BİR USAIN BOLT ANALİZİ

Yeni sezon değerlendirmelerine başlamadan evvel bu Usain Bolt portresini çok görmeyin yazarınıza.

calendar 19 Ağustos 2009 11:24
Haber: Sporx.com Yazarlar
BİR USAIN BOLT ANALİZİ
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.

Paylaş:



NBA’de ölü sezonun yaşandığı bir dönemde, bir dönem atletizmle uğraşmış olmanın da verdiği ufak birikimle (her ne kadar orta mesafe koşsam da) Usain Bolt’un son kırdığı rekora dair bir-iki kelam etme hakkı gördüm kendimde. Yeni sezon değerlendirmelerine başlamadan evvel bu Usain Bolt portresini çok görmeyin yazarınıza.

Hikaye malum... Tek kelimeden de öte sadece üç rakamla bile özetlenebilinen türden: 9:58. Aslında çoğu kişiyi şaşırtan şey, Usain’in rekor kırması değil, rekorları büyük bir “marjin” ile kırması. Yelena Isinbayeva veya Sergey Bubka’nın birer santim birer santim yaptığının muadili olan birer salise birer salise (buradaki salise saniyenin yüzde biri olan türü, onda biri değil) ilerletmiyor rekorunu Usain Bolt. Zaten pratikte bunu yapmak da çok kolay değildir; ama son 15-20 yılda hep birer salise gelişen 100 metre rekoruna baktıkça kendi kendimize, “Galiba insanoğlunun fiziki sınırlarına yavaş yavaş yaklaşıyoruz,” derken, sahneye Usain Bolt çıkıverdi aniden. Önce son 20 metresinde resmen eğlendiği bir rekor kırdı geçen sene Olimpiyatlarda. Kimilerince “sportmen olmamakla” suçlandı; ama potansiyeli 9.50’ler olan bir adamın bunu daha kariyerinin başında gerçekleştirmeye çalışması, çok güzel bir filmin henüz 10. dakikada “Son” yazmasıyla eşdeğer olmayacak mıydı' Bir şekilde gelecek senelere de heyecan bırakmak lazımdı ve Usain Bolt, yaşının da verdiği “rahatlık”, sempatiklik ve çocuksulukla zaferini kutlayıverdi son 20 metrede, dilleri neredeyse dışarı sarkmış ve bütün limitlerini zorlayan diğer atletlerin gıpta ötesi bakışları eşliğinde. Aynı hızda gitseydi, uzmanlar 9.60 veya altına inebileceğini zaten geçen sene söylemişlerdi. Ve Usain Bolt’u 100 metrede en son bıraktığımız (geçen seneki 200 metre ve bayrak yarışını saymıyorum) yer olan o son metrelerdeki enstantane, bu sene Berlin’de tarihe canlı şahitlik edecekleri ve biz televizyon başındaki atletizmseverlerin heveslerini enikonu artırmıştı.

Başka bir seviyenin atleti

Pazar günü bizim buralarda öğlen vaktine denk gelen yarışı yabancı kanallar yerine internette TRT3’te izlemeyi tercih ettim. O an yanımda bulunan şahsa, “Birazdan tarihe tanıklık etmeye hazırlan,” dedim. Nitekim spikerimiz de rekor beklediğini büyük bir cesaretle ilan etmişti ve bunda bir mahzur yoktu. Yarış anında rekorun gelip gelmeyeceğinden tam emin değildim; ama son 20 metrede Bolt’un hızını azaltmadan ve sevinç gösterisine bulaşmadan adımlarına devam ettiğini görünce, “Rekor geliyor,” diye mırıldandığımı hatırlıyorum. Usain’i bu sefer daha ciddi tutan şey, Tyson Gay’in varlığıydı elbette. Gay’in varlığı sayesinde Usain, bir an bile gevşemeden (son beş-on metre yine yapmış numarasını gerçi önce Gay’e sonra da skorborda bakarak) rekorun geldiğini hissettirdi pek çoğumuza. Zaten Gay de, 100 metre tarihinin en iyi üçüncü derecesini yapmış oldu bu yarışta. Gerçi, Usain olmasa, Gay de kendini bu kadar çok sıkmayacaktı, ki kendisiyle yapılan mülakatta, “Elimden geleni yaptım gerçekten,” diyerek bizim tabirimizle epey bir “kastığını” itiraf etti; lakin Usain gerçekten de başka bir seviyenin atleti.

