İnan Memphis

Sporx.com yazarlarından Enis Okşan, NBA'de play-off mücadelesinde Memphis-San Antonio maçını değerlendirdi.

SPORX AI BAKIŞI
calendar 25 Nisan 2011 14:52
Haber: Sporx.com Yazarlar
İnan Memphis
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Arabayla şehir merkezine girdiğimde her direkte..
Salona girerken kapıların üstünde…
Salonun koridorlarında büfelerin üstünde…
Her koltuğun üzerine, maç esnasında sallayasınız diye konulan beyaz bezlerin üzerinde…
Skor tabelasının her yerinde maç boyu..
Molalarda ponpon kızların üzerinde
Maskot Grizz’in taşıdığı levhalarda…
Her yer ama her yerde İNAN MEMPHİS yazıyor.



Kariyeri boyunca üçlük atmayı fazla alışkanlık edinmemiş Zach Randolph’un, tribünler Z Bo, Z Bo diye inlerken, bitime 40 saniye kala o üçlüğü sokmasının nedeni midir inanç? Tarih boyunca 1-8 esleşmelerinin formalite olarak görülmesine inat, Warriors’un 2007’de Mavs’i elemesini örnek alıp yüreğiyle aklını birleştirip oynamak mıdır? Maçtan önce Amerikan Milli Marşı’nı okuyan kanser hastası 7 yaşındaki çocuğun orada olmasının verdiği mesaj mıydı yoksa "İnan Memphis, bak ben inanıyorum bu hastalığı yeneceğime. Sen de inan"!

Otoparktan salona doğru yürürken Memphis Çarşı’sı sayılan barlar sokağı Beale Street’te yürürken restoranlardaki garsonlar ve hediyelik eşya dükkânı sahipleri, kısaca tüm esnaf Fedex Forum’a doğru yürüyen taraftarları "yenip de gelin" edasıyla uğurluyordu. Memphis’e taşınalı 5 sene oldu. Ben taşınmadan önceki 3 senenin 2’sinde Spurs’e, sonuncusunda Mavs’e süpürülen takımı play-offlarda izleme şansı bulamamıştım. Merakımdan dolayı garsonlardan birine sordum maça doğru yürürken o zamanlarda da hava böyle miydi diye. "Hayır, bu sene farklı, hem takım süpürülmeyecek, hem de Spurs’u eleyeceğiz" cevabını aldım.

Bu salonda çok maç izledim geçen zamanda. Bu sefer atmosfer çok değişikti. Bunu salt play-off'ların genel atmosferine bağlayamam. Normalde salona maçtan 15 dakika önce girdiğinizde, koltukların yarısı boştur, maç başladıktan 15-20 dakika sonra damlar taraftarın çoğu. Bu sefer herkes yerli yerindeydi. Biletlerin zaten tükendiğini biliyordum ama insanların takımın bu kadar arkasında olacağını tahmin etmemiştim. Öyle bir atmosfer ki yıllar önceki Galatasaray-Manchester United, Fenerbahçe-Parma, Beşiktaş-Barcelona maçlarının elektriği, takımla bütünleşmesi vardı salonda. Bu ülkedeki profesyonel liglerin taraftarı paralı müşteridir genelde. Mola olur gider yiyecek içecek almaya, çeyrek biter tuvalete gider gelmez, yarı olur, geldiğinde 3. çeyreğin ortaları olmuştur, bitime 4 dakika kala takım 10 sayı yenikse veya öndeyse seyirciler yavaştan arazi olmaya başlar. Başka şehirlerde de play-off maçları izledim. Ateşli taraftarlar da gördüm ama seyirci paralı müşteri gibi davranıyordu genelde. Oysa bu sefer koridorlarda kimse yoktu. Devre arasında yiyecek bir şeyler almaya giderken "ya şimdi yarım saatte gelmemek var ama" desem de, 5 dakika sonra koltuğumda oturuyordum. Öyle bir ortamdı işte. Maç bittikten 10 dakika sonra çıkarken koridorlar yine boştu. Çünkü herkes hala salondaydı. "Katli otoparktan 1 saatte zor çıkarım" diye düşünürken 5 dakika sürmedi otoparkı terk etmem. Çünkü insanlar arabalarına binmemişleri. Doyasıya taraftar bu galibiyeti kutluyordu ılık bir Memphis Cumartesi’sinde. Maç başlarken yıllar önce pankreas güreşlerinde şampiyon olmuş şehrin medarı iftiharı Jerry Lawler seyirciye gaz verirken "kanımızın son damlasına kadar savaşacağız takımla birlikte" derken birilerinin atlayacağını sandım. Öyle bir seyirciydi işte.



Bir sürü pankart vardı salonda. Bir tanesine çok güldüm. Tony Parker’in boşandığı eşi Eva Longoria’nin kafasını Grizzlies saç bandının kestiğini gösteren bir pankarttı. Saha kenarındaki seyircilerden biri Paker’in dikkatini çekmek için hazırlamış belli ki.

Zach basket attığında takım arkadaşlarından önce kenardakilerle tokalaşıyordu. Yanımda oturan 10 yıllık sezonluk bilet sahibi adamın adını şanını bilmem, maç bittiğinde ağlıyordu. Benim sesim gitmiş, herkes sevinç yumağı, soruyorum "önceki play-offlarda da böyle miydi bu seyirci" diye. Herkes "hayır kesinlikle böyle değildik" diyor.

