Kaliteli yayınları ve farklı programlarıyla NTV Spor, Türk spor medyasında önemli bir boşluğu doldurdu. Ülkemizde genç kitlenin çokluğu ve spor aşkı, özellikle de futbol aşkı, düşünüldüğünde NTV Spor'un bu kadar kısa sürede böyle büyük ilgi görmesi kimseyi şaşırtmadı. Türk spor dünyasının duayenlerinden rahmetli Kenan Onuk'un ardından, NTV Spor'un müdür koltuğuna oturan, güler yüzü ve başarılı programlarıyla Fuat Akdağ, spor camiasında kazandığı saygın yeri fazlasıyla hak ediyor. Akdağ ile editörümüz Hilmi Sever, çok sıcak bir sohbet gerçekleştirdi.Deneyimli spor adamıyla, basın dünyasına girişi, NTV Spor'un kuruluşu, bugünki spor camiasının durumu, gündemdeki konular ve NTV Spor'un hedefleri hakkında konuştuk.
Şimdi bu röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz...
-TRT kökenli bir isimsiniz. TRT'nin mesleğe girişinizde sağladığı avantajlar nelerdi?
"Türkiye'de televizyonculuk çok yeni. Dünya ile kıyasladığımız zaman, Türkiye'de televizyonculuğu yürümeye yeni başlamış bir çocuk gibi düşünebiliriz. TRT'de ilk kurulan televizyon kanalı ve çok doğru kuruluş temelleri var. BBC Televizyonu örnek alınarak kurulmuş bir kanal ve devletin gücüyle kurulduğu için de herkesin ortak görüşü olan bir eğitim kurumu gibidir. TRT'yi ilk kuranlar yurt dışında ünlü yapımcı ve spikerlerle çalışmışlardır. Biz de onların öğrencileri olduğumuz için çok önemli deneyimler edindik."

"FORMULA 1'İ ANLATMAK ÇOK ZORDU"
-Sesiniz daha önceleri motor sporlarıyla özdeşleşmişti...
"Evet çok fazla gönüllü olmasamda böyle oldu. Formula 1 yayınlarını ilk aldığımız zaman rahmetli Kenan Onuk bana; "Formula 1 yayın haklarını aldık, ne yapalım?" dedi. Servisteki arkadaşlarla konuştuk ama kimse yayını anlatmak istemedi, Kenan Abi de bana baktı, ben de abi aklından bile geçirme, hakim olduğu bir alanda değil zaten dedim ama sonunda bana kaldı. Formula'yı anlatmak için çok çalıştım, başlangıçta çok hatalar yaptık, çünkü Türkiye'de yeni bir spordu. Bir üslup oturtmak lazımdı ve bunu başarmak için büyük uğraş verdim. F1'i anlatmak kolay bir şey değil, piste de gitsen monitörden anlatmak zorundasın, çünkü pist çok geniş bir alan. Ama tabii pistten anlatmanın bilgi akışı yönünden büyük faydaları vardı.
Eddie Irvine diyorum, Michael Schumacher çıkıyor, ikisi de aynı arabayı kullanıyor. Böyle hataları yapmak kaçınılmaz. ITV'nin Murray Walker'ı var, efsane bir adam, İngiltere'de hangi televizyon F1 yayın hakkını alsa, Murray Walker'de o kanala transfer oluyor. Yanında 15 tane asistanıyla her yarışta buna sürekli bilgi geliyor. ITV için piste konulmuş bir kule var orada ayrı bir rejiyle anlatım gerçekleşiyor. Murray Walker'a en iyi anlatıcı diyorlar ama aynı zamanda da en çok hata yapan kişi. Formula 1'de hata yapmak çok önemli bir şey değil. Çünkü otomobiller çok hızlı gidiyor ve aynı arabalardan iki tane var. Ama biz de Schumaceher'e Irvwen dediğim zaman büyük problemlere neden oluyordu. İlerleyen yıllarda bu işi Okay'a devrettim, çünkü çok fazla idari işlerim vardı, Kenan Abi'nin yardımcılığını yapıyordum. Okay bu işi yıllardır götürüyor ve bu konuda uzmanlaştı, şu anda da TRT'de devam ediyor. Anlatım bir yana Formula 1'i bilen ve yaşayan bir kişi.
Formula 1 dışında, Dünya Ralli Şampiyonası ve Olips Motor Sporları'nı da yıllarca seslendirdim. Motorsporları ile sesim özdeşleşti."
-Bu kadar içli-dışlı olduktan sonra motorsporlarına karşı bir sevgi oluştu mu?
"Ben sporu çok seviyorum. Branşlar arasında fazla ayrım yapmıyorum ama tabii ki daha fazla eğlendiğim spor branşları da var. Motorsporları da takip ettiğim, eğlendiğim spor branşlarından bir tanesi."
"KENAN ABİ'NİN BIRAKTIĞI YERDEN DEVAM ETMEYE ÇALIŞIYORUM"
-TRT'den özel kanallara geçisiniz nasıl oldu?
"Özel kanallar kurulmaya başlandığı zaman ilk olarak Tele On'dan teklif aldım. Tele On, TRT'de çalışan arkadaşlarımızı transfer ederek oluşturuldu. Çünkü Türkiye'de televizyoncular sadece TRT'de çalışan insanlardı. Çok teklifler aldık ama ben TRT'deki eğitim sürecimi tamamlamadığımı düşünüyordum ve bu teklifleri geri çevirdim. Daha sonra Kenan Abi Show TV'ye geçti daha sonra da ATV'nin spor servisini kurmak üzere ATV'ye geçince beni de oraya aldı. Aldı diyorum çünkü, gelir misin bile demedi. Özel sektöre geçişim böyle oldu. Bir yıla yakın Star'da çalıştım, daha sonra NTV kurulurken, Kenan Abi beni buraya da aldı. Kenan Abi rahmetli olduktan sonra NTV Spor'da onun kaldığı yerden devam etmeye çalışıyorum."
"BÖYLE BİR KANAL ŞARTTI"

-NTV Spor Türkiye'de bir boşluğu doldurdu diyebilir miyiz? Kuruluş amacı neydi ve bugün geldiği yeri nasıl buluyorsunuz?
