Canaydın: "Süren'e ben kefilim"

Canaydın ve Gürsoy evel ezel birbirlerini sevmezler, Canaydın okullu kalite, Gürsoy sokaktaki G.Saraylıdır Canaydın için. Canaydın ne kadar ciddi ise Gürsoy o denli tribünlerin sevgilisidir.

calendar 21 Aralık 2005 09:42
Haber: Sporx.com Yazarlar
Canaydın: 'Süren'e ben kefilim'
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.

Paylaş:



Kısa metraj bir serüven Canaydın'ın başkanlığa hamlesi 1994 seçimlerine rastlar. O dönemde Başkan Alp Yalman'dır ve seçim arifesidir. Diğer aday da bugünün Divan Başkanı Semih Haznedaroğlu'dur. Özhan Canaydın akıl hocası Levent Yücel'e, Alp Yalman'ın listesine girmek için yalvar yakar olmuştur. Alp Yalman bu teklifi daha önce aynı yönetimde Canaydın'la çalışıp onu tanıdığından ötürü önce reddetmiş ama sonra seçilememek kaygısı ile 'peki' demiştir. Çünkü Canaydın'ın oy potansiyeli ağır basmıştır. Ama Canaydın yüreklenip de Yalman'ın karşısına aday olarak nedense çıkamamıştır. O seçimde Canaydın yanına Faruk Süren ve Ateş Ünal Erzen'i de alarak Alp Yalman'ın yönetimine girmiştir. Yalman üçe tek kalmış ve bir sonraki seçimde başkanlığı kaybetmiştir. Seçimi Faruk Süren kazanmış ve başkan olmuştur. 1996 seçimlerinde bütün Galatasaray camiası Özhan Canaydın'a 'sen başkan ol' diye yalvarmış ama Canaydın tarihe yön verecek şu sözü etmiştir; 'Süren iyi beyindir, dünya ilişkisi muazzamdır, Galatasaray'ı uçurur, Süren'in kefili benim. Süren Başkan olacak ben onun ikinci başkanı olacağım.' Canaydın'ın bu teminatı üzerine okullu bütün oylar okulsuz Süren'e akmış ve Süren başkan olmuştur. Canaydın bugün her fırsatta Süren'i suçlamaktadır.

Dananın kuyruğu kopuyor
Süren başkan olmuş ama Canaydın 2. Başkan olamamıştır. Çünkü Ergun Gürsoy da vardır. Canaydın ve Gürsoy evel ezel birbirlerini sevmezler ve taban tabana zıttırlar. Canaydın okullu kalite, Gürsoy sokaktaki Galatasaraylıdır Canaydın için. Canaydın ne kadar ciddi ise Gürsoy o denli tribünlerin sevgilisidir. Canaydın Gürsoy'u kıskanır, çünkü 'Ergun Baba' daha popülerdir. Canaydın, Gürsoy'u tümüyle reddedemez çünkü Gürsoy, İnan Kıraç'a çok yakındır. Arada hassas dengeler vardır. Ama ikisi de birbirini sevmez! (Bugün bu iki isim nasıl olmuş da aynı yönetimde ast-üst olmuştur' Daha işin başında kaos vardır. Tarih tekerrür eder; Canaydın'ın bir önceki yönetiminde görev alan Refik Arkan o ana kadar altın çocuktur. Arkan başkanına biat eden çalışmalarıyla bunu hak etmiştir zaten. Ancak Turgay Kıran da sonradan Canaydın'ın listesine girince, ikinci başkanlık için üç isim ortaya çıkmıştır. Ve Gürsoy ikinci başkan olur. Süren'in çektiği azabı Canaydın da çeker. Ama yönetim seçildiği ilk günden bugüne huzursuzdur' Nasıl olur da Galatasaray başarılı olur' Oralarada geleceğim ) Dahası var; Canaydın 2. başkan olacağım diye Süren'e bastırdıkça, öte yandan Gürsoy da 2. başkanlık ister. Arada kalan Süren çareyi İnan Kıraç'ın bulmasını ister ve o yönetimde bulunan İnan Kıraç'ın sınıf arkadaşı muhterem Atilla Donat 2.Başkan olur. Gürsoy rahatlarken Canaydın ifrit olur! Canaydın-Gürsoy çekişmesi o an başlar ve Canaydın bunu hiç unutmaz! Görev süresinin sonunda da kefili olduğu Faruk Süren'i terk edip yönetimden ayrılır. Ayrıca daha sonra çok tartışılacak iki konu da Canaydın, Süren'in yönetimindeyken karar altına alınır. Bunlar; 1 - Bankalardan alınacak kredilerin şahıslar üzerinden geçmesi ama faizlerinin kulüp tarafından ödenmesidir. (Önceki başkanlar ve yöneticiler hep faizleri kendileri karşılarlardı') 2 ' Fatih Terim'in göreve gelmesiyle yönetim kurulu çok zorlanmış, hatta çok itirazlar olmasına rağmen futbolculara prim sitemi hayata geçirilmiştir. Yıllardır sorulan şu soru; 'Galatasaray Avrupa Şampiyonası'ndan bir yığın para kazandı nereye gitti bu paralar' Bu sorunun cevabı biraz önce anlattığımdır. Evet, kazanılan puanlar karşılığı para gelmiş ama her seferinde 24 kişilik futbolcu kadrosu bu gelen paranın %80'ini prim olarak almıştır. Paranın gittiği yer bellidir. Bu kararların altında Özhan Canaydın'ın da imzası vardır. Ayrıca sağır sultan da biliyor ki 'üç büyük kulübün' yıllık geliri höpürseniz köpürseniz '30-35 milyon dalardır.' Bunların içinde; tv gelirleri, forma reklamları, maç hasılatları, hediyelik eşya satışları ve futbolcu satışları vardır. Ama her yıl da üç büyük kulübün gideri 50 milyon dolar civarındadır. Kaynak yaratılamazsa borç her sene 15 milyon dolar civarı artar. Borç borç dedikleri şeyin temel mantığı budur. Yoksa hiç kimse suçlu değildir. Ancak gelirleri artıramamak bir yönetim zafiyetidir ki her yönetim ve her kulüp bu açmazı aşamaz. Bu da bir nevi Türkiye kaderidir. Süren de UEFA'yı alırken Türkiye tarihinin en ağır ekonomik krizini yaşıyordu. Bunu da herkes biliyor. Ama Canaydın her seferinde 'enkaz edebiyatı' yaparak kulübü borçlu aldığını vurguluyordu.

