Berke Özer: "Artık Fenerbahçe'ye hazırım"

Yüzünden bir an olsun eksilmeyen kocaman bir tebessüm ile bizi karşılayan ve "futbolcu egosonu" yıkıp atarak tüm samimiyetiyle sorularımıza cevap veren Berke Özer röportajıyla karşınızdayız

Haber; Sporx.com
Berke Özer: 'Artık Fenerbahçe'ye hazırım'
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
09 Nisan 2020 10:22
ÖZEL RÖPORTAJ: Fenerbahçe'nin 19 yaşındaki yetenekli kalecisi Berke Özer, Westerlo'daki başarılı kiralık döneminin ardından sarı lacivertli kulübe çok daha iyi bir şekilde hazır. Potansiyeli, yetenekleri, özgüveni, dürüstlüğü ve soğukkanlığının yanısıra yüksek hedefleriyle Berke Özer ile İstanbul'da buluştuk.

Yüzünden bir an olsun eksiklmeyen kocaman bir tebessüm ile bizi karşılayan ve "futbolcu egosonu" yıkıp atarak tüm samimiyetiyle sorularımıza cevap veren Berke Özer ile oldukça keyifli bir röportajın altına imza attık. Bizim aldığımız eşsiz keyifi sizin de alacağınıza eminiz...

"BABAM KALECİ OLDUĞUMU BİLMİYORDU"

"Genç yaşına rağmen Türkiye'de ve Avrupa'da adından söz ettirdin. The Guardian'ın 'En İyi 100 Yetenek' listesinde de adın geçti. Mahalle maçlarında çocuklar kaleye geçmeyi genelde istemez. Nadir örneklerdensin ve küçük yaşlarda kaleciliği seçtin. Nasıl başladı bu hikaye, bize anlatabilir misin?"

- Benim babam da eski kaleciydi. Küçüklüğümden beri hep onu izleyerek büyüdüm. Hatta onun maç görüntülerini bile izlerdim küçükken. O benim kaleci olmamı istemezdi. Çok zor bir meslek olduğu için. Futboldaki en nankör meslek kalecilik. İlk zamanlarda babamdan gizli olarak başladım. Antrenmanlara kaleci olarak gidip geliyordum, o beni oyuncu zannediyordu. En sonunda bir maçta 3 penaltı kurtarınca hocalarımız, "Babanla konuş. Akademide kaleci olarak başla." dediler. O zaman ilk defa konuştum. Babam da bana sürekli destek verdi. En büyük destekçilerimden biri diyebilirim.
"Bugünlere gelmende Altınordu'nun büyük bir payı olduğunu biliyoruz. Berke Özer bugünlere gelebilmek için kimleri örnek aldı, neler yaptı, nelerden fedakarlık gösterdi?"

- 11-12 yaşlarımdam beri ailemden ayrıyım. Evimden ayrılıp Altınordu tesislerinde kalmaya başladım. Düşününce kolay geliyor ama 11-12 yaşında bir çocuk için annesinden babasından ayrı kalması çok zor. O zamanlar çok zordu benim için. Hayatımdaki en büyük fedakarlıklardan biri bu. Çok zor zamanlardı. İlk 1 yıl çok zor geçti ama sonra alıştım. Şimdi geri dönüp baktığım zaman ne kadar doğru bir seçim yaptığımı görüyorum. Kolay olmadı. Bu zamanlarda da ailem bana destek oldu.



"MANCHESTER CITY, JUVE, ATLETICO, PSG..."

"Manchester City, Juventus, Atletico Madrid, PSG başta olmak üzere birçok Avrupa kulübü Fenerbahçe'ye transfer olmadan önce seni takip ediyordu. Kulüplerin seni takip ettiğini, izlediğini öğrendiğinde neler hissettin? Bu haberler çıktıktan sonra maç öncesi, maç sırasında aklından neler geçiyordu?"

