İki farklı vedanın iç yüzü: CR7 vs Messi

Lionel Messi bir karnaval havasında milli takıma veda ediyor, Cristiano Ronaldo ise büyük bir kriz ve öfke nöbetinin ardından...

SPORX AI BAKIŞI
Açık
calendar 04 Ekim 2026 11:19
Haber: Sporx.com dış haberler, Fotoğraf: Imago
İki farklı vedanın iç yüzü: CR7 vs Messi
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Yorum Yap Yorum Yap
Google News
Bir nesil boyunca ortak hafızamızda böylesine iç içe yer aldıktan sonra Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo'nun milli takım kariyerlerinin aynı dönemde sona ermesi neredeyse kaçınılmazdı. Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş! İşaretle İŞARETLE Tıkla Messi, salı günü Buenos Aires'te Benin'e karşı oynanacak hazırlık maçında Arjantin formasıyla son kez sahaya çıkacak. Karşısındaki rakip en prestijli takım olmayabilir ancak böyle bir günde diğer takımın kimliği neredeyse hiç önem taşımıyor. Bu, bir futbol maçından çok, birçok kişinin tüm zamanların en iyisi olarak gördüğü bir oyuncuya duyulan minnettarlığın karnavalı olacak.

Avrupa'da ise işler biraz daha az onurlu şekilde ilerliyor. Cristiano Ronaldo, Portekiz'in UEFA Uluslar Ligi'nde Norveç'e karşı oynadığı maçta yedek kulübesinde bırakılmasına ve teknik direktör Jorge Jesus'un bunun gerekçesine ilişkin açıklamasına tepki göstererek milli takım kampını terk etti. Milli takımı bıraktığını açıklamadı ancak bunun yakın olduğu hissediliyor.

Ronaldo, Instagram'da şu ifadeleri kullandı:

"Milli takımın basın toplantısının ardından ve Portekiz Futbol Federasyonu Başkanı ile yaptığım görüşme sonrasında, milli takım kampından ayrılmaya karar verdim.

Zamanı geldiğinde, her zaman kendimi adadığım milli takımdan ayrılmama neden olan sebeplerle ilgili gerçeği bütün Portekiz halkına anlatacağım."

OMZUNA DOKUP 'ZAMANI GELDİ' DİYECEK KİŞİ...

Bu açıklama, 2011 civarından kalma bir Facebook durum güncellemesini andırıyordu: Kimliği belirsiz bir kişi ya da kişiler hakkında, yarı üstü kapalı, pasif agresif ve ilgi çekmeye çalışan bir şikâyet. "Cristiano Ronaldo… BAZI İNSANLARIN düşündüğü kadar sadık olmadığını fark ediyor" gibi bir şey.

Burada söz konusu olan, isteklerinin karşılanmasına alışmış bir adam. En iyi dönemini geride bırakmış, son yıllarda milli takımdaki varlığı takımın dengesini bozmuş ve dikkatleri dağıtmış bir oyuncu. Buna rağmen önceki teknik direktör Roberto Martinez döneminde, oynayabilecek durumda olduğu neredeyse her maça ilk 11'de başladı.

Jesus'un göreve getirilmesi, 41 yaşındaki Ronaldo açısından birbirine zıt yorumlara yol açtı. Bir yandan, Suudi Arabistan Pro Ligi'nde Al Nassr'da onu çalıştırmış bir teknik adam söz konusuydu; dolayısıyla Ronaldo'ya daha fazla ayrıcalık tanıyabilirdi. Diğer yandan Jesus, Martinez'e kıyasla insanların gözüne girmeyi daha az önemseyen ve statüden daha az etkilenen, sert bir karakterdi. Belki de Ronaldo'nun omzuna dokunup zamanının geldiğini söyleyecek kişi o olacaktı.

Görünen o ki ikinci ihtimal daha ağır bastı.

SON YAKIN, BU ÇOK AÇIK

Jesus, Norveç maçının ardından basına şöyle konuştu:

"Portekiz'deki ilk basın toplantısını yaptığımızda… 'İlk 11'de başlamam ya da yedek kulübesinde olmam teknik direktöre bağlı' demişti. Ne yapmam gerektiğini bana maç söyler. Maçın sonunda ona ihtiyaç duyabileceğim konusunda anlaşmıştık ancak maç bana farklı bir hikâye anlattı ve sonuçta onu oyuna almadım."

Bir futbol takımını yönetmenin bu makul ve mantıklı biçimiyle, Ronaldo'nun bütün mantığa rağmen ilk 11'de başladığı ve çoğu zaman sahada tutulduğu önceki dönemleri karşılaştırmamak zor.

