Güvercinler artık uçmayacak

Son günlerinde, "Güvercinlerimi uçurup zaman geçiriyorum" dedi ama güvercinleri sahipsiz bıraktı. Her şey için sağol şampiyon...

calendar 01 Kasım 2015 07:10
Haber: Sporx.com, Fotoğraf: AA
Güvercinler artık uçmayacak
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.

Paylaş:



"Türk gibi güçlü" diye bir laf vardır Avrupa ülkelerinde... Osmanlı'nın sonlarına doğru nam salmış, cihan pehlivanı Koca Yusuf sayesinde ecnebilerin diline dolanmış derler. 2 metreden fazla boyu, 150'ye yakın kilosu ile değil Osmanlı sınırları içerisinde, Amerika'da bile kimse karşısında duramazmış Koca Yusuf'un... Doğru okudunuz, o zamanın tüm imkansızlıklarına rağmen Amerika'ya kadar gitmiş, oranın meşhur Amerikan Güreşçilerinin karşısına çıkmış ve yaptığı maçlar sonucunda da 2 çuvala yakın altın kazanmış. İşte başına da ne geldiyse bu altınlar yüzünden gelmiş...
 
Hikaye şöyledir; Koca Yusuf'un dönüşte bindiği gemi, meşhur La Bourgogne, feci bir kaza ile batar. Koca Yusuf, 'gavurlara' güvenmediğinden altınlarını küçük küçük torbalara sığdırıp, beline sarar. Gemi batıp suyla bir olunca Koca Yusuf, taşıyamaz su onu... Zaten ağır olan bedeni bir de altınlar olunca, suyun kaldırma kuvvetine karşı gelir. New York Kütüphanesi, "Amerika'da kazandığı altınları beline bağladığı için çok ağırlaşmış ve bu nedenle de yüzememiş ve boğulmuştur" diye not düşer, 'Korkunç Türk' adını verdikleri dev güreşçiyi tanıttıkları belgelerde... 
 
Bir devrin devi Koca Yusuf, bir başka devrin devi Sinan Şamil Sam'dan geldi aklımıza... 
 
Sinan da Koca Yusuf gibi Türklerin çıkardığı en büyük sporculardandı. 1974 yılında Almanya'da doğdu, yıllar sonra ortaya çıkacak olan hepatit b belası ile, ama daha 1 yaşındayken Kars'a geldi, memleketiydi zira. Ortaokul çağında bir daha yollar göründü Sam ailesine. Bu sefer adresleri, Sinan'ın tüm hayatını değiştirecek olan Ankara oldu. Sinan burada, Sincan'da, dönemin bıçkın delikanlıları gibi akan o deli kanını dizginlemeye çalışırken Ali Abisini çıkardı Allah karşısına. "Sende" dedi Ali: "Boksçu tipi var. Fiziğin falan uygun. Gel seni boksör yapalım." 1.90'a yakın boy, 100'e yakın kilo. Sinan "Olur" dedi Ali Abisine ve spor salonunun yolunu, 20 seneden fazla aşındırmak üzere mesken tutmaya başladı.
 
Amatörlerde kazanmadığı kupa, almadığı madalya, isminin önüne eklemediği unvan kalmadı. Halası onun daha boksa başladığını yeni öğrenmişti ki Türkiye şampiyonu oldu. Dünya şampiyonluğuna, +91 kiloda ulaştığında boks piyasası tarafından adı bilinen bir sporcu olmuştu. 2000 yılına gelindiğinde profesyonel bir boksördü. 2 sene sonra Avrupa Ağırsiklet şampiyonu, ondan 2 sene sonra da WBC Kıtalararası şampiyonu oldu. Ama bir yandan da hepatit b vücudunu yoruyor, sürekli dinlenmesi gerekirken üst düzey performans sergilemesi nedeniyle organları yavaş yavaş eriyordu. Sinan farkında değildi...
 
Amatördeki başarılarını, üzerine de koyarak profesyonel boks hayatına taşıdı. "Profesyonel boks, kiralık katillik gibi" diyordu yıllar sonra ama o sıralar bunun pek farkında değildi. Rus ekolünde dövüşüyordu. Bu, zekaya dayanan bir ekoldü ve olabildiğince az yumruk yiyerek, doğru zamanda doğru darbeler ile rakibi yere serme üzerine kuruluydu. Kariyerinde çıktığı 36 maçın 16'sından nakavt ile ayrılması, hantal görüntüsü, koca göbeğine rağmen hiçbir zaman yıkılmaması işte hep bu çalışmalarının karşılığıydı.
 
