Fenerbahçe iki hazırlık maçını kaybetti, kaybetmekle kalmadı hiçbir sinyal veremeden sahadan ayrıldı. Şimdi teknik taktik yazılabilecek çok şey olduğunu sanıyoruz ama durum öyle değil. Kanmayın, kendinizi kandırmayın.
En azından Fenerbahçe için bu hazırlık maçları bir şey ifade etmiyor çünkü sarı-lacivertin eksik/gereksiz yanları yaklaşık 2-3 yıldır biliniyor, hem de kıta kıta ezbere. O yüzden AZ Alkmaar, Köln gibi maçlar pek bir şeylerin karşılığı olamaz. (Ben bu satırları yazarken Genk maçının oynanmasına iki saat civarında bir süre vardı, bunu da not düşelim).
Teknik analiz ancak ligde 12.-13. haftayı geçtikten sonra eldekiler yoğrularak yapılabilir, aynı şekilde futbolcu muhasebesi de. Kağıt üstünde açık şeyleri zaten takımın malzemecisi de biliyor, yönetimi de; baldırı iyi santrfor, güven isminde stoper, bir gerçek sağ açık ve sevgili çok yetenekli Volkan Babacan'ın nasıl yaptığı bilinmez ama futbola olan konsantresini kaybetmesinden dolayı ne olur olmaz bir kaleci.
Peki bunlar gelince her şey hallolmuş olacak mı'
Alper Tunga öldü mü, isız ajun kaldı mı'
Ne geliyorsa başımıza bu oyunu bu kadar basit zannetmemizden geliyor aslında. Futbol zor bir oyun. Hele hele oyuncu dengelerinden öte takım kimyalarının ön plana çıkmaya başladığı bu geçiş döneminde çok daha zor.
Faktör sayıları o kadar fazla ki artık, istediğiniz kadar iyi olun, istediğiniz kadar elinizde topu tanıyan oyuncunuz olsun sonuca gitmek çok meşakkatli bir iş. Fenerbahçe'nin en sıkıntılı döneminde bu sorumluluğu isteyen Aykut Kocaman'dı. Bu takdirlik bir davranış ama bu dönemde takımın belki de şu sıralardaki tek önemli değerine böyle bir yük bindirmek, koca bir bencillik, fanatiklik, sıfır rasyonellik.
Kocaman'ın elinde 3. Lig'de yeni kurulmuş hedefi en büyük şampiyonluk olan bir takım var. Düşüneceği çok şey, deneyeceği türlü projeler var. Allah büyük kolaylık versin. O gelirken takımın omurgasına güvenerek, kendi düşüncelerini empoze ederek bir değer oluşturmayı düşünüyordu ama Fenerbahçe'de o omurga aslında yok. Kısa hoca değişiklikleri sayesinde olmadı.
Kocaman'ın hazırlık yapması gereken çok şey var. Doğru anahtar hangi kutuda' Şans ve koşulların fazlasıyla yardımına ihtiyacı olduğu kesin. Evet yanlış duymadınız. Aykut Kocaman şu an Fenerbahçe'yi yönetmiyor, eşofman giydiği an fark ettiği bir şey var "Bir takım yapmaya çalışıyor" ve bu da bu oyunun en "zor" yanı.
Bir nevi kendi teknik sınavı, gücenilmesin ama geçerlilik sınavı.
Saha içinden ve bireysel tespitlerden çok şu zamana kadar Fenerbahçe'de aklıma takılan, ele ve göze gelen üç şey şu şekilde; 'Antrenmanlarda tekmelik takalım' uyarısı, takımın kondisyon durumu ve ne kadar teknoloji ve çağa uygun hazırlanış sistemi / her yönüyle, taktik dahil, sonuncusu ise futbolcuların saygılı olmaya çalışırken yarattıkları ortam, demeçleri, amaçları, nedenleri...
Aykut Kocaman Türkiye'de oyunun sertliğini çok iyi biliyor. Güzel oyun sahibi olsanız da bunu bozabilecek onca takım olduğunun farkında. Bunun için o da topa sert denilen ve belki de güzel oyunun başlangıcını getirecek şeyi, agresifliği ortaya çıkarmak istiyor. Çünkü agresiflik demek sert futbol demek değil aslında, arzulu futbol, canlılık getirmek demek.
Hazırlık maçları dediğim gibi kıstas değildir ama ben 6 yaşından beri sezon öncesi idmanları takip ederim, en azından gelen haberleri okurum, şu ana kadar güce dayalı, koşmalı, uçmalı bir idman haberi görmedim, duymadım. İdmanlarda Fenerbahçe'nin topla bu kadar fazla oynaması düşündürücü.
