"F.Bahçe Brezilya gibidir"

calendar 25 Mart 2008 10:24
Haber: Sporx.com
'F.Bahçe Brezilya gibidir'
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.

Paylaş:



Sporx'in özel röportajları devam ediyor. 'Futbola kadın eli değdi' röportaj serimizde konuğumuz spor yazarı Ebru Köksaldı....

Ebru Köksaldı, kaleme aldığı yazılarında erkeklerden farklı bir üslûbu olduğunun fark edilmesiyle mutlu oluyor. Toleranslı bir kalem olarak yaşadığı hisleri anlatırken, ?Futbolcuya küfretmenin ya da teknik direktörün kovulmasının bir şeyi değiştirmeyeceğinin geri dönüşlerini alıyorum, o da hoşuma gidiyor? diyor...

Fenerbahçe?nin Brezilya gibi olduğunun özellikle altını çizen Ebru Köksaldı, futbolumuz için net konuştu: ?2002'den sonra yüzleşmediğiniz 7-8 dönemin bedelini ödüyoruz. Bu bir yol ayrımıdır. ?Siz, UEFA Kupası?nı mı isterdiniz, Dünya Kupası?nda gelecek 10-15 yıla damgasını vuracak ülke futbolunu mu isterdiniz?? Biz diğer yolu tercih ettiğimiz için debeleniyoruz.?

***

Fanatik gazetesinin sütunlarında Sarı-Lacivert renkli sevdayı yazıyor Ebru Köksaldı...
Ama, tesadüfen futbol dünyasının içinde olduğuna inanıyor...
Bir telekomünikasyon şirketinde aynı zamanda her gün mesai tüketen Ebru ile Ara Cafe'de buluşmak üzere sözleşiyoruz.
İstiklâl Caddesi'ni hızlı adımlarla arşınlayarak, adresimize yöneliyorum.
Yine saatler yetmiyor ve yine geç kalmak üzereyim.
Adımlarımı sıklaştırıyorum, cafe?den içeri giriyorum.
Telefonumun şarjı yine bitmiş...
Hıh çalıyor...
Gazete köşesindeki fotoğrafına benzeyen bir Ebru arıyorum.
Ama yok. İşte, bir kadının eli telefonuna yöneldi.
Ama, bu yüz?
O fotoğrafa...
Neyse, az benziyor ama, 'Saadet Hanım!' diye bir ses geliyor bakındığım taraftan?
Sonunda buluyoruz birbirimizi...
Hemen kendimize en uygun masayı seçerek ve vakit kaybetmeyerek, derin bir sohbete yelken açıyoruz...



Futbolu sevmesine rağmen basın sektöründen çok uzak olduğu için şansı olmadığına inanırmış.
Bu nedenle internette oluşturulan mail zincirlerinde görüşlerini dile getirirken, Fanatik Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Necil Ülgen'in teklifiyle Fanatik'te yazmaya başlamış.
Yurtdışındaki arkadaşlarına, maçları anlatıp, yorum geçmek için yaptığı iş, Ebru Köksaldı'nın ufak ufak mesleği haline gelmiş.
1998 yılından bu yana Fenerbahçe'yi tutuyor.
Beşiktaşlı bir babanın yanında Fenerbahçeli bir ağabeyle büyürken, ailede kendini içine çekecek bir futbol ortamı da olmadığını söyleyen Ebru'nun çocukluğundan hatırladığı en can alıcı detay, 5-6 yaşlarında futboldan nefret ettiği...
1982 Dünya Kupası futbola hayranlığının temellerinin atıldığı yıllar olmuş...
Özellikle 1986 Dünya Kupası ve Arjantin ile futbol sevgisi sağlam temellere oturmuş.
Ardından ülke futbolu ve Fenerbahçe...
Ortaokul sıralarında futbola gerçekten kendini kaptırır Ebru.
Kırşehirli kendi halinde bir ailenin kızı olan Ebru'nun özellikle lise yıllarında pazartesi günleri erkek arkadaşlarıyla maç yorumlamak en büyük zevklerinden biridir artık...
Ders arasında dinlenen kaçamak maçlar, arka sıralarda maçı dinleyen arkadaşların ön sıraları skoru iletmesi, Ebru Köksaldı'yı bugün de gülümseten detaylardan...
Aklından bir gün "Maç yazmak, ama farklı yazmak" geçse de bunun hayal olduğunu, ama bu fırsatı ele geçirmesiyle bugün bu ayrıcalıktan mutlu Ebru Köksaldı...



?BİR ELİN PARMAĞI KADAR DEĞİLİZ?

- Ülkemizde "futbolu kaleme alan bayan" dediğinizde 1, 2, 3 haydi 4 kişi dışında isim sayamıyoruz. Kendinizi yalnız hissettiğiniz oluyor mu?
?O kesin. Türkiye'de bir elin parmağı kadar değiliz. Dünyada spor yazan çok kadın gazeteci var ama ülkemizde bu sayı çok kısıtlı. Birbirimize mümkün olduğunca destek olmaya çalışıyoruz.?