Belki bir tür uzlaşma sağlanacak, herkes bunun yalnızca bir iletişim kopukluğu olduğunu söyleyecek ve Ronaldo bir veda maçı için geri dönecek. Ancak bu gerçekleşse bile sonun yakın olduğu açık.

BU KEZ VEDA: RONALDO vs MESSI

Ronaldo ve Messi, yaklaşık 20 yıldır olduğu gibi bir kez daha karşılaştırılmaktan muhtemelen hoşlanmayacak. Yine de milli takım kariyerlerinin aynı dönemde sona ermesi ve bütün dikkatin takımlarına değil, kendilerine yönelmesi dikkat çekici. Aradaki fark şu: Ronaldo'nun öfke nöbeti, her şeyi onun etrafında dönen bir meseleye çevirdi. Messi söz konusu olduğunda ise mesele gerçekten onunla ilgili.

Bunlar kariyerlerinin son yıllarındaki iki futbolcu. Messi 39 yaşında. İkisi de kulüp kariyerlerinin son dönemini, futbolun ana merkezlerine kıyasla daha kenarda kalan liglerde geçiriyor. Farklı ölçülerde de olsa hâlâ oynayabildikleri için oynamaya devam ediyorlar. İkisi de kendi liglerinde şampiyonluk kazandı ve gol atmayı sürdürüyor.

Ancak kulüp kariyerleri benzer yollar izlerken milli takımlarında durum, en azından son yıllarda, oldukça farklı oldu.

AYRICALIK MESSI'DE İŞE YARADI

Son iki Dünya Kupası'ndaki performanslarına bakın: Messi iki turnuvada da finale çıktı ve birini kazandı. Ronaldo ise daha erken eleme turlarında turnuvaya veda etti ve takımda yer almasının gerekip gerekmediğine ilişkin soruları geride bıraktı.

İkisine de ayrıcalık tanındı. Aradaki fark, Messi'ye tanınan ayrıcalığın işe yaramasıydı. Lionel Scaloni, eski Barcelona yıldızının artık yapamadıklarından ziyade hâlâ yapabildikleri etrafında bir takım kurmanın yolunu bulduktan sonra iki Copa America ve bir Dünya Kupası şampiyonluğu geldi. Martinez ve ondan önce birkaç yıl boyunca, bir ölçüde Fernando Santos, Ronaldo ile bunu başaramadı. Jesus ise belli ki bunu denemeye değmeyeceğine karar verdi.

SUÇLAMAK BİRAZ DA İNSAFSIZLIK

Mantık açısından bakıldığında Ronaldo'nun muhtemelen birkaç yıl önce kramponlarını asması gerekirdi.

Bazı açılardan, devam etmesine izin vermeye hazır biri varsa onu sürdürdüğü için suçlayamazsınız. Ancak bunun sonucu, bir zamanların büyük oyuncusunu, ülkesinin gelmiş geçmiş en iyisini ve muhtemelen futbol tarihinin en durdurulamaz golcüsünü, bir zamanlar yapabildiklerini artık yapamadan sahada dolaşırken görmek oldu.

Özellikle rakibiyle karşılaştırıldığında, milli takım kariyerinin sona erişindeki bazı unsurlar için Ronaldo'yu suçlamak biraz insafsızlık da olabilir.

Messi'nin kariyerinin son döneminde Arjantin ile yakaladığı başarıda önemli ölçüde şansın da payı vardı. Scaloni, esasen ülkesinin federasyonunun başka birini göreve getirecek maddi imkânı olmadığı için seçilmişti.

ÖFKE KRİZİNE GİRMESEYDİ...

Ronaldo'nun başına da benzer bir şey gelseydi ve 2000'lerden kalma benzer ölçüde sıradan bir bek —örneğin Nuno Valente— Portekiz'de aynı şeyi yapsaydı, belki roller tersine dönerdi. Bütün gözler, saygınlığı korunmuş ve hiçbir kırgınlığın yaşanmadığı onun veda maçında olurdu.

Ancak sonra, yalnızca tek bir maçta yedek kulübesinde bırakıldığı için öfkeye kapılıp milli takımını terk eden bir adam görüyorsunuz ve sempati oldukça hızlı biçimde kayboluyor.

Bunun Ronaldo için gerçekten son olacağını düşünmek güç. Messi'nin gelecek haftaki vedasına benzer bir uğurlama isteyecektir. Sahada gösterdiği performanslar açısından bakıldığında da bunu hak ediyor.

Biraz farklı davransaydı, bu kapris ve belirsizlik havası oluşmadan böyle bir vedaya sahip olabilirdi.

Tümü
 Reklam