- Çok fazla milli maç oynadım. En büyük avantajlarımdan biri bu. Bu maçların büyük bir çoğunluğu Avrupa Şampiyonası'ydı. Dünya Kupası kampı da vardı. Böyle maçlarda oynayınca ister istemez izleyenler oluyor. Her maça aynı konsantrasyonla çıkıyorsunuz ama yine de sizi birilerinin izlediğini bilmek ayrı. Hiçbir zaman stres yaratmadı bende. Ekstra bir motivasyon kaynağı oldu. Biliyorsunuz, futbol artık dijital bir dünya. Maçlarınızı izlemeye gelmeseler bile sosyal medyadan, scout programlarından sizi takip ediyorlar. Bunları duymak, o yaşlarda bilmek çok güzeldi. Önemli olan bunları sürdürülebilir yapmak. Bunun için de daha çok çalışıyorum.

"FENERBAHÇELİ DOĞDUM, FENERBAHÇELİ BÜYÜDÜM"

"Ali Koç'un Fenerbahçe'ye başkan seçilmesinin ardından gerçekleştirdiği ilk transferdin. Fenerbahçe'ye transfer hikayeni anlatabilir misin?"

- O dönem yurt dışından da birçok takım vardı. Hem menajerim, hem de Ali Başkan ile birlikte çok farklı bir proje konuştuk. Hepimiz için en doğru kararın bu olacağını düşündük. Bu kararımdan ötürü pişman değilim. Fenerbahçeli doğdum, Fenerbahçeli büyüdüm. Tuttuğun takıma bir gün transfer olmak çok güzel bir duygu. O duyguyu yaşadığım için, Fenerbahçe'de bulunduğum için, Fenerbahçe'ye transfer olduğum için çok mutluyum.

"Fenerbahçe'ye transfer olduktan sonra instagram hesabından yaptığın bir paylaşım var. Sarı lacivertli taraftarların unutamadığı bir paylaşım oldu bu. Bunun hikayesini bir de senden dinleyebilir miyiz?"

- Altınordu'da bize sosyal medyada yardımcı olan bir ağabeyimiz var, sağolsun. Çok destek oldu bu paylaşımda. Bana direkt bir yazı yollamadı. Bana ne hissettiğimi sordu. Ben de ona tüm düşüncelerimi, hislerimi anlattım. O da böyle bir yazı oluşturdu. Tüm sözleri bana aitti ama bunu düzenleyen, bir paylaşım haline getiren o oldu. Çok da iyi tepki aldı. Beni de çok mutlu etti.

"FENERBAHÇE'DE VOLKAN AĞABEY İLE OLMAK MUTLULUK"

"Volkan Demirel ile ilk tanıştığında neler hissettin, neler konuştunuz? Sonrasında diyaloğunuz nasıl devam etti?

- Volkan Demirel ile tanışmak çocukluk hayalimdi. Kaleciliğe başlamadan önce bile kahramanımdı. İlk gittiğimde çok çekingendim. Bana nasıl davranacağımı bilmiyordum. Zamanla inanılmaz samimiyet oluştu aramızda, hala öyle. Çok mutluyum. Fenerbahçe'ye gidip idolünüzle birlikte antrenman yapmak, sohbet etmek, vakit geçirmek hayatımdaki en büyük mutluluklardan biri. Bana bir şey sorsun, bir süre daha muhabbet edeyim, yanından gitmemek için dururdum. İnanılmaz bir durumda benim için, hala da öyle.



"MENAJERİM ÖMER UZUN İLE BU SÜRECİ PLANLADIK"

"Westerlo'dan ilk teklif geldiğinde neler düşündün? Orada da yeni ve Türklerin içerisinde bulunduğu bir yapılanma var. Fenerbahçe'de de görev almış Hasan Çetinkaya var. Transfer ile ilgili neler düşündünüz, kimler tavsiye verdi? Süreci anlatabilir misin?"

