Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılın başından itibaren ordu sistemini değiştirerek, talimgahlarında daha çok kale ve metris (siper) müdafaasını esas almıştır. Çünkü çok sayıda cephede, kuvvet olarak üstün bulunan kuvvetlere karşı ancak ve ancak müdafaa ile başarı kazanabilirsiniz.
1800'lerin başından II. Balkan Savaşı'ndaki Edirne'nin Fethi ve Kurtuluş Savaşı'ndaki Büyük Taarruza kadar Osmanlıların dişe dokunur bir hücum başarısı yoktur.
Dünya futbolu da sanki son 5 günde Osmanlı'nın 1877-78 (93 Harbi) Osmanlı-Rus Savaşı'nda Gazi Osman Paşa'nın Plevne Müdafaa'sını esas aldı.
Önce El Clasico'daki Real Madrid'in savunma direnişi, daha sonra Galatasaray-Fenerbahçe karşılaşmasında Fenerbahçe'nin gömülü savunması ve Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Chelsea'nin 10 kişiyle uyguladığı ölümüne savunma.
5 günde üç savunma sistemi de başarıya ulaştı. Hem de ikisi dünyanın en iyi hücum takımı Barcelona'ya karşı tuttu.
Real Madrid diğer iki rakibine göre biraz daha fazla hücum yapsa da doğru dakikalarda iyi gömülerek rakibinin hücum sistemini sekteye uğrattı.
Basketbolda kazanmak istiyorsanız önce savunma yapmanız gereklidir. Ama futbol bu tip bir skor değil. Savunma ve hücumu ortak şekilde uygulamazsanız illa ki bir yerde patlarsınız.
Ancak şu beş günde Real Madrid'i biraz dışarıda tutarsak sadece savunma yapmak da kazandı. Çünkü kazanan Real Madrid, Fenerbahçe ve Chelsea 3 pozisyonun üstüne çıkmayarak 2'şer gol buldular.
Fakat bu üç takımın kazanmasının asıl sebebi savunma sistemleriydi. Her üç takım da rakip atakları kanatlara değil ortaya yönelttiler. Ortada da savunma gömülü olduğu için ne iki maçta Barcelona ne de Galatasaray galibiyete ulaştı.
Çünkü siz ne kadar baskı yaparsanız yapın, hücum adamlarınız fırsatlarda beceriksizlik yaparlarsa golü bulamıyorsunuz.
Galatasaray, Barcelona'ya göre biraz daha fazla kanatlara yönelmiş olsa da hücum oyuncularının topu içeri sokamaması Barcelona'yla aynı kaderi paylaşmalarına neden oldu.
Galatasaray ve Barcelona'nın yaptıkları bir diğer ortak hata da rakip kaleye uzaktan çok az sayıda şut atmalarıydı.
Ortaya gömülü savunmaların en büyük dezavantajı kanattan gelen ortalar (daha doğrusu paralel paslar) ve uzaktan gelen şutlarda savunma oyuncularına çarparak gelen toplardır.
Ne Galatasaray ne de Barcelona kapanan savunmaya karşı uzaktan bombardıman yapmadılar.
Fakat şu son üç maçta savunma takımları zafere ulaşsalar da hücum futbolu her zaman daha doğrudur. Çünkü her üç maçta da hücum yapan takımlar 6'dan 7'den fazla pozisyon bulmuşlardır ve bunlardan girebilecek 2-3 tanesi her zaman rakip savunmaları çözebilir.
Katı savunmalar ise Euro 2004'teki Yunanistan'dan sonra 2012 yılına kadar çok büyük başarılar kazanmamıştır.
Umarım şu son 3 maç, Euro 2004 ve 2006 Dünya Kupası arasındaki kısır futbol döngüsünü yeniden bizlere yaşatmaz.
Çünkü Lionel Messi ve Barcelona'nın gelişine kadar o 2 senelik kısır döngü, futbolseverleri fazlasıyla sıkmıştı.
https://twitter.com/#!/erdi_aydemir
1800'lerin başından II. Balkan Savaşı'ndaki Edirne'nin Fethi ve Kurtuluş Savaşı'ndaki Büyük Taarruza kadar Osmanlıların dişe dokunur bir hücum başarısı yoktur.
Dünya futbolu da sanki son 5 günde Osmanlı'nın 1877-78 (93 Harbi) Osmanlı-Rus Savaşı'nda Gazi Osman Paşa'nın Plevne Müdafaa'sını esas aldı.
Önce El Clasico'daki Real Madrid'in savunma direnişi, daha sonra Galatasaray-Fenerbahçe karşılaşmasında Fenerbahçe'nin gömülü savunması ve Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Chelsea'nin 10 kişiyle uyguladığı ölümüne savunma.
5 günde üç savunma sistemi de başarıya ulaştı. Hem de ikisi dünyanın en iyi hücum takımı Barcelona'ya karşı tuttu.
Real Madrid diğer iki rakibine göre biraz daha fazla hücum yapsa da doğru dakikalarda iyi gömülerek rakibinin hücum sistemini sekteye uğrattı.
Basketbolda kazanmak istiyorsanız önce savunma yapmanız gereklidir. Ama futbol bu tip bir skor değil. Savunma ve hücumu ortak şekilde uygulamazsanız illa ki bir yerde patlarsınız.
Ancak şu beş günde Real Madrid'i biraz dışarıda tutarsak sadece savunma yapmak da kazandı. Çünkü kazanan Real Madrid, Fenerbahçe ve Chelsea 3 pozisyonun üstüne çıkmayarak 2'şer gol buldular.
Fakat bu üç takımın kazanmasının asıl sebebi savunma sistemleriydi. Her üç takım da rakip atakları kanatlara değil ortaya yönelttiler. Ortada da savunma gömülü olduğu için ne iki maçta Barcelona ne de Galatasaray galibiyete ulaştı.
Çünkü siz ne kadar baskı yaparsanız yapın, hücum adamlarınız fırsatlarda beceriksizlik yaparlarsa golü bulamıyorsunuz.
Galatasaray, Barcelona'ya göre biraz daha fazla kanatlara yönelmiş olsa da hücum oyuncularının topu içeri sokamaması Barcelona'yla aynı kaderi paylaşmalarına neden oldu.
Galatasaray ve Barcelona'nın yaptıkları bir diğer ortak hata da rakip kaleye uzaktan çok az sayıda şut atmalarıydı.
Ortaya gömülü savunmaların en büyük dezavantajı kanattan gelen ortalar (daha doğrusu paralel paslar) ve uzaktan gelen şutlarda savunma oyuncularına çarparak gelen toplardır.
Ne Galatasaray ne de Barcelona kapanan savunmaya karşı uzaktan bombardıman yapmadılar.
Fakat şu son üç maçta savunma takımları zafere ulaşsalar da hücum futbolu her zaman daha doğrudur. Çünkü her üç maçta da hücum yapan takımlar 6'dan 7'den fazla pozisyon bulmuşlardır ve bunlardan girebilecek 2-3 tanesi her zaman rakip savunmaları çözebilir.
Katı savunmalar ise Euro 2004'teki Yunanistan'dan sonra 2012 yılına kadar çok büyük başarılar kazanmamıştır.
Umarım şu son 3 maç, Euro 2004 ve 2006 Dünya Kupası arasındaki kısır futbol döngüsünü yeniden bizlere yaşatmaz.
Çünkü Lionel Messi ve Barcelona'nın gelişine kadar o 2 senelik kısır döngü, futbolseverleri fazlasıyla sıkmıştı.
https://twitter.com/#!/erdi_aydemir





















