bize her yer Trabzon" diye bağırmaktan gurur duyan bir renktaşıydı aslında. Acı tarafı bitmeyen bu hikayenin belki de en acıtan yanı da burada. Çünkü bu yazı ve bu yazıların benzerleri o çocuk yaralandığı için yazılıyor. Zira Trabzonspor'un sayısız taraftar grupları yaşanan ne ilk olay, ne de son bu.

Eğer o genç bıçaklanmasaydı, sadece kale arkasında 8, deniz tarafındaki tribünde ise 5 farklı taraftar grubu olan Trabzonspor için sıradan bir kavga yaşanmış olacaktı dün gece. Hâlbuki birçok maç öncesinde ikram edilen biletler için birbirlerine giren bu gruplar, daha geçen sene şampiyonluğa giden takımları Bursa'da çok önemli bir 3 puanı 2-0 alıyorken de 90 dakikada 3 kez birbirine girmemiş miydi? Hepsi farklı yollarla "Trabzonspor'u en çok seven" olduğunu iddia eden bu gruplar, daha birlikte 90 dakika bağırmayı, bir arada futbol konuşmayı, izlemeyi beceremezken; aynı renkleri, aynı tarihi ve aynı kişileri benzer aşkla seven insanların canına kastetmeyi ne güzel de beceriyor.

1996'da Trabzonspor şampiyonluğu kaçırınca yaşadıkları acıya ve üzüntüye dayanamayarak intihar eden Hüsnü Civelek ile Mehmet Dalman'ın adını duyunca göz yaşlarını tutamayanlar, bu isimler gibi Trabzonspor sevgileri yolunda can verenleri, Kazım Koyuncu'ları, Dozer Cemil'leri unutmayanlar; dün gece az kalsın o listeye yeni birini ekliyordu kendi elleriyle. Şimdi yine onlar en büyük Trabzonsporlu, şimdi yine onlar 'Öğretmen' Şenol Güneş'in, Dozer Cemil'in, Şamil Ekinci'nin, Kazım Koyuncu'nun en büyük hayranları... Onlar, ilk fırsatta birbirlerine girip, yine ilk fırsatta 'Bize her yer Trabzon' diye bağıracak olanlar... Sevdaları için haftada 90 dakika yan yana durup omuz omuza bağıramayıp en kritik yerde takımlarına sövmeyi adet olarak edinen, stadı nadiren dolduran doldurunca da birbirlerinin canına kastedenlere, Trabzon'u bile takımlarına ve kendilerine cehenneme çevirebilenlere ne kadar inanırsanız işte!

Bunca şeyden sonra hala futbol konuşmak isteyen var mı acaba? Ama yine de söyleyeyim, benim gibi Trabzonspor'u bir kulüpten öte karakter olarak gören biri için yukarıdakiler ne kadar büyük bir rezillik ise, Trabzonspor isminin altında kendisini hiç de hak etmeyen milyonları mutlu etmek için parlayan Şenol Güneş'i, inatla yılmayan Burak'ı, kaptan Tolga'yı, hiç bir zaman mücadeleden kaçmayan diğerlerini görmek de bir o kadar gurur. Skor denilen tek dişi kalmış canavar da, şampiyonluk da, futbol da işin teferruatı...
Tümü
 Reklam