- Altınordu'dan ayrılmadan ve Fenerbahçe'ye transfer olmadan önce bizim en büyük hedefimiz hep yurt dışına gitmekti. Bu istek hep vardı. Her Türk futbolcusu gibi ülkemizi Avrupa'da temsil etmeyi istiyordum. Menajerim Ömer Uzun ile oturup konuştuk, bu süreci planladık. Böyle bir fırsat da oldu. Westerlo'yu seçmemde büyük payı olan Hasan Ağabey hep destek oldu, hala oluyor. Bir kaleci için en önemli şey oynamaktır. Yaşım genç ve oynamaya ihtiyacım olduğu için böyle bir karar verdim. Çok da doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. Bu sezon 23-24 maç oynadım. Oynadığımız maçların hepsi çok iyi geçti. Bu konuda özellikle Hasan Ağabey'e ve oradaki teknik direktörümüze çok minnettarım. Sakatlandığımda da bana hep destek oldular. Buralara gelmemde onların da çok büyük payı var açıkçası. Ayrıca, bu süreçte bana yol gösteren menajerim Ömer Uzun'a da çok teşekkür ederim.

"Westerlo'da başarılı bir performansın var. Fenerbahçeli taraftarlar seni yakından takip ediyor ve döneceğin günü bekliyor. Fenerbahçe'ye dönüş ve rekabete girmek için hazır mısın?"

- Taraftarımızın desteğini her zaman hissediyorum. Sürekli ne dediklerine, ne düşünüklerine bakıyorum. Sağolsunlar bu destekleri beni motive ediyor. Beni takip ediyor olmaları da ekstra bir motivasyon kaynağı. Geri dönüp bakınca 1 sezon boyunca hep oynadım. Fenerbahçe'ye hazır hale geldim. Westerlo'ya gitmemdeki amaç da Fenerbahçe için hazır hale gelmekti. Her şey planladığımız gibi gelişti. İnşallah seneye daha da güzel geçer.

"OYNAYAMAYAN, YABANCI KONTENJANI KONUŞUR"

"Ülkemizdeki yabancı kontenjanı sayısı hep tartışılıyor. Kadrolara 14 yabancının yazılıyor olması, genç Türk futbolcuların önünde bir engel mi, yoksa rekabet dolayısıyla kalite artıyor mu?"

- Bence yabancı sayısı bir engel değil. Milli takımımızın şu anki başarısı buradan kaynaklanıyor. Birçok Türk oyuncu yurt dışına gidip rekabet ederse, yurt dışında oynayan oyuncu sayısı ne kadar çok artarsa, Milli takımımızın başarısı da o kadar çok artar. Yabancı sayısına karşı değilim. Sürekli serbest olması gerektiğini düşünüyorum. Aynı zamanda lig kalitemiz de çok artıyor. Sonuç olarak iyi olan futbolcu her zaman oynar. Bunun ülkeyle, yaşla alakalı olduğunu düşünmüyorum. Oynayan Türkler de iyi oldukları için oynuyorlar. Bunu ancak oynamayan, oynamaya ihtiyacı olan insanlar konuşur.

"Sen varsın, Fenerbahçe'de Altay var, Trabzonspor'da Uğurcan var. Çok kaliteli, Türk futboluna yıllarca hizmet edebilecek genç kaleci jenerasyonumuz var. Sence Türk futbolunun kaleci konusundaki başarısının altında yatan sebepler nelerdir?"

- Bana sorarsanız, en basit haliyle şans vermek. Uğurcan Trabzonspor'da, Altay ise Ankaragücü'nde çok genç yaşlarda şans buldular. Aynı zamanda Rizespor'da Gökhan Akkan var. Çok daha kalecimiz var genç yaşta oynayabilen. Genç oynatırsak, güvenirsek karşılığı bu oluyor. Sadece kaleci değil, birçok mevkide çok yetenekli Türk oyuncular var. Bunun bir nedeni de maddi sorunlar. Zaten genç oyunculara şans verdiğiniz zaman Abdülkadir Ömür, Eljif Elmas, Uğurcan Çakır, Altay Bayındır gibi birçok daha oyuncu çıkacaktır. Tek yapmamız gereken genç oyunculara güvenip forma şansı vermek.