Bu kadar kısa süre içinde birkaç saatlik idmanlarda çoğu 25'ini geçmiş oyuncuya oyunun niteliğini öğretmek de ne kadar sonuç verir, bilinmez. Kocaman belki öğretmekten çok kafasındaki mentaliteyi oyuncularıne yedirmek için bunları yapıyor ama bir şeylere yüklenilirken bir şeylerin eksik bırakıldığının sinyalleri var.

DİKKAT DİKKAT –KONDİSYON- “PROFESYONELLİK”
Kimsenin bilgisini, tecrübesini sorgulamıyorum ama Fenerbahçe'de teknik eksiklik var. Ya da birileri çıkıp nasıl çalışmalar yapılıyor, ne metotlarla, "kimler" çalıştırıyor, anlatıp ikna etmek zorunda. Çünkü bu oyun bu riski kaldırmaz, bugün çoğu basketbol takımının içinde yabancı kondisyonerler var.
Elbette ülkemizde de şans bulamayan, bu işin ustası, ehli insanlar vardır ama ekip kurmak, gurur, utangaçlık işi değildir. Yatırım dediğiniz şey sadece tesis değil, çağın gerektirdiği uzmanlardan yardım da almaktır.
Ekibinizi "bu" şekilde kurmaktır. 2006'da Almanya'yı Mark Verstegen hazırlıyordu, sonra A Milli Futbol Takımımız da bu uzmanların eline bırakıldı. Bugün o Avrupa'da hepimizin 10 saniyede sayacağımız 10 takımın teknik altyapısını biliyor musunuz' Hocaların ekiplerini'
Bir gün inceleriz.
Kıssadan hisse yerli değerler önemlidir ama daha önemli olan bilgi, beceri, teknoloji ve analitikliktir. Futbol 20 sene öncenin oyunu değil, Kocaman'ın ekibinin daha profesyonel olmasını beklerdim, hepsi değerli insanlar olabilir ama dediğim gibi bu iş "profesyonellik" ile doğru orantılı. Sezon içine bu kondisyon işine tekrar döneriz...
Üçüncü ve son durumsa futbolcuların sırayla Aykut Kocaman'a duydukları saygıyı dile getirmeleri. Son örnek Köln maçı sonrası futbolcularına kızan ve uyaran Kocaman'ın söyledikleri için Selçuk Şahin'in "az bile demiş" demesi.
Ya oyuncular gerçekten aşırı derecede ciddiyet içinde artık ya da bu saygı şovu samimiyetsiz. Kocaman hakkında bütün oyuncuların görüş belirtmesine gerek var mı' Ya da bir güven ortamı için bilinçli mi yapılıyor'
Tek tip cümlelerle kısaca yeni hocanızdan bahsedersiniz ama bütün açıklamaların tamamının takımın yeni hocasının üstüne kurulması saçma. Aykut Kocaman'ın böyle bir şeye ihtiyacı mı var ki...
Bahsetmek istediğim iki şey daha vardı biri konu içi, "transfer" "yönetim tarafı" "taraftar tarafı(!)" Bir de konu dışı 'efsane' nedir' Günlerdir bunu sorguluyorum, bu da başka zamana...
***
Transfer hakkında bir şey yazmadım, farkındayım.
Kamp ve uyum çok önemli faktörler ama çok uzun süre var daha.
Takımlarına en büyük zararı veren "o" taraftar "kimliğinde" olmayın.
Nasıl bir dünyada ne rekabetler içinde olduğunuzu da unutmayın.
Ve en önemlisi en azından muhasebe zamanı ne zaman'
Transfer sezonun kapandığı gün, saat.
Birlikte yapacağız, tek tek.
O saate kadar takımınızın yöneticilerinin işi yönetim biçimine, taktiklerine saygı duyun.
Elbet onların da sizlere anlatacakları var ama şimdi değil, olamaz.
Bu lükse ne yazıkki henüz sahip değilsiniz, bunun için "maddi" yatırım yapıyorsunuz ya...
Bu arada tek fısıltı bilgisayarın kapağını sert bir şekilde aşağı indirmeden önce söyleyelim; hazırlık maçlarının 3. dünya ülkesinin, ıssız bucaksız güzel koylarından seçilmemesi ve standart/üstü takımlardan seçilmiş olması, Aykut Kocaman’ın bunu kendi istemesi gerçekçi yanını ortaya koyuyor...
