O bir futbolcudan çok sarı-kırmızı renkler için doğmuş bir gönül adamıydı. Dostluk, kardeşlik, iyilik, hoşgörü elçisiydi…
O, eşini İzmir’de bırakıp Galatasaray’ı tercih ettiği i için alkışlanmadı. Ama öyle bilindi.
‘Böyle anılmak istemiyorum. Hiç insan eşini terk etti diye iltifat görür mü kardeş’ diye benimle Galatasaray Adası’nın kuytu bir köşesinde dertleşmişti uzun uzun geçmişin derinliklerinde bir gece…’
Çok hassas bir adamdı o…
İtalyan takımı Palermo’ya transfer olduğunda yer yerinden oynadı ama o, ancak bir yıl dayanabildi Galatasaray hasretine ve hemen geri döndü.
O Galatasaray’a aşıktı.
O, eşini terk etmedi. yüreğindeki sevginin peşinden gitti.
O, gönlünün götürdüğü yere gitti ve orada demir attı.
O; Metin Oktay’dı…
Demir attığı yer de Galatasaray.
Ardından akan gözyaşının her damlasında çeşitli renkler vardı
Sonra orada kök saldı Metin Oktay,
Sonra da, her maç her gönülde çiçek açtı…
Öldüğünde göz yaşı sel oldu ardından…
Gözyaşlarının her damlasında çeşitli renkler vardı.
Metin Oktay muhteşem bir golcü olduğu kadar mükemmel bir insandı.
Kimseyi kırmadı…
Rakibini asla küçümsemedi…
Yediği tekmelere hiç cevap vermedi…
Tribünlerden alkışı aldığında reverans yapar gibi eğildi, elini kalbinin üzerine götürdü…
Tribünlerin tepkisinde oraya doğru koşarak iki kolunu havaya kaldırıp ufaktan iki yana salladı ellerini…
Sadece Galatasaraylılar değil, Fenerbahçeliler de, Beşiktaşlılar da, İstanbulsporlular da, İzmirliler de, Ankaralılar, Vanlılar da, Trabzon, Eskişehir, Edirne, Antalya da sevdi onu.

Türkiye sevdi Metin Oktay’ı…
Yazıya böyle girmek vacip oldu çünkü;
Onu seyredenler Metin Oktay’ın nasıl bir golcü ve ne değerli bir insan olduğunu biliyor bu yüzden ona hayranlık duyuyordu. Ama ya bilmeyenler?
Ya onun devrine yetişemeyip de onu göremeyenler?
Metin Oktay her gönüldeki aşktır
Yeni nesil ne yazık ki Metin Oktay’ın sadece dillere destan adını duyuyor, bir zamanlar attığı artistik gollerin sadece üç beşini arşivlerde kalan fotoğraflardan görüyordu…
Üzerine çizik düşmüş filmlerde ağır çamurlu sahaların göbeğinde gülle gibi toplara nasıl güçlü vurduğunu ancak ve ancak üç beş saniye izleyebiliyordu…
Genç nesil Galatasaray’a ve Türk futbol tarihine armağan olmuş bu futbol adamını ne yazık ki bilmiyordu.
Onun kimliği hakkında, adam gibi adam oluşu hakkında, Metin Oktay’ı Metin Oktay yapan nitelikli özellikleri hakkında hiçbir şey bilmiyordu.
Onu seyretmek bahtına erişmemiş milyonlara onu anlatmak gerekti.
İşte onun için tertiplendi bu gece…
Teşekkürler fikir babaları…
Teşekkürler Hayrettin Kozak…
Teşekkürler mekanını bizlere açan Doğan Hasol
Salı akşamı Metin Oktay’laydık hatıralarda…
Salonda kimler yoktu ki…
Fenerbahçe’nin saygın Başkanı Faruk Ilgaz, Ali Tanrıyar, Selahattin Beyazıt,…
Ve de Metin Oktay’ın futbolcu arkadaşları…
Can Bartu, Candemir Berkman…
Recep Adanır…
İsimlerini saysam sayfalar yetmez.
