"Özel biri"nin en özel zaferi! Tüm tanıkları anlatıyor: Inter 2010

Jose Mourinho ve tüm tanıkları, Inter'in 2010'daki Şampiyonlar Ligi zaferini anlatıyor.

Haber; Sporx.com dış haberler, Fotoğraf; AA
Abone Ol
'Özel biri'nin en özel zaferi! Tüm tanıkları anlatıyor: Inter 2010
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
08 Nisan 2021 09:50
"Inter'deki iki yılım için 1000 sayfalık bir kitap bile yazarım." diyor Jose Mourinho, Inter'in Şampiyonlar Ligi zaferinin 11. yılını geride bırakırken.

O iki yıl hakkında konuşmaya teşvik edildiğinde, Mourinho durakladı ve bir an düşündü: "Belki. Ancak, önce adamlarımdan izin istemek zorundayım. Çünkü, çok fazla hikaye var." diyor ve gülüyor.

Mourinho, son dönemde hayatının büyük kısmının geçtiği Hotspur Way Training Center'da yürüyor. Inter'in tarihe geçmesinin ve bunu son yapan İtalyan takımı olmasının üstünden 10 yıl geçti. Milano'da derbinin tarafı olan herkesin bileceği üzere; Inter, hiçbir zaman Serie B'ye düşmemiş olmak ve bu kupayla gurur duyuyor. Serie B'ye düşmeyi Milan ve Juventus bir süre yaşadı, Inter'den sonra Şampiyonlar Ligi'ni kazanamadı.

Londra'da güzel bir havada geçen antrenman sonrası konuşuyor Mourinho, bu hava ona Milano'yu ve Inter'deki antrenmanlarını hatırlatıyor. Mourinho'nun eski asistanı Jose Morais, o dönemin ritüellerinden barbeküyü hatırlıyor: "Oooo barbeküler!" Takımın Arjantinli oyuncuları bunu düzenlerlerdi. Inter'in efsanevi kaptanı Javier Zanetti, partileri organize eden isimdi. Mourinho, "Haftada 1 kez mutlaka" diyor. Esteban Cambiasso, kasaptan en güzel sığır etlerini almakla sorumluydu. Izgara ustası ise Walter Samuel'di. O ızgarayla uğraşırken yardımcısı ise Diego Milito olurdu. Etlerin olup olmadığını ilk tadan da Milito'ydu. Ayrıca, ızgara ustalığı için ona el veiryordu. Dejan Stankovic, 'Milito yer, olmuşsa herkes yerdi' diyor.

"Yemekler harikaydı." diyor Mourinho, "Ancak bu barbekülerin anlamı, Arjantinlilerin muhteşem ızgaralarından daha fazlasıydı. Bundan çok daha ileri gitti." Aile olmuşlardı. Takımdaki herkes, zaruri bir durum yoksa barbekü gününde orada olmak zorundaydı. Bu da onları çok sıkı bir aile yaptı. Öyle ki bu aile hala varlığını sürdürüyor. Inter taraftarı ve Dünya Kupası galibi Marco Materazzi, tüm takım arkadaşlarının bulunduğu bir whatsapp grubu kurdu. Kaleci Julio Cesar, bu grup hakkında, "Şaşıracaksınız ama grubun en aktifi Jose. En çok şakayı o yapıyor, en çok mesajı o atıyor." diyor.



Elit sporlar, daima kazanmakla ilgilidir. Porto'ya kazandırdığı kupalar olmasa Mourinho Chelsea'ye gidemez ve kendini 'Özel Biri' olarak sunamazdı. Bununla birlikte, onun için özel olan her şey, yol boyunca ilişkiler ve anılardır. Mourinho, 'O takımdaki kimse diğerlerinin doğum günlerini, tarihlerini, eski zamanların bir fotoğrafını atlamaz.' diyor. 'Kimse birbirini desteklemeyi unutmaz. Şimdi herkesin çok farklı hayatları var ama dediğim gibi, biz biraz aile gibiyiz.'

