Kobe'nin basketbolu bırakma vakti mi?

Herkesin bildiği gibi, bu sıralar işler Kobe Bryant açısından iyi gitmiyor.

calendar 15 Kasım 2015 14:00 | Son Güncelleme Tarihi: 14 Ocak 2016 11:58
Haber: Sporx.com dış haberler
Kobe'nin basketbolu bırakma vakti mi?
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.

Paylaş:



SPORX NBA Herkesin bildiği gibi, bu sıralar işler Kobe Bryant açısından iyi gitmiyor. Hala sayı atma şansı bulabilse de, üstüste iki sezondur, acı verici bir şekilde etkisiz. Yine çok şut atıyor, ama daha azı çemberden geçiyor. Daha da derinlemesine inmek gerekirse, belki de genç Lakers takımının birlikte nasıl oynayacağını henüz kavrayamamasının sorumlusu.

Kobe'nin 20. NBA sezonunda sıkıntı çekmesi akıllara şu soruyu getiriyor: Gereğinden fazla mı oynadı?

Kobe'nin elit seviyede performans gösterdiği son dönem, tartışmasız aşil tendonunu kopardığı Nisan 2013'tü. Hızlı bir iyileşme süreci geçirmeye çalışmış ve 2013-14'te 6 maç oynadıktan sonra, tekrar sezonu kapamıştı. Geçtiğimiz sezon ise 35 maç oynadıktan sonra, yine sezonu kapamıştı. Bu dönemde ise kariyerinin en düşük %37 yüzdesiyle şut attı. Bu sezon ise devam ettirdiği bu 35 maçlık serinin devamı niteliğinde. Çok şut, az isabet.


Kobe'nin kontratı sene sonunda bitiyor. Ama fazla mı ortalarda diye konuşulurken bir kısım tarafından hala seneye de oynayabilecek mi soruları gündemde. Kobe'nin bir özelliği daha ortada ki, ilk fazla kalanlardan değil. En azından 3 sene fazla. En sevdiğimiz oyuncuların kariyerlerinin nasıl bittiğine baktığımızda, bu parmak basılması gereken bir nokta. Bazı oyuncular "kötü oynayana kadar oyna" mentalitesini izlese de, hayranları için izlemesi zor bir durum. Kobe'ye adil davranıp, ona benzer olarak kariyerini klasiğe uymayan şekilde bitiren şu oyunculara göz atalım:

Patrick Ewing – 2000-02

Ewing'in Knicks'te oynadığı son sezonda, kendisi 15 sayı ve 9.7 ribaund ortalamaları yakalamıştı. Kendi standartlarına göre mükemmel olmasa da, bunlar sağlam istatistiklerdi. Malesef, burada bitirmedi. Sonrasında, Seattle Supersonics'teki ilginç duruşuna basketbolseverler olarak tanık olmuştuk. O sezon 79 maçta ilk 5 başlayan Ewing, kariyerinde ilk defa 10 sayıdan az bir ortalama tutturmuştu. Bir sonraki sezon, T-Mac'in süperstar olduğu yıllarda Orlando Magic'e geçen Ewing, benchten gelip maç başına 14 dakikadan az süre alıyordu ve sayı ortalaması sadece 6'ydı. Yaşı itibarıyla yeteneklerini kaybetmeye başlayan Ewing'in bu formaları tercih etmesini basketbolseverler doğru karşılamıyordu.



Hakeem Olajuwon – 2001-02

Toronto Raptors'ın efsane yıldızı Hakeem Olajuwon'ı hatırladınız mı? Evet, Houston'da geçirdiği 17 sezondan sonra, Hakeem Toronto'da hayal kırıklığı denebilecek 1 sene daha oynadı. The Dream'in yetenekleri Rockets'da oynadığı son yıllarda azalmaya başlasa da, Raptors forması altındaki gibi değildi. Toronto Raptors forması altında 10 sayı ortalama yakalayan Hakeem, 61 maçta oynamıştı ve 24ünde benchten gelmişti. Tüm zamanların en iyi oyuncularından biri olmasına rağmen, Hakeem son sezonunda hep son akla gelen isimlerden biriydi. Kanada onun tedavi denilebilecek sürecine ev sahipliği yapmıştı ama, kendisi şuanda Houston Rockets'da footwork'ünü geliştirmek isteyenler için bir hoca olarak çalışmayı tercih etti.



Karl Malone – 2003-04

Karl Malone'u, kariyerinin son sezonunda, Shaq ve Kobe gücüne katılmak için Lakers'a gitmesi yüzünden suçlamak çok güç. Utah'ta geçirdiği 18 sezonda bir tane yüzük bile kazanamamış, ve 1-2 punch olduğu arkadaşı John Stockton'ı da emeklilerin arasına yollamıştı. O ve Gary Payton, kariyerlerinin son döneminde bir yüzük kazanabilmek için şanslarını denediler. (Payton 06 yılında Miami'de kazandı.) Malone, kariyerinde artık eski halinden çok bir şey kalmamasına rağmen, hatırladığımızdan daha etkili bir oyun ortaya koymuştu ve 18.2 sayıyla 8.7 ribaund ortalamalarını yakalamayı başarmıştı.

