Ümit Şamiloğlu: "Benim hikayem Naim gibi"

Türk ve dünya cimnastiğine adını altın harflerle kazıyan Ümit Şamiloğlu, bugünlere nasıl geldiğini, kariyerinde unutulmaz anları ve sporculuk hayatını noktaladıktan sonra hayata geçireceği büyük projesini Sporx'e açıkladı.

Haber; Sporx.com
Ümit Şamiloğlu: 'Benim hikayem Naim gibi'
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
12 Aralık 2019 12:49
ÖZEL RÖPORTAJ: Ümit Şamiloğlu, nam-ı diyar "The Şamiloğlu" hareketinin sahibi! Çocuk yaşta Ağrı'da öğretmen olan babasının teşviğiyle cimnastiğe başlayan Ümit Şamiloğlu, o zamanlar Türk ve dünya cimnastik tarihini değiştireceğini bilmeyerek yola çıktı. 10 yaşında, aynı Naim Süleymanoğlu gibi ailesinden ayrılarak spor aşkı için tek başına yola koyuldu. O zaman Türkiye'nin bir numaralı cimnastik merkezi olan Bolu'da dünyaca ünlü Sovyet antrenörlerden eğitim aldı, asla bununla yetinmedi, hep üzerine koydu! Önce Türk cimnastiğine damga vurdu, sonra ise dünyaya adını duyurdu. Yetmedi, dünyada birçok çocuğa ilham verdi. 39 yaşında olmasına rağmen, sayısız şampiyonluklara rağmen henüz kariyerine nokta koymayan Ümit Şamiloğlu ile oldukça keyifli ve bir o kadar öğretici röportajın altına imza attık. 


"NAİM SÜLEYMANOĞLU GİBİ BEN DE..."

- "Dolu dolu, tarihe ve hatta literatüre geçen bir kariyerin sonuna geliyorsunuz. Cimnastiğe başlama hikayenizi ve özellikle spora başladığınız süreçte yaşadığınız en akılda kalıcı zorlukları ve bunların üstesinden gelme yollarınızı anlatabilir misiniz?"
 
30 yıllık spor kariyerim dolu dolu geçti. Geriye dönüp baktığımda, aklımda en çok kalan yer spora başlangıç zamanlarım. Babamın vesilesiyle bu spor başladım. Çünkü babam öğretmen okulunda derslerde cimnastikten çok etkilenmiş, bu nedenle bize olimpiyatları izletirdi. Ablam ile bana evde cimnastik hareketleri yaptırırdı. 23 Nisan ve 19 Mayıs gibi özel günlerde, kendi okulunda ablamla ikimiz cimnastik gösterileri yapardık.

Ağrı'dan Manisa'ya tayinimiz çıktı. Manisa'da nasıl cimnastik yapacağımızla ilgili araştırma yapmış ve Manisa 9 Eylül Üniversitesi'ndan Hasan Onmuş'u bulmuş. Aynı zamanda teknik komite başkanıydı. Bizi teste götürdüler, Hasan Hoca test yaptı, birkaç hareket yaptırdı. "Bu çocukta bir şey var ve ben, onu Bolu'ya göndereceğim" dedi. O dönemin en iyi cimnastik merkezi Bolu'daydı. Sovyetler Birliği yıkılmış ve dünyanın en iyi Sovyet antrenörleri Bolu'ya gelmiş, sporcu yetiştiriyorlardı. Diğer illere göre çok büyük fark yaratıyorlardı. Bu yüzden Bolu'ya gönderdiler. Aklımda kalan en zor yer neden başlangıç; çünkü 10 yaşımda ailemden ayrı şekilde Manisa'dan Bolu'ya gittim. 


Naim filmini izlediyseniz, 10 yaşında Kırcaali'de bir eğitim merkezine, spor okuluna gönderiyorlar. Annesinin, ona davranışları, duyguları aslında benim de annemle, ailemle yaşadıklarımın aynısıydı. O yüzden, o günler aklımdan çıkmaz. Başladıktan bir ay sonra kolumu kırdım, bir yıl sonra tekrar kolumu kırdım. Ailesinden ayrı, 10 yaşında bir çocuk... Bu işi sevmek, o yaşta bu işin üstesinden gelmek oldu. İlk aylar zorluydu ama bir şeye ulaşmak istiyorsanız, her şeyin bedeli vardır. Ben bunun bedelini ödedim.