"TEK YAPMAMIZ GEREKEN ŞANS VERMEK"


"Altınordu'da ve hemen hemen Milli takımın tüm alt yaş kategorilerinde forma giydin. Birçok futbolcuyla da arkadaşlığın var. Türk futboluna damgasını vurmasını beklediğin genç yetenekler var mı?"

- Çok var. Bilmediğimiz ve göz önünde olmayan da birçok isim vardır. Ligimizde de çok yetenekli isimler var. Uğurcan Çakır kesinlikle yurt dışına gitmeli, gidecektir de. Abdülkadir Ömür ve Trabzonspor'da oynayan birçok genç var. Bana göre şu an Türkiye'nin en yeteneklisi olan Ferdi Kadıoğlu var. O da forma şansı buldukça kapasitesinin ne kadar büyük olduğunu gösterecektir herkese. Çağlar Söyüncü, Merih Demiral'ı konuşmaya gerek yok. Halihazırda üst seviyede oynuyorlar. Fakat, bunlar gibi birçok oyuncumuz daha olacak. Tek yapmamız gereken şans vermek. Başarılı olan genç oyunculara baktığımız zaman tek bir ortak yönleri var, hepsinin genç yaşta forma şansı bulması.

"Belçika'nın çok güçlü bir genç jenerasyonu vardı. 10-15 yıl önce ortada yokken, şimdi çok başarılılar. Dünya Kupası yarı finali oynuyorlar, Avrupa Şampiyonası'nın favorilerinden gösteriliyorlar. Belli ki altyapılarda farklı sistemleri, metodları var. Ülkemiz ile Belçika arasında ne gibi farklar gördün?"

- Türk olduğum için söylemiyorum bunu, dışarıdan bakan bir göz olarak da söyleyebilirim; Türk futbolcuları katbekat daha yetenekli, daha iyi futbolcu. Ancak, birazcık iş disiplinimiz düşük. Onlarda inanılmaz bir iş disiplini, motivasyon var. Baktığınız zaman inanılmaz şekilde de şans buluyorlar. Maalesef en büyük eksiklerimizden biri genç Türk futbolcuların şans bulması. Maddi krizlerle bu şans gelmeye başladı. Niye maddi kriz olmasını bekledik, niye zamanında böyle bir şey yapmadık. Oradaki teknik direktörümle konuştuğumda 10 yıl öncesine kadar Belçika'da aynı durumdaymış. Bir maddi krizle birlikte tüm altyapı sistemlerini geliştirmişler. Kısa sürede böyle bir jenerasyon yakaladılar, başarıları da ortada. Biz de buraya doğru ilerliyoruz. İnşallah en kısa sürede oraya ulaşabiliriz.

"TÜRK FUTBOLCUSU 'ÇALIŞMAZ' DİYORLAR"

"Belçika'da Türk futboluna ve Türk futbolcusuna bakış nasıl, ayrıca Belçika'da yaşayan Türkler ile diyaloğun oluyor mu?"

- Tabii bize ilk başta çok destek oldular. Şimdi Barış Alıcı da takıma geldi. Belçika'daki futbol dünyasının Türk futbolculara bakış açısı sıkıntılı. Çalışmadığımızı düşünüyorlar. Biraz da haklılar açıkçası. Düşünceyi kırmak bizim elimizde. Bu sezon gidip 24-25 maç oynadık. Bana göre dünyada da Türk sporcusuna karşı böyle bir algı var. Son zamanlarda yaptıklarımızla, Türk futbolcusunun başarılarıyla bu algıyı kıracağımızı düşünüyorum. Biz ne kadar çok çalışırsak, başarılı olursak ne dediklerinin bir önemi olmayacak.