'Artık hepimiz birbirimizden uzakta olsak bile her zaman yakınız. Şu anki işimde bile bunu hissediyorum. Ne kadar yakın olduklarını gösteriyorlar. İyi sonuçlardan sonra güzel geri bildirimler, kötü sonuçlardan sonra olumlu kelimeler. Şimdi telefonumu açayım, whatsapp grubumuzda çok fazla mesaj görürsünüz. Bu benim için çok önemli. Kariyerimde, takımlarının tüm büyük başarıları bu tür bağlara, bu tür zihniyetlere sahiptir. Bir futbol takımında başarıya giden yol, bu tür bir empatiyle başlar. Biz de buna sahiptik.'

Her şey 11 Mart 2008 gece yarısında başladı. Liverpool ve Fernando Torres, Şampiyonlar Ligi son 16 turunda Inter'i eledei. Roberto Mancini basın toplantısında bile Liverpool'un kudreti karşısında dehşet içindeydi. Mancini, yaşananlardan sonra kulüp sahip Massimo Moratti'ye ayrılmak istediğini iletti. Herkes için büyük bir sürprizdi bu. Mancini, kısa bir süre önce 2012'ye kadar sürecek yeni bir sözleşme imzalamıştı. Birkaç gün sonra bunu itiraf etti. Mancini daha sonra fikir değiştirdi ve kalmak istediğini iletti. Ancak olan olmuştu ve ilişkiler hasar görmüştü.

Zaten sakatlık krizi nedeniyle takım kredisini kaybetmeye başlamıştı. Inter çöktü, 11 puanlık avantaj yok oldu. Çaresizlik içinde yarı-sakat Zlatan Ibrahimovic'i ligin son maçında Parma'ya karşı sahaya sürdüler. Zlatan o gün Inter'i kurtardı ve takım şampiyon oldu. Ancak, çok daha öncesinde Mourinho ile görüşmeler başlamıştı. Corriere della Sera'dan Fabio Monti'nin haberine göre, o Liverpool maçından 2 gün sonra Moratti ile Mourinho arasında görüşmeler başlamıştı. Mayıs ayının sonunda Paris'teki La Tour d'Argent restoranında aralarındaki görüşmenin fotoğrafları basına sızdı ve sır ortaya çıktı.



Birkaç gün sonra İtalya'da muazzam bir Mourinho tartışması başladı. Chelsea'deki ilk döneminde olduğu gibi haberler, kombine satışları patladı. Bir İngiliz gazeteci, Mourinho'nun Frank Lampard'ı Inter'e getireceği iddialarının doğru olup olmadığını sordu. Mourinho, başka bir takımın oyuncusu hakkında konuşmak istemediğini söyledi. Ancak, soru orada bitmedi. Medya bu haberleri yazmaya devam etti. Bir sonraki soruda Mourinho, bu kez zekası ve şaşırtıcı biçimde öğrendiği Milano lehçesiyle 'Io non solo pirla' (Ben aptal değilim!) dedi.

Mourinho, basına karşı olan savaşını kazanmıştı. İtalya'nın ünlü antrenörlük okulu Coverciano'dan çıkmamışsanız itibarınızın ne kadar büyük olduğu önemli değildir. Kendinizi kanıtlamanız gerekir. Özellikle de bir yabancıysan... Mancini, 18 yıl sonra Inter'e şampiyonluk kazandırmıştı ve bunu 3 kez üst üste tekrarlamıştı. Hedef çok yüksekti. Çok çok yüksekti. Mourinho'nun kabul görmesi için yapması gereken Avrupa'nın zirvesine çıkmaktı. İlk sezonunda İtalya şampiyonluğunu 10 puan farkla kazansa bile yetmezdi.