Bitmedi'
Bunu da sizlere artı bilgiler olarak veriyorum: Ali Sami Yen Projesi, Kısmen AIG, Ve alınan banka kredilerini de Canaydın biliyordu. Canaydın yönetimlerde olmadığı dönemlerde kulübün bütün mali durumunu dışarıdan takip eden belki de tek Galatasaraylı idi. Çünkü Canaydın'ın karakterinde 'detaya büyük zaman ayırmak' vardır. Canaydın küçük hırsçıkların peşinde koşarak rahatlar ve zaman kaybeder' Canaydın, başkan olduğunda her şeyi ismi gibi biliyordu ve şikayet etmeye hiç hakkı yoktu. Çünkü işleri düzeltmeye talip olan kendisiydi' Neyse' 'Her şeyim Galatasaray için' diyen Canaydın, ikinci başkanlık verilmediği için hırsına mağlup olaraktan, Galatasaray'ı, kefil olduğu Süren'in ellerine bırakarak sırra kadem basar, Bursa'da yaşamını sürdürür. Sene 1998'dir. Bir dahaki seçimlerde Başkan adayı olarak Süren'in karşısına çıkmayı ve onu devirmeyi umar. Ancak düşündüğü gibi olmaz . Süren'in başarıları tavan yapar. Dört yıl üst üste şampiyonluk, UEFA Kupası, Süper Kupa, Süren'i tam beş sene koltuğunda tutar. Canaydın'ın hesabı tutmamıştır.

Bir anımı anlatayım;
2002 seçimleri öncesidir; bir önceki yılın mali genel kurulu bitmiş bizler Nevizade'de bir lokantada sofrayı kurmuşuz. Başkan Süren, Canaydın, Ali Dürüst, ve bir çok arkadaş 15 kişi kadar oturuyoruz. Süren ve Canaydın'ın tam karşısındayım. Canaydın'a bir soru soruyorum; - 'Yönetiminize Faruk Süren'i alacak mısınız'' Cevap; - 'Hayır, biz anlaşamayız.' Süren'e döndüm; - 'Siz girer misiniz'' - 'Seve seve, benim için küçük hırsçıklar önemli değildir, amaç Galatasaray'a hizmettir'' Konuşmayı Canaydın sürdürdü; - 'Ben para musluklarını kısarım, Süren gaz verir, o yüzden anlaşamayız.' Süren; -'Başkan sensin Canaydın, ben gaz verirsem sen frene basarsın yeter ki Galatasaray'a faydalı olalım.' Bu konuşmayı bütün masa dinliyor' Bir soru daha soruyorum Özhan Canaydın'a; - 'Eğer kızıp da gitmeseydiniz ve yönetimde kalsaydınız Galatasaray bu kadar borca girer miydi'' Canaydın; -'Hayır, izin vermezdim!' - Peki UEFA Kupası ve Super Kupa gelir miydi'' - Hayır alamazdık. Para musluklarını kesersen başarı gelmez!' Bunlar Canaydın'ın cevapları' Sonra masadan kahkahalar yükseldi'

