Şüphe...

"Christoph Daum'un İspanya'da açıklama yaptığına yönelik haberin servis edilmesinden kısa bir süre sonra Alman teknik adam İstanbul'da görülüyor. Gelen idman haberine bile inanmakta bazen güçlük çekiyor insanlar..." Sporx yazarlarından Esat Dergi medya için bir analiz yaparken artık haberlerin hangi refleksle okunduğunu, bunun önüne geçilemezse günlerin daha da kötü olacağını yazıyor...

SPORX AI BAKIŞI
calendar 17 Ocak 2011 13:29
Haber: Sporx.com
Şüphe...
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Arapçasıyla şubhe, Türkçesiyle şüphe. Her gün bol bol karşılıyor bizi artık. Yaklaşık 6 yıldır her sabah çoğu gazetenin özellikle spor sayfalarını işim gereği inceliyorum. Olaylara kim nasıl bakmış, kim neyi görmüş, kim nasıl dağıtmış. Haberlere geldiğinde ise: Şüphe.

“Her yazdığın değil ama aldığın haberin üzerine şüphe ile yaklaşacaksın, bu senin habercilik adrenalinini dengeler, sağlıklı hareket etmene yardımcı olur” diye düşünürken, şimdi okuduğum birçok haberde bu şüphe neden artıyor ki? Hayır suçlu sadece yazanlar değil...

Bugün Türk spor medyası spor gündeminde ve gelişiminde merdiven görevi görüyor. Fakat üzerlerindeki kalkan hiç gitmiyor. Bu kalkanın ağırlığı sebebiyle yapılan davranışlar tamamı olmasa da kısmen bir otokontrol ile. Bu otokontrol olmadığında sizi merdivenden atmaya çalışıyorlar. Habercinin en büyük ve doğal hakkı bilgilendirmek. Bu bilgiyi almak değil mi peki? Ne yazık ki gazetecilik kavramı zora sokuluyor. Kulüplerdeki gelişmeler için, ilk ağızdan bir şeyleri doğrulatmaya çalıştığınızda çalıp da açılan telefon sayısı kaç?

Medya iletişim toplantısı adında başlayan toplantılar bir ay olmadan iptal olurken transfer dönemi geldiğine ise herkes kendi başına bırakılıyor. Kimse kulüplerden "şu ismi alıyoruz" gibi bir açıklama beklemiyor ama gazetecinin istibahratının bu kadar yalnız bırakıldığı bir başka medya yok.

"Marka koruma" bahanesi altında sessiz kalanlar, transfer döneminde çıkan haberleri yadırgıyorlar. Aslında altlarında kendi imzaları var, ne zaman fark edecekler?

Elbette medya da sütten çıkmış ak kaşık değil. Bu sıkışıklıkla kalemler ileriye doğru yazmaktansa meslektaşına “yazmaya” başlıyor. Herkes birbirinin yaptığı işi suçluyor, küçümsüyor. Devlet ajansı diye tabir ettiğimiz Anadolu Ajansı bile şu koca senede öyle büyük hatalar yaptı ki. Yine ajanslardan gitmek gerekirse bu sene öyle büyük haber hataları vardı ki. 

Aklıma gelen ilk ufak örnek; Christoph Daum'un İspanya'da açıklama yaptığına yönelik haberin servis edilmesinden kısa bir süre sonra Alman teknik adam İstanbul'da görülüyor. Gelen idman haberine bile inanmakta bazen güçlük çekiyor insanlar. Liste çok, yazmak zor. Bir internet sitesinin yazdığı bir haberi kelimesine bile dokunmadan “XXXX / Buenos Aires” imzasıyla servis etmek de var...

Bu sektörün içine girdikten sonra sürekli kendimi öğrenmeye adamış ve bu  sutünlar, manşetler, arkadaşlar, büyüklerin fikirleri ile bunu yapmışken neden bu kadar şüpheci bir insan oldum çıktım? İşte bu yazının da esas niyeti buydu. Bu şüphenin alt metni yazılan yanlış haberlerin sahipleri değil, bu düzende bunların yazılmasına zorunlu kılmak, standartların düşmesine göz yummak. Haberciye karşı kavgalısın diye, aşırı derecede yalnız bırakmak...

 - KAVGA -

Bu düzen sıkışıklığının en büyük bölüm sonu canavarı ise kavgalar. Her ülkede belli medya kuruluşları belli çerçevede yayın yapar, bazılar vardır suya sabuna dokunmaz. Bazıları ise "sadece" gelişmelerin halka yansıması aracı olurlar. Bu ülkede bu kavga neden? Bu kavga her yere sıçramışken bu medya kavgasında kulüplerin ellerinde sopa ile medya kovalaması, bu kavgaya ayırdıkları bu büyük zaman neden? Bu kavga ile yönetimsel yanlışların üzerlerini örtme arzusu ne için? Hayır, sadece çok sevdikleri kulüplerini korumak için olamaz bu öfke...