"KARİYERİME ÇOK BÜYÜK ETKİLERİ OLDU"
 
- "Kariyeriniz boyunca size ilham veren sporcular, kişiler var mıydı? Kariyeriniz üzerindeki etkilerinden bize bahsedebilir misiniz?"
 
Bana ilham veren sporcuların en başında Murat Canbaş gelir. Biz küçük yaşta bir sporcuyken kendisi Avrupa Gençler Şampiyonu, Akdeniz Oyunları Şampiyonu, Dünya Şampiyonası Finali gibi başarılar yakaladı. 19 yaşında kendisini trafik kazasında kaybettik, mekanı cennet olsun. Birebir hayranlık duyduğum, kendisine benzemek istediğim sprocu hiçbir zaman olmadı, hayata da böyle oldu. Herkesin olumlu yönlerini almaya çalıştım. Murat Canbaş'ın da bana kattığı çok şey vardır. Dönemin büyük sporcuları da kariyerimde etkili olmuştur. Sadece büyük sporcular değil, kariyeri benden düşük sporcuların da bana yön verdiği olmuştur. Onların güzel özeliklerini, çabalarını, niyetlerini gördükçe onlardan da örnek aldım. Bazı güzel davranışları gördüğümde 'Bunu nasıl yaptın?' diye gider sorarım. Herkesten bir parça alma huyum var ve bu özelliğimi seviyorum. Küçük, büyük herkesin kariyerimde, yürüdüğüm yolda muhakkak etkisi var. İnşallah bundan sonraki hayatımda da bu etkiler olacaktır. 



"THE ŞAMİLOĞLU' HAREKETİ NASIL ÇIKTI?"
 
- "Dünyanın en yaşlı cimnastik sporcusu sizsiniz ve bir nevi Roger Federer gibisiniz. Federer'in yaptığı spora adını veren bir hareketi yokken sizin var. Bize resmen kabul edilen 'The Şamiloğlu' hareketini ve hareketin çıkış noktasını anlatabilir misiniz?"
 
Roger Federer en sevdiğim sporcudur. İnsanların normalde gönlünde kendi branşından biri yer eder ama benim gönlümde Roger Federer vardır. Kariyeri boyunca davranışını hiç bozmaması, aynı çizgide gitmesi, başarılı olduğunda veya başarısız olduğunda da o çizgiyi kaybetmemesi nedeniyle ona karşı bir gönül bağım var. Federer ile aramda bağlantı kurduğunuz için teşekkür ederim.

'The Şamiloğlu' hareketinin çıkış noktası şöyle; barfikste dünyada bilinen bir sporcuyum. Birçok başarı elde ettik. Eşimin ısrarıydı, "Kariyerini bitirmeden önce ismini ölümsüzleştirmen gerekli' diyordu. Bu ısrarın üzerine biraz yoğunlaştık. Antrenörümle birlikte oturduk ve hangi hareketi nasıl yapabileceğimizi düşündük. Ancak yaptığımız hareket hem sporcuların serilerinde kullanılmalıydı, tercih edilmeliydi ve hem de çok tekrar edilebilen, zor olmayan bir hareket olmalıydı. Üst düzey sporcuların tercih edeceği bir hareket düşündük. Sporu bıraktıktan sonra bu hareket sürekli gözümüzün önüne gelsin, sürekli izleyebildiğimiz ve keyfini sürebileceğimiz bir hareket olsun istedik. Antrenörlümle birlikte oturduk ve bizim yaptığımız bir hareketin bir üst versiyonunu, vücudun daha zor olduğu bir pozisyonu kafamızda şekillendirdik, üzerinde çalışmaya başladık. Çok uzun zaman almadı ve üzerinde de çok çalışmadık, zorlanmadık. Mersin World Challenge Cup'ta yaptık ve başarılı olduk. Çıkış noktası, eşimin ısrarı ve antrenörlümle bu işe yoğunlaşmamız oldu.



"30 YILLIK ÇALIŞMANIN ESERİ"
 
- "Bu hareketi kusursuz bir şekilde yapmak için en az kaç tekrar gerekiyor?" 
 
