Sizin hiç üç oğlunuz öldü mü?

Adanaspor forması giymiş ve kalp krizinden vefat etmiş üç futbolcu kardeşin hikayesi, Boluspor'un çocuk tribünleri ve Bank Asya 1. Lig takımlarına adanmış kitaplar... Sporx.com yazarı Serkan Akkoyun kaleme aldı.

Haber; Sporx.com Yazarlar, Fotoğraf; Sporx.com
Abone Ol
Sizin hiç üç oğlunuz öldü mü?
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
22 Eylül 2011 11:21
Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe'nin kendi evinde Manisaspor'u ağırladığı maç, TFF'nin seyircisiz oynama cezasını sadece kadın ve çocukların tribünde yer alması haline getirmesinin ardından enteresan görüntülere ev sahipliği yaptı. Seyircisiz oynamak yerine kadın ve çocuklar izlesin mantığının saçmalığına girmek gerekiyor mu gerekmiyor mu bilemiyorum. Seyircisiz oynamak bir ceza ise ve bu ceza yerine kadınlar, çocuklar gelsin diyorsanız siz bir nevi kadınlar ve çocuklar taraftar değildir mesajı mı veriyorsunuz, ben mi fazla Zeitgest izlemişim tam karar veremedim. Ancak tribünlerde o kadar çocuğu gördükten sonra, aklıma bir o kadar çok izlediğim Boluspor tribünleri gelmedi değil...

Çocuklar inanın, inanın çocuklar... Ama fizyolojik çocuklar!

Boluspor Taraftarlar Derneği iki senedir tribünlerde çocuklara özel bir bölüm ayırıyor. Bunu da bir cezaları olduğu için değil geleceğin Bolusporlularını yaratmak için yapıyorlar. Tribüne ilk geldiklerinde Yavuz Turgul filmi Av Mevsimi'ndeki Çömez Hasan karakterinin bir sahnede Antropoloji'nin ne olduğunu anlatırken kullandığı hareketi icra eden çocuklar, 21 hafta sonunda gerçek birer Yaren olma yolunda önemli adımlar atmışlardı. Yani demek ki tribünde güzel şeyler görmek için cezadan bozma eylemler yerine teşvik (ama ilk aklına gelen anlamıyla değil!) ederek bir şeyler yapmak daha işe yarayacaktır.


Bir aile, 8 çocuk, 6 futbolcu, 3 kalp krizi...


Çukurova'nın Turuncusu Adanaspor'un geçmişinde kendisiyle özdeşleşen en önemli isimlerinden birisi Kayhan Kaynak'tır. Kayhan Kaynak yedisi erkek biri kız olmak üzere sekiz çocuklu bir aileye mensup, diğer beş kardeşi gibi futbolcu bir isimdi. Kaynak ailesinin Reşit'i, İrfan'ı, Ayhan'ı, İlhan'ı ve Orhan'ı gibi Kayhan'ı da Adanaspor'da başladığı futbolculuk hayatını önemli takımlarda sürdürdü. Kayhan, Usain Bolt'u izleyen biz neslin, Juninho'nun sert şutlarında ağzını kapatmak için elleriyle destek alan benim gibi gençlerin, Federer'in bilmem kaç yüz kilometre süratle giden topuna methiyeler düzen biz spor dilencilerinin zamanında olsaydı, Fenerbahçe'de oynarken bir Rizespor maçında çektiği şutu sürati nedeniyle yakalayamayan TRT kameraları için ne tweet"ler atardık acaba.

Kaynak ailesinin Adanaspor altyapısından yetişip Türk futboluna kazandırdığı diğer bir isim de Reşit Kaynak'tı. O, kardeşi Kayhan gibi İstanbul'un sarı-lacivertine değil siyah beyazına transfer oldu. Adanasporluluğunun dışında bir o kadar da Beşiktaşlıydı. O kadardı ki hem de küçük kardeşi Orhan, Trabzonspor sonrası Galatasaray'a gidecekken kolundan tuttuğu gibi kardeşini Akaretler'deki kulüp binasına sokmuş ve siyah beyazlı formayı bir başka Kaynak'a daha giydirmişti.

İrfan, Ayhan ve İlhan diğerlerine göre daha az kariyere sahip kardeşlerdi. Orhan Kaynak ise içlerinde en tanınan oldu. Adanaspor'dan Samsunspor'a geçip ardından formasını giydiği Trabzonspor'da meşhur oldu. Orhan Kaynak deyince o da kim diyenler için “Küçük Orhan” desem? Hani şu döneminin meşhur ensede uzun tepede kısa saç modeli ile sahada koştukça saçının arkası da gölgesi gibi davranan Küçük Orhan? Hah tamam hatırladınız işte.

Kaynak ailesinin çocuklarının iki büyük özelliği vardı: Birisi futbolcu olmaları diğeri ise kalıtımsal kalp rahatsızlığıydı. Önce İlhan ardından Kayhan ve son olarak da Reşit kalp krizi nedeniyle hayata ve aşkları futbola veda ettiler. Hatta Kayhan, 1994 yılında o dönem formasını giydiği Adana Demirspor'un Karataş kampında vefat etmişti. Kalp krizi Kayhan'ın deparlarından daha hızlı gelmiş kaçamadan yakalamıştı...

Yatmadan önce 100 sayfa darbesi

Bank Asya 1. Lig takip eden ve hasbelkader bu yazıyı okuyup hem de bu son satırlara kadar gelen naçizane okuyuculara bir faydam dokunsun diye bu kısmı, Bank Asya'da mücadele eden takımları konu edinmiş kitap önerine ayırmak istedim.

Karşıyaka'nın hikâyesini anlatan ve Yiğit Akın tarafından kaleme alınan “Kaf Sin Kaf” 2010 yılında İletişim Yayınları"ndan çıktı. Karşıyaka'nın olur da Göztepe'nin olmaz mı? Serkan Boyacıoğlu'nun elinden 2006 yılında çıkan “İnadına Göztepe” de şehrin sarı-kırmızısını konu ediyor. Yavuz Yıldırım ve Mustafa Uçar'ın ellerinden ise 2009 yılında “Sıcağıyla, Acısıyla Adana Futbolu” adlı kitap bizlere armağan edildi.

Bu üç kitap da İletişim Yayınları'nın Futbol Dizisi'ne ait. Benim unuttuğum ya da bilmediğim kitaplar var ise e-mail yoluyla ulaştırırsanız bir sonraki yazıda hem yer veririm ve hem de temin edip okuma şerefine ulaşmış olurum.
Tümü
TÜMÜ