İnternetten bulup aşağıya koyduğum iki tablo, Usain Bolt ve diğer meşhur bazı 100 metrecilerle alakalı birkaç rakam veriyor.  İlk tabloda Bolt’un ve Gay’ın ikişer performansı verilmiş. Gay’ın 9.68’lik performansı +4 şiddetinde rüzgarın arkadan esmesiyle oluşmuş, yani biraz hormonlu; zira bildiğim kadarıyla +2’nin üstünde bir rüzgar olduğunda rekor kesinlikle geçerli olmuyor. Hatta sırf bu yüzden bayanlar 100 metre rekorunun sahibi Florance Joyner’in yanına bile yaklaşılamayan rekorunun rüzgar yardımıyla kırıldığını iddia edenler var. Böyle bir şey varsa nasıl olmuş da IAAF (Uluslararsı Atletizm Federasyonu) böyle bir rekora izin vermiş akıl almıyor. Neyse... Tablodaki RT, Recep Tayyip değil tabi ki, Reaction Time (reaksiyon zamanı). Yani silahın patlamasından atletin “starting block”tan (bizim tabirle “takoz”) çıkışına kadar geçen süre. Bunun nasıl ölçüldüğünü sormayınız, zira atletler ayaklarını o “takoz”a dayarlarken oradaki kabloların varlığını görmemiş olamazsınız. Görüldüğü gibi Usain Bolt geçen sene Pekin’de (Beijing mi diyecektik bundan böyle) 0.165’lik bir RT’ye sahipken, bu sene 0.146’ya sahip. Yani daha iyi çıkmış bu sene; ama o iyi çıkışın bedelini bu sefer daha az kasarak ödemiş ve 2.89 saniye ile bitirmiş ilk 20 metreyi. Halbuki, geçen sene 2.87 koşmuş o aralıkta biraz da kötü çıkışı telafi etme çabasıyla. Sonrasında ise her 20 metredeki derecesinin geçen senekine nazaran daha iyi olduğunu görüyoruz. Elbette bu ilk 20 metreye çıkışta hızlanmayla kaybedilen süre ve RT de dahil. Son 20 metreye baktığımızda yukarıda ifade ettiğim gibi, işi bu sene daha fazla ciddiye aldığı bir hakikat; ama bir sonraki tabloya bakıldığında son 10 metrede yine bir miktar “gevşediğini” göreceksiniz sporcumuzun.



İkinci tabloda Ben Johnson, Carl Lewis, Maurice Green, Tim Montgomery, Asafa Powell ve Usain Bolt’un en iyi derecelerinin ayrıntılı analizleri var. 88’de Ben Johnson’un koştuğu 9.79’luk derecenin dopingli olduğunu dikkatli atletizmseverlerimiz hemen hatırlayacaklardır. Bolt’a baktığımızda ise 50 ila 90. metreler arası yaptığı 0.82’lik üç tane 0.83’lük bir tane serinin rekoru getirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Dikkat edilirse 0.90’lık o son 10 metre geçen sene hafızalarımızda yer eden sevinç gösterilerine tekabül ediyor. Bu seneki yarışa dair daha ayrıntılı bir analiz için aşağıdaki linkten istifade edebilirsiniz. Bu linkte de Bolt-Gay-Powell üçlüsünün yarış istatistikleri var.

http://www.sportsscientists.com/2009/08/analysis-of-bolts-958-wr.html


Bu performansı nereye koymalı'
Hiç şüphesiz atletizm tarihinin belki de en etkileyici (şu ana kadar ki) performansı olduğu hususunda birçok insan hemfikirdir tahminimce sonucu itibariyle. Ama yarışın içinde Bolt’un sarfettiği eforu düşündüğümde bana yine çok zorlamadığını düşündürüyor Bolt. Bunu makul karşılıyorum; çünkü yukarıda da farklı bir misalle belirttiğimiz üzere, hiçkimse elindeki tatlıyı hemen birkaç saniyede bitirmek istemez. Bence birkaç sene daha beklemek lazım Usain’in üstüne koyması için. Bence bunun 9:40’a kadar yolu var. Çok daha iyi bir reaksiyon zamanı olan, yarışı hiçbir anında bırakmadan aynı ciddiyetle sürdüren, ciğer kapasitesi ve kas yapısı biraz daha gelişip-olgunlaşmış bir Usain Bolt’un 26-30 yaşları arasında kırması muhtemel olan rekorları heyecanla bekleyeceğim. Tabii meselenin bir de öteki yüzü var. Bu rekorlarla başı dönen bir Bolt’un (pek zannetmiyorum; ama o da bir insan neticede) doygunluğa ulaşması veya kendini başka meşgalelere kaptırması her zaman hatırda tutulan bir ihtimal. Yine de Usain’in bu rekoru bir aksilik olmazsa son nokta değil gibi görünüyor.