Şampiyonlar Ligi'ndeki performansı onun sorgulanmasına neden oldu. Ibrahimovic'in şutu direğe takıldı, Stankovic çok büyük bir fırsatttan yararlanamadı. Inter, Manchester United'a elendi ve 1 yıl önce olduğu gibi yine son 16'da havlu attı. Moratti, bu başarısızlığı kabullenmekte zorlandı. Daha sonra Moratti, 'Inter'de en kızgın olduğum ve duygularımı kontrol etmekte güçlük yaşadığım dönemdi.' diye kabul ediyor. Mourinho, Ibrahimovic'in yaptığı gibi o yaz ayrılabilirdi. Real Madrid, teklifini masaya koymuştu. Mourinho, 'Moratti kalmamı istedi. Evet, çünkü buraya gelmemin en büyük nedeni size bir başkan olarak hayatınızın hayalini vermekti.' dedi.

Mourinho'nun bahsettiği rüya, Moratti'nin kulübü 1995'te aileye geri kazandırmasından bu yana peşinden koştuğu rüyaydı. Petrol devinin hedefi, Mourinho ile birlikte kendi imzasını atmaktı. Kulüp, 1960'larda Il Mago (Sihirbaz) Helenio Herrera ile birlikte iki Avrupa kupası kazanmıştı. Inter'de o dönem kulüp sahibi Massimo Moratti'nin babası Angelo Moratti'ydi. Bu başarıyı en son tatmalarından bu yana 45 yıl geçmişti. Büyüklüklerini doğrulamak ve bu takımın İtalya'da tüm zamanların en büyüklerinden biri olduğunu tekrar hatırlatmak için Şampiyonlar Ligi kupasına ihtiyaçları vardı.



Inter'in o dönemki kadrosu bir nevi 'Last Dance' yaşıyordu. Zanetti ve Materazzi 36 yaşındaydı, Ivan Cordoba 33, Dejan Stankovic 31, Cambiasso ve Julio Cesar 30 yaşındaydı. Bu kadro için başarı şansı uzaklaşıyordu. Mourinho, 'Oyuncular, kariyerlerinin sonuna gelirken farklı bakış açılar edinirler. Kimileri fırsatları varken birkaç yıl daha milyonlar kazanmak ister. Başka bakış açısı olanlar da vardır. Kariyerinin en yüksek anına ulaşmak için hiç yapmadığı kadar çalışmaya başlarlar. Ben de hiç yapmadığım bir şeyi yaptım. Bence amaç da buydu. Takımda düzenli oynayanlar harikaydı ama Materazzi, Toldo, Orlandoni ve Cordoba fazla oynayamadılar. Her zaman takım için, gençler için oradaydılar. Her zaman benim için oradaydılar. Her zaman yardım ettiler. Bu gerçekten harika bir başarıydı. Bu kadar mutlu olmamın nedenlerinden biri de buydu. Sevincim ve duygularım benle ilgili değildi, onlarla ilgiliydi. İkinci kez Şampiyonlar Ligi'ni kazanmamla ilgili de değildi. Onların hayallerini gerçekleştirmesiyle ilgiliydi.'

Manchester United'a elendikleri sezon Inter'in Şampiyonlar Ligi'ndeki genel durumu da parlak değildi. Anorthosis Famagusta ile 3-3 berabere kaldılar. Werder Bremen'e Almanya'da 2-1 yenildiler ve grupta ikinci sırada yer aldılra. Mourinho, 2009 yazında ihtiyaçlarını belirledi ve harekete  geçti. Inter'in tarihindeki en iyi transfer dönemi olabilir. Inter, en doğru şekilde Moratti ve Sportif Direktör Marco Branca ile hedefe kilitlendi. Başarısız transferler Ricardo Quaresma ve Amantino Mancini'yi aldıran Mourinho olsa bile söylediklerine kulak verildi, başarılı transferler için takdir ona yönlendirildi.