"NTV'de bir gelenektir spor. NTV kurulduğu günden bu yana spor yayıncılığı önemsenmiştir. Uzun yıllardır her sene bir spor kanalı için spor kanalı nasıl oluşturulur diye prototipler oluşturulur ama çeşitli nedenlerle kurmadık, kurulamadı. Doğuş Yayın Grubu bu konuda kararını vermemişti. Fakat son bir kaç yıllık süreçte, NTV'nin içeriği yoğun bir spor içeriğine sahip oldu. Bu içeriği daha doğru kullanabilmeki için artık böyle bir kanal şarttı. Örneğin, İspanya Ligi'nde sadece Barcelona ve Real Madrid maçlarını yayınlıyoruz, gerisi kalıyor. Elimizdeki içeriği daha doğru kullanalım diye bir yola çıktık ve Sayın Genel Müdürümüz Cem Aydın, bir spor kanalının artık hayata geçirilmesinin zamanı geldiğini düşündü ve çalışmalara başladık. NTV gelenekleriyle beraber bu kanal ortaya çıktı. Bir boşluğu dolduruyor mu? Evet dolduruyor. Çünkü bugüne kadar gerçek anlamda bir spor kanalı kurulmamıştı. Mevcut spor kanalları var ama bu anlamda daha kapsamlı, önemli futbol liglerinin içinde yer aldığı, futbol kadar diğer branşlara da önem veren bir kanal yoktu. Amaçladığımız yerde hiç bir zaman olmadık ve olmayacağız. Çünkü her zaman bir sonraki hedef var.
-NTV Spor'da gerçekleştirmek istediğiniz hedefler arasında neler var?
"Dünya'da spor kanalları çok ilgi çekiyor ve bir çok ülkede şifreli spor kanalları var. Şifreli olması spora olan ilgiyi gösteriyor. Türkiye'de spora olan ilgiyi şöyle düşündük, Türkiye'de spor yayıncılığı konusunda bugüne kadar bilgi önemsenen bir şey değildi. Ancak artık genç kitle bilgiyi önemsiyor, sporda da yeni bir yayıncılığın başladığını düşünerek bu kanalın temellerini attık. Bunun da karşılığını görüyoruz. Türkiye'de yeni bir sporsever kitlesi var, genç insanlar sporu bilerek takip ediyor. Futbol, Türkiye'de çok da sevilen bir spor branşı değil bana göre. Bu kadar ilgi görmesinin sebebi çok sevildiği için değil, Türkiye'de spora bakış açısı daha başka, yayınlar hep ona göre yapılıyor. Futbolun eğlencelik bir şey olduğunun farkına varmaya başladık, futbolun etrafında başka eğlencelik alanlar yaratılıp, onlarla ilgili programlar yapılarak, izleyiciler oyalandı. Futbolun kurallarını ve diğer spor branşlarının kurallarını bilirsen, izlemeyi bilirsen onların çok keyifli şeyler olduğunun, etrafında başka eğlencelik alanlar yaratmaya gerek olmadığının, sporun kendisinin eğlencelik bir şey olduğunun farkına varırsak, sporun Türkiye'de de gelişeceğini ve dolayısıyla spor yayıncılığının da daha fazla yükseleceğini düşünüyorum.
Tabii buradan futbola olan ilgi azalacaktır düşüncesi çıkmamalı. Futbola da gereken ilgi gösterilmeli diyorum, Türkiye'de tabii ki futbolun popülaritesinin önüne başka bir spor branşı geçemez. Konuştuğum bir kişiden şunu da duydum: "Abi ben futbolu sevmemki, Fenerliyim, Feneri severim" diyor. Tribüne gidenler sırtı dönük maçı seyrediyor, sadece hakemi seyretmek için maç izleyenler var. Maç biter, abi hakemi seyrettin mi derler. Niye hakemi seyrediyorsun be adam, maçı seyretsene. Türkiye'deki futbol izleyicisinin bir kısmı böyle.
"TÜRK SPORU DİBE VURDU"

Rıdvan Dilmen'le, Yüzde yüz Futbol diye program yaptık, adı üstünde yüzde yüz futbol. Biz sadece futbol konuşacağız, sporun izleyicisi var diye düşünüyoruz dedik. Rıdvan Dilmen ve Güntekin Onay ile birlikte yaptığımız program beğeni toplayan bir program haline geldi. Kanal da aslında bu temel üzerine kuruldu. Türkiye'de sporun kendisinin eğlenceli bir şey olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Belçika'da Golden League yarışları olduğu zaman Van Damme Stadı tıklım tıklım doluyor. Çünkü orada bir yarışma var ve seyretmesi çok zevkli bir olay. Atletizm'in nasıl bir şey olduğunu bilirsen ve kurallarını öğrenirsen insanlar bundan keyif almayı da biliyorlar. Spor bir eğlence sektörüdür. Ama biz nedense bunu böyle göremiyoruz.
Biz daha fazla yerli spor organizasyonu yayınlamak istiyoruz. Türk sporunun dibe vurduğunu hepimiz biliyoruz. Olimpiyat ve Akdeniz Oyunlarında bunu gördük. Belki de bu avantajlı bir durum, dibe vurduysan mutlaka bir çıkış olacaktır. Reçete belli, yapılacaklar belli 40 sene önce spor şurası yapılıyor, geçen sene yapılan spor şurasıyla alınan kararlar aynı. İyi bir yönetim ile yeniden ayağa kalkış lazım. Bizim hedeflerimiz Türk sporunun yükselmesiyle birebir bağlantılı."
SÜPER LİG YAYIN İHALESİ
-İspanya, İtalya ve Arjantin Liglerini yayınlıyorsunuz. Yayınlamak istediğiniz başka bir lig var mı?
"İngiltere Ligi de çok önemli ve yeniden yayınlamak isteriz. Bizim için yeri çok farklı."
-Süper Lig yayın ihalesine girmeyi düşünüyor musunuz?
"Şu an böyle bir düşüncemiz yok. NTV Spor kurulurken de herkes lig yayın haklarını almak için kanal açıyorlar diye konuştu. Çünkü Türkiye'de spor kanalı tutmaz düşüncesi hakimdi. Ama kesinlikle olmaz diye bir şey de yok. Ama bizim hedefimiz, kuruluş gerekçemiz bu değil."
-NTV Spor'da ülkemizde fazla ilgi görmeyen spor dallarına da geniş yer veriyorsunuz. Bunları yayınlarken reyting kaygınız oluyor mu?
"İzlenme kaygısı olmadan televizyon olmaz, tabii ki biz de yaptıklarımızın izlenmesini istiyoruz. Kanalımızda her spor branşının yer alması için özen gösteriyoruz."
-Türkiye'de spor medyasını yeterli buluyor musunuz?
"Dediğim gibi Türkiye'de spor yayıncılığında ve sporda da yeni bir dönemin başladığını düşünüyoruz. Bu yeni dönem medyaya da yansıyacaktır. Türkiye'de gerçekleşen spor organizasyonları, medya, spor izleyicisi hepsi eş zamanlı olarak değişecektir. Bu değişim karşılıklı olacaktır. Okuyucu bilgiye ne kadar önem verirse, gazeteler de ona göre kendilerini düzenleyecektir."
