Herşey Final Four için

TBL'de takımlarımız transfer dönemini oldukça aktif geçiriyor. Sporx.com yazarlarından Sedat Balcı, takımlarımızın son durumlarını masaya yatırdı.

SPORX AI BAKIŞI
calendar 28 Haziran 2011 22:02
Haber: Sporx.com
Herşey Final Four için
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Muhteşem bir Fenerbahçe Ülker - Galatasaray Cafe Crown finaliyle sona eren TBL'de, uzun zaman sonra ilk kez "Keşke hiç bitmese" diyebileceğimiz bir seri geride kaldı. Bu noktada Galatasaray Cafe Crown'ın harika yükselişinin yanında bir de Efes Pilsen'in düşüşü çok önemliydi. Elbette üç büyükler kadar destek almasını beklemiyoruz ama lacivert beyazlılar adına son iki yılın, "ellerinde olmayan bazı nedenlerin de etkisiyle" pek iyi geçmediği bir gerçek...

Bilindiği gibi Efes Pilsen'e, "Senin adın bira reklamı yapıyor. İnsanları biraya teşvik ediyor" deyip adını değiştirmesi için baskı yapıldı. Bunun için de bir sene mühlet verdi. Kulüp bu süre zarfında hemen bir karar almak yerine, bu saçmalığın düzeltilmesini bekledi. Bu arada alternatif isimleri de hazırladı ancak bu isimler kabul görmese Türk basketbolu bir lokomotifini daha kaybedecekti.

İşte bu belirsizlikle girilen sezona, haliyle transferleri de kısa vadeli yaptı. Normalde Efes Pilsen'in Merter Tesisleri'ne ancak, Pertevniyal adına girebilecek yabancılar, Efes Pilsen oyuncusu olarak girdiler.

Eee... "Ne kadar ekmek o kadar köfte" demişler bu gibi durumlar için. Bu belirsizlikte hiçbir yıldıza "Gel Efes Pilsen'e 2-3 yıllık imza at" denemezdi. Doğrusu da buydu... İşte bu nedenlerden ötürü, bir iki gömlek düşük kalitede kurulan bu Efes Pilsen ancak playoff yarı finali oynadı. Normal sezondaki sürpriz yenilgilerinden ötürü playoff'larda Fenerbahçe Ülker ile finalden önce karşılaştı ve sezonu, kendileri için erken denebilecek bir dönemde noktaladı.

Tüm bu olanlar içinde elbette ki head coach hataları olmuştur, oyuncular da hata yapmıştır ancak dediğim gibi hatanın büyüğü, onları bu belirsizliğe itenlerindir.

Bu belirsizliğin ortadan kalkmasıyla birlikte transfer piyasasına aç bir kurt gibi dalan bir Efes Pilsen görüyoruz. Aç ama hedefi, vizyonu büyük bir kurt... Gelecek sene Euroleague Final Four'unun İstanbul'da olması da onların, son dört hasretini dindirmesi adına ekstra bir motivasyon olmuş durumda.

İlk etapta Ufuk Sarıca ile yeniden anlaşmış olmaları, tartışılabilecek ancak kanımca asla mantıksız olmayan bir hamle. Evet son yıllarda Barcelona'nın Pep Guardiola'ya genç yaşında dümeni teslim etmesi, dünya üzerinde birçok takımın, kendi Guardiolalar'ını aramaya itti ancak Efes Pilsen bu kararı alırken "yerli olsun" da demiş olabilir. Piyasada bu işe uygun fazla yerli isim de yok. Çetin Yılmaz da tepede tecrübelerini aktarmaya hazır bir isim olacak.

Her şeye rağmen piyasadaki bazı yabancı hocaların da, bu yükselen vizyonun bir parçası olarak düşünülmesi fena olmazdı çünkü yıldız isimleri kadroya kattıktan sonra onların üzerinde ağırlığını hissettirebilmek, Ufuk Sarıca'nın belki de en zorlu görevi olacak.

Dusko Savanovic ve Ermal Kurtoğlu dışında henüz resmi bir anlaşma yok ancak yükselen formuyla Ermal iyi bir yedek uzun olur. Savanovic ise her yönüyle çok kaliteli bir isim. Sırp ekolünün aktif forvetleri içinde en başarılı isimlerden olması bir yana ACB ve Euroleague tecrübeleri ile önemli işler yapabilecek biri.

Bu arada Stanko Barac'ın da yolda olduğu belirtiliyor. Euroleague'de geçen sezonun en başarılı uzunlarından olan 2.17'lik dev, rahatlıkla takımın birinci pivotu olabilir.

Asıl bomba ise kısa oyuncu transferinde yaşanacak gibi... Bütçeleri kısma yoluna giden Olympiakos ve Panathinaikos'un yıldızlarına göz koyulmuş durumda. Bu bağlamda medyada Spanoulis'in adının geçmesi bile, hedefler ve bu hedefler için nelerin yapılabileceğini göstermesi adına yeterli. Spanoulis ve Kerem Tunçeri ile Efes Pilsen'in , özlenen guard rotasyonuna kavuşması içten bile değil.