Teşekkürler...
Sevgiler!
An be an Esat DERGİ
Takip edin...
http://twitter.com/esatd
En azından Fenerbahçe için bu hazırlık maçları bir şey ifade etmiyor çünkü sarı-lacivertin eksik/gereksiz yanları yaklaşık 2-3 yıldır biliniyor, hem de kıta kıta ezbere. O yüzden AZ Alkmaar, Köln gibi maçlar pek bir şeylerin karşılığı olamaz. (Ben bu satırları yazarken Genk maçının oynanmasına iki saat civarında bir süre vardı, bunu da not düşelim).
Teknik analiz ancak ligde 12.-13. haftayı geçtikten sonra eldekiler yoğrularak yapılabilir, aynı şekilde futbolcu muhasebesi de. Kağıt üstünde açık şeyleri zaten takımın malzemecisi de biliyor, yönetimi de; baldırı iyi santrfor, güven isminde stoper, bir gerçek sağ açık ve sevgili çok yetenekli Volkan Babacan'ın nasıl yaptığı bilinmez ama futbola olan konsantresini kaybetmesinden dolayı ne olur olmaz bir kaleci.
Peki bunlar gelince her şey hallolmuş olacak mı'
Alper Tunga öldü mü, isız ajun kaldı mı'
Ne geliyorsa başımıza bu oyunu bu kadar basit zannetmemizden geliyor aslında. Futbol zor bir oyun. Hele hele oyuncu dengelerinden öte takım kimyalarının ön plana çıkmaya başladığı bu geçiş döneminde çok daha zor.
Faktör sayıları o kadar fazla ki artık, istediğiniz kadar iyi olun, istediğiniz kadar elinizde topu tanıyan oyuncunuz olsun sonuca gitmek çok meşakkatli bir iş. Fenerbahçe'nin en sıkıntılı döneminde bu sorumluluğu isteyen Aykut Kocaman'dı. Bu takdirlik bir davranış ama bu dönemde takımın belki de şu sıralardaki tek önemli değerine böyle bir yük bindirmek, koca bir bencillik, fanatiklik, sıfır rasyonellik.
Kocaman'ın elinde 3. Lig'de yeni kurulmuş hedefi en büyük şampiyonluk olan bir takım var. Düşüneceği çok şey, deneyeceği türlü projeler var. Allah büyük kolaylık versin. O gelirken takımın omurgasına güvenerek, kendi düşüncelerini empoze ederek bir değer oluşturmayı düşünüyordu ama Fenerbahçe'de o omurga aslında yok. Kısa hoca değişiklikleri sayesinde olmadı.
Kocaman'ın hazırlık yapması gereken çok şey var. Doğru anahtar hangi kutuda' Şans ve koşulların fazlasıyla yardımına ihtiyacı olduğu kesin. Evet yanlış duymadınız. Aykut Kocaman şu an Fenerbahçe'yi yönetmiyor, eşofman giydiği an fark ettiği bir şey var "Bir takım yapmaya çalışıyor" ve bu da bu oyunun en "zor" yanı.
Bir nevi kendi teknik sınavı, gücenilmesin ama geçerlilik sınavı.
Saha içinden ve bireysel tespitlerden çok şu zamana kadar Fenerbahçe'de aklıma takılan, ele ve göze gelen üç şey şu şekilde; 'Antrenmanlarda tekmelik takalım' uyarısı, takımın kondisyon durumu ve ne kadar teknoloji ve çağa uygun hazırlanış sistemi / her yönüyle, taktik dahil, sonuncusu ise futbolcuların saygılı olmaya çalışırken yarattıkları ortam, demeçleri, amaçları, nedenleri...
Aykut Kocaman Türkiye'de oyunun sertliğini çok iyi biliyor. Güzel oyun sahibi olsanız da bunu bozabilecek onca takım olduğunun farkında. Bunun için o da topa sert denilen ve belki de güzel oyunun başlangıcını getirecek şeyi, agresifliği ortaya çıkarmak istiyor. Çünkü agresiflik demek sert futbol demek değil aslında, arzulu futbol, canlılık getirmek demek.
Hazırlık maçları dediğim gibi kıstas değildir ama ben 6 yaşından beri sezon öncesi idmanları takip ederim, en azından gelen haberleri okurum, şu ana kadar güce dayalı, koşmalı, uçmalı bir idman haberi görmedim, duymadım. İdmanlarda Fenerbahçe'nin topla bu kadar fazla oynaması düşündürücü.