"Bu sezon 4 kez haftanın 11'ine seçildin, kadroya girdiğin maçların tamamında 11'de yer aldın, 6 kez kalende gol görmedin ve bu maçlarda ortalama 1.91 puan var. Westerlo, bir önceki sezona göre çok daha başarılı oldu. Hem senin, hem takımın performansını nasıl değerlendiriyorsun? "2019/20 Berke Özer performansı" içine sindi mi?"

- Açıkçası, kariyerimde en çok maça çıktığım sezon oldu. En iyi sezonu oldu da diyebilirim. İnanılmaz bir özgüven ve maç temposu kazandım. Bu sezon başlarken şampiyonluk hedefimiz yoktu. Fakat, takım inanılmaz bir performans gösterdi. Kendimizi bir anda şampiyonluk potasında bulduk. Son maça kadar devam ettik. Son maç aldığımız mağlubiyet yüzünden şampiyonluğu kaybettik. Yoksa az kalsın şampiyon oluyorduk. Bize hiçbir zaman baskı hissettirmediler. "Şampiyon olmak zorundasınız" demediler. Tüm maçlara çok rahat çıktık. Başarımızdaki en büyük etkenlerden biri bu. "Şampiyonluk hedefimiz yok ama olursak, çok mutlu oluruz." dediler. Bu da bizi inanılmaz motive etti. Stresimiz yoktu, rahat oynadık. Avrupa'da olmamın en büyük avantajı bu bence. Ne kadar hata yaparsanız yapın, ne kadar iyi oynarsanız oynayın her şey dengede. Üzüntüyü de, mutluluğu da dengede yaşıyorlar. Bana göre Türk futbolcusunun kendisini geliştirebilmesi için Avrupa çok büyük bir fırsat.

"SON İKİ SEZONDA OLABİLECEK HER ŞEY YAŞANDI"


"Fenerbahçe'de çok yüksek baskı olacaktır. Normal olarak hata da yapacaksın, çok iyi maçların da olacak. Eleştirinin de, övgünün de zirvesi olacak. Bu baskıyla nasıl başa çıkmayı düşünüyorsun?"

- Ben rahat ve soğukkanlı bir insanım. Yurt dışında oynamam bu konuda çok büyük artı olacak. Oynayarak hazır bir şekilde dönüyorum. Ne olursa olsun, taraftarımızın destek verdiğini biliyorum. Son iki sezonda bunu çok iyi şekilde gördük. Stres olacak bir şey yok. Son iki sezonda olabilecek her şey yaşandı. Tersine çevirmek tamamen bizim elimizde.

"Westerlo'daki iyi performanslarından sonra bir video paylaşıldı. Bu videoda kurtarışların var. Dikkat çeken bir an vardı. Penaltıdan önce Volkan Demirel gibi su alıp içiyorsun. Bununla ilgili bir şey söylemek ister misin?"

- Geçen sezon hep beraberdik. İzledikçe, beraber vakit geçirdikçe bazı alışkanlıklar kazanıyorsunuz. Ben çocukluğumdan beri hep izliyorum. Bu da karşınızdaki rakibin konsantrasyonunu dağıtmak için izlenen bir taktik. Volkan Ağabey hep konuşurduk. Onun geldiği maçta yaptım ve oyuncu penaltıyı dışarı attı. Bu konu hakkında o maçtan sonra da bunu konuştuk.
"SPORX 'KADRONU KUR'DA ADIMI GÖRÜYORUM"

"Sporx'te 'Kadronu Kur' uygulamamız var. Videolarını gördükçe Fenerbahçeliler seni ilk 11'lerine yazmaya başladılar. Bununla ilgili neler söylemek istersin?"

