1992 yılında önde Ferguson, hemen ardında Giggs, arada Beckham'ın da yer aldığı ve son sırada Scholes ve Terry Cooke'un bulunduğu fotoğraf bize aslında Ferguson'un Manchester United'ın başında neden 26 yıldır bulunduğunu gösteriyor. Bu fotoğrafı, Neville'nin jübilesi vesilesiyle yeniden poz verdiklerini futbolseverler hatırlayacaklardır. Yine en önde Giggs ve en arkada Scholes. İkisi de bugün Manchester United forması giymeye devam ediyor.
1992'den bugüne Ferguson'un takımına birçok oyuncu katıldı ya da emekli olanlar oldu. Ama 1992'deki fotoğrafta da en önde olan Giggs, hala futbol oynamaya devam ediyor. 38 yaşındaki oyuncu tabi artık eski süratinde değil. Fakat oyun zekası, orta sahadan attığı gollük paslarla futbolseverleri büyülemeye devam ediyor.
Manchester United'da bu sezon, genel bir oyun istikrarından söz etsek de, sakatlıklardan dolayı inişli çıkışlı bir döneme girdikleri anda imdatlarına yine 1992'deki fotoğrafın kahramanlarından Scholes yetişti. Ocağın ikinci haftasında Bolton'la oynanan Premier Lig maçında (futbola dönüşünün ikinci maçında), golünü atan Scholes, bu golüyle Manchester United formasıyla gol atan en yaşlı İngiliz futbolcu unvanını da ayağının tozuyla eline geçirdi. Tabi Manchester United'da gol atan en yaşlı oyuncunun da Giggs olduğunu hatırlatalım.
Futbolu bırakan oyuncular veya transfer olanlar…O fotoğraftan geriye, her hamlede daha da büyüleyen Giggs ve ona eşlik etmeye devam etme kararı alan Scholes yer alıyor. 1992'deki fotoğrafta yer alan Beckham bugünlerde arkadaşlarını tribünden takip ediyor. Scholes, maç kondisyonu eksiğine rağmen Manchester City ile oynanan kupa maçında, birkaç hata dışında kusursuz oynaması aslında bize Türkiye'de futbolcuların yaşları ve profesyonellikleri hakkında bir daha değerlendirme yapmamız gerektiğini gösteriyor. Bunun yanı sıra Scholes sahaya girerken Beckham tribünde izleyici olarak eşlik ettiğini de hatırlayalım.
Beckham'ın bugün sahada niye olmadığını ele aldığımızda, Manchester United'dan ayrılırken Ferguson'la sorunlar yaşaması ilk olarak aklımıza gelebilir. Peki bu oyuncuları bugün ikisini sahada, diğerini de tribünde tutan sadece Ferguson'la yaşadığı problemler mi açıklayacağız? Kesinlikle hayır.
Beckham Manchester United'da oynarken takımın “7 numarası”ydı ve Giggs ve Scholes'e göre daha yetenekli olarak değerlendiriyordu. Scholes, iki ceza sahası arası kat edebilen, uzun paslarıyla, bir anda ters kanada attığı toplarla ve zaman zaman şutlarıyla aklımızda kalabiliyor. Beckham'ın oynadığı dönem için Giggs hakkında da, daha bir sol açık nitelemesi yapabiliyoruz. Topla süratli, dikine rakibin üstüne giden ve sol kanadı darmadağın edebilen bir oyuncu. Beckham da sağ kanatta benzer işler yaparken, bunun yanında Scholes vari uzun paslar ve ekstradan mükemmel frikikler kullanıyordu. Beckham Real Madrid'e gittiğinde oynadığı futbol, Old Trafford'dakine oranla her geçen gün düşüşe geçti. Artık zaman onun, bir futbol starı olarak daha çok öne çıktığı, sahada da geçmişten kalan frikikleriyle hatırlanacaktı. Beckham belki birlikte oynadıklarında benzeri yeteneklerin harmanlandığı oyunculardan biriyken düşüşe geçerken, Giggs ve Scholes için başka bir düzlemde, futbollarını yeniden üretmeleri doğuyordu. Giggs artık sadece sol kanatın oyuncusu değil, Ferguson'un zaman zaman maçın gidişatına göre sol bekte bile kullandığı, fakat çoğunlukla orta sahada beyin olarak görev verdiği bir oyuncu hüviyetine bürünüyordu. Scholes'un da tabi ki eski enerjikliğine sahip olduğunu söylemeyiz, ama enerjisi azalırken – Giggs'de olduğu gibi- oyun zekasında fazlaca artış oluyor. Giggs ve Scholes'in Manchester United'daki, klasik futbolcu modelinin üstüne, 30'lu yaşlarda başka bir düzlemde, yüksek oyun zekasıyla yoğrulmuş futbollarını yaratmalarını izliyoruz.
