"Van Hooijdonk - R.Carlos arasında"

Yazarımız Kemal Budak, Beşiktaş'ın yeni yıldızı Allen Iverson'ın Türkiye'ye gelişini değerlendirdi ve gelecek öngörüsünü yazdı...

SPORX AI BAKIŞI
calendar 30 Ekim 2010 18:09
Haber: Sporx.com
'Van Hooijdonk - R.Carlos arasında'
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Allen Iverson’ın Beşiktaş’la anlaşması, basketbolda eksikliğini çektiğimiz “gerçek bir NBA kariyerli” basketbolcu susuzluğumuzu dindirmek üzere. Ne olursa olsun, Iverson’ı Türkiye’ye getirmek büyük bir olaydır. Tıpkı Roberto Carlos’u getirmek gibi. Biliyorum başta Beşiktaşlılar olmak üzere birçok basketbolsever veya sporsever güzel şeyler duymak istiyor. Ama neticede önümüzdeki resme bütünüyle bakmamız lazım.

Öncelikle bu yazıyı Iverson’ı veya Beşiktaş’ı kötülemek için yazmadığımı belirteyim. Iverson, oyun tarzıyla olmasa da, gerek hayatında yaşadığı zorluklar, gerek doğuştan gelen kabiliyetiyle uğraştığı her tür sporda başarılı olabilecek izlenimini bırakması, gerek bu oyunu “yüreğiyle” oynaması, gerekse de özel hayran kitlesiyle saygımı kazanmış bir oyuncu. İleride kesinlikle NBA’in 50 en iyi oyuncusu arasında hatırlanacak istatistiklere sahip. Belki bir şampiyonluğu yok; ama Amerikalı’ların “pound for pound” tabiriyle karşılığını bulan oyunuyla, boyunun ve ağırlığının adeta her miliminin ve gramının hakkını veren bir rekabetçi. En kısa boylu MVP... Hiç unutmam, bir ara geçirdiği sakatlıkları vücudu üzerinde resmeden bir haber hatırlıyorum da vücudunda sakatlık görmemiş, darbe almamış bir yer hemen hemen yok gibiydi.

Böyle bir oyuncunun Türkiye’ye gelmesi gayet güzel, Beşiktaş’a gelmesi ise daha bir artı değer. Beşiktaşlı değilim; ama Beşiktaş taraftarı, Iverson’a “kuğunun son şarkısını” söyletebilirler emekliliğinden evvel. Tıpkı El-Amin’i coşturdukları gibi. “Yeni bir sayfa” açmak isteyen Iverson, gerçekten oynamak isterse oynayacaktır. Zaten burada da oynamazsa başka nerede oynamasını bekleyebiliriz ki?

Ayrıca pazarlama noktasında hem Beşiktaş kulübü hem de TBL bu işten karlı çıkacaktır. Başta Amerikan medyası olmak üzere Avrupa’dan da ligimiz bazında ilgi görebiliriz. Iverson’ın başarılı olmasını istiyorum; çünkü bu tür başarılı bir örnek, devamın da gelmesini sağlayabilir. Basketbolun “Katar”ı olalım demiyorum; ama efsane statüsündeki her oyuncudan basketbolcularımın öğrenecekleri şeyler vardır mutlaka.

Biraz da çekincelerimden bahsedeyim müsaadenizle. İlk çekincem Iverson’ın yorgun bedeni. Iverson NBA’de yaklaşık 17 sezon oynamış ve tahminlerime göre 30 bin dakikayı geçmiştir. Bu da yine Amerikalı’ların “mileage” dediği ve bizde “kilometre göstergesi” olarak geçen kavramla ifade edilecek olursa, Iverson’ı, teşbihte hata olmasın, 300 bin kilometreyi geçen bir Mercedes’e benzetebiliriz. Böyle bir arabadan eski şaşaalı günlerini beklemek imkansız; ama neticede Mercedes Mercedes’tir. Mutlaka sizi mutlu eder. Bir de Iverson’ın uzun vadeli planlarını bilmiyorum; ama yeniden bir şekilde NBA’e dönme niyeti varsa, bu iki sene içerisinde elinden geleni ortaya koyacaktır. Bu da Beşiktaş’a yarar.