-Hala Eto'o Fenerbahçe'de tarzında haberler yapılıyor...
"Ben o haberleri hiç görmüyorum, çünkü o haberleri yapan gazeteleri okumuyorum. Bu gazetelerin de yavaş yavaş yok olacağını düşünüyorum, çok az kaldılar zaten. Şu anda medyanın durumunun böyle olduğunu düşünmüyorum. Mehmet Demirkol'la 'Spor Servisi'nde transfer döneminde gazetelerdeki transfer haberlerini okuyoruz. Ama bazen de basına fazla acımasız davranıyoruz. Kulüplerin transfer listesinde 30-40 adam oluyor ve bir çok ismin ortaya çıkması normal."
-Bir çok futbol programı kavga kültüründen besleniyor. Sizce değişen futbol anlayışıyla bu programlar da yavaş yavaş yok olacak mıdır?
"Yapılan programların hiç birinin kötü olduğunu söyleyemem, bir çoğu başarılı televizyon yapımlarıdır ama ne kadar spor programıdır tartışılır. Biter mi dersek de iyi yapımların bitmeyeceğini düşünüyorum. O programlar başarılı televizyon yapımları olduğu için izleniyor."
-Bu tarz programlarda işin şov boyutunu sizce en iyi yapan isim kim?
"Ahmet Çakar."
"MASANIN ÜZERİNE YATTIK, CEM YILMAZ'I İZLEDİK"

-Not Defteri'nde Rıdvan Dilmen ile çok keyifli programlar yapıyorsunuz. Unutamadığınız bir program var mı?
"Cem Yılmaz'la yaptığımız programda Rıdvan Hoca'yla konuşamaz, soru soramaz hale geldik. Masanın üzerine yattık, Cem Yılmaz'ı izledik, Cem Yılmaz şov şeklinde program geçti. Bir çok program yaptık ama o programda Rıdvan Hoca ile bizim durumumuz çok ilginçti."
-Üç büyüklerde futbolcuların röportaj yasağı var. Bunu doğru buluyor musunuz ve sizi zorluyor mu?
"Tabii ki doğru bulmuyorum, çok zorlayıcı bir şey. Türkiye'deki spor yayıncılığının gittiği noktadan kaynaklanıyor. Kulüplere de bir anlamda hak veriyorum, kendilerinin ve oyuncularının yıpranmasını istemiyorlar. Eskiden bazı televizyon programları yüzünden kariyeri biten futbolcular oldu, bu korku kulüpleri bu yönde davranmaya itti. Ama elma ile de armut ayırılmalı, bütün takımların basın sorumluları var, onlar da işini yapmalı ve kaliteli kuruluşlara izin verilmeli. Medyanın işi bir anlamda aracılık, yıldız sporcuları hakla buluşturmak da bizim işimiz. Bu bizim görevimiz olduğu için bunu yapmaya çalışıyoruz.
Toplu basın toplantıları da yeterli olmuyor. Çünkü özel röportajın başka bir anlamı vardır. Bunun bir dengesi kurulur, kulüplerin basın sorumluları bunun dengesini yaptıktan sonra hiç bir sıkıntı yaşanmaz. Herkes birbirini tanıyor, kulüpler kimin hangi amaçla röportaj istediğini biliyor zaten."
-Milli Takımımızın, Dünya Kupası'na katılamaması fiyasko olarak değerlendirilebilir mi?
"Dünya Kupası'na katılamamak bir fiyasko değildir. Dünya'da ekol dediğimiz ülkeler bile katılamayabiliyor, Arjantin son maçta katılma hakkını elde etti. Katılamamak bir fiyasko değil ama Türkiye'de sporun yönetim şeklinin yeterli olmadığını düşünüyorum, Türkiye'de spor daha iyi yönetilmeli ve belirli standartlar yerine getirilmeli."
"AVRUPA İLE ARAMIZDA UÇURUM VAR"
-Türkiye'deki futbolla, Avrupa'daki futbolu kıyasladığınızda arada uçurum var diyor musunuz?
"Evet var. Sadece sahada oynanan oyuna bakarak bunu söylemiyorum. İyi oyun olarak tüm ülkeler birbirine yaklaştı ama yönetim ve organizasyon anlamında bizim daha çok almamız gereken yol var."
-Ligimizde izlemekten en keyif aldığınız takım hangisi?
"Bu çok değişken bir şey. Mesela Beşiktaş sezona kötü başladı ama şu an keyifli bir futbol oynuyor. Galatasaray sezona iyi başladı ama son dönemde Fenerbahçe daha iyi oynuyor gibi. Kayserispor'u izlemeyi de çok seviyorum. Her takım her zaman aynı performansı gösteremiyor."
"ARDA DÜNYA ÇAPINDA BİR YILDIZ"

-Arda Turan'la ilgili olarak çok fazla eleştiri yapılıyor. Kıyafetine kadar eleştirildi. Bu şartlar altında Türkiye'den dünya çapında bir yıldız çıkar mı?
"Buna çok net bir cevap veriyim. Arda dünya çapında bir yıldız, hem de her şeyiyle. Arda'nın kaptanlığı ve kıyafeti gereksiz uzatıldı. Pırıl pırıl giyiniyor işte. 22 yaşında bir insan ne giyebilir, siyah takım elbiseyle dolaşacak hali yok ya. Gayet şık giyiniyor, çok akıllı ve olgun bir çocuk. Ayrıca Galatasaray'da başka kim kaptan olabilir ki! Galatasaray gelenekleri çok etkilidir ve Arda'nın kaptan olması gerekliydi."
-Arda'yı Avrupa'nın dev takımlarında görebilir miyiz?
"Görebiliriz neden olmasın. Gökhan Gönül'ü de göremez miyiz! Ama bizim oyuncularımız her takıma gitmiyor. Milan'dan, Real Madrid'den gelmediği için gitmiyorlar."
-Ercan Saatçi ve Metin Özülkü arasında yaşanan diyalog gündeme bomba gibi düştü. Sizin bu konudaki yorumunuz nedir?
"Vallahi çok zor bir durum. Ercan Saatçi için de çok zor bir durum. İnternet çok önemli bir şey, hepimiz internetten besleniyoruz. Geleceğin medyasının da internet olduğunu biliyoruz ama böyle kullanılınca problemlere yol açıyor. Ercan Saatçi'yi savunmak değil amacım ama başına gelen çok kötü bir şey."
-Bu olaydan sonra iki dev takım birbirine girdi...
"Bence bu kadar konuşulacak bir konu değil. Futbolun kendisinden çok başka eğlencelikler arıyoruz dedim ya, işte bu da öyle bir şey. Futbolun kendisi çok eğlenceli, bunlarla uğraşılmamalı. Tabii ki haber olur bu olay ve konuşulur ama bu kadar da uzatılmaz. Derbi maç oynandı, hakem maçı başlatmalı mıydı, başlatmamalı mıydı? diye konuşup durduk."
