Türk futbolunun bugünlerdeki bir numaralı gündemi; TFF Genel Kurulu.
Herkesin gündemi aynı… TFF Başkanı Mahmut Özgener görevine devam edip etmeyeceği konusu…. Her ne kadar Özgener, “yokum” dese de bu konudaki “otoritelerin” ortak görüşü, Mahmut başkanın devam edeceği yönünde…
Özgener başkan “yokum” dese de kimse bunu inandırıcı bulmuyor ?
Nedeni ; ortada henüz Özgener’e “yok ol - git” diyen bir kulübün olmaması (tabii bir tek A.Gücü hariç !)
Baksanıza lig devam ederken “şikayet” için TFF’nin İstinye’deki merkezinden eksik olmayanlar, bugün Özgener’in kalması için İstinye’ye yürüyenler arasında en ön safta!..
Kimler mi? Başta Beşiktaş, Trabzonspor... Kayseri’si, Eskişehir’i, Sivas’ı, Manisa’sı, G.Antep’i onların arkasında… Koca Süper Lig’de Özgener’in karşısında gibi görünen takımlar bir A.Gücü ve bir Bursa gibi görünüyor. F.Bahçe ise şimdilik ortada. Ama o da Özgener’e yakın.
Ben buraya yazıyorum. Sizlerde bir köşeye not edin. Özgener o koltukta ka-la-cak-tır.
Peki Özgener o koltukta yeniden oturabileceğini haftalar öncesinden kestirebiliyorken, neden durup dururken “yokum artık” deme ihtiyacı duymuştur ?
Buradaki amacı nedir ?. Gerçekten yok mudur ?. Yoksa bu, kulüplerin teveccüh göstermelerini görmek ve yeniden aday olmadan bir güven tazeleme ihtiyacı sağlama planımıdır ? Ki görünen odur.
Bu, birilerinin (!) bu konudaki görüşünün ne olduğunu sormadan, ortaya öncelikle kulüplerin, futbol dünyasının “ortak görüşünü” çıkarma planıdır…
Özgener önemli ve kritik bir milli maça rağmen günler öncesinden hiç gerek yokken “yokum artık” deme ihtiyacı hissetmesi ve Belçika’da başkanların olduğu bir ortamda İ.B.Belediyespor başkanı Göksel Gümüşdağ’a “Ben yokum çık adaylığını açıkla” demesi “kulüplerin rengini ve tavrını erkenden görme” planıdır.
Bir çok kulüp, bir çok medya mensubu, bir çok yayın organı daha Gümüşdağ aday olup olmadığını açıklamadan onu yıpratmaya başlamıştır.
Ve Göksel Gümüşdağ defteri açılmadan kapanmıştır.
Şimdi ortada iki formül kalmıştır. Ya Mahmut Özgener ya Mehmet Atalay.
Sayın Mehmet Atalay, Özgener’in “yokum artık” demesine kadar süren ve giderek yoğunlaşan mevcut federasyondan şikayetler ve gelen “başkan ol” talepler üzerine bu göreve soyunmuştur.
Ama ortaya çıkan tablo daha farklı olduğuna göre sayın Atalay çıkıp “Madem Mahmut bey ve ekibinden memnunsunuz buyurun devam edin. Allah yolunuzu açık etsin” diyecektir.
O zaman genel kurulun rengi şimdiden belli olmuştur. Yeni başkanın adı; yine Mahmut Özgener’dir.
12 haziran’da genel seçim olur. Büyük bir sürpriz olmazsa ; ertesi günü kulüpler birliği toplanır ve ortak görüşünü yani başkan adaylarının Mahmut Özgener olduğunu açıklar. Tıpkı rahmetli Hasan Doğan döneminde olduğu gibi.
Ve Özgener bu teveccühan üzerine elini daha da güçlendirmiş olarak yoluna devam eder. Yönetimini ve kurullarını oluştururken gelen “geleneksek baskı ve talepleri” daha aza indirgeyerek, daha özgür ve daha bağımsız bir şekilde ekibini oluşturup yoluna devam eder.