Inter, işe Ibrahimovic ile başladı. Barcelona'ya gitmek istiyordu ancak karşılığı netti, '46 milyon euro ve Samuel Eto'o' Tüm zamanların en büyük takas anlaşmalarından biri. Kamerunlu forvet, Barcelona ile üçleme yapmıştı. Ancak, başka bir takıma gitmek istemiyordu. Materazzi ve Mourinho, o dönemde Eto'o'yu alabilmek için çok fazla mesai harcadı. Materazzi, 'Inter'e gelirsen seninle her şeyi kazanırız' mesajları atıyordu. Mourinho, 9 numaralı bir Inter formasının fotoğrafını atıp 'Seni bekliyor' diyordu. Barcelona'da istenmeyen Eto'o, bu sevgiye kayıtsız kalamadı. Mourinho, 'Samuel Eto'o'nun kariyeri boyunca 1 kez bile Ballon d'Or kazanamaması çok garip' diyor. George Weah, bunu başarabilen tek Afrikalı oyuncu olmayı sürdürüyor.

Inter, o yaz her şeyi yaptı. Savunmayı da güçlendirdi. Bayern Münih'ten Lucio, savunmayı daha hızlı ve daha çevik hale getirdi. Branca, Leonardo Bonucci'yi Genoa'ya Thiago Motta için gönderdi. Gelecekten vazgeçip bugüne yatırım yapmıştı. Motta ve Materazzi'nin tabiriyle, 'Küçük kulüpte boşuna zaman harcayan' Diego 'Prens' Milito transfer edildi. Düşük profilliydi, 30 yaşını geçmişti ancak Ibrahimovic sonrası skoru yükünü sırtlaması için transfer edilmişti. Gol krallığı listesinde Ibrahimovic'in hemen ardındaydı. Mitolojik bir sezondan snra bile Ballon d'Or listesine dahil olamamıştı.



Mourinho, transferin son günlerinde bile çalışmaya devam etti. Telefonu sürekli aktifti. Real Madrid, Kaka ve Cristiano Ronaldo transferleriyle ardı arkasına transfer rekorları kırarken Wesley Sneijder son anda satış listesine kondu. 'SMS'leri beni ikna etti' diyor Wesley Sneijder. Sneijder, 29 Ağustos'taki Milano derbisinden birkaç saat önce Malpensa Havalimanı'na indi. Takımla antrenman yapmadı. Ayağının tozuyla derbiye çıktı. Ronaldinho'nun Milan'ını 4-0 yendiler ve Sneijder son 20 dakika oyuna girdi. Skor tabelasına etki edemedi ama oyun girmesiyle bile heyecan yarattı.

"Wesley Sneijder, o sezon inanılmazdı." diye hatırlıyor Mourinho, "1 yıl içinde üç büyük kupa kazandı ve Dünya Kupası'nda final oynadı." Bundan daha ötesi, Şampiyonlar Ligi'nin zirvesine çıkarken 6 golün asistini yaptı. Dünya Kupası Gol Krallığı listesinde Thomas Müller ile birlikte zirvedeydi. Yine de, bir Inter oyuncusu olarak Ballon d'Or'u alamadı.

Mourinho, bu duruma bir açıklama ya da mantık getiremiyor: '2010 yılında Ballon d'Or galasına gittik. Bizim çocuklardan hiçbiri ilk 3'te değildi. Messi, Iniesta ve Xavi vardı. Yapmayı başardıkları tek şey En iyi 11'e pozisyon başına 1'er oyuncu verebilmekti'

Sezon başındaki incelemelerde de Inter böyleydi. Kimse onları ciddiye almıyordu ve Şampiyonlar Ligi favorilerinden biri olarak görmüyordu. Bahisçiler, Pep Guardiola'nın Barcelona'sını ve Ronaldo'nun Real Madrid'ini öne çıkardı. Grup aşamasında da bu görüş değişmedi. Inter hala zar zor Şampiyonlar Ligi'nde yoluna devam ediyordu. Kasım ayı başında 4. maç haftasındaydık. Ukrayna'da Dinamo Kiev devre arasına 1-0 önde girmişti. Inter'in eski düşmanı Andriy Shevchenko, 1 gol atmayı başarmıştı. Inter uçurumun kenarındaydı. Mourinho, 'Çok zorlu bir durumdu. O devre arasını hiç unutmayacağım!'