İkinci çekincem ise (ki bu farklı yönden düşünüldüğünde avantaj bile olabilir) Iverson’ın son iki senede oynaması gereken 164 normal sezon maçından sadece 85’inde oynamış olması. Yani yarısında... Dolayısıyla maç ve antrenman eksiği var NBA standartlarında. Bu sene antrenmanlı mı orası da şüpheli. Ama öte yandan Iverson’ın son iki senede “az” maç yapması onun kilometre göstergeleri açısından faydalı olabilir.

Üçüncü çekincem ise, Iverson’ın son iki senede kelimenin tam anlamıyla dibe vurması. Özel hayatı sebebiyle oyuna olan konsantrasyonu azaldı ve neticede hem sayı ortalaması düştü hem de “istenmeyen adam” ilan edildi. İnternetteki bazı yorumlarda deniyor ki, bu adam Türkiye liginin tozunu atar. NBA’de 26 sayı ortalamasıyla oynadıysa, Türkiye’de 30-35 sayı atar. Gerçekçi olalım. Hala bu seviyede oynayabilecek bir oyuncuya zaten 30 NBA takımının en az iki üçü teklif götürürdü, öyle değil mi? Belki NBA’deki maaşının yüksekliği de bunun önünde engeldi; fakat yine de bu parayı verebilecek mali durumda takımlar vardı. Benim tahminim kendisi en iyi ihtimalle 21-25 arası bir ortalama tutturacaktır, ki bu iyi bir rakam olur 35 yaşındaki Iverson için. Kendisinden lig şampiyonluğu da beklememek lazım hemen, zira beşiktaş kadrosu Chatman, Cüneyt Erden, Cevher ve Bekir gibi oyunculara sahip olsa da “bench” derinliği pek yok. Gerçi Avustralyalı Ogilvy, her ne kadar NBA’de draft edilmemiş olmasa da Beşiktaş’a katkı verebilir. Yine de Fenerbahçe-Efes ikilisi arasında girmesi için daha fazla takviyeye ihtiyacı var takımın.

Ayrıca Iverson’ın antrenman sevmemesi, NBA’de bile bir klişe haline geldi. Youtube’da “Iverson practice” yazdığınızda ilgili videoda Iverson’ın antrenmandan nefret ettiğini basın toplantısında açık açık söylediğini görebilirsiniz. Hatta yıllar sonra Pistons’a takas olduğunda, takımın genel menajeri Joe Dumars’la yan yana yaptığı basın toplantısında ilginç bir an olmuştu. Iverson, “Koçumun bana verdiği görevleri yerine getiririm,” mealinde bir şeyler söylüyordu ki, Dumars “Antrenman olsa bile mi?” diye sorunca, Iverson gülerek “Antrenman mı?” diye şaşkınlığını ifade etmiş ve toplantıdaki herkes epey bir gülmüştü. Takımın diğer oyuncuları Iverson’ı bu şekilde kabul edeceklerse ne ala, yoksa huzursuzluk başgösterebilir. Ayrıca Iverson’dan, tıpkı Jason Kidd, Lebron james veya Steve Nash gibi takım arkadaşlarını bir üst seviyeye çıkarmalarını beklememek lazım. Zira oyun felsefesinde pas vermekten ziyade öncelikle atmak olan bir oyuncu var karşımızda.

Bu noktada Iverson iyi ihtimalle başarılı bir Van Hooijdonk olur. Kötü ihtimalle ise Roberto Carlos’un Fenerbahçe kariyerine yaklaşır. Hatırlanırsa, Carlos arada bir ışıltı saçsa da, çok da başarılı olmuş sayılmaz. Gerçi kendisi muazzam tecrübesiyle, Fenerbahçe takımına Şampiyonlar Ligi’nde o sene ciddi manada değer kattı; ama neticede genel çerçevede tatminkar seviyede değildi. Pierre Van Hooijdonk ise aynı yaşlarda geldiği FB’yi Alex henüz takımda yokken şampiyon yaptı. Örnekleri aynı takımdan yani FB’den verdim ki başarı düzeyleri arasındaki farkı nispeten ölçülü kılabilelim.

Iverson’ın akıbeti bu iki zıt sayılabilecek örnek arasında muallakta duruyor. Gönlüm Van Hooijdonk olmasından yana. Mantığım ise ikisinin arasında bir yerlerde duracağını söylüyor. Belki takımını şampiyon yapamayacak; ama gönüllerin şampiyonu olacaktır.
Tadını çıkarın...

http://twitter.com/kbudak
Tümü
 Reklam