Bu kavga sayesinde çoğu gazetede çoğu imzaya karşı bir önyargı büyüyor. Ne için? Bu insanlar kulüplerin ne diyeceğini düşünmeden pozitif ve negatif haber yapabilme özgürlüklerinde olduğu için mi? Taraftar olan okuyucu her yazılanın "kendi düşündüğü ve istediği" gibi olmasını zaten istiyor, senin düşündüğüne saygı duymayıp seni hemen asabiliyor. Kulüplerin bu noktada sandalyeye vurma arzusu neden bu kadar fazla?

Bugün halen daha Türkiye'de muhabir tokatlayan bir kulüp başkanı var. Yazara küfür eden hocalar da bulunuyor. Biz marketten çıkarken kasiyere teşekkür ediyoruz oysa...

Ben de herkes gibi güzel bir dünya düşlüyorum. Medya denen o dünyanın adrenalinini hissettim, sırtıma da bir şeyler yükledim. Haber sana gelir veya sen habere gidersin kurgusuyla o adrenalinle gidebildiğim her yere bir "internet" sitesi editörü olmama rağmen koşturuyorum. Bir şeyler öğrenmek, orada bir şeyler yakalamanın hazzı değişilmez.

Fakat bu şüpheci tavrım korkutuyor, istiyorum ki:

Ulusal medya zaten büyük baskılarla uğraşırken, spor medyasında insanlar özgür olsun. Gazeteler özgürlüklerini dışa vurduğunda milyonlarca taraftarı önünde aşağılanmasın. Kulüpler yazılanların sahibi sanmasın kendilerini. Bazen "doğru" olan şeyler bile yalanlanmasın. Köşe sahiplerinin bir "köşeye" sahip olduğu, onun dünyası olduğu unutulmasın. En önemlisi de kulüplerdeki muhattaplar artsın.

Araya üç kişi sokarak biriyle görüşmek yerine her yeri kurumsallığa boyanmış kulüpler asıl medya iletişimi konusunda kurumsal olsun, ulaşılabilsin....

İşte bunların birazı gerçekleşse bu kavganın yarısı düşecek, gidecek. Türkiye nasıl kavgalar yüzünden yıllardır kaybettiyse, medya da bu sefer yaptığı yanlışları görecek ve bizi şüpheye daha az itecek. Bu düzende sırıtan kamburlar varsa hep bu kavgada farkında olmadan alınmış darbelerdendir. Gelin artık kamburlarımızdan kurtulalım.

Büyüklerimiz ön ayak olsun, kulüplerle daha profesyonel bir iletişim yolu, karşılıklı sıkıntılar konusunda çeşitli düzenli görüşmeler ve arzular masaya konulsun.

Kavga etmek için değil, İŞİMİZİ ve İŞLERİNİ daha iyi yapmak için.

Ütopya mı dersiniz...

Eğer ütopya ise yine bol köpüklü haberlere hazır olun. 2010 bunun için zirveydi, 2011'i düşünemiyorum. Haberin köpüğünü alma, kullanma da bu işin içinde bir terim ama sıçranan yerler artık o kadar uç ki, kimse dur demeyecek, ortamın kötüye gittiğini söylemeyecek mi?

Lütfen...

Şüphe denilen şey bu mesleği yapmama karşın ben de bu kadar büyümüşken saf kullanıcıyı düşünün. Her okuduğunda içinden "yalan haber" refleksi veren o kadar kişi var ki. Eskisi gibi azınlık değil, çoğunluk artık. "N’aber" dediğinde "yalan haber" diyecek reflekse erişmek üzereler.

Artık kulüpler ile arada devam eden bu medya düzeninin kökündeki toprağı havalandırmalı...

Sevgiler,
Takip edin
http://twitter.com/esatdergi
Tümü
 Reklam 
  • PUAN DURUMU
  • FİKSTÜR
  • STSL
  • 1.Lig
  • İng
  • Alm
  • İsp
  • İta
  • ŞL
  • AL
  • KL
  • DK
TakımlarOGBMAYP
1 Galatasaray 34 24 5 5 77 30 77
2 Fenerbahçe 34 21 11 2 77 37 74
3 Trabzonspor 34 20 9 5 61 39 69
4 Beşiktaş 34 17 9 8 59 40 60
5 Başakşehir 34 16 9 9 58 35 57
6 Göztepe 34 14 13 7 42 32 55
7 Samsunspor 34 13 12 9 46 45 51
8 Rizespor 34 10 11 13 46 52 41
9 Konyaspor 34 10 10 14 43 50 40
10 Kocaelispor 34 9 10 15 26 38 37
11 Alanyaspor 34 7 16 11 41 41 37
12 Gaziantep FK 34 9 10 15 43 58 37
13 Kasımpaşa 34 8 11 15 33 49 35
14 Gençlerbirliği 34 9 7 18 36 47 34
15 Eyüpspor 34 8 9 17 33 48 33
16 Antalyaspor 34 8 8 18 33 55 32
17 Kayserispor 34 6 12 16 27 62 30
18 Karagümrük 34 8 6 20 31 54 30