Javier Zanetti, otobiyografi kitabında o konuşmayı yazdı. "Mourinho, Appiano Gentile'de (Inter'in antrenman tesisleri) bir günmüş gibi sakindi. 'Beyler, şu anda Şampiyonlar Ligi'nden eleniyoruz. Oyunu iyi yorumlayamıyoruz. Değiştirmeliyiz. Bu yüzden 3'lü savunmaya geçiyoruz. Lucio, Maicon ve Pupi (Zanetti) stoperde. Samuel ve Motta ortada. Cambiasso bu kez yanıma geliyorsun. Sneijder, ileri çık, sakin kal, uzun oyna ve şut at. Anladın mı? Milito, Sneijder'in gölgesi gibi oyna. Oyunu daha geniş alanda oynamak istiyorum. Balotelli ve Eto'o kanatlara açılın. Eğer iyice kenarlara açılırsak, Dinamolu oyuncular takip edecek merkezde boşluk açılacak. Böylece Wesley ve Diego Milito için alan açacağız.' dedi" Plan buydu ve işe yaradı.

Inter, üst üste pozisyonlar yaratmaya başladı. Milito sonunda Sneijder'in pasıyla Bogush'u geçerek fileleri havalandırdı. Skor eşitti ve bitime 4 dakika vardı. Daha snra Mourinho'nun değişikliklerinden biri olan Sulley Muntari, ceza sahası dışından bir füze yolladı. Bogush bu topu çıkardı, Milito tamamladı ama Bogush yine çıkardı. Fakat, Sneijder oradaydı ve Massimo Moratti'nin Şampiyonlar Ligi kazanma hayalini diri tutmuştu.



Mourinho, Dinamo Kiev maçıyla birlikte takımın Şampiyonlar Ligi'ni kazanmaya dair inancının ilk adımını attığını söylüyor, "İnsanlar yarı finale ve finale daha fazla odaklanıyor." diyor "Ancak, zor bir gidişat vardı. Grup aşamasında Barcelona vardı. Bu da grubu lider bitirmek için zorlayıcıydı. Sonraki amaç denemek ve gruptan bir şekilde çıkmak olur. Barcelona elbette grubu lider bitirecek takımdır. Savaşmak zorundaydık. Dinamo Kiev'e karşı iyi bir galibiyet aldık. Ancak, Rus kışında zorlu bir Rubin Kazan maçı geçirdik ve 1-1 bitti. Hiç kolay değildi."

Mourinho'nun Inter'deki sürecinin birkaç yönü daha var ve daha çok takdiri hak ediyor, "Düşünmek bir sırdır." Bunu ilk takım toplantısında anlatmış. "Düşünmek için eğitileceksiniz. Düşünerek çok daha iyi olacaksınız. Futbolu düşünerek oynayacaksınız. Anladınız mı? Bir futbolcu, düşünmeden oynayamaz."

Cambiasso, daha yeni antrenörlük kurslarını bitirdi ancak sahadayken bile teknik direktörmüş. Taktikler hakkında her zaman soruları olurmuş. Mourinho ile birlikte tüm takımın oyunu okuma özelliği gelişti. Inter'in hazırlıksız olduğu bir taktik ya da durum yoktu. Ocak 2010'da Siena'ya karşı oynanan unutulmaz bir maçta Mourinho, 3-2 gerideyken Walter Samuel'i forvete aldı. Sneijder, Massimo Macarone'nin 3-2'ye getiren golüne cevap verdi. Walter Samuel, Samuel Eto'o'ya nazire yaparcasına bir gol attı ve 92. dakikada Inter kazandı.

