Dünya Basketbol Şampiyonası’nın ardından gündem yine futbola dönmüş durumda. Kötü zeminler, sahaya atılan maddeler, derbi mücadelesi, hakemler derken ligimizin de tartışma konuları bitmiyor. Köşenin durumu itibariyle Avrupa’daki, dünyadaki son gelişmelere bakmamız gerekir. Bir süredir yazamadığım yazıda bu süre içindeki formda ekiplere, dikkat çeken oyunculara bir değinmek istiyorum.
Chelsea fırtınası
Avrupa liglerine genel olarak baktığımızda şu an itibariyle en dikkat çekici ekip olarak Chelsea’yi gösterebiliriz. Kadro genişliği iyice azalan Londra ekibi için bu kadar iyi bir başlangıcı hayal etmek oldukça güçtü. Çok zorlu takımlarla oynamadıklarını söyleyebiliriz fakat bu derece farklı sonuçlar almaları şaşırtıcı. Kadro genişliğini kaybettiklerinden bahsetsem de Benayoun ve Ramires’in iyi birer opsiyon olarak dikkat çektiklerini ilk haftalar itibariyle söylemeliyiz.

Ligde ilk 5 maçını kayıpsız geçen Chelsea toplamda 21 gol atarken kalesinde sadece tek gol gördü. 5 maçta atılan 21 golün ne derece büyük olduğu aşikar. Ligde bu performansı sergileyen Chelsea, Şampiyonlar Ligi’nde de ortalamayı bozmayacak şekilde Zilina’yı deplasmanda 4-1 mağlup etmeyi başardı. Hazırlık maçlarında pek iyi bir oyun ortaya koyamayan, Community Shield’de Manchester United’a mağlup olan Chelsea’nin bu başlangıcının beni de fazlasıyla şaşırttığını söylemeliyim.
Arsenal’in şu ana kadar sergilediği performans ise benim gibi bir Arsenal ve Arsene Wenger hayranı için oldukça sevindirici. Fakat yakalanan iyi serilere, iyi dönemlere rağmen artık Arsenal’in şampiyonluğu hayal ediliyor. Böyle bir takım varken şampiyon olmasa bile eleştirmek, rahatsız olmak oldukça zor.
Magath’ın kurtarıcısı kim?
Almanya’da sezona girerken yaptığı transferler ile büyük beklentiler duyulan Schalke’de şu an itibariyle işlerin iyi gittiğini söylemek zor. Kuranyi, Westermann, Rafinha, Bordon gibi takımın en önemli yapı taşlarının kaybedilmesi takımı fazlasıyla etkilemiş durumda.
Schalke’de yaşanan değişim döneminde en önemli transferlerden olan Metzelder konusunda teknik direktör Felix Magath oldukça olumsuz açıklamalar yapmıştı. Metzelder konusuna sıcak bakmayan Magath bugün onun takıma dönmesini bekler duruma geldi. Bugün için paniğe gerek olmadığını Wolfsburg’u çalıştırırkenki ligin ilk yarısındaki performanslarını örnek vererek belirten Magath’ın işi şu an için hiç de kolay gözükmüyor. Huntelaar, Raul, Jurado, Plestan gibi önemli transferlerin adaptasyonu bu işi kurtaracakmış gibi durmuyor. Takımın form yakalaması kadro itibariyle muhtemel fakat şu an için oynanan futbol hiç de iç açıcı değil.