Ben bu hareketi yaparken, zorlanmadım ama cimnastik şöyle bir şey; ben o hareketin bir alt versiyonunu yapıyordum. O harekete başlama tarihim 1993. Onun hazırlığını yapmamız da spora başladığımız zaman. Omuz ve karın kaslarınızı geliştirdikten sonra bu hareketi yapabilirsiniz. 1993'ten beri o hareketi yapıyorum. 2000'lere doğru bu hareketin bir üst versiyonunu yaptım, 2000'lerin sonlarında ise bir üst versiyonunu daha yaptım. Kariyerimin sonlarına doğru bu hareketi çıkardık. 30 yıllık bir kariyerin, 30 yıllık bir çalışmanın sonrasında bu hareket ortaya çıktı. Diğer hareketleri yapmadan, bu hareketi birdenbire yapamazsınız. Senelerin çabası ve yüz binlerce kez tekrar ile bu hareketi yaparsınız.

"BİR SERİ İÇİN BİR AY GEREKİYOR"
 
- "Genel olarak bir serinin tamamlanması için ne kadar süre çalışıyorsunuz?"
 
Biz küçük yaşta yapabildiğimiz hareketleri seriye sokarız. Bir hareketi çıkarabilmek için bazen aylar, bazen yıllar gerekir. O hareketi çıkardığımız zaman seriye ekleriz. Son serinizin oluşmasını sağlamak senelerin çalışması. Hazır olan bir seri ile yarışmaya hazırlanmak bizim için yaklaşık bir aylık çalışma gerektirir. Bir seride 10 hareket yaparız, 10 hareketin dayanıklılığını sağlamak için bir ay gerekiyor. Jimnastik neredeyse haftada maksimum bir gün tatili tolere edebilir. Her gün çalışıp o hareketi zaten hazır tutuyorsunuz. Çok büyük yarışmalara iki ay evvel başlarız. Basamak basamak ilerleriz. 



"ANTRENÖRLERİM OLMASA; BEN DE OLMAZDIM"
 
- "Antrenörlerinizin kariyerinizdeki katkılarını nasıl anlatırsınız? Bu zorlu yolda, sizinle yürüyen yol arkadaşlarınız kimlerdi?"
 
Bir antrenör olmazsa, bir sporcunun çıkması mümkün değil. Kariyerimi bitirirken herkes bana 'Antrenörlük yapacak mısın?' diye sordu. Ancak ben antrenörlük yapamam. Bu çok özel, çok zaman isteyen, çok enerji isteyen, kendinizi adamanız gereken kutsal bir meslek. Çocuğu 6-7 yaşında alıyorsunuz sabah akşam haftanın 6 günü çalıştırıyorsunuz. Ailesini göremezken, sizi görüyor. Karakter biçiyorsunuz, sadece hareketleri öğretmiyorsunuz. Antrenörler olmazsa, hiçbir sporcu çıkamaz. Antrenörler, hak ettikleri değeri gören insanlar değiller. Sadece başarı odaklı gidilir, antrenör sporcusuna bir hareketi yaptırdıysa başarılıdır, değilse başarısızdır. Başarısız olan hiçbir antrenör yoktur! Onlar hayatlarını veriyorlar ve bir çocuğu eğitiyorlar. Bedeninizin limitlerini zorlayarak bir şeyler yapıyorsunuz ve bundan başrol antrenördür.

Kariyerimde birçok antrenörle çalıştım. Bolu'ya gittiğimde Dilaver Abdiloğlu ile çalıştım. Kariyerimdeki en etkili antrenör, beni cimnastikçi yapan antrenör Bulgar Jivko Dobrev'dir. İki yıl önce kendisini kaybettik. Dobrev, cimnastikçi olmamı sağlamıştır. Mehmet Aktaş, Şenol Türkdoğan'ın büyük katkıları olmuştur. Erdoğan Kapucu şu an ve 2000'li yılların başında, aynı zamanda Akdeniz Oyunları'nda başarılarımı kazanmamda rol oynamıştır. Aynı zamanda diğer başarıların adımlarını atmamda temel oluşturmuştur. Şu anda iki yıldır beraber aynı yolu yürüyoruz. 40'ına gelmiş bir sporcuyla çalışmanın zorluklarını bilen demeyeceğim ama ince ayrıntıları bilen bir antrenör. Antrenör, her türlü zorlukta sporcuyu antrenmana hazırlar. Çok güzel bir yolda yürüyoruz.