"BURCU ESMERSOY'U ÇOK BAŞARILI BULUYORUM"
-Çok kaliteli bir ekibiniz var. NTV Spor'da çalışanları kısa kısa değerlendirmenizi rica ediyoruz. Burcu Esmersoy ile başlayalım...
"Burcu Esmersoy giderek kendini geliştiren, altını çizerek söylüyorum, bir spor spikeri ve spor sunucusudur. Daha önce sadece spor haber bültenlerini okuyordu, son iki yıldır program sunuculuğuna da soyundu. Çok da başarılı işler çıkarıyor."
-Yaptığı hatalar mesleğe başladığı ilk yıllarda çok konuşuluyordu...
"Çok da fazla hata yapmıyor, hepimiz hatalar yapıyoruz. Güzel bir bayan olduğu için onun yaptığı hatalar dikkat çekiyor."
-Güntekin Onay'la ilgili neler söyleyeceksiniz?
"Güntekin Onay benim yıllardır tanıdığım ve birlikte çalışmaktan büyük zevk aldığım bir arkadaşım. Yayıncılık hayatım boyunca hep onunla çalışma fırsatı kollamışımdır. NTV Spor ile birlikte onunla birlikte çalıştığım için çok mutluyum. Önemli bir spor adamıdır, sadece futbol değil, genel olarak sporu çok iyi bilen ve takip eden, yaşam biçimi sporla dolu olan başarılı bir yayıncıdır."
-Mehmet Demirkol...
"Mehmet Demirkol genç kuşağa örnek olan bir isim oldu. Türkiye'de spor yazarlığı konusunda söylediği ve duruşuyla çok önemli bir yeri var. Çok değerli bir spor yazarı ve fikir adamı. Fikirleriyle varolabilen çok az sayıdaki spor adamlarından. Herkesden farklı şeyleri görebiliyor."
"BİR REFERANS KİŞİ ORTAYA ÇIKTI: RIDVAN DİLMEN"
-Rıdvan Dilmen'e geçelim. Futbolculuktan gelen bir kişinin, televizyonda bu kadar başarılı olabileceğini düşünüyor muydunuz?
"Evet düşünüyordum. 'Yüzde Yüz Futbol' başlarken, çok iddialı olacak ama bir referans kişi ve program ortaya çıkarmak istiyorduk. Türkiye'de spor yayıncılığında yeni bir dönem başladığını söylemiştim, sporun değerini vererek takip etmek isteyen bir kitle var. Kanalın oluşumu da bunu temel almıştı, 'Yüzde Yüz Futbol'da bunun ilk örneğiydi."
-Mert Aydın...
"Mert Aydın'a 'sporun google'ı diyorlar ama bence haksızlık ediliyor. Mert Aydın, evet sporun tüm branşlarıyla ilgili her şeyi bilir ama ayrıca analiz de yapabiliyor."
-Kaan Kural...
"Kaan Kural bir spor adamıdır, basketbolda ön plana çıktığı için basketbol adamı olarak biliriz ama o da tam anlamıyla bir spor adamı ve yorumcusudur. Basketbol konusunda çok üstün bilgileri ve analiz yeteneği olan bir televizyoncudur."
"365 GÜN 24 SAAT DEVAM EDEN BİR MESLEK"

-İletişim Fakültelerini bitiren binlerce genç var ve iş bulmakta son derece zorlanıyorlar. Bu gençlere tavsiyelereniz neler olacak?
"Bir çok üniversite mezunu kendi branşında iş bulmakta zorlanıyorlar. Basında çalışmak son yıllarda fazlasıyla talep gören bir şey. Çalışan ve mezun olan sayısı arasında büyük bir uçurum var. Ama biz elimizden geldiği kadar bu konuya önem veriyoruz, iletişim fakültelerinden mezun öğrencilere öncelik göstermeye çalışıyoruz. Zaman zaman sınavlar açıyoruz, şu an üç arkadaşımız sınavla aramıza geldi. Gazetecilik yaşam biçimidir ve çok kolay bir iş değil, hiç bir şeyi kaçıramazsınız, sen de iyi bilirsin. Cumartesi günü tatil yapıyorum ve bil bakalım ne yapıyorum? Sürekli olarak maç seyrediyorum. 365 gün 24 saat devam eden bir meslek, böyle yaşamayı kabul etmek zorundasınız. Bazen çok parlak stajerler geliyor ama bazıları bu işi yapmak istemiyorlar. Bu bana göre bir iş değilmiş gibi diyerek gidenler oluyor. Çünkü başka bir şey yaşamıyorsunuz, özel hayatımızda da maç konuşuyoruz. Ayrıca her konu hakkında biraz bilgi sahibi olmalısınız."
-Spor camiasında gazeteciliği meslek olarak edinmiş ve bu işe yıllarını vermiş kişilerle, futboldan gelenler arasında bir çekişme olduğunu düşünüyor musunuz?
"Bu tartışmanın çok gereksiz ve zaman kaybından başka bir şey olmadığına inanıyorum. Medyadan gelen ve futboldan gelen iyi yorumcular da var. Bu insanın işini iyi yapmasıyla alakalı, işini iyi yapan ön plana çıkıyor."
-Birlikte program yaparken en çok eğlendiğiniz kişi kimdir?
"Rıdvan Dilmen'le, Mehmet Demirkol'la ve diğer arkadaşlarımızla iş yaparken çok eğleniyorum. Çok samimi bir cevap vermeye çalışıyorum ama gerçekten veremiyorum. Çünkü biz de çok seçilmiş insanlar var, hem kişilikleri hem de yayıncı kimlikleriyle hiç kimseyi birbirinden ayıramıyorum."
"GÜLMEK CİDDİ BİR İŞTİR"
-Fuat Akdağ ile ilgili internette kısa bir araştırma yaptığımız zaman güler yüzlü spor adamı olarak sizi tanımlıyorlar...
"Güler yüzlü biri olmak bir suçmuş gibi gösteriliyor. Ben gülmeyi seven bir adamım. Spor Servisi'nde de Mehmet Demirkol'la birlikte çok eğleniyor ve gülüyorum. Eğleniyoruz derken, dalga geçmiyoruz. Ciddi bir iş yapıyorsun ne gülüyorsun kardeşim denebilir ama gülmek çok ciddi bir iştir. Özel hayatımda da her türlü espiriye gülerim, hiç kimsenin gülmediği fıkralara gülen bir adamım. Tabi zaman zaman sert şeyler de söylüyoruz ama önemli olan bunları güler yüzle söyleyebilmek."