Schalke 04 geçtiğimiz hafta sonu itibariyle ligde 4 maçın sonunda 0 puanla son sırada yer alıyor. (Bu yazı kaleme alınırken Schalke ilk galibiyetini 2-1’lik skorla Freiburg karşısında aldı.) Kaybedilen 3 maçın üzerine son maçta, Ruhr derbisinde Veltins Arena’da alınan 3-1’lik yenilgi durumun ciddiyetini fazlasıyla ortaya koydu. Belki de Alman futbolunun yakın gelecekteki en önemli savunma oyuncularından olacağı düşünülen Benedikt Höwedes şu ana kadar ki durumuyla Metzelder’in aranmasına neden oldu. Ligin ilk maçında Hamburg deplasmanında ikinci sarı karttan oyun dışında kalan Höwedes, Şampiyonlar Ligi maçında Lyon karşısında da oldukça sorumsuz bir hareketle henüz 38. dakikada takımını 10 kişi bırakmıştı. Magath olumsuz baktığı Metzelder’in sakatlıktan kurtulduğunu açıkladı. Onun dönüşü takım savunması adına oldukça önemli olacaktır.
Yazı yazamadığım dönemde dikkat çeken isimlere de değinmek istiyordum. Konu Schalke ile ilgili olunca hemen bir isimden bahsetmek gerekir. Aslında kaybedilen fakat kaybının hissedilmeyeceği düşünülen oyunculardan Holtby, Mainz formasıyla harikalar yaratıyor. Sezon öncesi kiralık olarak Mainz’a yollanan Lewis Holtby takımının sezona yaptığı müthiş başlangıçtaki en önemli pay sahibi isimlerden. Alman futbolunun geleceği açısından oldukça önemli bir isim olan Holtby henüz 19 yaşında. Schalke taraftarlarının onun performansını hayranlıkla izledikleri kesin.
Mourinho’dan ne haber
Uzun süre yazı yazmayınca Mourinho ile ilgili haberleri de aksatmış oluyorsunuz. İşte Mourinho bir antrenörden, bir oyuncudan, bir takımdan öte bir marka konumuna geldi artık. Avrupa futbolundan bahsederken onun adının geçmemesi oldukça güç.

Mourinho yaptıklarıyla zaten kendini kanıtlamış bir teknik adam. Fakat henüz sezon başında olmamızdan ötürü Mourinho’nun Real Madrid’e olan etkisini çok da fazla gözlemleyemiyoruz. Konuştuklarına gelirsek şu ana kadar uslu çocuk rolünde. Tahammülsüz Real Madrid taraftarı bir savunma oyuncusunun attığı golle gelen 1-0’lık galibiyeti kabul edemeyecek durumda. İşte Osasuna galibiyetinden duyulan memnuniyetsizlik ıslıklarla anlatılırken Mourinho olaya tepkisiz kalmayı tercih etti. Hatta para verip geliyorlar, ıslıklamak haklarıdır tarzında bir açıklamayla yaklaştı olaya. Evet, altta bir umursamam işimi yaparım tarzı var yine. Olmasa bile Mourinho konuşunca altta vardır diye arıyoruz işte. İspanya’ya gelirken Barcelona taraftarı tarafından ıslıklanacağını biliyordu fakat henüz maç kaybetmeden, aldıkları bir galibiyetin ardından böyle bir tepki bekleyeceğini düşünmüyordur.
Mourinho’nun bu iyimser, otoriteden yana tavrı en son kısa süreli olarak Portekiz’in başına geçme olayında da sürdürdü. Teklifin oldukça anlamsız olduğu açık. Fakat Mourinho’nun başkan ne derse o tarzı konuşması da normal belki ama Mourinho’nun normali konuşması ilginç geliyor insana. Yoksa antrenörlüğüne laf söyleyebilecek adam nasıl olabilir bilmiyorum. Ama çok ılımlı gitmesi nedeniyle; ne basınla bir tartışma var, ne kulüple ilginç bu nedenle nerde eski Mourinho?
Desailly Gana yolunda
Marcel Desailly’nin Gana’yı çalıştıracak olması çoğu kesim tarafından heyecanla karşılandı. Bendeki izlenim de Desailly’nin bu takımı çalıştırmak adına ideal isim olacağı yönünde. Bu ne Desailly’nin antrenörlüğü ile ilgili bir duyum, ne de futbolculuğundan gelen olumlu izlenimlerle ilgili... Tamamen his olarak başarılı olması değil o takıma uyumlu bir isim şeklinde hakimiyet var. Böyle ciddi bir takımla antrenörlük deneyimi yaşayacak olması Gana doğumlu Fransız için büyük şans. Çok iyi bir jenerasyona sahip Gana takımına da bu durum olumlu etki edecektir. Andre Ayew bu durumun heyecanına kapılan ve Desailly’nin takımın başına geçmesini bekleyenlerden olduğunu açıkladı.