Mourinho'nun Inter'deki ikinci sezonu giderek daha iyiye gidiyordu, takım kıskanılacak bir esneklik kazanmıştı. Zanetti bek ve orta sahada oynadı. Ancak, hiçbir oyuncu Samuel Eto'o kadar Inter'in o sezonunu anlatmıyor. Forvet oynadı, kanat oynadı ve hatta bek bile oynadı.



"İtalya Ligi'nde sık sık baklava dizilişiyle 4-4-2 oynuyorduk. Eto'o ve Milito forvetti." diye açıklıyor Mourinho, "Ancak, Şampiyonlar Ligi'nde daha agresif ve hücumcu takımlar vardı. Muhtemelen bize üstünlük kurarlardı. İtalya'daki takımların aksine sürekli savunma yapmayacaklardı. Chelsea ve Barcelona gibi takımlara karşı oynamak için yeni bir sisteme ihtiyacımız vardı. Bu yüzden savunma önünde iki orta saha ve kanatlarda iki oyuncu ile oynadık. Bunun için forvetlerimden feragat etmem gerekiyordu. Sonunda Milito, Goran Pandev ve Samuel Eto'o ile oynadık. Milito santrfordu. Eto'o soldan geliyordu ve sol ayaklı bir oyuncu olan Pandev de sağdan oynuyordu."

"Çok fazla pozisyon üretiyorduk. Üçü de gol atıyordu. Üçü de takımın ihtiyacı olan şeyleri sahaya koydu. Savunmaya yardım ettiler. Orta sahada iki pozisyonel oyuncum vardı. Ardından Pandev, Sneijder, Milito ve Eto'o ile dört hücumcum vardı. Takıma gereken savunma dengesini verdiler."

Mourinho'nun bir önceki kulübü Chelsea, Şampiyonlar Ligi son 16 turunda Inter'i bekliyordu. "Chelsea gerçekten, gerçekten, gerçekten Şampiyonlar Ligi'nin en büyük adaylarından biriydi." diye ısrar ediyor Mourinho, "Onları çok iyi tanıyordum. Çünkü, benim takımımdı. Takımı Nicolas Anelka ve birkaç yeni oyuncuyla takviye etmişlerdi. Hepsi kariyerlerinin en iyi aşamalarında olan büyük ve deneyimli oyunculardı. Terry, Essien, Lampard, Drogba, Cech. Olağanüstü bir takımdı."

Eto'o, La Gazzetta'ya Stamford Bridge'teki o geceyi anlattı. Inter, 78. dakikada gelen golle 1-0 kazandı ancak Eto'o, birkaç nedenden ötürü o maçın aklında yer ettiğini dile getirdi. "Mourinho bir takım konuşmasında 'Benim çalıştırdığım hiçbir takım beni yenemez.' dedi. Inter'in o performansı da o sözlerin bir karşılığıdır. Farklı bir kararlılıkla sahaya çıktık. Sadece kendimiz için değil, Mourinho için de oynuyorduk."

Geriye dönüp bakınca Mourinho şöyle söylüyor: "O maçtan sonra oyuncular şunu hissetti, sonuna kadar gidebiliriz!"



Inter için çok kritik haftalardı. Chelsea'ye karşı oynanan ilk maçtan önce Samuel ve Cordoba, Sampdoria'ya karşı oynanan kritik bir maçta 7 dakika arayla oyundan atılmışlardı. Takımın kararlılığı daha da arttı. Mourinho bir kelepçe hareketi yaptı. Hiçbir şeyin Inter'i tutamayacağını gösterdi. 60 dakika boyunca 9 oyuncuyla oynadı ama skoru kabullenmedi. Antonio Cassano'nun Sampdoria'sını golsüz beraberlikle sahadan ayrılmaya mecbur ettiler. Sonrasında Camp Nou'da 1 kişi eksik oynadıkları maçta isyan ettikleri gibi isyan ettiler.