- Bu durum size bir misyon yüklüyor mu?
?Bayanların bakışı çok farklı. Erkekler futbol konusunda çok gaddarlar.?

- Düşüncelerinizi, erkekler ve kadınlar nasıl değerlendiriyor?
?Kadınları daha rasyonel ve mantıklı buluyorum. Erkekler de fikirlerime saygı duyduklarını belirtseler de bunun kibarlıktan olduğunu biliyorum. Ama biz kadınlar olarak daha vicdanlıyız. Bir kalemde bir futbolcuyu veya teknik direktörü harcamayız. 17-18 yaşındaki futbolculara çocuklarımız gibi baktığımız içindir...?

- Kadının anaçlığından geliyor sanıyorum. Annelik içgüdüsü...
?Galiba. Ama şunu gözlemliyorum. Maç çıkışlarında kötü bir sonuç alınmışsa, erkekler eleştiriyor ama, kadın taraftarların, ?Maç kaybetmişlerse ne olur?, ?Kimi kovuyorsunuz, onu kovarsanız kim oynayacak?, ?Kötü de oynamıyor çocuklar? gibi yorumları duyuyorum. Normalde olması gereken gerçekçi yorumları kadınlardan duyuyorum. Erkek seyirciler, kulüplere mallarıymış gibi bakıyorlar. Yönetmeye çalışıyorlar. Bu ister istemez medyaya da yansıyor. Onun için de bu agresif futbol ortamından kurtulamıyoruz. Çünkü çok fazla erkek var.?

?TEK DÜZELİK BENİ DEHŞETE DÜŞÜRÜYOR?

- Kadın okurlarınızla erkek okurlar arasında ne gibi farklar gözlemliyorsunuz?
?Bayanlardan daima pozitif tepkiler alıyorum. onlar da benim soğukkanlı bakışıma daha çok saygı gösteriyorlar. Erkekler ise fikirlerimi almaya çalışıyor ama bir yandan da kendi eleştirilerini dile getiriyorlar. Şuna şaşırıyorum: Türkiye'de erkeklerin neredeyse hepsi, bulundukları mevkiden ve eğitim seviyelerinden bağımsız olarak aynı görüşte. Ve bu aynı görüşteki insanlar TV'de de yorum yapıyorlar. Bir gün taksiye bindim. Taksici maça gittiğimi ve yazar olduğumu öğrenince muhabbet derinleşti. 5 dakika içinde 10 cümle söyledi. TV seyrediyor gibi oldum bir an... Aynı cümleler. Bir taraftan da endişe ettim. İnsanların medyada yazılıp çizilenlerden ne kadar etkilendiğini gözlemliyorum. Bu da beni dehşete düşürüyor. Kimsenin kendi fikri yok. Herkes başkalarının fikirleri üzerinden konuşuyor. Yıllardan tanıdığım, bilinçli insanlar olmalarına rağmen bazen o kadar mantıksızlaşıyorlar ki. Dünya futbolunu yakından takip eden, o kulüplerin hangi aşamalardan geçtiklerini bilen insanların biraz daha mantıklı olmalarını bekliyorum. Unutuyorlar, tamamen körleşiyorlar. Ortaya futbol üzerine Türkiye'de tek düze bir görüş çıkıyor. Bence bu çok tehlikeli...?

- Siz o tek düze görüşün dışında, renkli bir bakış getirdiğinizde ise eleştiriliyorsunuz...
?Evet, insanlarla tartışamıyorsunuz. ?Takım olmak için şunları yapmak lazım. Bu takım şunları başarmış, ya da bu adam daha yeni gelmiş? diye bir şeyler anlatmaya çalışıyorsunuz, olmuyor. İnsanlar buna ailelerinden taşıdıkları bir kültür ve hayatlarına renk getiren bir etkinlik olarak bakıyorlar. Bu kadar mantıklı olduklarını beklemiyorum duygusallık hakimdir ama... Türkiye'de tamamen iş çığırından çıkmış durumda. Zerre mantık yok.?

?BAZEN UMUTSUZLUĞA KAPILIYORUM?

- İdealleriniz törpüleniyor mu?
?Mesleğe ilk başladığım aşırı idealistim. 'Düzelecek bu spor medyası', ?yeni yüzler gelecek?, ?yenim de katkım olacak? gibi beklentilerim vardı... Şunu anlıyorum ki düzen kemikleşmiş ve değişebilecekmiş gibi de görünmüyor. O nedenle bazen umutsuzluğa kapılıyorum.?
 
- Umutlarınızı kaybetmeye başladınız yani...
?Kaybediyorum. Bu tepeden başlayan bir şey. Bizim gibi tabandan birkaç kişinin yazılarıyla değiştirebileceği bir şey değil. İdari anlamda değişmesi lazım. Buna da Türkiye'de sıcak bakacak bir yapı yok. Zaten Türk gazeteciliğinde ciddi sorunlar var. Merkeziyetçilik, tekelleşme gibi. Ama yine de kendi çapımızda mücadele ediyoruz.?