Peki Usain’i nereye koymalı'
“Müzeye,” doğru cevap değil. Fakat bazı insanların yaptığı gibi kendisini Muhammed Ali, Michael Jordan, Tiger Woods, Lance Armstrong gibi sporcularla aynı kefeye “şimdiden” koymak için bana erken geliyor. Bunu iki sebebe baplıyorum:

1)    Usain Bolt inanılmaz bir Allah vergisi yetenekle doğmuş. Atletizm yaparken sprinter arkadaşlar, “Sprinter olunmaz sprinter doğulur,” diyerek biz orta mesafecileri kızdırmaya çalışırladrı, ki bazı yönlerden haklılar. Neticede sprinter olmak demek, vücutta avam tabiriyle “patlama kasları” denen ve kısa mesafe koşmaya yarayan o kas türünün “dominant” miktarda bulunmasıyla alakalı bir şey. Çitalarda bu tür kaslar mebzul miktarda bulunduğu için çok çabuk hızlanıp çabuk yoruluyor. Mesela benim 100 metrede Usain’i geçmem nasıl bir hayalse, Usain’in de beni 1500 metrede geçmesi (yaklaşık 4 dakikalık bir derecem var, dünya rekoru 3:26) çok çok zor bir şey. Her neyse, Usain bu nadide “yeteneği” sayesinde kendini çok çabuk (kolay demiyorum) geliştirdi ve rakipsiz olmayı başardı. Usain adeta, Soğuk Savaş döneminde Rus bilimadamlarının ürünü gibi görünen ve “güçlü adam”ın sembolü olan anti-kahraman Ivan Drago’nun (Rocky 4) gerçek hayattaki bir numunesi. O boy, o kas yapısı, güç, hız dayanıklılığı ve süratin tek bir insanda ifrat derecede birleşmesi gerçekten nadirattan. Dolayısıyla bütün bu özelliklere haiz bir Usain’e kalan şey disiplinli çalışmak. Burada kesinlikle Bolt’u küçümsediğim, antrenman programı ve iş disiplinini önemsemediğim anlamı çıkmasın. Ancak koşmaktan başka bir şey yapılmasına gerek olmayan böyle bir branşta, gerekli altyapıya fazlasıyla sahip olduğunuzda otomatikman bir-iki adım zaten öne çıkıyorsunuz. 1500 metrede boyun bir önemi olmadığını duyunca üzülmüştüm; ama görüyorum ki 100 metrede boy hiç olmadığı kadar önem arz etmeye başladı Bolt sonrası. Eski rekortmen Maurice Green’in ve keza Tyson Gay’in kısacık adamlar olması hasebiyle bize böyle bir ilüzyon yaşatmalarının ardından, Usain Bolt, herkesten daha az adım atarak, büyük adım aralıklarıyla fark yapıyor.

2)    Yukarıda saydığım büyük sporcuların kariyerlerine baktığınızda hepsinin kariyerlerinin/hayatlarının belirli dönemlerinde çok ciddi sıkıntılar yaşadığını/atlattığını görürsünüz. Armstrong’un kanser olması ve atlattıktan sonra 7 kez Fransa Bisiklet Turu’nu kazanması, Jordan’ın babasının ölümüyle basketbolu bırakması ve sonra geri dönmesinin ardından 3 şampiyonluk daha kazanması, Muhammed Ali’nin Vietnam Savaşı’nı protesto etmesi sebebiyle Amerikan hükümetiyle başının derde girmesi gibi misaller sadece akla ilk gelenler. Ayrıca her birisinin en az 10-15 yıllık kariyerleri var. Mesela eskinin 200 metre, şimdinin 400 metre rekortmeni Michael Johnson’un 200 metre rekorunu 29, 400 metre rekorunu ise 32 yaşında kırdığını hatırlatayım. Usain ise heniz hayatının baharında inanılmaz başarılar elde etti. Bu başarıları aynı hızda sürdürüp 8-10 sene sonra atletizmi bıraktığında dünya rekorunu 9:40’lara 200 metreyi de 19:20’lere çektiğini gördüğümüzde (inşallah) herhalde yukarıdaki büyük sporcularla aynı parantezde sayılmasında bir sakınca olmayacaktır. Usain artık tamamıyla zirvede. Şimdi esas zor dönem başlıyor: Onu korumak. Bunu yaparsa zaten gerçekten kategori atlar birçok sporseverin gözünde. Ne demişti Jordan: “İnsanlar Michael Jordan gibi olmak istiyor. Bense her gün Michael Jordan olduğumu ispatlamak zorundayım.”