Bir yandan da hayatın tadını çıkarıyordu. Her sabah tüm gazeteleri okuyordu. Engin Ardıç en sevdiği köşe yazarı, Aziz Nesin kitaplarını okumaktan en çok keyif aldığı yazardı. Grup Çığ dinliyordu. Hayata karşı bir de duruşu vardı yani...
 
Danny Williams, Julius Francis, Denis Bakthov, Lawrance Clay-Bey, Peter Okhello gibi önemli boksörleri yendi, ki Danny Williams daha sonra dünya boksunun efsane ismi Mike Tyson'ı nakavt etmişti. Fakat Oliver McCall ile çıktığı dünya şampiyonluğu maçını, İstanbul'da kaybedince boksu da bırakma kararı aldı. Aslında o maç sırasında, sol gözünün altı açıldığı sırada hakemin, doktor kararı ile maçı bitirme kararına uysa ve devam etmeseydi, puanla galip gelen kendisi olacaktı. Fakat devam etti, Türk seyircilerin önünde böyle maçın bu şekilde bitmesini gururu reddediyordu. Ama maç puanı ile yenilen taraf, kendisi oldu. "Artık yeter" dedi ve boksu bıraktı. Zaten o sıralarda karaciğer hastalığı da ilk defa kendisini göstermişti.
 
Sinan, bir gün kan kusunca doktora götürdüler. Acı dolu günler başlıyordu. Karaciğeri iflas etmiş, acil tedavi altına alınması gerekiyordu. Almanya'da boks yaptığı günlerde depresyona girmiş ve zihnen çökmüştü. Aynı zamanda alkolle de ciddi bir problemi vardı. Bilinçsizce kullanılan steroidlerin sonuçlarına katlanıyordu belki de... Tüm bunlar bir araya gelince, Sinan artık hayatta kalmak için ringe çıkmıştı. Karaciğer nakli bekledi, bekledi, bekledi... Olmadı. Bir ekim günü Sinan, 'Boğaz'ın Boğazı' aramızdan ayrıldı. 
 
Hayatının son günlerinde, evinin terasında uçurduğu güvercinlerini öksüz bıraktı.
 
Annesinden, maçlarını bile izleyemeyen, dövüşeceği zaman evden çıkıp ancak maç bitince gelebilen annesinden koptu.
 
Eldivenlerin içi artık boş. Altın kemerlerin bir değeri yok. Ringin ışıkları söndü. Boks, bitti.
 
Tabutunun başında, fotoğrafına bakan gözüyaşlı kızına sanki yıllar önce bir röportajında söylediği sözlerle sesleniyordu, sadece minik kızının duyacağı bir ses tonu ile; "Sonuçta insanoğlu... Doğar, yaşa ve ölür"

YAZI: SERKAN AKKOYUN
Tümü
 Reklam 
  • PUAN DURUMU
  • FİKSTÜR
  • STSL
  • 1.Lig
  • İng
  • Alm
  • İsp
  • İta
  • ŞL
  • AL
  • KL
TakımlarOGBMAYP
1 Galatasaray 17 13 3 1 39 12 42
2 Fenerbahçe 17 11 6 0 39 14 39
3 Trabzonspor 17 10 5 2 33 20 35
4 Göztepe 17 9 5 3 21 9 32
5 Beşiktaş 17 8 5 4 30 22 29
6 Samsunspor 17 6 7 4 22 20 25
7 Başakşehir 17 6 5 6 27 18 23
8 Kocaelispor 17 6 5 6 15 17 23
9 Gaziantep FK 17 6 5 6 24 30 23
10 Alanyaspor 17 4 9 4 16 14 21
11 Gençlerbirliği 17 5 3 9 21 24 18
12 Rizespor 17 4 6 7 20 24 18
13 Konyaspor 17 4 5 8 21 29 17
14 Kasımpaşa 17 3 6 8 14 24 15
15 Antalyaspor 17 4 3 10 16 31 15
16 Kayserispor 17 2 9 6 16 33 15
17 Eyüpspor 17 3 4 10 10 24 13
18 Karagümrük 17 2 3 12 14 32 9