Ne olacak bu Afrikalıların yaşı?
Yazıyı yeniden gündeme gelen bir olay ile sonlandırmak istiyorum. Geçtiğimiz hafta arasında oynanan Sevilla – Paris Saint Germain maçını Fransız ekibi deplasmanda 1-0 kazanmayı başarmıştı. Fakat Sevilla cephesi PSG’nin Kamerunlu kalecisi Apoula Edel’in yaşı ile ilgili belirsizliğe itiraz ederek hükmen galip gelme çabasına girişti. Edel’in gerçek adının Ambroise Beyama olduğu ve gerçek kimliğinde 29 yaşında olduğu iddiası ortaya atıldı. Bu iddiayı eski Kamerun Milli Takımı antrenörü Nicolas Philibert de onayladı.

PSG cephesinde yaşanan olay biraz farklı. Yani burada yaşın belirsizliği Afrika kaynaklı değil. Daha sonra kimlikte yapılan işlemlerle ilgili bir durum var ortada. Yine de Afrikalı oyuncuların yaşları konusundaki belirsizlikler nedeniyle mi Fransa’da bu şekilde bir işlem yapıldı bilinmez. Basketbolseverler yıllarca Dikembe Mutombo’nun yaşını öğrenemedi. 43 yaşına kadar basketbol oynadı ama bu yaş bile azmışcasına 50 yaşında olduğu falan düşünülüyordu. Ünlü Afrikalı oyunculardan Raymond Kalla, Obafemi Martins, Nwanko Kanu hatta Türkiye’ye geldiğinde Jay Jay Okocha hakkında hep aynı durumlar ortaya çıkmıştı. Biraz ters ama Galatasaray forması giyen Kader Keita’nın da geldiği dönemde asıl yaşının 27 değil 25 olduğu belirtilmişti.
Genel olarak bir yaş belirsizliği var ortada Afrikalı oyuncularla ilgili. Bu futbolcular ile ilgili yaş küçültme olayı genelde konuşulur ama Afrikalılarda doruğa ulaşmış durumda. Neredeyse Dünya futboluna etki eden adamların 40, 50 yaşında dahi üst düzey futbol oynadığı düşünülür oldu.
Chelsea fırtınası
Avrupa liglerine genel olarak baktığımızda şu an itibariyle en dikkat çekici ekip olarak Chelsea’yi gösterebiliriz. Kadro genişliği iyice azalan Londra ekibi için bu kadar iyi bir başlangıcı hayal etmek oldukça güçtü. Çok zorlu takımlarla oynamadıklarını söyleyebiliriz fakat bu derece farklı sonuçlar almaları şaşırtıcı. Kadro genişliğini kaybettiklerinden bahsetsem de Benayoun ve Ramires’in iyi birer opsiyon olarak dikkat çektiklerini ilk haftalar itibariyle söylemeliyiz.

Ligde ilk 5 maçını kayıpsız geçen Chelsea toplamda 21 gol atarken kalesinde sadece tek gol gördü. 5 maçta atılan 21 golün ne derece büyük olduğu aşikar. Ligde bu performansı sergileyen Chelsea, Şampiyonlar Ligi’nde de ortalamayı bozmayacak şekilde Zilina’yı deplasmanda 4-1 mağlup etmeyi başardı. Hazırlık maçlarında pek iyi bir oyun ortaya koyamayan, Community Shield’de Manchester United’a mağlup olan Chelsea’nin bu başlangıcının beni de fazlasıyla şaşırttığını söylemeliyim.
Arsenal’in şu ana kadar sergilediği performans ise benim gibi bir Arsenal ve Arsene Wenger hayranı için oldukça sevindirici. Fakat yakalanan iyi serilere, iyi dönemlere rağmen artık Arsenal’in şampiyonluğu hayal ediliyor. Böyle bir takım varken şampiyon olmasa bile eleştirmek, rahatsız olmak oldukça zor.
Magath’ın kurtarıcısı kim?
Almanya’da sezona girerken yaptığı transferler ile büyük beklentiler duyulan Schalke’de şu an itibariyle işlerin iyi gittiğini söylemek zor. Kuranyi, Westermann, Rafinha, Bordon gibi takımın en önemli yapı taşlarının kaybedilmesi takımı fazlasıyla etkilemiş durumda.
Schalke’de yaşanan değişim döneminde en önemli transferlerden olan Metzelder konusunda teknik direktör Felix Magath oldukça olumsuz açıklamalar yapmıştı. Metzelder konusuna sıcak bakmayan Magath bugün onun takıma dönmesini bekler duruma geldi. Bugün için paniğe gerek olmadığını Wolfsburg’u çalıştırırkenki ligin ilk yarısındaki performanslarını örnek vererek belirten Magath’ın işi şu an için hiç de kolay gözükmüyor. Huntelaar, Raul, Jurado, Plestan gibi önemli transferlerin adaptasyonu bu işi kurtaracakmış gibi durmuyor. Takımın form yakalaması kadro itibariyle muhtemel fakat şu an için oynanan futbol hiç de iç açıcı değil.