"DOKTOR GERİ DÖNÜŞÜME İNANAMADI"

Bu sene bisepsimi kopardım. Çok kısa sürede toparlanmamı sağladı. Beni motivasyon ve psikoloji ile toparladı. Ameliyatımı yapan doktor, 'Bu kadar kısa sürede, bu yaşta bir sporcunun Dünya Şampiyonası'na gidip kazanması mucizevi bir olay' diyerek bir kongrede tanıtım yapmak için benden izin istedi. Bunları tek başıma başaramam. Antrenör, sporcunun babası, abisi, her şeyi olur. Bu yüzden hak ettikleri yerde olduklarını düşünmüyorum. Öğretmen de farklı ama antrenör daha farklı biri. Sporcuya yol biçiyorsunuz. Antrenörlerim olmasaydı, bugünlere gelemezdim. 



"TOKYO 2020'YE GİDERSEM ALTIN BENİM"
 
- "Tokyo 2020'de sporu bırakmayı planlıyorsunuz. Olimpiyatlar'da hedefiniz nedir"
 
Gelelim can alıcı soruya. Hedefim 2020 Tokyo'da spor hayatımı sonlandırmaktı. Bu sene sakatlık yaşadım, bisepsimi kopardım. Toparladım ama Dünya Şampiyonası'na gidecek takımda olmam için diğer aletleri yapmam da bekleniyordu. Buna kolum izin vermedi. Puanlarım takımda olmama yetiyordu ama riski göze almadım. Hedefimiz takım olarak Olimpiyat'a gitmekti. Takım, gösterdiği performansla bunu başaramadı. Başaramayınca, sporcular bireysel performanslarıyla Olimpiyat'a gitme hakkı kazandı. Üç sporcumuz bu hakkı kazandı. Orada olsaydım, Dünya Şampiyonası'nda barfikste final yapıp Olimpiyatlara giderdim. Böyle bir şanssızlık oldu ve Olimpiyat'a gitme şansım çok riskli. 2020 yılında Dünya Şampiyonası sıralamalarını birinci bitirmem gerekiyor. Daha doğrusu 2019 - 2020 periyodunda başarılı olmalıyım. 8 ayakta en iyi 3'ünü toplayan sporcu Olimpiyatlara direk katılıyor.

Bisepsimin sakatlığından dolayı 8 ayağın 4'ünde zaten yarışamadım ve diğer sporcular da toplayacağı puanı topladı. Bir yarışmaya katıldım ve iyi performans sergileyemedim. Üç ayak kaldı, Şubat ve Mart'ta olacak. Bu üç ayakta dünya sıralamasını birinci bitirirsem, Olimpiyat'a gitme hakkı elde edeceğim. İşim çok zor, iki tane dünyanın en iyi barfiks sporcusu rakibim. İki tane altın, iki gümüşleri var ve eşitler. Üç altın alarak onları geçmem gerekiyor. Barfiskte üç kez aynı performansı göstermek kolay değil. İşim zor ama ben sporculuk hayatımda bir yol varsa, ondan vazgeçmemeyi öğrendim. Vazgeçmiyorum, başarabilirim. Üç yarışmada birinci olma şansım var. Bu ihtimali göz önünde bulundurarak çalışıyorum.

Bir yolunuz varsa, sonuç hesap etmeden o yolda elinizden geleni yapın. Siz çaba gösterin, sonucu kestiremezsiniz. Önemli olan yolu yürümektir. Ben de bu yolu yürüyorum ve Mart'ta her şey belli olacak. Dünya Şampiyonası'na kim giderse gitsin, Olimpiyat altının en büyük adayı olacak. İki rakibimi devre dışı bırakırsam, altın için en büyük aday olacağım. Eğer Olimpiyat olmazsa, Avrupa Şampiyonası'nda altın madalya ile kariyerimi sonlandırmak istiyorum. Bu yolda yürüyorum ve başarılı olmak için her şeyi yapıyorum. Dilerim, hedeflerime ulaşırım. 