Ne yazık ki, diz sakatlığından dolayı da 40 maç kaçırmıştı. Playofflarda ise, 11.5 sayı ve 8.8 ribaund ortalamalarını tuttururken de, bu diz problemleri onu rahat bırakmadı. O dönem 40 yaşında olduğu için, bunlar mantıklı denilebilirdi. Malone'un diziyle yaşadığı bu sıkıntılarla beraber yüzük kovalama hikayesi, Detroit Pistons'ın o sene 5 maçta Lakers'ı elemesiyle malesef mutlu sona ulaşmadı. Malone 2004-05 sezonunda da oynamayı düşünse de, kısa bir süre sonra emekliye ayrılma kararını açıkladı. Bu onun için en iyisi gibi gözüküyordu. 'Postacı' Lakers'ta, eski halinden ara sıra flashbackler gösterse de, başka bir yıl daha oynaması utandırıcı olabilirdi. Çoğu insan Malone'un zaten bu sene oynamasına gereksiz gözüyle baksa da, aslında L.A.'de geçirdiği bu sezon insanların düşündüğünden iyi durumda sayılabilirdi.


Michael Jordan – 2001-03

Majesteleri'nin Wizards forması giydiği bu dönem, Kobe'nin durumuna en yakın karşılaştırma olabilir. Çocukluk idolü olduğunu göz önünde bulundurursak, bu aslında bekleniyordu bile denilebilir. MJ'in de çok şut denediği bu dönem, aslında Kobe'yle kıyaslayınca yine az da olsa daha başarılı sonuçlar aldığı bir dönemdi. Ama komple olarak bakınca, vücudu bu hırslı oyun stiline dayanmakta çok zorlanıyordu.

Yine de, Jordan oynadığı 2 sene de 20 sayının üzerinde ortalama yakaladı. Kariyerinin bu kısmı onun genel duruşuna biraz negatif etki gibi durduğu için hep gözardı edilse de, MJ'in Wizards forması altında acımasız olduğu maçlar da vardı. Ve not düşülmesi gereken en önemli şey ise hala değerli bir NBA oyuncusu, güçlü bir skorerdi. Savunması, yaşına göre genç kalan guardlar yüzünden sıkıntı olsa da, eğer Kobe oyun seviyesini Jordan'ın Wizard senelerindeki seviyeye yükseltebilirse, Şuanki halinden oraya takdire şayan bir gelişme olur.



Magic Johnson – 1995-96

Kobe şu anki seviyede olduğu bir Laker olmadan önce, bu rol Magic tarafından üstlenmişti. Oynadığı 12 sene boyunca, belki de NBA'in en iyi oyuncusuydu. 1992 yılında HIV teşhisi konulan Magic, o senenin All-Star maçı ve Barcelona'da gerçekleşen Yaz Olimpiyatları'nda oynaması dışında basketbol kariyerine son verdi. Başlangıçta, kısa bir dönem Lakers koçluğuna soyunsa da, 1996 yılında, tekrar oynamak istediğine karar verdi. Ne yazık ki, eski hali gibi değildi. En başta, farkedilir derecede ağırlaştığı belli oluyordu. (Not: bunun sebebi HIV sebebiyle kullandığı ilaçların kilosuna etki etmesiydi.) En önemlisi ise, kariyerinin en düşük asist ortalamasını yakalmasından da anlaşılacağı üzere, artık önceden bildiğimiz mükemmel pasör de değildi. (hiç fena olmayan 36 dakika istatistikleri 8.3 asist idi.) Sayı ortalamasında da düşüş yaşayan Magic, en önemli özelliklerinden biri olan hızını da kaybetmişti. Lakers'ın 'Showtime' dönemlerinde hem 2.06 boyunda bir point guard olması hem de top hakimiyeti, bu hızıyla birleştiğinde ortaya tabiri zor 'Magic Johnson' çıkmıştı. 1996 yılında hala yararlı bir oyuncuydu, fakat lakabını artık üzerinde taşımıyordu. (Earvin Johnson, Magic lakabını lise yıllarında koçundan almıştı.) Ve 1995-96 sezonunda 32 maç oynadıktan sonra, tamamen bıraktı.


Tümü
 Reklam 
  • PUAN DURUMU
  • FİKSTÜR
  • STSL
  • 1.Lig
  • İng
  • Alm
  • İsp
  • İta
  • ŞL
  • AL
  • KL
TakımlarOGBMAYP
1 Galatasaray 17 13 3 1 39 12 42
2 Fenerbahçe 17 11 6 0 39 14 39
3 Trabzonspor 17 10 5 2 33 20 35
4 Göztepe 17 9 5 3 21 9 32
5 Beşiktaş 17 8 5 4 30 22 29
6 Samsunspor 17 6 7 4 22 20 25
7 Başakşehir 17 6 5 6 27 18 23
8 Kocaelispor 17 6 5 6 15 17 23
9 Gaziantep FK 17 6 5 6 24 30 23
10 Alanyaspor 17 4 9 4 16 14 21
11 Gençlerbirliği 17 5 3 9 21 24 18
12 Rizespor 17 4 6 7 20 24 18
13 Konyaspor 17 4 5 8 21 29 17
14 Kasımpaşa 17 3 6 8 14 24 15
15 Antalyaspor 17 4 3 10 16 31 15
16 Kayserispor 17 2 9 6 16 33 15
17 Eyüpspor 17 3 4 10 10 24 13
18 Karagümrük 17 2 3 12 14 32 9