Bu kadar kısa süre içinde birkaç saatlik idmanlarda çoğu 25'ini geçmiş oyuncuya oyunun niteliğini öğretmek de ne kadar sonuç verir, bilinmez. Kocaman belki öğretmekten çok kafasındaki mentaliteyi oyuncularıne yedirmek için bunları yapıyor ama bir şeylere yüklenilirken bir şeylerin eksik bırakıldığının sinyalleri var.

DİKKAT DİKKAT –KONDİSYON- “PROFESYONELLİK”
Kimsenin bilgisini, tecrübesini sorgulamıyorum ama Fenerbahçe'de teknik eksiklik var. Ya da birileri çıkıp nasıl çalışmalar yapılıyor, ne metotlarla, "kimler" çalıştırıyor, anlatıp ikna etmek zorunda. Çünkü bu oyun bu riski kaldırmaz, bugün çoğu basketbol takımının içinde yabancı kondisyonerler var.
Elbette ülkemizde de şans bulamayan, bu işin ustası, ehli insanlar vardır ama ekip kurmak, gurur, utangaçlık işi değildir. Yatırım dediğiniz şey sadece tesis değil, çağın gerektirdiği uzmanlardan yardım da almaktır.
Ekibinizi "bu" şekilde kurmaktır. 2006'da Almanya'yı Mark Verstegen hazırlıyordu, sonra A Milli Futbol Takımımız da bu uzmanların eline bırakıldı. Bugün o Avrupa'da hepimizin 10 saniyede sayacağımız 10 takımın teknik altyapısını biliyor musunuz' Hocaların ekiplerini'
Bir gün inceleriz.
Kıssadan hisse yerli değerler önemlidir ama daha önemli olan bilgi, beceri, teknoloji ve analitikliktir. Futbol 20 sene öncenin oyunu değil, Kocaman'ın ekibinin daha profesyonel olmasını beklerdim, hepsi değerli insanlar olabilir ama dediğim gibi bu iş "profesyonellik" ile doğru orantılı. Sezon içine bu kondisyon işine tekrar döneriz...
Üçüncü ve son durumsa futbolcuların sırayla Aykut Kocaman'a duydukları saygıyı dile getirmeleri. Son örnek Köln maçı sonrası futbolcularına kızan ve uyaran Kocaman'ın söyledikleri için Selçuk Şahin'in "az bile demiş" demesi.
Ya oyuncular gerçekten aşırı derecede ciddiyet içinde artık ya da bu saygı şovu samimiyetsiz. Kocaman hakkında bütün oyuncuların görüş belirtmesine gerek var mı' Ya da bir güven ortamı için bilinçli mi yapılıyor'
Tek tip cümlelerle kısaca yeni hocanızdan bahsedersiniz ama bütün açıklamaların tamamının takımın yeni hocasının üstüne kurulması saçma. Aykut Kocaman'ın böyle bir şeye ihtiyacı mı var ki...
Bahsetmek istediğim iki şey daha vardı biri konu içi, "transfer" "yönetim tarafı" "taraftar tarafı(!)" Bir de konu dışı 'efsane' nedir' Günlerdir bunu sorguluyorum, bu da başka zamana...
***
Transfer hakkında bir şey yazmadım, farkındayım.
Kamp ve uyum çok önemli faktörler ama çok uzun süre var daha.
Takımlarına en büyük zararı veren "o" taraftar "kimliğinde" olmayın.
Nasıl bir dünyada ne rekabetler içinde olduğunuzu da unutmayın.
Ve en önemlisi en azından muhasebe zamanı ne zaman'
Transfer sezonun kapandığı gün, saat.
Birlikte yapacağız, tek tek.
O saate kadar takımınızın yöneticilerinin işi yönetim biçimine, taktiklerine saygı duyun.
Elbet onların da sizlere anlatacakları var ama şimdi değil, olamaz.
Bu lükse ne yazıkki henüz sahip değilsiniz, bunun için "maddi" yatırım yapıyorsunuz ya...
Bu arada tek fısıltı bilgisayarın kapağını sert bir şekilde aşağı indirmeden önce söyleyelim; hazırlık maçlarının 3. dünya ülkesinin, ıssız bucaksız güzel koylarından seçilmemesi ve standart/üstü takımlardan seçilmiş olması, Aykut Kocaman’ın bunu kendi istemesi gerçekçi yanını ortaya koyuyor...
Teşekkürler...
Sevgiler!
An be an Esat DERGİ
Takip edin...
http://twitter.com/esatd