Schalke 04 geçtiğimiz hafta sonu itibariyle ligde 4 maçın sonunda 0 puanla son sırada yer alıyor. (Bu yazı kaleme alınırken Schalke ilk galibiyetini 2-1’lik skorla Freiburg karşısında aldı.) Kaybedilen 3 maçın üzerine son maçta, Ruhr derbisinde Veltins Arena’da alınan 3-1’lik yenilgi durumun ciddiyetini fazlasıyla ortaya koydu. Belki de Alman futbolunun yakın gelecekteki en önemli savunma oyuncularından olacağı düşünülen Benedikt Höwedes şu ana kadar ki durumuyla Metzelder’in aranmasına neden oldu. Ligin ilk maçında Hamburg deplasmanında ikinci sarı karttan oyun dışında kalan Höwedes, Şampiyonlar Ligi maçında Lyon karşısında da oldukça sorumsuz bir hareketle henüz 38. dakikada takımını 10 kişi bırakmıştı. Magath olumsuz baktığı Metzelder’in sakatlıktan kurtulduğunu açıkladı. Onun dönüşü takım savunması adına oldukça önemli olacaktır.
Yazı yazamadığım dönemde dikkat çeken isimlere de değinmek istiyordum. Konu Schalke ile ilgili olunca hemen bir isimden bahsetmek gerekir. Aslında kaybedilen fakat kaybının hissedilmeyeceği düşünülen oyunculardan Holtby, Mainz formasıyla harikalar yaratıyor. Sezon öncesi kiralık olarak Mainz’a yollanan Lewis Holtby takımının sezona yaptığı müthiş başlangıçtaki en önemli pay sahibi isimlerden. Alman futbolunun geleceği açısından oldukça önemli bir isim olan Holtby henüz 19 yaşında. Schalke taraftarlarının onun performansını hayranlıkla izledikleri kesin.
Mourinho’dan ne haber
Uzun süre yazı yazmayınca Mourinho ile ilgili haberleri de aksatmış oluyorsunuz. İşte Mourinho bir antrenörden, bir oyuncudan, bir takımdan öte bir marka konumuna geldi artık. Avrupa futbolundan bahsederken onun adının geçmemesi oldukça güç.