- Ben de görüyorum. Sosyal medyada, twitter'da sevgilerini belirtiyorlar. En önemlisi her zaman destek olmaları. Bu da beni mutlu ediyor. Bu desteği gördükçe bir an önce Fenerbahçe'ye dönmek istiyorum. Onların desteğiyle bugünlere gelebiliyoruz. Bizim için çok büyük bir motivasyon kaynağı. İnşallah desteklerini boşa çıkarmayacağız.



"SANCHO'YA KARŞI ÜÇ BEK DEĞİŞTİRDİK"

"Kaledeyken rakip takımdan seni en çok etkileyen oyuncu kimdi?"

- Milli maç olarak çok yüksek sayıda maça çıktım. Avrupa ve Dünya Şampiyonaları oynadım. En zorlu oyuncu, Jadon Sancho'ydu. Zamanında Erling Haaland ile de oynamıştım ama o dönemler böyle bir futbolcu değildi. Sancho ile oynadığımızda, "Ne oluyor, kime karşı oynuyoruz." dedik. Gerçekten inanılmaz etkili, çabuk ve farklı bir futbolcuydu. Bugün de geldiği nokta ortada.

Haaland'ı o dönemlerde bilmiyorduk. O maçtan sonra tanıdık. Sancho mancho bilmiyorduk. Atıyor geçiyor, kimse tutamıyor. Dedik ki, "Bu kim?". Üç tane sol bek değiştirdi hoca bir maçta.

Biz Haaland'a karşı oynarken, adam hakikaten çok kötüydü. Westerlo'da, bizim takımda bir Norveçli var. "Biz aynı takımda oynadık, hiç böyle bir futbolcu değildi, gol atamıyordu." diyor. "Sonra bir başladı, böyle oldu." diye söylüyor.
"Senin gibi olmak isteyen birçok küçük kardeşimiz var. Berke Özer olmak için neler yapmalılar, nasıl çalışsınlar?"

- Daha yolun başındayız. Daha hiçbir şey olmadık ama hayatta bir yerlere gelebilmek için çok büyük fedakarlıklar gerekiyor. Bazı şeylerden vazgeçmek gerekiyor ki karşılığını beklemek gerekiyor. Ben hayatımda bunu yaptım. Başarısızlıkta da, başarıda da bir sonraki maça odaklandım. Her şeyden, herkesten bir şeyler öğrenmeleri gerekiyor. En iyilerden değil sadece en kötülerden, en yakınlardan, her tecrübeden bir şeyler öğrenebilirsiniz. Fırsat olursa Avrupa'ya gidip futbol ortamını görsünler. Çünkü, bir futbolcu için inanılmaz bir tecrübe.

"ALPER HOCA VE FATİH HOCA'YA TEŞEKKÜRLER"




"Milli takıma ilk seçilme hikayeni senden dinleyebilir miyiz?"

- Milli takım kampından 1-2 hafta önce Hırvatistan'da U17 Avrupa Şampiyonası'ndaydık. A Milli Takım Kaleci Antrenörü Alper Boğuşlu da kampta kaleci antrenörümüzdü. İnanılmaz bir başarı elde ettik. Avrupa üçüncüsü olduk. O turnuvanın son maçına Fatih Hocamız da gelmişti. Tatile çıkmıştık, evdeydim. Alper Hoca aradı, "Ne yapıyorsun, çalışıyor musun?" dedi. Kamp yeni bitmiş, yaz tatili yeni başlamıştı. "Çalışmıyorum. Tatil yeni başladı. Ailemle vakit geçiriyorum." dedim. Beni bir anda fırçalamaya başladı. O dedikten sonra çalışmaya başladım. İçimden, "Yaz tatili, sezonun başlamasına daha var." diyorum. İki üç gün sonra telefon çaldı, yine Alper Hoca aradı. "Ne yapıyorsun" dedi. Saate baktım, daha dokuz, "Uyuyorum hocam." dedim. Yine fırçalamaya başladı. "Nasıl uyuyorsun bu saatte." diye. "Hemen biletini al, İstanbul'a gel" dedi. Ben hiçbir şey anlamadım. 17 yaşında A Milli Takıma çağrılmak gibi bir beklentim de yok. Çok iyi bir kamp geçirmişiz ama böyle bir şey beklemiyoruz. İstanbul'a gittim, birkaç fiziksel teste soktu. İnanılmaz ilgilendi. İstanbul'da yemek yedik. O günü bana ayırdı sadece. Ben de, "Ne yapıyoruz acaba, burada vakit geçiriyoruz ama.", bir anlam da kuramıyorum. Ertesi gün döneceğim. Beni havaalanına kadar bıraktı. 10 dakika içerisinde şarjım bitti. Telefonum çalıyor, mesajlar geliyor. Ne olduğunu anlayamadım. Babam aradı, tebrik etti. "Niçin?" dedim. Milli takıma seçilmişim. Şok geçirdim. Hiç beklemiyordum. Alper Hoca'ya, Fatih Hoca'ya bana güvendikleri için çok teşekkür ederim. Benim için inanılmaz bir 1 haftaydı. İnanılmaz bir hikayeydi.