Canaydın; 'arasıcak olmam!'
Canaydın büyük bir sabırla 2002'ye kadar bekler. Bu arada Mehmet Cansun da Galatasaray başkanlığından nasibini almıştır. Süren bırakınca sekiz aylık süre için yapılan seçimi Mehmet Cansun kazanır. Hem de Cem Uzan'a karşı' Mehmet'in yürekli davranışı o günlerde büyük takdir görmüştü' Zira bir süre sonra Uzanların içine düştüğü durum herkesin malumudur. O dönemde ve her seçimde bütün Galatasaray camiası Özhan Canaydın'a 'Gel başkan ol' çağırısı yapmış ve Canaydın her seferinde yan çizmiş en sonunda 'ben ara sıcak olmam' diyerek sekiz aylık başkanlığı da reddetmiştir. Canaydın'ın amacı bütün rakiplerinin elimine olması ve meydanın kendisine kalmasıdır. Nitekim öyle olmuş ve Galatasaray giderek borca saplanmış ve önemli isimler yıpranınca meydan Canaydın'a kalmıştır. Canaydın da göreve gelir gelmez; Lucescu, Terim ve şimdi de Gürsoy'u defterden silme eğilimine girmiştir'

Hırsına kurban bir başkan
Mehmet Cansun, en zor dönemindeki Galatasaray için varını yoğunu ortaya koymuş ve Uzanlarla mahkemelik olarak evine hacizler gelmesi pahasına sekiz aylık döneminde camiaya bir şampiyonluk kazandırmış ve borcu da önemli miktarda azaltmıştır. Canaydın göreve gelirken en zor zamanda görev kabul eden Mehmet Cansun'la yarışmış ve sekiz aylık başkanlık yapan Cansun, ne yazık ki Galatasaray'ın vefasızlığına uğrayarak seçimi kaybetmiştir. İtiraf edeyim ki Canaydın'a oy verenlerden biri de benim. Çünkü Canaydın göreve gelmeden önce; herkes tarafından takdir edilen, başa gelirse Galatasaray kurtulur denilen bir isimdi, ancak görüldü ki öyle değilmiş' Ama Canaydın bir gün mutlaka başkan olacaktı, oldu ve sırasını savdı, beklenen gibi olmadı, artık çekilmesi gerek. Çekilmediği için de belki bu satırlar yazılıyor' Canaydın'a gösterilen sabrın yarısı Faruk Süren veya Mehmet Cansun'a gösterilseydi kim bilir Galatasaray nasıl patlama yapar belki de Real Madrid olurdu' Süren için 'batırdı' deniyor' Süren herkes kadar benim de dostum ancak bu işler bir kişinin üzerine yıkılamaz, Süren'in başkanlığı dönemlerinde yönetim masasının etrafında övünmekten ayrıca övünç duyan bir çok liseli isim ve yanlarında liseli olmayan bir çok kardeşimiz vardı. Uyuyorlar mıydı ki Süren Galatasaray'ı tek başına batırdı. Bu söylem Canaydın'ın teranesidir. Suçu birilerine yıkar ve kendisi aradan çekilir. Soruyorum sizlere; Fatih Terim mi beceremedi yoksa majino hattına mı sürüldü' Hagi mi beceriksizdi yoksa eline verilen imkanlar mı yetersizdi' En genç üye ama en aklı başında davranışı sergileyen ve Süren'in damadı olmaktan başka suçu olmaya Burak Elmas mı kabahatliydi acaba' Burak Elmas, başkanı Canaydın'ın bütün yönetim kurulu içinde kendisine yaptığı sürekli tahkirlere dayanamayarak onurlu bir davranış biçimi sunarak istifa etmiş ve Galatasaray camiası bu gidişi hiç sorgulamamıştı' Böyle bir yönetim tarzı başarılı olabilir mi' Galatasaray'ın en önemli vasfı sevgi-saygı ve kardeşlik duygularıydı. Büyükler korur, küçük severdi' Egoizm Galatasaray'da yoktu' İnan Kıraç Ağabey bunun en büyük örneğini vermiş ve karşılıksız ve hesapsız bir yüce duyguyla yetiştiği okuluna neredeyse ömrünü vermişti' Allah razı olsun! Galatasaray Eğitim Vakfı kuruluşu İnan Kıraç'ın bu camiaya yaptığı en saygın hizmettir. Trilyonlar yağdırdı okuluna' Hizmet budur işte' Kimse de farkına varmadı bunun, çünkü medyatik bir olay değildi. Ama Canaydın kulübe başkan olmayı her şeyin ötesinde bir görev olarak gördü , 'okuluma borcumu ödüyorum' derken, kulübün şeref koltuğuna oturdu ve ne yazık ki bugün maçlara gelemiyor. Neyse' Devam edelim' Ergun Gürsoy zaman zaman dokuz boğum gırtlaktan lafları babasının hayrına mı kaçırdı' Kim onu bu hale soktu' Fatih Gökşen, Bülent Tulun, Ribery olayında isyan eden müstafi Adnan Öztürk kardeşim' Yedek üye' Bunları da Galatasaray camiası bir gün mutlaka kendi kendine itiraf edecektir. Ve Galatasaray işte o zaman yücelecektir. Galatasaray'ın başına sevecen ve fikre saygılı ve becerikli bir başkan geldiğinde bu camia uçar! Çünkü Galatasaray muktedirdir. Güçlüdür, saygınlığı ve aklı olan kişiler topluluğudur. Galatasaray cepten para istemez, Galatasaray aklıyla parayı bulur. Yeter ki başkanını sevsin' O zaman bütün taraftar elini cebine atar, çünkü bilir ki Galatasaray UEFA Şampiyonudur. Yardım ederse Dünya Şampiyonu da olur. Ama sevgi dolu ve iş bitiren ve insanları adam yerine koyarak, ayrım yapmayarak çalışan ve sevildiğinin farkına varabilen bir başkan olursa olur bunlar' Süren ve Mehmet Cansun'da borç vardı belki ama sportif başarı da tavan yapmıştı. Türkiye'de Fenerbahçe, Galatasaray'ın çok gerisinde kalmış taraftar zevkten sekiz köşe olmuştu' Bırakın Türkiye'yi dünya Galatasaray'ı konuşur olmuştu. O günler unutulmaz! Neyse'