Şimdiden genel kurul öncesi kestirebildiğimiz bir diğer olay Özgener kalsa da, o koltukta bir başkası oturuyor olsa da, yönetim ve diğer kurulların (MHK, Tahkim, Disiplin gibi) değişime uğrayacağı.
Kesin olan bir şey var ki, baskanlık koltuğu değişse de değişmesede o kurullar değişecek.
Zaten kulüplerin talebi ve kanaati de bu yönde…
CASTROL’E KUCAK DOLUSU TEŞEKKÜRLER
Belki de son dönemlerdeki en hareketli ve en güzel sehayatlerimden biri Belçika turu oldu. Tur diyorum. Aslında bir milli maça gittik. Ama sağ olsun Castrol milli maç için davet ettiği Belçika’da ben ve meslektaşlarıma güzel anlar yaşattılar. Her şey çok güzeldi. Derler ya niyetimiz ; “hem ticaret hem ziyaret” diye. İşte bizim bu maç seyehatimiz de de öyle oldu.
Brüksel meydanındaki TFF kulislerini adım adım takip ettik. Maçı izledik, işimizi yaptık. O heyecanları yaşadık. Diğer taraftan da Castrol’den Esra Öner hanım efendi bizlere Brüksel ve Brugge’nin tarihi yerlerini gezdirdi. Bir çok defa Belçika’ya gitmiştim. Ama bu seyahat her yönüyle çok farkıydı…
Güler yüzlü tatlı dilli olmak gerçekten çok güzel bir şey… Herkese nasip olmuyor…
Sizlere, Esra Öner'i ancak böyle tarif edilebilirim…
Ben ve meslektaşlarıma gösterdiğiniz ilgi ve alakadan dolayı kucak dolusu teşekkürler, Esra hanım… Teşekkürler Castrol…
Bir teşekkür de futbola vermiş olduğunuz destek için…


Herkesin gündemi aynı… TFF Başkanı Mahmut Özgener görevine devam edip etmeyeceği konusu…. Her ne kadar Özgener, “yokum” dese de bu konudaki “otoritelerin” ortak görüşü, Mahmut başkanın devam edeceği yönünde…
Özgener başkan “yokum” dese de kimse bunu inandırıcı bulmuyor ?
Nedeni ; ortada henüz Özgener’e “yok ol - git” diyen bir kulübün olmaması (tabii bir tek A.Gücü hariç !)
Baksanıza lig devam ederken “şikayet” için TFF’nin İstinye’deki merkezinden eksik olmayanlar, bugün Özgener’in kalması için İstinye’ye yürüyenler arasında en ön safta!..
Kimler mi? Başta Beşiktaş, Trabzonspor... Kayseri’si, Eskişehir’i, Sivas’ı, Manisa’sı, G.Antep’i onların arkasında… Koca Süper Lig’de Özgener’in karşısında gibi görünen takımlar bir A.Gücü ve bir Bursa gibi görünüyor. F.Bahçe ise şimdilik ortada. Ama o da Özgener’e yakın.
Ben buraya yazıyorum. Sizlerde bir köşeye not edin. Özgener o koltukta ka-la-cak-tır.
Peki Özgener o koltukta yeniden oturabileceğini haftalar öncesinden kestirebiliyorken, neden durup dururken “yokum artık” deme ihtiyacı duymuştur ?
Buradaki amacı nedir ?. Gerçekten yok mudur ?. Yoksa bu, kulüplerin teveccüh göstermelerini görmek ve yeniden aday olmadan bir güven tazeleme ihtiyacı sağlama planımıdır ? Ki görünen odur.