-Fuat Akdağ'ın işi dışında yapmak istediği şeyler neler?
"Hobilerim var ama onlarla ilgilencek fazla zaman bulamıyorum. Fotoğraf çekmeyi seviyorum, bu konuda kendimi baya geliştirdiğimi düşünüyorum."
Bu hoş sohbet için Fuat Akdağ'a bir kez daha teşekkür ediyoruz...
Röportaj: Hilmi SEVER
Fotoğraf: Melih Mirac ADİK
Şimdi bu röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz...
-TRT kökenli bir isimsiniz. TRT'nin mesleğe girişinizde sağladığı avantajlar nelerdi?
"Türkiye'de televizyonculuk çok yeni. Dünya ile kıyasladığımız zaman, Türkiye'de televizyonculuğu yürümeye yeni başlamış bir çocuk gibi düşünebiliriz. TRT'de ilk kurulan televizyon kanalı ve çok doğru kuruluş temelleri var. BBC Televizyonu örnek alınarak kurulmuş bir kanal ve devletin gücüyle kurulduğu için de herkesin ortak görüşü olan bir eğitim kurumu gibidir. TRT'yi ilk kuranlar yurt dışında ünlü yapımcı ve spikerlerle çalışmışlardır. Biz de onların öğrencileri olduğumuz için çok önemli deneyimler edindik."

"FORMULA 1'İ ANLATMAK ÇOK ZORDU"
-Sesiniz daha önceleri motor sporlarıyla özdeşleşmişti...
"Evet çok fazla gönüllü olmasamda böyle oldu. Formula 1 yayınlarını ilk aldığımız zaman rahmetli Kenan Onuk bana; "Formula 1 yayın haklarını aldık, ne yapalım?" dedi. Servisteki arkadaşlarla konuştuk ama kimse yayını anlatmak istemedi, Kenan Abi de bana baktı, ben de abi aklından bile geçirme, hakim olduğu bir alanda değil zaten dedim ama sonunda bana kaldı. Formula'yı anlatmak için çok çalıştım, başlangıçta çok hatalar yaptık, çünkü Türkiye'de yeni bir spordu. Bir üslup oturtmak lazımdı ve bunu başarmak için büyük uğraş verdim. F1'i anlatmak kolay bir şey değil, piste de gitsen monitörden anlatmak zorundasın, çünkü pist çok geniş bir alan. Ama tabii pistten anlatmanın bilgi akışı yönünden büyük faydaları vardı.
Eddie Irvine diyorum, Michael Schumacher çıkıyor, ikisi de aynı arabayı kullanıyor. Böyle hataları yapmak kaçınılmaz. ITV'nin Murray Walker'ı var, efsane bir adam, İngiltere'de hangi televizyon F1 yayın hakkını alsa, Murray Walker'de o kanala transfer oluyor. Yanında 15 tane asistanıyla her yarışta buna sürekli bilgi geliyor. ITV için piste konulmuş bir kule var orada ayrı bir rejiyle anlatım gerçekleşiyor. Murray Walker'a en iyi anlatıcı diyorlar ama aynı zamanda da en çok hata yapan kişi. Formula 1'de hata yapmak çok önemli bir şey değil. Çünkü otomobiller çok hızlı gidiyor ve aynı arabalardan iki tane var. Ama biz de Schumaceher'e Irvwen dediğim zaman büyük problemlere neden oluyordu. İlerleyen yıllarda bu işi Okay'a devrettim, çünkü çok fazla idari işlerim vardı, Kenan Abi'nin yardımcılığını yapıyordum. Okay bu işi yıllardır götürüyor ve bu konuda uzmanlaştı, şu anda da TRT'de devam ediyor. Anlatım bir yana Formula 1'i bilen ve yaşayan bir kişi.
Formula 1 dışında, Dünya Ralli Şampiyonası ve Olips Motor Sporları'nı da yıllarca seslendirdim. Motorsporları ile sesim özdeşleşti."
-Bu kadar içli-dışlı olduktan sonra motorsporlarına karşı bir sevgi oluştu mu?
"Ben sporu çok seviyorum. Branşlar arasında fazla ayrım yapmıyorum ama tabii ki daha fazla eğlendiğim spor branşları da var. Motorsporları da takip ettiğim, eğlendiğim spor branşlarından bir tanesi."
"KENAN ABİ'NİN BIRAKTIĞI YERDEN DEVAM ETMEYE ÇALIŞIYORUM"
-TRT'den özel kanallara geçisiniz nasıl oldu?
"Özel kanallar kurulmaya başlandığı zaman ilk olarak Tele On'dan teklif aldım. Tele On, TRT'de çalışan arkadaşlarımızı transfer ederek oluşturuldu. Çünkü Türkiye'de televizyoncular sadece TRT'de çalışan insanlardı. Çok teklifler aldık ama ben TRT'deki eğitim sürecimi tamamlamadığımı düşünüyordum ve bu teklifleri geri çevirdim. Daha sonra Kenan Abi Show TV'ye geçti daha sonra da ATV'nin spor servisini kurmak üzere ATV'ye geçince beni de oraya aldı. Aldı diyorum çünkü, gelir misin bile demedi. Özel sektöre geçişim böyle oldu. Bir yıla yakın Star'da çalıştım, daha sonra NTV kurulurken, Kenan Abi beni buraya da aldı. Kenan Abi rahmetli olduktan sonra NTV Spor'da onun kaldığı yerden devam etmeye çalışıyorum."
"BÖYLE BİR KANAL ŞARTTI"

-NTV Spor Türkiye'de bir boşluğu doldurdu diyebilir miyiz? Kuruluş amacı neydi ve bugün geldiği yeri nasıl buluyorsunuz?
"NTV'de bir gelenektir spor. NTV kurulduğu günden bu yana spor yayıncılığı önemsenmiştir. Uzun yıllardır her sene bir spor kanalı için spor kanalı nasıl oluşturulur diye prototipler oluşturulur ama çeşitli nedenlerle kurmadık, kurulamadı. Doğuş Yayın Grubu bu konuda kararını vermemişti. Fakat son bir kaç yıllık süreçte, NTV'nin içeriği yoğun bir spor içeriğine sahip oldu. Bu içeriği daha doğru kullanabilmeki için artık böyle bir kanal şarttı. Örneğin, İspanya Ligi'nde sadece Barcelona ve Real Madrid maçlarını yayınlıyoruz, gerisi kalıyor. Elimizdeki içeriği daha doğru kullanalım diye bir yola çıktık ve Sayın Genel Müdürümüz Cem Aydın, bir spor kanalının artık hayata geçirilmesinin zamanı geldiğini düşündü ve çalışmalara başladık. NTV gelenekleriyle beraber bu kanal ortaya çıktı. Bir boşluğu dolduruyor mu? Evet dolduruyor. Çünkü bugüne kadar gerçek anlamda bir spor kanalı kurulmamıştı. Mevcut spor kanalları var ama bu anlamda daha kapsamlı, önemli futbol liglerinin içinde yer aldığı, futbol kadar diğer branşlara da önem veren bir kanal yoktu. Amaçladığımız yerde hiç bir zaman olmadık ve olmayacağız. Çünkü her zaman bir sonraki hedef var.