- Gazetecilikten gelmiyor olmanız ya da herhangi bir spor branşında yarışmamış olmanın eksikliğini hissediyor musunuz?
?Hem hissediyorum, hem de hissetmiyorum. Yaptığım işin tanımı belli. Yerine getirdiğime inanıyorum. Sporu ve futbolu çok seven bir insanım. Yarı muhabir yarı köşe yazarı gibi bir çalışma programı ortaya koymayı isterdim. Türkiye'de konuşulmayan şeylerle ilgili röportajlar çıkartayım, araştırma ve yazı dizileri hazırlayabileyim... Ama olmuyor...?
 
- Bunları gazetenize sunuyor musunuz?

?Teklif ediyorum, fakat gazete yapısı itibariyle bu tür çalışmalara müsait değil. Benim kafamda İngiltere'nin bir günlük gazetesi ya da dergisine yakın fikirler var ama bunları Fanatik'te görmeniz mümkün değil. Milliyet'te dahi... Zaten Fanatik'in misyonu ve hitap ettiği kesim farklı. Zaman Gazetesi bu açıdan biraz düşüncelerime yaklaşıyor. Onların imkanları farklı. Radikal özellikle eski dönemlerinde çok farklıydı.?



?YAZILI BASINA ALTERNATİF, İNTERNET BASINI?

- Spor medyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
?Geriye gidiyor, inanılır gibi değil. Daha iyi olacağını düşünürken, kötüye gittiğini kabul etmekte zorlanıyorum. İnternet ortamı, yazılı basına alternatif oluşturması açısından avantaj olarak görüyorum.?
 
Ebru ile öyle bir noktaya temas ediyoruz ki, karşılıklı basında küçük bir dertleşme faslına giriyoruz.
Türk medyasındaki sıkıntıların çıkış noktası olduğu sohbetin temelinde özellikle İngiltere'de yayınlanan spor sayfalarını masaya yatırırken, "Biz neler yapabiliriz?" ya da "Nerelerde hatalar yapıyoruz?" diye dakikalarca kafa patlatıyoruz...
Ebru ile tek düze giden medya sektörüne internetin ciddi alternatif olduğu konusunda hemfikir olmakla birlikte, 'Ne ve nasıl, neler tetiklenebilir'i masaya yatırmış, konuşur halde buluyoruz kendimizi...

Son Dünya Kupası öncesi takımların analizlerini yaptığını ve günlerce yaptığı araştırmaları, milyonlarca kelime eşliğinde uzun uzun yazdığını anlatıyor Ebru Köksaldı.
Sporu, futbolu yazmayı nasıl severek yazdığını heyecanla anlatırken, heyecanla dinliyorum.
Benden duymuş olmayın ama, Fanatik, Ebru'ya sürekli olarak, "Fenerbahçe'yi yaz!" deyince "feci sıkılıyormuş!"...
Takımını sevgisinin dışında, dünya futbolundan, ülke sporundan yana görüşlerini beyan edememekten biraz sıkıntılı yani Ebru...
Hayatı boyunca belirli bir branşta sporla uğraşmış bir kişi değil.
Hatta ve hatta beden eğitimi derslerinden dahi kaytaran bir öğrenci olduğunu gülümseyerek anlatıyor...
Ülkedeki sporcuyu keşfedeceğimiz okul sıralarına kadar uzanıp gerçeklerle yüzleşince yüzümüzdeki gülümseme yerini derin düşünceli hatlara bırakıyor.
Çocukluğunda güreşi çok severek izlediğini anlatan Ebru, ünlü güreşçilerin öykülerine bakıldığında, okuyamamış, ailesi maddi şartlarla boğuşuyor olan insanlar olduğuna değiniyor.

"Hamza Yerlikaya'nın da öyküsü öyledir. Süreyya Ayhan'ın nasıl çıktığını biliyoruz. Ben hala inanamıyorum. Şu an geldiği nokta çok üzücü ama. Bir bayan olarak Anadolu'dan çıkıp şampiyon olması, Olimpiyatlar?da yarışma rüya gibi. Keza halterci bayanlar. Ondan sonra o spor dallarında skandallar olması, bu sporcuların başarılı olduktan sonra kötü yönleriyle gündeme gelmesi şaşırtıcı değil. Çünkü, bırakın onların bu başarıyı taşıması, biz toplum olarak onların başarısını taşıyacak durumda değiliz. Hele bayanların başarısını hiç taşıyamıyoruz"

?HATALI DA OLSA SÜREYYA AYHAN'I HARCAYAMAM?