O gece, Inter tarafının hatırladığı ve tanımlandığı gecedir. Muhteşem bir Sneijder golü, ardından Maicon ve Milito! Barcelona, Eyjafjallajokull Yanardağı patladığı ve Avrupa hava sahası kapandığı için maça otobüsle gelmişti. Cam Nou'da da San Siro'daki gibi oynamayacaklardı. Üstelik, Sergio Busquets'in meşhur parmak arasından bakışı ve Thiago Motta'nın henüz 30 dakika bile olmadan oyundan atılmasıyla birlikte...



Sampdoria'yı 60 dakika boyunca durdurmak bir şeydi ama tarihin en iyi takımlarından biri olan o Barcelona'yı tutmak apayrı bir şey. Zanetti, Eto'o'yu cesaretlendirmek için bağırdığını hatırlıyor. Daha sonra Messi'nin bir şut atmaya çalışmasından önce Eto'o'nun nasıl kendini yırtarcasına koşarak şutu engellemeye çalıştığını söylüyor. "Haydi Samu! dedim. Çok fazla kalmadı. Sonra ikimiz birden skorborda baktık ve dakika daha 37'ydi."

Inter, Mourinho'nun ünlü sözündeki gibi 'topu istemedi'. Bunun yerine kendi alanlarını kontrol etmek istediler. Barcelona, topla %86.4'lük bir oynama oranı yakaladı. Bununla birlikte Mourinho, bu sahnede rakibin büyüklüğüne rağmen 3-2 ile skoru geçmişti. Oyuncularının karakterinin bir kanıtıydı bu. "Barcelona'da bir saatten fazla 10 oyuncuyla oynadıkları şey..." diyor ve duraklıyor. "Bu taktiklerden çok daha ileri. Savunma organizasyonundan çok daha fazlası. Çok daha derin bir şey. Futboldan da başka türlü. Bu daha çok insani taraflarıyla ilgili."

"Hissetmedim bile." diyor Mourinho, "Maç bitti. Herkes farklı şekillerde tepki gösterdi. Ağlayanlar vardı. Dizlerinin üstüne çökenler vardı. Etrafta koşanlar vardı. Ben de taraftarlarımıza koştum. Çünkü, onlar için bunun ne kadar önemli olduğunu biliyordum. Barcelona, kendi kalitesine yakışır bir şekilde tepki vermedi o an. Ben Barcelona'da çok mutlu günler geçirdim. Çok klas bir kulüptür. Ancak, bazen hayal krııklığına uğradığımızda bu tür duygusal tepkiler veririz. Yine de sorun değil. Sadece güzel anılar..."

Bu sırada Inter, Coppa Italia finaline yükseldi. Serie A'nın zirvesini kontrol altına aldı. Julio Cesar, bir hata yaptı ve Per Kroldrup Fiorentina'ya 2-2 beraberliği getiren golü attı. Nisan ayı başlarında zirveyi kaybettiler. Bu sezon ikinci kez oluyordu bu. Materazzi, Catania'ya yenildikleri maç sonrası 'Mourinho bizi paramparça etti.' diyor. Cordoba ise Artemio Franchi'de maç sonrası soyunma odasında yaşananları hatırlatıyor, 'Mourinho bir buz torbasını tekmeledi ve o torba gelip hepimizin önünde yere yayıldı. Gergin bir andı ama bir anda komik bir şey oldu ve ortam yumuşadı.'



Herhangi bir öfke yerine birbirlerine olan saygıları o kadar yüksekti ki, herhangi bir ailede olduğu gibi hiçbir tartışma aşılmaz değildi. Oyuncular ve Mourinho, birbirlerine karşı dürüst olabileceklerini biliyorlardı. Mourinho, 'Sadece üst düzey bir takımın üstesinden gelebileceği çok zor anları aştık' diyor.