-NTV Spor'da gerçekleştirmek istediğiniz hedefler arasında neler var?
"Dünya'da spor kanalları çok ilgi çekiyor ve bir çok ülkede şifreli spor kanalları var. Şifreli olması spora olan ilgiyi gösteriyor. Türkiye'de spora olan ilgiyi şöyle düşündük, Türkiye'de spor yayıncılığı konusunda bugüne kadar bilgi önemsenen bir şey değildi. Ancak artık genç kitle bilgiyi önemsiyor, sporda da yeni bir yayıncılığın başladığını düşünerek bu kanalın temellerini attık. Bunun da karşılığını görüyoruz. Türkiye'de yeni bir sporsever kitlesi var, genç insanlar sporu bilerek takip ediyor. Futbol, Türkiye'de çok da sevilen bir spor branşı değil bana göre. Bu kadar ilgi görmesinin sebebi çok sevildiği için değil, Türkiye'de spora bakış açısı daha başka, yayınlar hep ona göre yapılıyor. Futbolun eğlencelik bir şey olduğunun farkına varmaya başladık, futbolun etrafında başka eğlencelik alanlar yaratılıp, onlarla ilgili programlar yapılarak, izleyiciler oyalandı. Futbolun kurallarını ve diğer spor branşlarının kurallarını bilirsen, izlemeyi bilirsen onların çok keyifli şeyler olduğunun, etrafında başka eğlencelik alanlar yaratmaya gerek olmadığının, sporun kendisinin eğlencelik bir şey olduğunun farkına varırsak, sporun Türkiye'de de gelişeceğini ve dolayısıyla spor yayıncılığının da daha fazla yükseleceğini düşünüyorum.
Tabii buradan futbola olan ilgi azalacaktır düşüncesi çıkmamalı. Futbola da gereken ilgi gösterilmeli diyorum, Türkiye'de tabii ki futbolun popülaritesinin önüne başka bir spor branşı geçemez. Konuştuğum bir kişiden şunu da duydum: "Abi ben futbolu sevmemki, Fenerliyim, Feneri severim" diyor. Tribüne gidenler sırtı dönük maçı seyrediyor, sadece hakemi seyretmek için maç izleyenler var. Maç biter, abi hakemi seyrettin mi derler. Niye hakemi seyrediyorsun be adam, maçı seyretsene. Türkiye'deki futbol izleyicisinin bir kısmı böyle.
"TÜRK SPORU DİBE VURDU"

Rıdvan Dilmen'le, Yüzde yüz Futbol diye program yaptık, adı üstünde yüzde yüz futbol. Biz sadece futbol konuşacağız, sporun izleyicisi var diye düşünüyoruz dedik. Rıdvan Dilmen ve Güntekin Onay ile birlikte yaptığımız program beğeni toplayan bir program haline geldi. Kanal da aslında bu temel üzerine kuruldu. Türkiye'de sporun kendisinin eğlenceli bir şey olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Belçika'da Golden League yarışları olduğu zaman Van Damme Stadı tıklım tıklım doluyor. Çünkü orada bir yarışma var ve seyretmesi çok zevkli bir olay. Atletizm'in nasıl bir şey olduğunu bilirsen ve kurallarını öğrenirsen insanlar bundan keyif almayı da biliyorlar. Spor bir eğlence sektörüdür. Ama biz nedense bunu böyle göremiyoruz.
Biz daha fazla yerli spor organizasyonu yayınlamak istiyoruz. Türk sporunun dibe vurduğunu hepimiz biliyoruz. Olimpiyat ve Akdeniz Oyunlarında bunu gördük. Belki de bu avantajlı bir durum, dibe vurduysan mutlaka bir çıkış olacaktır. Reçete belli, yapılacaklar belli 40 sene önce spor şurası yapılıyor, geçen sene yapılan spor şurasıyla alınan kararlar aynı. İyi bir yönetim ile yeniden ayağa kalkış lazım. Bizim hedeflerimiz Türk sporunun yükselmesiyle birebir bağlantılı."
SÜPER LİG YAYIN İHALESİ
-İspanya, İtalya ve Arjantin Liglerini yayınlıyorsunuz. Yayınlamak istediğiniz başka bir lig var mı?
"İngiltere Ligi de çok önemli ve yeniden yayınlamak isteriz. Bizim için yeri çok farklı."
-Süper Lig yayın ihalesine girmeyi düşünüyor musunuz?
"Şu an böyle bir düşüncemiz yok. NTV Spor kurulurken de herkes lig yayın haklarını almak için kanal açıyorlar diye konuştu. Çünkü Türkiye'de spor kanalı tutmaz düşüncesi hakimdi. Ama kesinlikle olmaz diye bir şey de yok. Ama bizim hedefimiz, kuruluş gerekçemiz bu değil."
-NTV Spor'da ülkemizde fazla ilgi görmeyen spor dallarına da geniş yer veriyorsunuz. Bunları yayınlarken reyting kaygınız oluyor mu?
"İzlenme kaygısı olmadan televizyon olmaz, tabii ki biz de yaptıklarımızın izlenmesini istiyoruz. Kanalımızda her spor branşının yer alması için özen gösteriyoruz."
-Türkiye'de spor medyasını yeterli buluyor musunuz?
"Dediğim gibi Türkiye'de spor yayıncılığında ve sporda da yeni bir dönemin başladığını düşünüyoruz. Bu yeni dönem medyaya da yansıyacaktır. Türkiye'de gerçekleşen spor organizasyonları, medya, spor izleyicisi hepsi eş zamanlı olarak değişecektir. Bu değişim karşılıklı olacaktır. Okuyucu bilgiye ne kadar önem verirse, gazeteler de ona göre kendilerini düzenleyecektir."
-Hala Eto'o Fenerbahçe'de tarzında haberler yapılıyor...
"Ben o haberleri hiç görmüyorum, çünkü o haberleri yapan gazeteleri okumuyorum. Bu gazetelerin de yavaş yavaş yok olacağını düşünüyorum, çok az kaldılar zaten. Şu anda medyanın durumunun böyle olduğunu düşünmüyorum. Mehmet Demirkol'la 'Spor Servisi'nde transfer döneminde gazetelerdeki transfer haberlerini okuyoruz. Ama bazen de basına fazla acımasız davranıyoruz. Kulüplerin transfer listesinde 30-40 adam oluyor ve bir çok ismin ortaya çıkması normal."