Eski dostların hepsi…
Önce şunu söyleyeyim;
Metin Oktay’a ölüm yıldönümü anma töreni yapılmadı. Galatasaraylılar ömrünü Galatasaray’a vermiş bir değerli futbolcusunun Galatasaray camiası ile nasıl bütünleştiğini ve nasıl sembol olduğunu hissettirebilmek için özel bir gece düzenledi.
Gecenin adını da bilhassa anma değil;
‘Onu anmak değil, anlayabilmek için…’ koydu.
Taçsız Kral golün ağababasıydı…
2 Şubat 1936’da doğan Metin Oktay, 1955’te Galatasaray’a geldi, 69’da futbolu Galatasaray’da bıraktı..
10 sene Gol Kralı oldu.
Bir sezonda 38 golle rekor kırdı…
Ne yazık ki 36 kez milli oldu.
O zamanlar uluslararası maçlar çok azdı. Ayda, yılda, bir…
Fenerbahçe’ye bir maçta dört gol attı yine bir Fenerbahçe maçında hayatında sadece bir defa oyundan atıldı.
Bülent Eken’in hatıra defterinden
Galatasaray’ın ünlü kardeş futbolcularından Reha-Bülent Eken’in, Bülent olanı anlatıyor;
‘Futbolu bıraktım, bir arkadaşımla araba ticareti yapacağız. İzmir’e geldik araba alıp döneceğiz. O da ne!

Sürpriz…
Arabasını beğendiğimiz kişi eski bir futbolcu arkadaşım! Sarılıştık…
Arabanı satın alacağım dedim…
Senden iyisine mi vereceğim ama arabayı alacağına şurada İzmirspor’da bir genç futbolcu var onu al Galatasaray’a dedi… 19 yaşında iki senedir Gol Kralı…
Akşamüstü maçı var, gel gidip seyredelim, dedi.
Gittik seyrettik.
Maç 8-1 bitti 7’sini bu çocuk attı.
Bayıldım.
Konuştuk on bin liraya gelirim dedi.
Hemen Galatasaray Teknik Direktörü Gündüz Kılıç’a telefon açtım. O zamanlar kulübün her şeyi Gündüz Kılıç’tı. Baba Gündüz.
Gündüz Ağabey dedim; burada bir genç var müthiş… On bin lira istiyor dedim.
Olmaz dört ver dedi.
Yapma be Ağabey hiç olmazsa 6 ver.
Tamam dedi üstünü siz halledin. Hallettik Metin’i aldık geldik.
Metin Oktay’ın Galatasaraylı oluşunun hikayesi bu.
Sonrasını onun oda arkadaşı Turgay Şeren’den dinleyelim;
Metin’i ellerime bıraktılar
-Metin gelince Gündüz Kılıç hocamız onu benim ellerime bıraktı. Kaptan dedi. Bu çocukla ilgilen artık bizde oynayacak. Ona Galatasaray’ı ve Galatasaraylılığı öğret. Oda arkadaşım oldu ve yıllarca sıkı dostluğumuz sürdü. Metin gerçek bir Galatasaraylı ve adam gibi adamdı.
Şansal Büyüka’yla lokum dağıtmış
Büyüka da şöyle anlatıyor Kaptan’ı;
‘Hiç unutmam bir gece bir yerlerde yemek yedik ve çıkarken oradaki kasede bulunan lokumlara gözü takıldı. Garsondan onları istedi verdiler. Sonra arabaya atladık. İstanbul sokaklarını dolaşıp görev başındaki polislere ağız tadı dağıttık. Metin insanları seven bir gönül adamıydı.