Roma'ya karşı 11 puanlık avantajını yitiren ve geriye düşen Inter, sezon sonunda yorgunluğun arttığı bir dönemde kovalamak zorundaydı. Sampdoria, Roma'yı 2-1 mağlup etti ve Olimpico'ya gözyaşları hakim oldu. 3 maç kala Inter yeniden ilk sıradaydı. Gerisini Milito halletti. Mourinho 'Olağanüstü' diyor. "Üçleme hakkında konuştuğumuzda, özellikle her şeyin belli olduğu 3 maçı konuşuyoruz. Kupa finalinde Roma'ya karşı attığı golü, Siena'ya karşı şampiyonluğu getiren golü ve Madrid'deki Şampiyonlar Ligi finalinde Bayern Münih'e karşı maçı kazandıran golü attı. İnanılmaz!"

Zanetti, Şampiyonlar Ligi kupasını havaya kaldırdığında ve kafasına koyduğunda Inter, İtalyan kulüpleri arasında benzersiz bir yere geldi. Moratti, hayallerinin gerçeğe dönüştüğünü gördü. 3 yıl sonra fethedecek başka yer kalmamıştı. Takımı elden çıkardı. O gecenin en gülü görüntüsü, Mourinho'nun Real Madrid'in gönderdiği arabaya binmesiydi. Tam giderken Materazzi'yi gördü ve ağlayarak kucaklaştılar. Materazzi, Mourinho'ya Inter'de kalması için yalvarıyordu. 'Bizi kimin eline bıraktığının farkında mısın?" dedi Rafael Benitez'in Inter'in yeni teknik direktör olacağını vurgulayarak. Mourinho, dönmeyecekti. Hikaye bu kadardı.



Mourinho, "Materazzi ile bu son sözleri konuştuğumuzda, yapmamam gereken bir şeyi yapıyor ve bir oyuncuma sarılıyordum."  diyor. "Kutlamalarda, madalya sırasında, kupada onlarla birlikte sahadaydım. ancak, soyunma odasına gidip onlara veda etmek istemedim. Benim için çok zor olurdu. Onlarla birlikte Milano'ya gitmek istemedim. Çünkü, insanlar Real Madrid'e gideceğimi biliyordu ama gerçek değildi. Sözleşmiştik ama imza yoktu."

"O dönem Real Madrid'e gitmeyi gerçekten çok istemiştim. İngiltere ve İtalya'dan sonra İspanya'yı da kazanmak istiyordum. Milan'a geri dönsem, oyuncuları ve taraftarları görsem Real Madrid'e gidemezdim. Tepkilerinden korktum. Kaçtığımı söyleyebilirim. Taraftarlardan ve oyunculardan kaçtım." Karanlık bir andı, Inter efsanesi için...

"Birkaç gün sonra Real Madrid ile sözleşme imzaladım." diyor Mourinho, "Sonra Milano'ya döndüm ve başkan Moratti ve ailesiyle bir akşam yemeği yedim. Msaya geldiğimde bir Şampiyonlar Ligi kupası ve lig kupası vardı. Moratti'nin küçük torunu kupalarla oynuyordu. Komikti."

10 yıl sonra, whatsapp gruplarında Madrid, Siena ve Roma'da yaptıkları üçleme konuşuluyordu. Arka arkaya çok sayıda mesaj atılacaktı. Yeniden buluşma planları yapıldı. Ancak pandemi nedeniyle bu çok zordu ve belirsizdi. Mourinho, 'Her gün onlarla birlikteyim. Bu benim için en önemli şey." dedi.

57 yaşındaki Setuballi Mourinho, yıllar boyunca çok özel ve büyük kupalar kazandı. Ancak, onunla Inter hakkında konuşurken fark ettiğiniz bir şey var. O üçleme gerçekten en özel olanı.

*İçerik, The Athletic'te yer alan orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. 



Tümü
TÜMÜ