- Skandallarla içten içe bir hoşnutluk mu söz konusu dersiniz?
?Detayına giremem. Kim haklı, kim haksız bunu yargısına varamam. Ama dışarıdan bir insan olarak şöyle de bir şeyi gözlemleyebiliyorum. Süreyya Ayhan kendi halinde çalışırken kimsenin ilgilenmediğini de biliyorum. Birçok insanın kötü niyetli olduğunu düşünüyorum. Biz de zaten başarılı olduktan sonra işiniz daha zordur. Başarılı insanı hazmedemeyen bir toplumuz. ?Kötü bir şey olsun da biz bunu eleştirilim? diye herkes sanki köşesinde fırsat bekliyor. Ben haddimi bilirim, yorumcuyum ve köşe yazarıyım. Camianın içinde olanlar olayların perde arkasını daha iyi biliyor olabilirler ama, terini akıtarak, bin bir türlü zor koşullarda, 15 yıl çalışarak o noktaya gelmiş insana da saygı gösteririm. Dinlemek isterim, kesip atamam. Harcayamam ben onu. Hatalı dahi olsa daha sakin bir şekilde değerlendirmek isterim. Süreyya Ayhan ne kadar hata yapmış olursa olsun, geldiği nokta benim için çok saygıdeğer bir nokta. Bunu tek başına başardı. Ona fütursuzca saldıran insanlara kusura bakmasınlar ama saygı gösteremiyorum. Eleştirmek başka bir şey. Ben de futbolcuları eleştiriyorum; kendilerini geliştiremedikleri, düzeltemedikleri için. Ama hiçbir zaman aşağılamıyorum.?

- Bu erkeklerle aramızdaki fark mı acaba?
?Galiba. Bu ülkede sporcu olmak çok zor. Kendini yetiştirmek çok zor. Bu insanların eksik noktaları varsa, bunun yüzde 90'ı kötü spor ortamı ve altyapı yetersizliğindendir. Türk futbolcusunun en büyük sebebi kendisi değildir. Biz yetiştiremiyoruz onları. Sonra da çıkıp 25 yaşındaki adama, ?Sen niye topa şöyle vuramıyorsun? demek çok abes. Pes edeceksiniz. Bu adamdan ancak bu kadar olur.?

?KAMUOYU 'ABARTILI' DİYOR AMA YİNE DE OKUDUĞUNA İNANIYOR?

- Kimi spor dallarında da dejenerasyon yaşanıyor, gözlemliyorsunuzdur...
?Doğru. Güreş mesela, hızla dejenere olan branşların başında geliyor. Benim olgunluk dönemim güreşte ?Yerli hoca gelsin?, ?Kim yönetecek bu güreşi? tartışmalarıyla geçti. Yerli hocalar ayrı, yabancı hocalar ayrı şeyleri savunuyor. Kamuoyu yazılanlardan hangisinin doğru, hangisinin abartılı olduğuna karar veremiyor. Ama bir yandan da gazetede okuduğu her şeye inanıyor.?

- Ligimizin bu yıl güzel bir sürpriz yaşıyor. Bu yıl şampiyonluk kupası 3 büyüklerin dışında bir Anadolu takımının müzesine gider mi?
?Koşullara baktığınızda çok zor. Pek ihtimal vermiyorum. Olursa da çok uç noktalarda birçok şeyin bir araya gelmesiyle çok istisnai bir durumda olabilir. Şans mı, diğer takımların gafleti mi dersiniz, olabilir. Bunun için diğer üç takımın üçünün de aynı sezonda kötü olması gerekir ki, bu da olmuyor Türkiye'de, mümkün değil. Muhakkak bir takım ayakta kalır. Buna da Anadolu takımının gücü yetmez. Bir kere 3 büyükle mücadele için derin bir kadrosunun olması lazım. Biz maç maç düşündüğümüz için hata yapıyoruz. 34 haftaya oynayabilecek bir takım olmalı. Bu da her pozisyonda yedekli bir kadro demektir. Tribün desteği, maddiyat gibi ciddi bir boyutu var bu işin. Ben maddi boyutun pek çok konuda geride kaldığını, isterlerse kendilerine daha üste taşıyacak icraatlar yapabileceklerine inanıyorum.?



?SİVAS'IN SEZON SONUNA KADAR GÖTÜRMESİ ÇOK ZOR?

- Genelden özele uzanır ve Sivasspor'a dönersek?
?Başladığı ilk hafta ikinci yarıda ilk maçını kazanması çok önemliydi. O da biliyor, sezon sonuna kadar götürmesi çok zor. Gerçekçi olmak lazım. Sivas'ın şampiyonluğa mı, yoksa UEFA Kupası'na oynaması mı?.. Bülent Uygun da söylemişti. UEFA Kupası daha önemli bir hedef. Şampiyonluğa kilitlendiğinizde daha fazla şey kaybedebiliyorsunuz. Artı Mehmet Yıldız her dönem satabileceğiniz bir oyuncu değil. Göz önündeyken, parlamışken para kazanabilirsiniz. Sezon sonunu beklerseniz sonunda performansı düşer ve çekiciliğini kaybeder. Transfer konusunda yöneticilerimiz popülist davranıyor. Oyuncu takibi ve transfer konusunda çok zayıf kulüpler. Bunun için kulüpte bir bölüm kurmalılar ve yönetimden, teknik direktörden bağımsız çalışmalılar. Fenerbahçe'de transfer çalışmalarının altında 2 yıl önce yapmaları gereken bir çalışmanın eksikliği var esasında.?