Yarın ne olur'
Yarın kelimesini iki manada kullandım. Hem yarınki (Perşembe) 200 metre Finali’ni düşünerek, hem de gelecek ayları yılları hesaba katarak. Yarın Usain’i çok zor bir yarış bekliyor. Tabii ki rakibi yok; ama iki sorundan biri de burada. Rakipsiz olduğu için kendisini arkadan iten olmayacak. Gay, çekildiğini açıkladı 200 metre finalinden. İkincisi ise, geçen seneyi hatırlayacak olursanız, Usain 200 metre rekorunu sadece iki salise farkla kazanırken son derece müthiş bir yarış disiplini içerisinde koşmuştu; çünkü kırdığı rekor 12 yıldır kırılamayan ve Michael Johnson’a ait olan 19:32’lik 200 metre rekoruydu. Rekorun önüneki en büyük engellerden biri 200 metre yarışında ciddi bir curve’ün (dönemeç) bulunmasıydı. Johnson, Usain’in bu curve denen mereti savrulmadan dönemeyeceğini savunuyordu, ki rekorun videosuna bakıldığında Usain’in dönerken neredeyse kulvarının dışına çıkmakta olduğunu görürüz. Usain zor da olsa bunu başardı ve savrulmadı. İkinci tehlike ise “speed endurance” denen ve 200 metrenin en önemli meziyeti olan “hız dayanıklılığı” meselesiydi. Her ne kadar Usain Bolt aslında bir 200 metreci olsa da, hedeflediği rekor, bir efsanenin bütün atletizm hayatının meyvesi olan ve yanına bile yaklaşılmayan bir rekordu. Zaten geçen sene beni esas etkileyen şey, Bolt’un 100 metre değil 200 metre rekorunu kırması oldu. İnternette o videoyu bulup izleyin yarınki yarış öncesi. Usain nasıl da zorluyor kendini son metrelere hatta santimlere kadar.

Bence Usain’in geçen seneden daha iyi olup olmadığını 200 metre yarış performans(lar)ı belirleyecektir; çünkü Usain gördüğüm kadarıyla bir türlü tam kapasitesini yansıtamıyor 100 metreye. Hep geleceğe bir miktar “avans” bırakıyor. Ama 200 metre öyle değil. Yarınki yarışta yine çok çalışması lazım Bolt’un bu sefer kendi rekorunu kırması için. Açıkçası “lay lay lom” yapmaya hiç “zamanı” olmayacak. Rekor bekliyor muyum' Rekor gelse de şaşırmam gelmese de. Gelse bile bu kesinlikle 19:30’dan 19:20’ye düşme şeklinde olmayacaktır. Olursa zaten ben değil bütün herkes küçük dilini yutar; çünkü 19:20’yi beş-altı sene sonra bile göreceğimden şüpheliyim gerçekten. Rekor gelmezse şaşırmam; ama 19:27 ila 19:35 arasında bir derece bekliyorum yarın. 

Uzak yarında ne olur' Bilmiyorum; yukarıda geleceğe dair bazı beklentilerimi zaten yazdım; ama onun haricinde bir şeyden eminim: Bu çocuk gerçekten bir şeyler olacak ileride!
Tümü
 Reklam 
  • PUAN DURUMU
  • FİKSTÜR
  • STSL
  • 1.Lig
  • İng
  • Alm
  • İsp
  • İta
  • ŞL
  • AL
  • KL
TakımlarOGBMAYP
1 Galatasaray 18 13 4 1 40 13 43
2 Fenerbahçe 18 12 6 0 42 16 42
3 Trabzonspor 18 11 5 2 35 21 38
4 Göztepe 17 9 5 3 21 9 32
5 Beşiktaş 17 8 5 4 30 22 29
6 Başakşehir 18 7 5 6 29 19 26
7 Samsunspor 18 6 8 4 23 21 26
8 Gaziantep FK 18 6 6 6 25 31 24
9 Kocaelispor 18 6 5 7 16 19 23
10 Alanyaspor 18 4 9 5 18 18 21
11 Gençlerbirliği 18 5 4 9 22 25 19
12 Rizespor 17 4 6 7 20 24 18
13 Konyaspor 17 4 5 8 21 29 17
14 Antalyaspor 18 4 4 10 16 31 16
15 Kasımpaşa 18 3 7 8 14 24 16
16 Kayserispor 17 2 9 6 16 33 15
17 Eyüpspor 17 3 4 10 10 24 13
18 Karagümrük 18 2 3 13 15 34 9