"BİR HIRVAT SPORCUYA İLHAM OLMUŞUM"
 
- "Kariyerinizde tattığınız en güzel duygular ve 'keşke' olsaydı dediğiniz başarılar var mı?"
 
Kariyerimde pek keşkelerim olmadı. Çok güzel duygular yaşadım. 'Keşke şu başarım olsaydı' diye de düşünmedim. Ben hep denedim, elimden geldiği kadar, gerektiği kadar her şeyi yaptım. Çok yerde kaybettim ama şöyle 30 yılın sonuna geldiğimde, hiçbir şey kaybetmediğimi anlıyorum. O kaybettikleriniz bile size artı değer katıyor. Yapamadım zannetiklerim bile başkasının yapmasına neden oldu. Avrupa Şampiyonası'nda madalya aldığım an çok güzel bir andı, çünkü tarihte ilk defa madalya aldık. Sadece antrenör ve sporcu olarak gittik. Yanımızda ülkemizden başka kimse yoktu, büyük bir ekiple gitmedik. Bütün Avrupa'nın ilgisi çok başkaydı.

2015'te bir Hırvat sporcu Dünya Şampiyonası'nda madalya aldı. Antrenörü inanılmaz şekilde ağlıyordu. Yanına tebrik etmeye gittim ve bana "2008'de madalya aldın ya, cimnastikçi ülkeler hariç başka ülkelerin de madalya alabileceğini bana öğrettin. Ben o gün inandım ve bugün de madalya aldık' demişti. Bu benim için başka bir şeydi. Sadece ülke cimnastiğine değil dünyadaki birçok sporcuya da yol açmış olduğumu hatırlattı. Cimnastikte belli ülkeler vardır ve madalyalar hep o ülkeler arasında dolanır. Çünkü o ülkeler büyük yatırım yapar. Ondan sonra bugün baktığınızda çok değişik ülkelerde çok değişik sporcular madalya almaya başladı. Avrupa Şampiyonası'nda madalya aldığım zaman şu anki ekipte en büyük sporcu olan Ferhat Arıcan, o zaman 16 yaşında tribünde oturan bir gençti. O da yapabileceğine inandı ve şimdi aynı takımdaki arkadaşları da inandı. Dünya cimnastiğinde ve Türk cimnastiğinde o madalyanın çok büyük önemi vardır. Benim için de çok farklı bir madalya. Etkilerini sonradan öğrendikçe daha da mutlu oluyorum.

"MERSİN'DE HERKES GÖZ YAŞI DÖKTÜ"

Mersin'de 2013 Akdeniz Olimpiyatları'nda ilk defa böylesine büyük bir organizasyonda seyircimiz önünde yarıştım. Atmosfer çok başkaydı, tribünde herkes göz yaşı döktü. Salonda hiçbir başarının bunun karşılığı olmayacağını bana hissettirdiler. Duygularıyla beni tebrik ettiler. Başarı odaklı değildi, spor hayatım boyunca başarı odaklı olmadım. Belki yetiştirilmemden dolayı böyleyim. Belki de Bolu da Bulgar antrenörüm, bana bunu öğretti. 



"BİR SPOR KULÜBÜ KURUYORUM"
 
- "Bu büyük kariyerin ardından neler yapmayı düşünüyorsunuz? Herhangi bir teklif, proje veya plan var mı?"
 
Planım var. Kafamda daha önce şekillendirmiştim, yavaş yavaş da adım attık. Spor kulübümü kuruyorum. Kaynak sağlayacak şirketler de  kurmak istiyorum. Sosyal sorumluluk projeleri üzerine yoğunlaşmak istiyorum. Sporun dostluk, barış ve kardeşlik ruhunu her zaman söyleriz ama bunu benimseyemedik. Anlamını yitiren bu felsefeyi tekrar canlandırmak istiyorum. Bu ülkenin her yerinde, her çocuğa bu anlayışı vermekle yükümlüyüz. Öncelikle köşede, kıyıda kalmış mahallelerin çocuklarına ulaşmak istiyorum. Bir spor salonu kurarak, oraya çocukları getirerek bu ruhla sporcular yetiştirmek istiyorum. Bir kaynak sağlarsak, bunun da çoğunu bu projelere aktarmayı düşünüyorum. 