Yalnız burada iş tamamen paraya bağlı gibi... Panathinaikos'tan ezeli rakibi Olympiakos'a geçen Spanoulis, Pana'daki başarıları burada da elde edebileceğini kanıtlamak istiyor. Bu yüzden de onu Pire'den koparmak kolay olmayacak. Ama maddi faktörler bunu gerçeğe dönüştürebilir. Olympiakos artık oyuncularına daha az para vermek istiyor. (Bu durum bile Yunanistan'daki krizin boyutunu görmek için yeterli bir faktör) Regal Barcelona gibi bir takımla bu transfer için mücadele vermek de cabası...

Bu arada, bazı yerlerde dile getirildiği gibi Spanoulis'in NBA'e dönebileceği iddialarını, ihtimal dahilinde görmüyorum. Artık onun yeri Avrupa. Her zaman da Avrupa oldu.

Gelsin veya gelmesin, Efes Pilsen'i Spanoulis gibi isimlerle anmayı istiyorduk ve anıyoruz artık. Seneye onları bambaşka bir halde göreceğiz ve Final Four için bu defa güzel şeyler yapmaktalar...

CİM BOM, KANARYA VE BANVİT

Gelecek sezon Euroleague'de 3 takımımızın olması içten bile değil. Bunun gerçekleşmesi de Galatasaray'a bağlı. Yeni sponsora bağlı olarak ciddi yatırımlar yapacaklar. Zaten Ender, Cevher ve Furkan ile yerli oyuncu kalitesi önemli ölçüde gelişti. Shumpert Türk statüsüne geçti. Andric takımda kaldı. Özellikle yerli rotasyonundaki kalite yükselişinin kaymağını ligde yiyecekler. Yatırıma açık olmaları da, medyada çok sayıda oyuncuyla anılmalarına neden oluyor. Şayet Euroleague'e girebilirlerse, bunun Türk basketbolunu nerelere getirebileceği yerler büyük heyecan veriyor. Ayrıca Oktay Mahmuti faktörü de unutulmasın...

Fenerbahçe Ülker için biraz daha farklı şeyler söyleyeceğim ancak onların durumu da zaten diğer iki takıma göre biraz daha farklı...

Şampiyon kadroya tek tük takviyeler yapmak lazımdı ve onu gerçekleştirdiler ancak sanki biraz daha iyi transferler olabilirdi gibi... Bogdanovic, felaket bir sezon geçiren Cibona Zagreb'in en önemli ismiydi ancak bu sezon izlediğimiz iyi bir Marko Tomas'tan çok çok iyi değil. Curtis Jerrels de Ukic ile birlikte oyun kurucu pozisyonunda ancak büyük hedefleri olan bir takıma ne kadar uygun olduğunu bilmiyoruz. Bunu Fenerbahçe Ülker'de gösterecek. Dileriz ikinci bir Lynn Greer faciası yaşanmaz.

James Gist ise, aranan savaşçı, atletik dört numara ihtiyacına cevap verebilecek kalitede bir isim.

İki kulvarda olacakları ve Engin Atsür'ün durumu düşünüldüğünde belki bir yerli oyun kurucuya daha ihtiyaç duyabilirler. Ama sağlam bir Engin Atsür ile buna ihtiyaç duymazlar.

Banvit'i ise maalesef bu üçlü ile aynı kefeye koyamıyorum. Onların ön elemelerden çıkmaları gerçekten büyük sürpriz olur.

Euroleague öncesi takımlarımızın son durumları böyle. Belki erken olacak ama benim umudum var. Mayıs ayında Sinan Erdem'de en az bir takımla olabilirsek, Avrupa basketbolunun zirvesinde yaşadığımız bu çıkışı çok daha anlamlı hale getirebiliriz.

VE BEŞİKTAŞ

Bir üst başlıkta, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın yanında, Beşiktaş yerine Banvit'i yazdıysam bunun sorumluları, Akaretler'deki kulüp binasındadır. Tüm güçlerini, konsantrasyonlarını futbola verdiklerini, başkan Yıldırım Demirören bizzat itiraf etti. Bahaneyi de sponsorsuz bu şubelerin yürüyememesine bağladı. (Sanki diğer kulüplerde sponsorsuz bu şubelerde işler yürüyebiliyor) Bu arada, sözleşmesini feshetmek için üç oyuncusuna çektirdikleri türlü işkenceleri de unutmayalım.

Söyleyecek bir şey yok. Hedefler ve vizyon böyle... Ama Beşiktaşlılar merak etmesin... Yıldırım Demirören'in, Aziz Yıldırım'ın vazgeçtiği bazı şeyleri yapmasından yola çıkarak gelecekte bir gün Beşiktaş amatör şubeleri de bir talimatla bambaşka bir hale bürünebilir.
Tümü
 Reklam