-Bir çok futbol programı kavga kültüründen besleniyor. Sizce değişen futbol anlayışıyla bu programlar da yavaş yavaş yok olacak mıdır?
"Yapılan programların hiç birinin kötü olduğunu söyleyemem, bir çoğu başarılı televizyon yapımlarıdır ama ne kadar spor programıdır tartışılır. Biter mi dersek de iyi yapımların bitmeyeceğini düşünüyorum. O programlar başarılı televizyon yapımları olduğu için izleniyor."
-Bu tarz programlarda işin şov boyutunu sizce en iyi yapan isim kim?
"Ahmet Çakar."
"MASANIN ÜZERİNE YATTIK, CEM YILMAZ'I İZLEDİK"

-Not Defteri'nde Rıdvan Dilmen ile çok keyifli programlar yapıyorsunuz. Unutamadığınız bir program var mı?
"Cem Yılmaz'la yaptığımız programda Rıdvan Hoca'yla konuşamaz, soru soramaz hale geldik. Masanın üzerine yattık, Cem Yılmaz'ı izledik, Cem Yılmaz şov şeklinde program geçti. Bir çok program yaptık ama o programda Rıdvan Hoca ile bizim durumumuz çok ilginçti."
-Üç büyüklerde futbolcuların röportaj yasağı var. Bunu doğru buluyor musunuz ve sizi zorluyor mu?
"Tabii ki doğru bulmuyorum, çok zorlayıcı bir şey. Türkiye'deki spor yayıncılığının gittiği noktadan kaynaklanıyor. Kulüplere de bir anlamda hak veriyorum, kendilerinin ve oyuncularının yıpranmasını istemiyorlar. Eskiden bazı televizyon programları yüzünden kariyeri biten futbolcular oldu, bu korku kulüpleri bu yönde davranmaya itti. Ama elma ile de armut ayırılmalı, bütün takımların basın sorumluları var, onlar da işini yapmalı ve kaliteli kuruluşlara izin verilmeli. Medyanın işi bir anlamda aracılık, yıldız sporcuları hakla buluşturmak da bizim işimiz. Bu bizim görevimiz olduğu için bunu yapmaya çalışıyoruz.
Toplu basın toplantıları da yeterli olmuyor. Çünkü özel röportajın başka bir anlamı vardır. Bunun bir dengesi kurulur, kulüplerin basın sorumluları bunun dengesini yaptıktan sonra hiç bir sıkıntı yaşanmaz. Herkes birbirini tanıyor, kulüpler kimin hangi amaçla röportaj istediğini biliyor zaten."
-Milli Takımımızın, Dünya Kupası'na katılamaması fiyasko olarak değerlendirilebilir mi?
"Dünya Kupası'na katılamamak bir fiyasko değildir. Dünya'da ekol dediğimiz ülkeler bile katılamayabiliyor, Arjantin son maçta katılma hakkını elde etti. Katılamamak bir fiyasko değil ama Türkiye'de sporun yönetim şeklinin yeterli olmadığını düşünüyorum, Türkiye'de spor daha iyi yönetilmeli ve belirli standartlar yerine getirilmeli."
"AVRUPA İLE ARAMIZDA UÇURUM VAR"
-Türkiye'deki futbolla, Avrupa'daki futbolu kıyasladığınızda arada uçurum var diyor musunuz?
"Evet var. Sadece sahada oynanan oyuna bakarak bunu söylemiyorum. İyi oyun olarak tüm ülkeler birbirine yaklaştı ama yönetim ve organizasyon anlamında bizim daha çok almamız gereken yol var."
-Ligimizde izlemekten en keyif aldığınız takım hangisi?
"Bu çok değişken bir şey. Mesela Beşiktaş sezona kötü başladı ama şu an keyifli bir futbol oynuyor. Galatasaray sezona iyi başladı ama son dönemde Fenerbahçe daha iyi oynuyor gibi. Kayserispor'u izlemeyi de çok seviyorum. Her takım her zaman aynı performansı gösteremiyor."
"ARDA DÜNYA ÇAPINDA BİR YILDIZ"

-Arda Turan'la ilgili olarak çok fazla eleştiri yapılıyor. Kıyafetine kadar eleştirildi. Bu şartlar altında Türkiye'den dünya çapında bir yıldız çıkar mı?
"Buna çok net bir cevap veriyim. Arda dünya çapında bir yıldız, hem de her şeyiyle. Arda'nın kaptanlığı ve kıyafeti gereksiz uzatıldı. Pırıl pırıl giyiniyor işte. 22 yaşında bir insan ne giyebilir, siyah takım elbiseyle dolaşacak hali yok ya. Gayet şık giyiniyor, çok akıllı ve olgun bir çocuk. Ayrıca Galatasaray'da başka kim kaptan olabilir ki! Galatasaray gelenekleri çok etkilidir ve Arda'nın kaptan olması gerekliydi."
-Arda'yı Avrupa'nın dev takımlarında görebilir miyiz?
"Görebiliriz neden olmasın. Gökhan Gönül'ü de göremez miyiz! Ama bizim oyuncularımız her takıma gitmiyor. Milan'dan, Real Madrid'den gelmediği için gitmiyorlar."
-Ercan Saatçi ve Metin Özülkü arasında yaşanan diyalog gündeme bomba gibi düştü. Sizin bu konudaki yorumunuz nedir?
"Vallahi çok zor bir durum. Ercan Saatçi için de çok zor bir durum. İnternet çok önemli bir şey, hepimiz internetten besleniyoruz. Geleceğin medyasının da internet olduğunu biliyoruz ama böyle kullanılınca problemlere yol açıyor. Ercan Saatçi'yi savunmak değil amacım ama başına gelen çok kötü bir şey."
-Bu olaydan sonra iki dev takım birbirine girdi...
"Bence bu kadar konuşulacak bir konu değil. Futbolun kendisinden çok başka eğlencelikler arıyoruz dedim ya, işte bu da öyle bir şey. Futbolun kendisi çok eğlenceli, bunlarla uğraşılmamalı. Tabii ki haber olur bu olay ve konuşulur ama bu kadar da uzatılmaz. Derbi maç oynandı, hakem maçı başlatmalı mıydı, başlatmamalı mıydı? diye konuşup durduk."
"BURCU ESMERSOY'U ÇOK BAŞARILI BULUYORUM"
-Çok kaliteli bir ekibiniz var. NTV Spor'da çalışanları kısa kısa değerlendirmenizi rica ediyoruz. Burcu Esmersoy ile başlayalım...