"TÜRKİYE'NİN KADERİNİ DEĞİŞTİREBİLİRİZ"

Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin EGO Spor Kulübü'ne geçtim. Zaten böyle projeleri var, konuştuğumuzda da bende böyle projelerin içerisinde olmak istediğimi söyledim. Çok destek gördüm ve beraberce bir şeyler yapabileceğimiz ortaya çıktı. Ankara'dan başlamak istiyorum. Projeler kafamızda hazır. Sporu bırakana kadar zaman gerekiyor. Sadece Büyükşehir Belediyesi ile değil diğer kurumlarla da işbirliği içerisinde olmalıyız. Sporla bir ülkenin geleceğinin değişeceğine çok inanıyorum. 2-3 kurumla başlayıp, 10-15 kuruma kadar çıkar ve projeler gelişirse, eğitim sisteminin içerisine de dahil olursa 20 sene sonra farklı bir nesil yakalarız. Barış, kardeşlik ve dostluk anlayışını benimseyen toplumun, böyle bir neslin neler yapabileceğini düşünmek istemiyorum. Hangi mesleği yaparsanız yapın, bu duygular temel değerler. Spor ve sanat bir ulusun temelinde birleştirici bir ruhtur. Gelecek nesillere bunu aktarmak zorundayız. Bu yüzden böyle bir çabam var. Gelecekle ilgili kaygım yok, maddiyatın benim dünyamda yeri yok, beni para tatmin etmiyor. Benim için önemli şey maneviyat. Çocuklar için elimden gelen yardımı yapacağım. İnşallah bu projemi büyüterek diğer illere de dokunabiliriz. Kalıcı organizasyonlarla çocukların hayatlarını değiştirmek istiyorum.



"DÜNYA, TÜRK CİMNASTİĞİNİ TAKİP EDİYOR"
 
- "Türk cimnastiğini hangi seviyede görüyorsunuz? Gelecekte İstiklal Marşımızı, en üst seviyelerde salonlara dinletecek sporcularımız sizce kimler?"
 
Türk cimanistiği şu an dünyanın ısrarla takip ettiği bir noktada. Türk cimanistiği çok saygı görülen bir yerde. Cimnastik ülkeleri vardır, sürekli yatırım yaparlar ve onlarca yıldır bu hakimiyeti sürdürürler. Bizim gibi ülkeler onlarca yıldır bu hakimeti sürdüremeyebilir çünkü spor bir kültürdür. Ekonomi ile alakalıdır. Ekonomiyi yakalarsınız, çalışırsınız, başarılar elde edersiniz ama kültürden yoksun olursunuz ve sistemi bir anda yıkarsınız. Kültürü oluşturursunuz, ekonominiz olmaz. Onun için bizim gibi ülkelerde spor kültürü oluşturmak için zaman gerekiyor. Ekonomi de iyi olursa, her zaman güzel yolda gidersiniz.

Türk cimnastiği şu an dünyada iyi bir yerde. Kısa bir süre önce İbrahim Çolak dünya şampiyonu, Ahmet Önder dünya ikincisi, Ferhat Arıcan dünya beşincisi oldu. Dünya şampiyonumuz var, Dünya Şampiyonası'nda, Avrupa Şampiyonası'nda madalya alıyoruz. Br tek Olimpiyat kaldı, onu da başaracağız. Alttan gelen çok iyi çocuklar var, önümüzdeki yıllarda onların da adını çok duyacağız. Bu isimler bizi 4-5 sene daha götürecek. Uzun vaadeli istiyorsak, sistemli gitmeliyiz. Altyapı iyi hale gelmeli. Gençler güzel geliyor, yıldızlar kategorisi şu an çok iyi değil ama toparlanmak için zaman var. Türk cimnastiği güzel bir yerde, 4-5 sene daha güzel gidecek, umarım ondan sonra da iyi şekilde devam eder. Spor, kültür ve ekonomi ile alakalıdır. Bunlar var olduğu sürece başarılar gelir.
Sporx mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
3 TL'ye dünyaları kazandılar. Sen de kazanmak için hemen tıkla!


Tümü
  • PUAN DURUMU
  • FİKSTÜR
  • STSL
  • 1.Lig
  • İng
  • Alm
  • İsp
  • İta
  • Fra
  • Hol
TÜMÜ