"Milli Takım forması taşımak nasıl bir histi?"

- Çok özel. Hiçbir motivasyona ihtiyacınız yok. Kampları da çok farklı oluyor. En büyük hedeflerimden biri A Milli Takımda kalıcı olabilmek. Bunun için çok çalışıyorum. İnşallah bir gün, hep beraber çok başarılı oluruz.

"BAŞKAN ALİ KOÇ HER HAFTA ARAR"

"Volkan Demirel'in Belçika'da seni ziyaret ettiği fotoğraflar kamuoyuna yansıdı. Gelmediği zamanlarda da temasınız sürüyor mu? Zorlandığın zamanlarda yardım istiyor musun?"

- Bizim Volkan Ağabey ile iletişimimiz, bağımız bambaşka. O da bana bunu hissettirir. Sürekli bana destek olur. Çok şanslıyım, hayatımda Volkan Ağabey gibi biri olduğu için. Benim için çok iyi bir rol model. Bunu biliyor, bana hep destek oluyor. Fenerbahçe'deyken ve sonra ayrılınca da bana zaman ayırdı.

"Başkan Ali Koç ile temasın devam ediyor mu?"

- Sakatlık sürecimde bana çok yardımcı oldu. Konuştuk. O dönemi kulüpte geçirdim. Westerlo'ya giderken de konuştuk. Bu süreç kariyerim içindi. O da sağolsun çok destek oldu. Fenerbahçe'deyken Barış ile birlikteydik. Her hafta arıyordu bizi. Bize verdiği önemi, desteği hissettirdi. Ona karşı kendimizi borçlu hissediyoruz.

"Geçen sezon Fenerbahçe'de iki maçta kaleyi korudun. Biri Altınordu'ya karşı hazırlık maçıydı, diğeri kupada Giresunspor maçı. Giresunspor maçında adın kadroya yazılınca ne hissettin? Maçta duyguların nasıldı?"

- Kupa olunca oynamayı bekliyorsunuz. İnanılmaz bir hazırlık dönemi geçirdik. Hocayla da konuştuk. Elimden geldiğinin en üstünde çalışmaya gayret gösteriyordum. İyi olduğumu, oynayabileceğimi biliyordum. Heyecan vardı ama strese sokacak, olumsuz bir şey olmadı. Yıllardır bu anı bekliyordum. Çok büyük bir keyifti. Son düdük çaldığında, "Keşke biraz daha oynayabilsek, hiç bitmese" diye düşündüm. Tek dezavantajı o maçın seyircisiz olmasıydı. Umarım önümüzdeki dönem de daha çok oynarım.



BERKE ÖZER'İN EN'LERİ

İdolün: Manuel Neuer

En keyif aldığın kaleci: Ederson

Hayalin: Fenerbahçe ile Avrupa'da şampiyonluk kupası kaldırmak.