- Ülke futbolumuzun karakteristik özelliği nedir size göre?
?İyi forvetlerin varsa, hücum gücünüz iyi ise yukarı oynama şansınız artıyor. Takım savunması çok zayıf ülkemizde. Bireysel olarak da iyi savunmacılarımız yok zaten. Ben ligin kötü ve kalitesiz olduğunu düşünmüyorum. Ama savunmalar konusunda ciddi bir sorunumuz var. Savunma aklımız yok aslında. Savunma yapmanın iki yönü vardır. Savunmacı olmak için savunma reflekslerinizin ve aklınızın olması gerekir. Herkes defans yapamaz, çabalar. Ama iyi bir savunma oyuncusu olamaz. Vasatı geçemez. Daha kötü olan toplu halde takım halinde savunma anlayışıyla yetişmiyoruz. Futbolcularımız bireysel olarak, ?yıldız olacaksın? diye büyüyorlar. Birinci lige, büyük kulüplere geldiğinde futbolcu sıkıntı çekiyor. Anadolu'dan büyük kulüplere geldiğinde bünyeye uyum sağlayamıyor, bünye onu dışarı atıyor. Maalesef bu yüzden yabancı oyunculara daha fazla bağımlı oluyorsunuz. Bu, bizim futbolcu yetiştirme sistemimizden kaynaklanan bir eksiklik.?

?ARDA?YI MESSİ İLE AYNI TAKIMDA OYNATTIK, BİTİRDİK!?

- Yabancı oyuncu sayısının kısıtlanmasını doğru buluyor musunuz?..
?Ben serbest bırakılmasından yanayım. Kısıtladığınız zaman da ben ortada bir şey göremiyorum. Büyük takımların altyapı misyonunun olması çok zor. Asıl bu misyon Anadolu takımlarında olmalı. Ama bu Türkiye'nin sorunu, kulüpler çözemez. Yine eğitim sistemine dönüyoruz. Mental olarak çok zayıf insanlar yetiştiriyoruz. UEFA Kupası'nı alan Galatasaray yabancılarla Türklerin çok iyi bir harmanıydı. Hagi, Filipescu, Popescu, Taffarel olmasaydı o takım şampiyon olamazdı. Yabancı oyuncuların maça bakışı, rahatlığı tamamen farklı. Biz gergin insanlar yetiştiriyoruz. Mesela Valencia, adamlar Şampiyonlar Ligi'nde maç oynuyor. Burada oynamanın tadını çıkarıyor. Kaybetmiş ama gülerek stattan çıkıyor. Beşiktaş Liverpool'a 8-0 yenildi. Maçtan sonra Beşiktaşlı futbolcular Liverpool'lular ile sarmaş dolaş sahayı terk ediyor. Forma takası yapıyorlar. Ne bekliyorsunuz ki?. 8-0 değil de, 2-1 yenilse de aynı şey geçerli. İlla orada böyle arabesk bir depresyona girmek zorunda futbolcu. Maça çıkıyor gergin, maçta gergin. Rahat değil ki. Futbolcu isim ve sükse yapabilmek için belirlenen kriterleri takip ediyor. Bunlara daha fazla kafa yoruyor futbolcular. 20-21 yaşında gerçekler ortaya çıkıyor ve asla kendilerini yetiştiremiyorlar. Arda'nın durumu da öyle, Arda-Tuncay son dönem futbolcular oldukları için daha şanslılar. Arda, takımından daha iyi durumdayken parladı. Bu çok tehlikeli bir şey. Takımın üzerine çıkıyor futbolcu, hem de o yaşta. Bütün Türkiye ?Arda, süper star? dedi. ?Messi ile Barcelona'da oynayacak? dendi. Messi ile aynı takımda anmak bu çocuğa yapılabilecek en büyük tehlikedir. Futbolu bildiğini düşündüğümüz yorumcular dahi Arda'ya temkinli yaklaşmadılar. Futbolcunun bunu kaldıracak altyapısı yok. Biz de böyle davranınca çöküyorlar. Cisse'nin bir açıklaması vardı. 'Türkiye'de herkes hücum oynamak istiyor' diye.?

- Türkiye'deki yorumcuları nasıl değerlendiriyorsunuz?
?Bizim toplum olarak kafamızda fazla tilkiler dolaşıyor. Yorumcuların bu yüzden gördüklerini değil de kafalarındaki şeyi yazdıkları için yanlış yorum yaptıklarına inanıyorum. Bazen dışardan birinden maçın yorumunu okuduğunuzda, ?budur işte? diyorsunuz.?

?FENERBAHÇE BREZİLYA GİBİDİR?