"Burcu Esmersoy giderek kendini geliştiren, altını çizerek söylüyorum, bir spor spikeri ve spor sunucusudur. Daha önce sadece spor haber bültenlerini okuyordu, son iki yıldır program sunuculuğuna da soyundu. Çok da başarılı işler çıkarıyor."
-Yaptığı hatalar mesleğe başladığı ilk yıllarda çok konuşuluyordu...
"Çok da fazla hata yapmıyor, hepimiz hatalar yapıyoruz. Güzel bir bayan olduğu için onun yaptığı hatalar dikkat çekiyor."
-Güntekin Onay'la ilgili neler söyleyeceksiniz?
"Güntekin Onay benim yıllardır tanıdığım ve birlikte çalışmaktan büyük zevk aldığım bir arkadaşım. Yayıncılık hayatım boyunca hep onunla çalışma fırsatı kollamışımdır. NTV Spor ile birlikte onunla birlikte çalıştığım için çok mutluyum. Önemli bir spor adamıdır, sadece futbol değil, genel olarak sporu çok iyi bilen ve takip eden, yaşam biçimi sporla dolu olan başarılı bir yayıncıdır."
-Mehmet Demirkol...
"Mehmet Demirkol genç kuşağa örnek olan bir isim oldu. Türkiye'de spor yazarlığı konusunda söylediği ve duruşuyla çok önemli bir yeri var. Çok değerli bir spor yazarı ve fikir adamı. Fikirleriyle varolabilen çok az sayıdaki spor adamlarından. Herkesden farklı şeyleri görebiliyor."
"BİR REFERANS KİŞİ ORTAYA ÇIKTI: RIDVAN DİLMEN"
-Rıdvan Dilmen'e geçelim. Futbolculuktan gelen bir kişinin, televizyonda bu kadar başarılı olabileceğini düşünüyor muydunuz?
"Evet düşünüyordum. 'Yüzde Yüz Futbol' başlarken, çok iddialı olacak ama bir referans kişi ve program ortaya çıkarmak istiyorduk. Türkiye'de spor yayıncılığında yeni bir dönem başladığını söylemiştim, sporun değerini vererek takip etmek isteyen bir kitle var. Kanalın oluşumu da bunu temel almıştı, 'Yüzde Yüz Futbol'da bunun ilk örneğiydi."
-Mert Aydın...
"Mert Aydın'a 'sporun google'ı diyorlar ama bence haksızlık ediliyor. Mert Aydın, evet sporun tüm branşlarıyla ilgili her şeyi bilir ama ayrıca analiz de yapabiliyor."
-Kaan Kural...
"Kaan Kural bir spor adamıdır, basketbolda ön plana çıktığı için basketbol adamı olarak biliriz ama o da tam anlamıyla bir spor adamı ve yorumcusudur. Basketbol konusunda çok üstün bilgileri ve analiz yeteneği olan bir televizyoncudur."
"365 GÜN 24 SAAT DEVAM EDEN BİR MESLEK"

-İletişim Fakültelerini bitiren binlerce genç var ve iş bulmakta son derece zorlanıyorlar. Bu gençlere tavsiyelereniz neler olacak?
"Bir çok üniversite mezunu kendi branşında iş bulmakta zorlanıyorlar. Basında çalışmak son yıllarda fazlasıyla talep gören bir şey. Çalışan ve mezun olan sayısı arasında büyük bir uçurum var. Ama biz elimizden geldiği kadar bu konuya önem veriyoruz, iletişim fakültelerinden mezun öğrencilere öncelik göstermeye çalışıyoruz. Zaman zaman sınavlar açıyoruz, şu an üç arkadaşımız sınavla aramıza geldi. Gazetecilik yaşam biçimidir ve çok kolay bir iş değil, hiç bir şeyi kaçıramazsınız, sen de iyi bilirsin. Cumartesi günü tatil yapıyorum ve bil bakalım ne yapıyorum? Sürekli olarak maç seyrediyorum. 365 gün 24 saat devam eden bir meslek, böyle yaşamayı kabul etmek zorundasınız. Bazen çok parlak stajerler geliyor ama bazıları bu işi yapmak istemiyorlar. Bu bana göre bir iş değilmiş gibi diyerek gidenler oluyor. Çünkü başka bir şey yaşamıyorsunuz, özel hayatımızda da maç konuşuyoruz. Ayrıca her konu hakkında biraz bilgi sahibi olmalısınız."
-Spor camiasında gazeteciliği meslek olarak edinmiş ve bu işe yıllarını vermiş kişilerle, futboldan gelenler arasında bir çekişme olduğunu düşünüyor musunuz?
"Bu tartışmanın çok gereksiz ve zaman kaybından başka bir şey olmadığına inanıyorum. Medyadan gelen ve futboldan gelen iyi yorumcular da var. Bu insanın işini iyi yapmasıyla alakalı, işini iyi yapan ön plana çıkıyor."
-Birlikte program yaparken en çok eğlendiğiniz kişi kimdir?
"Rıdvan Dilmen'le, Mehmet Demirkol'la ve diğer arkadaşlarımızla iş yaparken çok eğleniyorum. Çok samimi bir cevap vermeye çalışıyorum ama gerçekten veremiyorum. Çünkü biz de çok seçilmiş insanlar var, hem kişilikleri hem de yayıncı kimlikleriyle hiç kimseyi birbirinden ayıramıyorum."
"GÜLMEK CİDDİ BİR İŞTİR"
-Fuat Akdağ ile ilgili internette kısa bir araştırma yaptığımız zaman güler yüzlü spor adamı olarak sizi tanımlıyorlar...
"Güler yüzlü biri olmak bir suçmuş gibi gösteriliyor. Ben gülmeyi seven bir adamım. Spor Servisi'nde de Mehmet Demirkol'la birlikte çok eğleniyor ve gülüyorum. Eğleniyoruz derken, dalga geçmiyoruz. Ciddi bir iş yapıyorsun ne gülüyorsun kardeşim denebilir ama gülmek çok ciddi bir iştir. Özel hayatımda da her türlü espiriye gülerim, hiç kimsenin gülmediği fıkralara gülen bir adamım. Tabi zaman zaman sert şeyler de söylüyoruz ama önemli olan bunları güler yüzle söyleyebilmek."
-Fuat Akdağ'ın işi dışında yapmak istediği şeyler neler?
"Hobilerim var ama onlarla ilgilencek fazla zaman bulamıyorum. Fotoğraf çekmeyi seviyorum, bu konuda kendimi baya geliştirdiğimi düşünüyorum."
Bu hoş sohbet için Fuat Akdağ'a bir kez daha teşekkür ediyoruz...
Röportaj: Hilmi SEVER
Fotoğraf: Melih Mirac ADİK


