En sevdiğin film/dizi: Cem Yılmaz'ın tüm filmleri diyebilirim. Dizi olarak Arrow.

En sevdiğin yemek: Mantı

Belçika'da seni en çok şaşırtan şey: Sosyal hayatlarının hiç olmaması.

En sevdiğin şarkı: Ezhel'den 'Bir sonraki hayatımda gel'

En sevdiğin rakam: 1

En büyük kahramanın: Babam

Futbol dışında en büyük hobin: Kitap okumak.

PES mi, FIFA mı: FIFA

Totemin var mı: Bir maç uğurlu gelen forma veya eldiven varsa bir daha değiştirmem. Kırmızı renkle iyi oynadıysam, bir sonraki hafta da kırmızıyla oynamak isterim.

Futbolcu olmasaydın ne olurdun: Üniversite okurdum.

Fenerbahçe taraftarına mesajın: Her zaman olduğu gibi desteklerine devam etmeleri.

EN İYİ 11'İ

Kaleci: Volkan Demirel
Sağ Bek: Dani Alves
Sol Bek: Marcelo
Stoper: Virgil Van Dijk
Stoper: Carles Puyol
Orta Saha: Andres Iniesta
Orta Saha: Xavi
Sağ Kanat: Lionel Messi
Sol Kanat: Cristiano Ronaldo
Forvet: Pierre-Emerick Aubameyang
Forvet: Vedat Muriqi

KUSURSUZ KALECİ

Karşı Karşıya: Altay Bayındır
Yan Toplar: Manuel Neuer
Uzaktan Şutlar: Ederson
Penaltı: Harun Tekin
Topu Oyuna Sokma: Manuel Neuer
Liderlik: Manuel Neuer
Mentalite: Alisson
Çalışkanlık: Ben

BERKE ÖZER'İN INSTAGRAM'I



Volkan Ağabey'e dayanıyor bu fotoğraf. 20 Mayıs'tı. 5 gün önce doğum günüm. 25 Mayıs'ta da Antalyaspor ile ligin son maçı vardı. Sonra tatile gidiyorduk. Benim için de bir sürpriz oldu. Bir antrenman sonrası Volkan Ağabey, "Bugün senin doğum gününü kutlayacağız. Öğleden sonra Kalamış Marina'da ol. Tekneyle gezintiye çıkaracağım." dedi. Sağolsun gitmiş pasta almış, hediyeler falan. Çok keyifli vakit geçirdik. Birçok takım arkadaşımız da vardı. Volkan, Sadık, Harun ağabeyler ile beraber vakit geçirdik. Çok keyifliydi. İnsanın kendisini özel hissettiren bir gündü. Özellikle Volkan Ağabey tarafından böyle bir şey olunca çok mutlu olmuştum. Hayatımın en güzel anlarından biriydi.



Altınordu'dayken U12 Cup'a gelmişti. Bizim için, Fenerbahçeliler için bir kahraman. Fotoğraftaki de ağabeyim. Yanıma geldi, "Ne olur, ne olur fotoğraf çektirelim." dedi. O sırada odadaydı. Ben de bizim kulüp yetkililerinden rica etmiştim. Hep beraber fotoğraf çekilmiştik. Ağabeyim o fotoğrafı çerçeveletti ve odasının duvarına astı.



Antalya'da oynadığımız bir milli maçtı. İnanılmaz motiveydim. Yüzümden belli oluyor. Kazanıp 3'te 3 yapmıştık. Milli maçların atmosferi, sinerjisi farklı oluyor.



Ben antrenmanda hep Volkan Ağabey ile birlikteyim. O nereye gidiyor, ben oraya gidiyorum. Sürekli bir şeyler öğrenmek istiyorum, soru soruyorum, vakit geçiriyorum. Antrenmanda bir su molasında çekilmiş bir fotoğraftı. Çocuklarıma, torunlarıma göstereceğim fotoğraflardan biri.

Sporx mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
Tümü
TÜMÜ