- Fenerbahçe deyince aklınıza gelen tek kelime ne olurdu? Atak, sevimli, heyecanlı.
?Fenerbahçe deyince aklıma birkaç yıl öncesine kadar kaos gelirdi. Ama Fenerbahçe deyince Brezilya'yı düşünüyorum. Yapı olarak, heyecan olarak. Fenerbahçe Brezilya gibidir. 80'lerde de göze hoş gelen futbolu oynayan ama kazanamayan, işin eğlencesinde keyif aldığında ofansif oynamak yerine show yapan bir takım hüviyeti, bunu ister seyircisi. O sıcaklık hep vardı Fenerbahçe'de. Fenerbahçe son dönemlere kadar kaosun temsilcisiydi benim için. 'Futbolda yapılmaması gereken şeyler nedir kulüp açısından' dendiğinde hep Fenerbahçe gelirdi aklıma. Kolay değil tabii. Kaç yıllık kültürü değiştirmeye çalışıyorlar.?

- Tribünlerde yaşanan şiddet ülkemizde de normal sınırlarda mı sizce?,,
?Dünya futbolunda kültürle, eğitim seviyesinde açıklanamayacak korkulacak derecede holiganlığa doğru bir kayma var. Türkiye'de tribünlerde siyasi görüş, sosyal statüden kaynaklanan bir çatışma olmamıştır. Beşiktaş?ta bunu tetikleyen yönetim maalesef... Özellikle Yıldırım Demirören Türkiye'de büyük kulüp tribünlerini hep kendileri için bir güç olarak gördüler ve beslediler. Fenerbahçe de böyleydi. Aziz Yıldırım geldiği an bunu kesemedi. Tahmin edilenden daha güçlüydü çünkü. Kimilerini arkasında siyasi güçler var. Bence çok zor bir iş yaptı ve başarılı oldu. Emniyetin kulüplerine yeterince destek çıktığına inanmıyorum. Bir şekilde mafya da bu işlerin içinde. Beşiktaş'ta yönetim taraftarı arkasına alma onu güç olarak kullanma fikrini devam ettirdi. Artı çok da güçlendirdi. Beşiktaş?ın kendi seyircisi de ?Çarşı grubuna karşı ne oluyor, ne oldu bizim takımımıza? diye tribünlerden çekildi.

?DEMİRÖREN KAFA OLARAK BEŞİKTAŞ?I KÜÇÜLTÜYOR?

İyi taraftar profiline sahip olan insanların da statta tepkilerini koyması gerek. Orada 10 kişi sahada futbolcuya küfrediyorsa, bunun yanlış olduğunu düşünen 1000 kişi onları susturabilmeli... Fenerbahçe?nin geçiş döneminde, üniversiteli gençler tribünde pırıl pırıl birlik oluşturmuştu. Barcelona maçında Aziz Yıldırım aleyhine bağırılırken, diğer kale arkasında müthiş bir tepki yükseldi üniversiteli gruptan. Bağıranlar da susmak zorunda kaldı. Ben Galatasaray ve Beşiktaş yönetiminin hala tribün gruplarına prim verdiklerini biliyorum. Aziz Yıldırım yaptıysa onlar da yapabilirler. Beşiktaş ileride bunun sıkıntısını maalesef çok çekecek. Yıldırım Demirören, bu kulüp için çok yanlış bir başkan. Kafa olarak onun Beşiktaş'ı küçülttüğünü düşünüyorum. Fenerbahçe üzerinden popülist söylemlerle günü kurtarmaya çabalıyor. Gün gelecek tribünler kendine dönmeye başlayacak. Tribünleri bir müddet kullanırsınız, ama geldiğiniz gibi gidersiniz. Beşiktaş bir müddet bunun sıkıntısını yaşayacak ve bedel ödeyecek. Şampiyon olabilir tabii ki, bunun şampiyonlukla bir ilgisi yok.?

?FENERBAHÇE?DE ZİHİN DEVRİMİ YAŞANDI?

Sevilla-Fenerbahçe eşleşmesi için yorumunuz, hayli zor maçlar bekliyor Kanarya?yı?!.. (Bu röportaj gerçekleştirildiği sırada Şampiyonlar Ligi?ndeki Fenerbahçe ? Sevilla maç serisi henüz oynanmamıştı)
??Sevilla? diye diye ligi unutmak üzereler. Kolay değil, Fenerbahçe yıllarca bunu bekledi. Taraftar duygusal olabilir ama yönetim gerçekçi olmak zorunda. Fenerbahçe?nin hedefi gelecek sene Şampiyonlar Ligi'nde olmaktır. Bu ulaşılabilecek bir hedef, ama Sevilla'yı elemek gerçekten ekstra bir iş olur. Fenerbahçe'nin yıllarca sistemsizce, hoyratça yönetildiğini düşünürsek bu büyük bir başarı. Kaldı ki, kadro açısından eksikleri olduğunu düşünüyorum. Alternatifli kadrosu olması gerekirdi. Bunu sağlayamamış olmasına rağmen Zico futbolcularıyla birlikte büyük bir iş yaptı. Fenerbahçe?de zihin devrimi yarattılar. Taraftarını dahi hayal etmediği inanmadığı bir şey konusunda futbolcular ve teknik direktör çağ atladı. Taraftar hâlâ bazı konularda takımın gerisinde kalıyor. Futbolcular kendilerini aşıyorlar bu konuda. Bence Fenerbahçe?ye ve Türkiye'ye örnek bir profil sergiliyorlar. Sevilla'yı yenebilirsiniz ama elemek başka bir şey. Futbol anlayışlarını beğeniyorum. Birçok takımın yapmaya cesaret edemediği şeyleri yapıyor Sevilla. Öyle bir takım ki ev sahibiyle çok zorlanırsınız. F.Bahçe için İstanbul?daki maçı kazanmak kritik. Sevilla'yı geçebilmek için kadronuzun çok daha farklı olması lazım. Her şey Semih'in üzerinde. Bununla bir yere kadar gidebilir. Semih'e de yazık Fenerbahçe gruptan oyun karakteri olan bir takım olarak çıktı. Bunu birçok takım hâlâ başaramıyor.?