Borç tavan yaptı
Sonuçta, Canaydın kurtarıcı olarak gelmiş ve içinde taşıdığı beş yıllık duygusallığını her seferinde ortaya dökerek, kendisinin de bir bölüm içinde olduğu geçmiş yönetimleri suçlamış ve 52 milyon dolar borçla aldığı Galatasaray'ı bugün 155 milyon dolar borca taşımıştır. Ayrıca hep töhmet altında bıraktığı Süren ve Mehmet Cansun yönetimindeki isimleri de 'se-çi-le-bil-mek' arzusuyla yönetimlerine almıştır. Örnek, Ali Dürüst, Burak Elmas, Ergun Gürsoy, Niyazi Yelkencioğlu, Fatih Gökşen ve diğerleri' Şimdi de Abdurrahim Albayrak'la görüşmektedir'. Bugün Galatasaray Başkanı Canaydın zor durumdadır. Galatasaray için kefaleti 60 milyon dolardır ve bankalar bastırmaktadır. Riva'nın satışı bunun içindir.

Sonraki yazı:
2002'de borç 52 milyon dolar; 2005'te borç 155 milyon dolar. Okumak için tıklayın...
Tümü
 Reklam 
  • PUAN DURUMU
  • FİKSTÜR
  • STSL
  • 1.Lig
  • İng
  • Alm
  • İsp
  • İta
  • ŞL
  • AL
  • KL
TakımlarOGBMAYP
1 Galatasaray 18 13 4 1 40 13 43
2 Fenerbahçe 18 12 6 0 42 16 42
3 Trabzonspor 18 11 5 2 35 21 38
4 Göztepe 18 10 5 3 24 10 35
5 Beşiktaş 18 9 5 4 31 22 32
6 Başakşehir 18 7 5 6 29 19 26
7 Samsunspor 18 6 8 4 23 21 26
8 Gaziantep FK 18 6 6 6 25 31 24
9 Kocaelispor 18 6 5 7 16 19 23
10 Alanyaspor 18 4 9 5 18 18 21
11 Gençlerbirliği 18 5 4 9 22 25 19
12 Rizespor 18 4 6 8 21 27 18
13 Konyaspor 18 4 6 8 22 30 18
14 Antalyaspor 18 4 4 10 16 31 16
15 Kasımpaşa 18 3 7 8 14 24 16
16 Kayserispor 18 2 9 7 16 34 15
17 Eyüpspor 18 3 5 10 11 25 14
18 Karagümrük 18 2 3 13 15 34 9