Bu, birilerinin (!) bu konudaki görüşünün ne olduğunu sormadan, ortaya öncelikle kulüplerin, futbol dünyasının “ortak görüşünü” çıkarma planıdır…
Özgener önemli ve kritik bir milli maça rağmen günler öncesinden hiç gerek yokken “yokum artık” deme ihtiyacı hissetmesi ve Belçika’da başkanların olduğu bir ortamda İ.B.Belediyespor başkanı Göksel Gümüşdağ’a “Ben yokum çık adaylığını açıkla” demesi “kulüplerin rengini ve tavrını erkenden görme” planıdır.
Bir çok kulüp, bir çok medya mensubu, bir çok yayın organı daha Gümüşdağ aday olup olmadığını açıklamadan onu yıpratmaya başlamıştır.
Ve Göksel Gümüşdağ defteri açılmadan kapanmıştır.
Şimdi ortada iki formül kalmıştır. Ya Mahmut Özgener ya Mehmet Atalay.
Sayın Mehmet Atalay, Özgener’in “yokum artık” demesine kadar süren ve giderek yoğunlaşan mevcut federasyondan şikayetler ve gelen “başkan ol” talepler üzerine bu göreve soyunmuştur.
Ama ortaya çıkan tablo daha farklı olduğuna göre sayın Atalay çıkıp “Madem Mahmut bey ve ekibinden memnunsunuz buyurun devam edin. Allah yolunuzu açık etsin” diyecektir.
O zaman genel kurulun rengi şimdiden belli olmuştur. Yeni başkanın adı; yine Mahmut Özgener’dir.
12 haziran’da genel seçim olur. Büyük bir sürpriz olmazsa ; ertesi günü kulüpler birliği toplanır ve ortak görüşünü yani başkan adaylarının Mahmut Özgener olduğunu açıklar. Tıpkı rahmetli Hasan Doğan döneminde olduğu gibi.
Ve Özgener bu teveccühan üzerine elini daha da güçlendirmiş olarak yoluna devam eder. Yönetimini ve kurullarını oluştururken gelen “geleneksek baskı ve talepleri” daha aza indirgeyerek, daha özgür ve daha bağımsız bir şekilde ekibini oluşturup yoluna devam eder.
Şimdiden genel kurul öncesi kestirebildiğimiz bir diğer olay Özgener kalsa da, o koltukta bir başkası oturuyor olsa da, yönetim ve diğer kurulların (MHK, Tahkim, Disiplin gibi) değişime uğrayacağı.
Kesin olan bir şey var ki, baskanlık koltuğu değişse de değişmesede o kurullar değişecek.
Zaten kulüplerin talebi ve kanaati de bu yönde…
CASTROL’E KUCAK DOLUSU TEŞEKKÜRLER
Belki de son dönemlerdeki en hareketli ve en güzel sehayatlerimden biri Belçika turu oldu. Tur diyorum. Aslında bir milli maça gittik. Ama sağ olsun Castrol milli maç için davet ettiği Belçika’da ben ve meslektaşlarıma güzel anlar yaşattılar. Her şey çok güzeldi. Derler ya niyetimiz ; “hem ticaret hem ziyaret” diye. İşte bizim bu maç seyehatimiz de de öyle oldu.
Brüksel meydanındaki TFF kulislerini adım adım takip ettik. Maçı izledik, işimizi yaptık. O heyecanları yaşadık. Diğer taraftan da Castrol’den Esra Öner hanım efendi bizlere Brüksel ve Brugge’nin tarihi yerlerini gezdirdi. Bir çok defa Belçika’ya gitmiştim. Ama bu seyahat her yönüyle çok farkıydı…
Güler yüzlü tatlı dilli olmak gerçekten çok güzel bir şey… Herkese nasip olmuyor…
Sizlere, Esra Öner'i ancak böyle tarif edilebilirim…
Ben ve meslektaşlarıma gösterdiğiniz ilgi ve alakadan dolayı kucak dolusu teşekkürler, Esra hanım… Teşekkürler Castrol…
Bir teşekkür de futbola vermiş olduğunuz destek için…