Bu açıdan, Manchester United'ın orta sahasında Giggs ve Scholes'i birlikte izlemek ikinci yarısında Premier Lig için en büyük keyif olacağa benziyor. Tabi ki bu ikiliyi önümüzdeki yıl da Manchester United'ın orta sahasının beyinleri olarak görmemiz oldukça yakın görünüyor.
1992'den bugüne Ferguson'un takımına birçok oyuncu katıldı ya da emekli olanlar oldu. Ama 1992'deki fotoğrafta da en önde olan Giggs, hala futbol oynamaya devam ediyor. 38 yaşındaki oyuncu tabi artık eski süratinde değil. Fakat oyun zekası, orta sahadan attığı gollük paslarla futbolseverleri büyülemeye devam ediyor.
Manchester United'da bu sezon, genel bir oyun istikrarından söz etsek de, sakatlıklardan dolayı inişli çıkışlı bir döneme girdikleri anda imdatlarına yine 1992'deki fotoğrafın kahramanlarından Scholes yetişti. Ocağın ikinci haftasında Bolton'la oynanan Premier Lig maçında (futbola dönüşünün ikinci maçında), golünü atan Scholes, bu golüyle Manchester United formasıyla gol atan en yaşlı İngiliz futbolcu unvanını da ayağının tozuyla eline geçirdi. Tabi Manchester United'da gol atan en yaşlı oyuncunun da Giggs olduğunu hatırlatalım.
Futbolu bırakan oyuncular veya transfer olanlar…O fotoğraftan geriye, her hamlede daha da büyüleyen Giggs ve ona eşlik etmeye devam etme kararı alan Scholes yer alıyor. 1992'deki fotoğrafta yer alan Beckham bugünlerde arkadaşlarını tribünden takip ediyor. Scholes, maç kondisyonu eksiğine rağmen Manchester City ile oynanan kupa maçında, birkaç hata dışında kusursuz oynaması aslında bize Türkiye'de futbolcuların yaşları ve profesyonellikleri hakkında bir daha değerlendirme yapmamız gerektiğini gösteriyor. Bunun yanı sıra Scholes sahaya girerken Beckham tribünde izleyici olarak eşlik ettiğini de hatırlayalım.
Beckham'ın bugün sahada niye olmadığını ele aldığımızda, Manchester United'dan ayrılırken Ferguson'la sorunlar yaşaması ilk olarak aklımıza gelebilir. Peki bu oyuncuları bugün ikisini sahada, diğerini de tribünde tutan sadece Ferguson'la yaşadığı problemler mi açıklayacağız? Kesinlikle hayır.
Beckham Manchester United'da oynarken takımın “7 numarası”ydı ve Giggs ve Scholes'e göre daha yetenekli olarak değerlendiriyordu. Scholes, iki ceza sahası arası kat edebilen, uzun paslarıyla, bir anda ters kanada attığı toplarla ve zaman zaman şutlarıyla aklımızda kalabiliyor. Beckham'ın oynadığı dönem için Giggs hakkında da, daha bir sol açık nitelemesi yapabiliyoruz. Topla süratli, dikine rakibin üstüne giden ve sol kanadı darmadağın edebilen bir oyuncu. Beckham da sağ kanatta benzer işler yaparken, bunun yanında Scholes vari uzun paslar ve ekstradan mükemmel frikikler kullanıyordu. Beckham Real Madrid'e gittiğinde oynadığı futbol, Old Trafford'dakine oranla her geçen gün düşüşe geçti. Artık zaman onun, bir futbol starı olarak daha çok öne çıktığı, sahada da geçmişten kalan frikikleriyle hatırlanacaktı. Beckham belki birlikte oynadıklarında benzeri yeteneklerin harmanlandığı oyunculardan biriyken düşüşe geçerken, Giggs ve Scholes için başka bir düzlemde, futbollarını yeniden üretmeleri doğuyordu. Giggs artık sadece sol kanatın oyuncusu değil, Ferguson'un zaman zaman maçın gidişatına göre sol bekte bile kullandığı, fakat çoğunlukla orta sahada beyin olarak görev verdiği bir oyuncu hüviyetine bürünüyordu. Scholes'un da tabi ki eski enerjikliğine sahip olduğunu söylemeyiz, ama enerjisi azalırken – Giggs'de olduğu gibi- oyun zekasında fazlaca artış oluyor. Giggs ve Scholes'in Manchester United'daki, klasik futbolcu modelinin üstüne, 30'lu yaşlarda başka bir düzlemde, yüksek oyun zekasıyla yoğrulmuş futbollarını yaratmalarını izliyoruz.
Bu açıdan, Manchester United'ın orta sahasında Giggs ve Scholes'i birlikte izlemek ikinci yarısında Premier Lig için en büyük keyif olacağa benziyor. Tabi ki bu ikiliyi önümüzdeki yıl da Manchester United'ın orta sahasının beyinleri olarak görmemiz oldukça yakın görünüyor.





