Sükrü Birand; Metin benim oğlumdur
Fenerbahçeli bek Şükrü Birand bakın ne diyor;
Milli takımda beraberiz. Metin’i çok seviyorum. Aslında rakibim ama Metin rekabeti sevgiye dönüştüren bir dosttu. Milli kampta olduğumuz sırada çocuğum doğdu Metin’e sevgimden dolayı bebeğin adını Metin koydum.
Atilla Gökçe; o bir halk kahramanıydı
Metin Oktay bir halk kahramanıydı. Diğerlerinden farkı oydu. Herkesle iyi geçinir, dostluklara çok değer verirdi. Metin Oktay örnek bir kaptandı.
O, şimdiki kaptanlar gibi başbakanların, siyasilerin etrafında dolaşmaz halkın içinde yaşardı. Metin, halkın sevgilisiydi. O gerçek bir halk kahramanıydı.
Öldükten sonra kara toprağa değil kalplere gömüdü.
Metin Oktay’ı en iyi anlatan cümle Rauf Tamer’inkidir
Yıllar önce hafızam beni yanıltmıyorsa gazeteci Rauf Tamer, Tercüman’da yazmıştı. Şöyle diyordu Tamer;
‘Ey Metin Oktay sen dünyanın en talihsiz adamısın. Çünkü Metin Oktay’ı hiç seyredemedin!’
Bayılmıştım bu cümleye…
Benden de bir Metin Oktay anlatımına ne dersiniz?
Onun en büyük zaafı alkoleydi. Yalnızlığa hiç gelemezdi. O gece de alkollüydü…
Metin Oktay güzel insan olarak yaşadı.
Dilinden düşürmediği bir cümle vardı;
‘HAYAT HOŞ GERİSİ BOŞ’
Unutulmaz gollerin sahibi Metin Oktay benim için;
Avuçlara sinmiş fesleğen kokusudur.
Her seferinde insanı mesteden koku…
Hani şöyle fesleğeni bir avuçlar da sarsarsınız ya…
O koku avucunuza siner ya…
Ara bere koklar da bir hoş olursunuz ya…
Metin Oktay işte öyledir benim için.
Avuçlara sinmiş fesleğen kokusu…
O, eşini İzmir’de bırakıp Galatasaray’ı tercih ettiği i için alkışlanmadı. Ama öyle bilindi.
‘Böyle anılmak istemiyorum. Hiç insan eşini terk etti diye iltifat görür mü kardeş’ diye benimle Galatasaray Adası’nın kuytu bir köşesinde dertleşmişti uzun uzun geçmişin derinliklerinde bir gece…’
Çok hassas bir adamdı o…
İtalyan takımı Palermo’ya transfer olduğunda yer yerinden oynadı ama o, ancak bir yıl dayanabildi Galatasaray hasretine ve hemen geri döndü.
O Galatasaray’a aşıktı.
O, eşini terk etmedi. yüreğindeki sevginin peşinden gitti.
O, gönlünün götürdüğü yere gitti ve orada demir attı.
O; Metin Oktay’dı…
Demir attığı yer de Galatasaray.
Ardından akan gözyaşının her damlasında çeşitli renkler vardı
Sonra orada kök saldı Metin Oktay,
Sonra da, her maç her gönülde çiçek açtı…
Öldüğünde göz yaşı sel oldu ardından…
Gözyaşlarının her damlasında çeşitli renkler vardı.
Metin Oktay muhteşem bir golcü olduğu kadar mükemmel bir insandı.
Kimseyi kırmadı…
Rakibini asla küçümsemedi…
Yediği tekmelere hiç cevap vermedi…
Tribünlerden alkışı aldığında reverans yapar gibi eğildi, elini kalbinin üzerine götürdü…
Tribünlerin tepkisinde oraya doğru koşarak iki kolunu havaya kaldırıp ufaktan iki yana salladı ellerini…
Sadece Galatasaraylılar değil, Fenerbahçeliler de, Beşiktaşlılar da, İstanbulsporlular da, İzmirliler de, Ankaralılar, Vanlılar da, Trabzon, Eskişehir, Edirne, Antalya da sevdi onu.