- EURO 2008?de şansımız nedir size göre?
?İsviçre bu konuda daha stresli diye düşünüyorum. Gerginliği kimse istemez. O maç çok kötü bir maç olur. Bizim için şaşırtıcı bir turnuva olabilir. Beklenenin aksine gelişecek bence. Milli takımın takip ettiği çizgiyi teknik anlamda doğru bulmuyorum. İyi olduğumuza da inanmıyorum. Turnuva farklı bir şey. İleriye dönük bir plan program çerçevesinden bir takım oluşturulduğu inancında değilim. ?Turnuvaya katılalım da? düşüncesi var.?

- Uzun yıllara uzanan formüllere tahammülümüz yok değil mi?
?Benim şöyle bir iddiam var. 1995 yılıyla kulüpler, federasyon her şeyiyle yüzleşmemiz lazım. O dönem Galatasaray?ın UEFA Kupası, milli takımın ise dünya üçüncülüğü var. İki tane ilk yaşamışsınız bu dönemde. Başarı var ama yanlış yapılan çok şey var dediğinizde kabul ettiremiyorsunuz. 2002'den sonra o yüzleşmediğiniz 7-8 yıllık dönemin bedelini ödemeye başlıyorsunuz. Bu bir yol ayrımıdır. Siz, UEFA Kupası?nı mı isterdiniz, Dünya Kupası?nda 10-15 yıla damgasını vuracak ülke futbolunu mu isterdiniz?. Biz diğer yolu tercih ettiğimiz için debeleniyoruz.



?MEDYANIN GÜNAHI ÇOK? GÜNEŞ?E DE, YANAL?A DA DESTEK VERDİ?

Çok üzüldüğüm nokta da 2002'den sonra gelen nefis bir jenerasyon vardı. Tuncay, Servet, Kemal, Selçuk, Okan Koç ve Uğur'un olduğu 21 yaş altı milli takımı kafa olarak, stil olarak kesinlikle bir önceki milli takımdan çok daha modern kafaya sahip futbolculardan oluşuyordu.

Dünya futbolunda ayakta kalabilmek için bunlar gerçekten çok önemli. Takım olarak başarılı olabilecek futbolcular vardı. Takım içinde en üst düzeyde verime ulaşabilecek oyuncular vardı. Yıldız potansiyeli taşıyan isimler yerleştirildiğinde geleceğin milli takımı yetişecekti. Bu çocuklar maalesef zirveye oynayabilecekleri iki turnuvadan mahrum kaldılar. Futbolun siyaseti işte? Şenol Güneş değişiklik yapıp bu isimleri kaynaştıracaktı. Sonuçta onu da suçlayamıyorum. Bu karakteri gösterebilmek kolay değil. Keşke yapabilseydi. Ayağını kaydırsalar da önemli değil. Türk futbolu kazanacaktı. Ersun Yanal da mesela. Eleştiririm, ama farklı bir milli takım yaratmak istedi, bırakmadılar. Bir Ukrayna maçı sonrasında yuhalattırdılar.. Bakın, ?yuhalattırdılar? diyorum. Ve ne yazık ki bu dönemlerde en büyük suç medyanındır. Ben herkesi eleştiririm ama, asıl medya bu konudan paçasını sıyıramaz. Medya o dönem ne Şenol Güneş?e, ne Ersun Yanal'a destek vermedi. Ne de bu genç oyuncuların oynatılmasıyla ilgili alternatif cephe yaratabildi. Önce Türk futbolu bununla yüzleşmeli. Medya da kendisiyle...?

- Yazılarınızdan dolayı aldığınız ağır eleştiriler oldu mu?
?Yok. Genelde kişiler bazında uç eleştiriler yapmam. Mesela Fatih Terim'i çok eleştiririm ben. Ama aramadı bu zamana kadar. Hep açık bir kapı bırakırım. Bir takımı eleştirirken, kişisel bazda eleştirerek doğru noktaya gelemezsiniz.?

?TRANSFER VAR MI ABLA??