Mourinho yaptıklarıyla zaten kendini kanıtlamış bir teknik adam. Fakat henüz sezon başında olmamızdan ötürü Mourinho’nun Real Madrid’e olan etkisini çok da fazla gözlemleyemiyoruz. Konuştuklarına gelirsek şu ana kadar uslu çocuk rolünde. Tahammülsüz Real Madrid taraftarı bir savunma oyuncusunun attığı golle gelen 1-0’lık galibiyeti kabul edemeyecek durumda. İşte Osasuna galibiyetinden duyulan memnuniyetsizlik ıslıklarla anlatılırken Mourinho olaya tepkisiz kalmayı tercih etti. Hatta para verip geliyorlar, ıslıklamak haklarıdır tarzında bir açıklamayla yaklaştı olaya. Evet, altta bir umursamam işimi yaparım tarzı var yine. Olmasa bile Mourinho konuşunca altta vardır diye arıyoruz işte. İspanya’ya gelirken Barcelona taraftarı tarafından ıslıklanacağını biliyordu fakat henüz maç kaybetmeden, aldıkları bir galibiyetin ardından böyle bir tepki bekleyeceğini düşünmüyordur.
Mourinho’nun bu iyimser, otoriteden yana tavrı en son kısa süreli olarak Portekiz’in başına geçme olayında da sürdürdü. Teklifin oldukça anlamsız olduğu açık. Fakat Mourinho’nun başkan ne derse o tarzı konuşması da normal belki ama Mourinho’nun normali konuşması ilginç geliyor insana. Yoksa antrenörlüğüne laf söyleyebilecek adam nasıl olabilir bilmiyorum. Ama çok ılımlı gitmesi nedeniyle; ne basınla bir tartışma var, ne kulüple ilginç bu nedenle nerde eski Mourinho?
Desailly Gana yolunda
Marcel Desailly’nin Gana’yı çalıştıracak olması çoğu kesim tarafından heyecanla karşılandı. Bendeki izlenim de Desailly’nin bu takımı çalıştırmak adına ideal isim olacağı yönünde. Bu ne Desailly’nin antrenörlüğü ile ilgili bir duyum, ne de futbolculuğundan gelen olumlu izlenimlerle ilgili... Tamamen his olarak başarılı olması değil o takıma uyumlu bir isim şeklinde hakimiyet var. Böyle ciddi bir takımla antrenörlük deneyimi yaşayacak olması Gana doğumlu Fransız için büyük şans. Çok iyi bir jenerasyona sahip Gana takımına da bu durum olumlu etki edecektir. Andre Ayew bu durumun heyecanına kapılan ve Desailly’nin takımın başına geçmesini bekleyenlerden olduğunu açıkladı.

Ne olacak bu Afrikalıların yaşı?
Yazıyı yeniden gündeme gelen bir olay ile sonlandırmak istiyorum. Geçtiğimiz hafta arasında oynanan Sevilla – Paris Saint Germain maçını Fransız ekibi deplasmanda 1-0 kazanmayı başarmıştı. Fakat Sevilla cephesi PSG’nin Kamerunlu kalecisi Apoula Edel’in yaşı ile ilgili belirsizliğe itiraz ederek hükmen galip gelme çabasına girişti. Edel’in gerçek adının Ambroise Beyama olduğu ve gerçek kimliğinde 29 yaşında olduğu iddiası ortaya atıldı. Bu iddiayı eski Kamerun Milli Takımı antrenörü Nicolas Philibert de onayladı.

PSG cephesinde yaşanan olay biraz farklı. Yani burada yaşın belirsizliği Afrika kaynaklı değil. Daha sonra kimlikte yapılan işlemlerle ilgili bir durum var ortada. Yine de Afrikalı oyuncuların yaşları konusundaki belirsizlikler nedeniyle mi Fransa’da bu şekilde bir işlem yapıldı bilinmez. Basketbolseverler yıllarca Dikembe Mutombo’nun yaşını öğrenemedi. 43 yaşına kadar basketbol oynadı ama bu yaş bile azmışcasına 50 yaşında olduğu falan düşünülüyordu. Ünlü Afrikalı oyunculardan Raymond Kalla, Obafemi Martins, Nwanko Kanu hatta Türkiye’ye geldiğinde Jay Jay Okocha hakkında hep aynı durumlar ortaya çıkmıştı. Biraz ters ama Galatasaray forması giyen Kader Keita’nın da geldiği dönemde asıl yaşının 27 değil 25 olduğu belirtilmişti.
Genel olarak bir yaş belirsizliği var ortada Afrikalı oyuncularla ilgili. Bu futbolcular ile ilgili yaş küçültme olayı genelde konuşulur ama Afrikalılarda doruğa ulaşmış durumda. Neredeyse Dünya futboluna etki eden adamların 40, 50 yaşında dahi üst düzey futbol oynadığı düşünülür oldu.