Seyirci inanıyor Spurs’u eleyeceklerine, takım da inanıyor. Bense tüm bunlara rağmen işin hala tecrübe kısmındayım. İçimden "Spurs bu sağı solu belli olmaz, yılların takımı, 4. maçı alıp seriyi bir şekilde 6 maçta alırlar" desem de, kendi kendime bozuk plağı andırıyorum. İlk 3 maçta daha iyi görüntüsünü veren takım kesinlikle Grizzlies.

Neden?

1- Spurs’un pota altı Zach ve Marc Gasol’u durdurmakta yavaş kalıyor. Duncan ve McDyess, Blair yavaş kalıyorlar. Grizzlies pota altından oynamakta sabırlı bir şekilde ısrar ettikçe çok yıpratıyorlar içeriyi.

2- Tony Allen ve Shane Battier gibi iki savunma adamı Spurs’un uzun mesafe atıcılarını çok yoruyorlar. Manu ve Parker içeriye giremiyor bile.

3- Takım savunması çok yerinde. Spurs sayı atarken çok yoruluyor. Bonner ve Neal gibi zehir zemberek üçlükçüler boş atış bulamıyorlar. Her an başlarında birisi var. 3. maçta 2/15 üçlük atabildi Spurs takım olarak. Gerçi kaçanların 4-5 tanesi boş üçlüklerdi ama sahada öyle bir savaş var ki, salonda öyle bir uğultu var ki, Spurs ritmini bir türlü tutturamadı. 5-6 sene önceki takım Suns’in bir başka versiyonuydu. Hücum takımıydı. Bu takım savunma takımı. Yıllar sonra Memphis’ine geri dönen, şehrin tekrar bağrına bastığı kaptan Shane Battier de böyle düşünüyor.

4- Memphis dışarıdan oynamaya başladığında Spurs bir adım öne geçiyor. Ama Grizzlies dış atışlarda ısrar etmiyor. Mike Conley tempoyu ayarlamakta çok disiplinli.

5- OJ Mayo kenardan girip çok kritik işler yapıyor. Darrell Arthur da uzunlar yorulduğunda oyuna girip pota altı savunmasında yere düşmüyor.

6- Seyirci faktörü. Hani tecrübe diyoruz ya. Spurs’den tecrübelisi var mı? Maçın bitimine 7 saniye kala Hill ribaundu alıyor, Manu’ya aktarıyor, mola alacağına sahayı kat ediyor ama atış bile bulamıyor. İşte bu öyle bir atmosferdi ki Manu gibi tecrübeli bir oyuncuya bile maçtan sonra "kafam karışıktı, ben daha fazla zaman var sanıyordum, yanılmışım" dedirtiyor.

Sonuç olarak ilk üç maç itibariyle tempoyu belirleyen taraf, doğru işleri doğru zamanda yapan taraf hep Grizzlies oldu. Spurs’un kazandığı 2. maçı bile Grizzlies alabilirdi.

Bundan sonra ne olur? Tamam belki gittiğim maçın etkisinde kalıp "yine de şahlanıyor aman" modunda olabilirim ve tarihte böyle coşkulu destekleyen tek NBA seyircisi de Grizzlies seyircisi değil. Fakat ilk üç maçı baz alırsam seride ibre kesinlikle Grizzlies’in lehinde.

Öte yandan birisi sezonu 1. bitirmiş, öteki 8. bitirmiş. Bunun farkının bir şekilde ortaya çıkması gerekir. Spurs gibi takımı 4 kere yenmek hala zor. Grizzlies 3. maçın ilk 3 çeyreğini domine ettiyse de son çeyrekte eller titremedi değil. 14 sayı civarına çıkan fark eridi gitti son çeyrek. Ayrıca ilk 3 çeyrek sonunda Grizzlies’in %85lerde olan faul atışı yüzdesi maçın sonunda %72’ye inmişti. Ayrıca her zaman Zach Randolp’un üçlüğüyle maçı koparamayabilirler ve Spurs oyuncuları Fedex Forum’un 5-6 sene önceki gibi olmadığını da anlamış durumda. Grizzlies’in Rudy Gay’i aradığı tek kısım maçın son topunda o sütü sokacak oyuncu konusu. Rudy Gay oynarken takım daha ofansif bir takım oluyor ve Rudy’nin savunması öyle üst düzey değil. Açıkçası Zach’i Rudy’e tercih ederim. Ama son topta Zach topu içeri atamasa nasıl kızabiliriz ki?

Ayrıca Grizzlies 4. maçı alıp durumu 3-1’e getirse bile bu seri bitti demek kesinlikle değil. 2006’da Lakers 7 bitirip Suns’a karşı 3-1 öndeyken seriyi pekala vermişti. Grizzlies oyuncuları disiplinli davranmaya çalışsalar da, havaya girebilirler ve bu da onlara pahalıya patlayabilir. Benim gördüğüm Grizzlies'de buna izin vermeyecek Battier, Zach, Tony Allen gibi adamlar var. Ama günün sonunda Grizzlies genç bir takım. Serilerde psikolojik dengelerin ne zaman ne şekilde değişeceği belli olmuyor.

Şurası kesin. Seri devam ediyor ve Grizzlies 2-1 önde. Manu’nun 3. Maçın sonunda söylediği bir demeci var: "bu serinin galibini yürek belirleyecek. işin 1-8 eşleşmesi veya tecrübeyle alakası kalmadı. Kim daha çok isterse, kim yüreğiyle daha fazla oynarsa, o kazanacak". Ne diyelim seriyi kazanacak takım için istek parçamız şimdiden hazır: "Bunun adına yürek derler."
Tümü
 Reklam