Türkiye sevdi Metin Oktay’ı…
Yazıya böyle girmek vacip oldu çünkü;
Onu seyredenler Metin Oktay’ın nasıl bir golcü ve ne değerli bir insan olduğunu biliyor bu yüzden ona hayranlık duyuyordu. Ama ya bilmeyenler?
Ya onun devrine yetişemeyip de onu göremeyenler?
Metin Oktay her gönüldeki aşktır
Yeni nesil ne yazık ki Metin Oktay’ın sadece dillere destan adını duyuyor, bir zamanlar attığı artistik gollerin sadece üç beşini arşivlerde kalan fotoğraflardan görüyordu…
Üzerine çizik düşmüş filmlerde ağır çamurlu sahaların göbeğinde gülle gibi toplara nasıl güçlü vurduğunu ancak ve ancak üç beş saniye izleyebiliyordu…
Genç nesil Galatasaray’a ve Türk futbol tarihine armağan olmuş bu futbol adamını ne yazık ki bilmiyordu.
Onun kimliği hakkında, adam gibi adam oluşu hakkında, Metin Oktay’ı Metin Oktay yapan nitelikli özellikleri hakkında hiçbir şey bilmiyordu.
Onu seyretmek bahtına erişmemiş milyonlara onu anlatmak gerekti.
İşte onun için tertiplendi bu gece…
Teşekkürler fikir babaları…
Teşekkürler Hayrettin Kozak…
Teşekkürler mekanını bizlere açan Doğan Hasol
Salı akşamı Metin Oktay’laydık hatıralarda…
Salonda kimler yoktu ki…
Fenerbahçe’nin saygın Başkanı Faruk Ilgaz, Ali Tanrıyar, Selahattin Beyazıt,…
Ve de Metin Oktay’ın futbolcu arkadaşları…
Can Bartu, Candemir Berkman…
Recep Adanır…
İsimlerini saysam sayfalar yetmez.
Eski dostların hepsi…
Önce şunu söyleyeyim;
Metin Oktay’a ölüm yıldönümü anma töreni yapılmadı. Galatasaraylılar ömrünü Galatasaray’a vermiş bir değerli futbolcusunun Galatasaray camiası ile nasıl bütünleştiğini ve nasıl sembol olduğunu hissettirebilmek için özel bir gece düzenledi.
Gecenin adını da bilhassa anma değil;
‘Onu anmak değil, anlayabilmek için…’ koydu.
Taçsız Kral golün ağababasıydı…
2 Şubat 1936’da doğan Metin Oktay, 1955’te Galatasaray’a geldi, 69’da futbolu Galatasaray’da bıraktı..
10 sene Gol Kralı oldu.
Bir sezonda 38 golle rekor kırdı…
Ne yazık ki 36 kez milli oldu.
O zamanlar uluslararası maçlar çok azdı. Ayda, yılda, bir…
Fenerbahçe’ye bir maçta dört gol attı yine bir Fenerbahçe maçında hayatında sadece bir defa oyundan atıldı.
Bülent Eken’in hatıra defterinden
Galatasaray’ın ünlü kardeş futbolcularından Reha-Bülent Eken’in, Bülent olanı anlatıyor;
‘Futbolu bıraktım, bir arkadaşımla araba ticareti yapacağız. İzmir’e geldik araba alıp döneceğiz. O da ne!

Sürpriz…
Arabasını beğendiğimiz kişi eski bir futbolcu arkadaşım! Sarılıştık…
Arabanı satın alacağım dedim…
Senden iyisine mi vereceğim ama arabayı alacağına şurada İzmirspor’da bir genç futbolcu var onu al Galatasaray’a dedi… 19 yaşında iki senedir Gol Kralı…
Akşamüstü maçı var, gel gidip seyredelim, dedi.
Gittik seyrettik.
Maç 8-1 bitti 7’sini bu çocuk attı.
Bayıldım.
Konuştuk on bin liraya gelirim dedi.
Hemen Galatasaray Teknik Direktörü Gündüz Kılıç’a telefon açtım. O zamanlar kulübün her şeyi Gündüz Kılıç’tı. Baba Gündüz.
Gündüz Ağabey dedim; burada bir genç var müthiş… On bin lira istiyor dedim.
Olmaz dört ver dedi.
Yapma be Ağabey hiç olmazsa 6 ver.
Tamam dedi üstünü siz halledin. Hallettik Metin’i aldık geldik.
Metin Oktay’ın Galatasaraylı oluşunun hikayesi bu.
Sonrasını onun oda arkadaşı Turgay Şeren’den dinleyelim;
Metin’i ellerime bıraktılar
-Metin gelince Gündüz Kılıç hocamız onu benim ellerime bıraktı. Kaptan dedi. Bu çocukla ilgilen artık bizde oynayacak. Ona Galatasaray’ı ve Galatasaraylılığı öğret. Oda arkadaşım oldu ve yıllarca sıkı dostluğumuz sürdü. Metin gerçek bir Galatasaraylı ve adam gibi adamdı.
Şansal Büyüka’yla lokum dağıtmış
Büyüka da şöyle anlatıyor Kaptan’ı;
‘Hiç unutmam bir gece bir yerlerde yemek yedik ve çıkarken oradaki kasede bulunan lokumlara gözü takıldı. Garsondan onları istedi verdiler. Sonra arabaya atladık. İstanbul sokaklarını dolaşıp görev başındaki polislere ağız tadı dağıttık. Metin insanları seven bir gönül adamıydı.
Sükrü Birand; Metin benim oğlumdur
Fenerbahçeli bek Şükrü Birand bakın ne diyor;
Milli takımda beraberiz. Metin’i çok seviyorum. Aslında rakibim ama Metin rekabeti sevgiye dönüştüren bir dosttu. Milli kampta olduğumuz sırada çocuğum doğdu Metin’e sevgimden dolayı bebeğin adını Metin koydum.
Atilla Gökçe; o bir halk kahramanıydı
Metin Oktay bir halk kahramanıydı. Diğerlerinden farkı oydu. Herkesle iyi geçinir, dostluklara çok değer verirdi. Metin Oktay örnek bir kaptandı.
O, şimdiki kaptanlar gibi başbakanların, siyasilerin etrafında dolaşmaz halkın içinde yaşardı. Metin, halkın sevgilisiydi. O gerçek bir halk kahramanıydı.
Öldükten sonra kara toprağa değil kalplere gömüdü.
Metin Oktay’ı en iyi anlatan cümle Rauf Tamer’inkidir
Yıllar önce hafızam beni yanıltmıyorsa gazeteci Rauf Tamer, Tercüman’da yazmıştı. Şöyle diyordu Tamer;
‘Ey Metin Oktay sen dünyanın en talihsiz adamısın. Çünkü Metin Oktay’ı hiç seyredemedin!’
Bayılmıştım bu cümleye…
Benden de bir Metin Oktay anlatımına ne dersiniz?
Onun en büyük zaafı alkoleydi. Yalnızlığa hiç gelemezdi. O gece de alkollüydü…
Metin Oktay güzel insan olarak yaşadı.
Dilinden düşürmediği bir cümle vardı;
‘HAYAT HOŞ GERİSİ BOŞ’
Unutulmaz gollerin sahibi Metin Oktay benim için;
Avuçlara sinmiş fesleğen kokusudur.
Her seferinde insanı mesteden koku…
Hani şöyle fesleğeni bir avuçlar da sarsarsınız ya…
O koku avucunuza siner ya…
Ara bere koklar da bir hoş olursunuz ya…
Metin Oktay işte öyledir benim için.
Avuçlara sinmiş fesleğen kokusu…