- Taraftarın sizinle karşılaştığında tepkisi ne oluyor?
?Tanıyanlar olduğunda, çevirip 'Transfer var mı?' diye soruyorlar.?
 
- Yazılarınızın hedefine ulaştığını düşünüyor musunuz?
?Genel olarak beni şu mutlu ediyor. Anlatmak istediğim şeylerin anlaşıldığını görüyorum. Toleranslı olmak, futbolcuya küfretmenin ya da teknik direktörün kovulmasının bir şeyi değiştirmeyeceğinin geri dönüşlerini alıyorum. O çok hoş oluyor tabii..?

- Böylesine erkek sporu olarak kabul gören alandaki çalışmalarınıza ailenizin tepkisi nasıl?
?Onlar hayli memnunlar. Ailem bu tür camiaların içinden değil de sıradan insanlar oldukları için övünç kaynağıyım. Yazılarımı okuyorlar, TV'de sizi görüyorlar hoşlarına gidiyor tabii... Kemikleşmiş, değiştirilemeyen yanlışlara tahammül edemiyorum. Bunu gördüklerinde sinirleniyorum, onlar daha çok üzülüyorlar . Babam Beşiktaşlı ve Beşiktaş yönetimini çok eleştirir. Görüşlerimiz genelde paraleldir. Bazen transferler söz konusu olduğunda, ?aç telefonu, söyle yazmasınlar şu adamı? diyor. Bazen de ?yaz bu Sinan Engin'e, almasınlar şu oyuncuyu? diye takılır. Bu arada Beşiktaş demişken Sinan Engin detayını belirtmeliyim. Sinan Engin'in geri dönmesi Beşiktaş için geri adımdır. Çünkü artık o devirleri kapatması lazım Beşiktaş'ın. Bu felsefeden, bu kafadaki yönetici tarzından kurtulmalı Türk futbolu. 80-90'ların bu kulüplerden gitmesini ve bir daha geri dönmemesini istiyorum. Bunu nasıl yaparlar bilmiyorum ama.... Bir an önce olmalı??

?FUTBOLUN EĞLENCESİNİ YAZMAK İSTERDİM?

- ?Ah, şöyle yazabilseydim? dediğiniz oluyor mu?
?Ülkede o kadar çok negatif şeyler konuşuluyor ki, sahadaki şeylerin eğlenceli yönlerini yazmak isterdim. Banu Yelkovan bunu çok yapar. Benim bir inadım var, fazlaca eğitmeye çalışıyorum. Çok fazla yanlışımız var. Fikir sahibi olmadan fikir üreten çok insan var. İnsanların dünya futbolu konusunda, spor konusunda bilgilendirilmesi lazım. Bazen düşünüyorum, Birçok yazıyı ben medya için yazıyorum diye düşünüyorum. Yorumcular, gazeteleri hazırlayanlar böyle diyorsunuz ama böyle gerçekler var, artık bir şeyler değişmeli tarzında...?

Futbolu çok seviyor Ebru Köksaldı?
Dünya futbolunu sorduğum ise ?Gerçekten çok seviyorum? diyor.
Hafta sonları maç izlemekle geçiyormuş.
Bu arada da hayli iddialı, ?Bir erkeğin seyretmeyeceği kadar maç seyrediyorum? derken...
Bunun evde sorun teşkil edip etmediğini soruyorum.
?Hayır babam destek veriyor? dediğinde karşılıklı gülüşüyoruz.
Maç sırasında kavgalar, çekişmeler, pozisyonlar yerine, saha kenarındaki öykülerin anlatıldığı kameraların sayısının daha fazla olmasını diliyor Ebru?
Bu tür detayları kadınların daha fazla takip ettiğini belirtirken de ekliyor. ?Bunu kadınlar daha fazla yakalıyor. Çünkü kadınlar daha detaycıdır.?
?Kız arkadaşlarınız futbol tutkunuzu nasıl yorumluyor? diye sorduğumda ise Ebru, ?Onlar çok şaşırıyorlar zaten. Futbola ilgisi olanlarla sorun yaşamıyoruz. Ama futbola uzak olanlar erkeklerin hakim olduğu ortamda bu işi cesaret eden bir arkadaşları olduğu için gururları okşanıyor, bunun farkındayım? diye ekliyor.
İşte görünen o ki, kadın her yerde kadın?

Röportaj: Saadet ÖZCAN




"Futbola kadın eli değdi" röportaj serimiz;

Feryal Pere ile yaptığımız röportajı okumak için tıklayın

Gülengül Altınsay yaptığımız röportajı okumak için tıklayın
Nilay Yılmaz yaptığımız röportajı okumak için tıklayın
Ebru Kılıçoğlu yaptığımız röportajı okumak için tıklayın
Banu Yelkovan yaptığımız röportajı okumak için tıklayın
Ebru Köksaldı yaptığımız röportajı okumak için tıklayın

Tümü
 Reklam 
  • PUAN DURUMU
  • FİKSTÜR
  • STSL
  • 1.Lig
  • İng
  • Alm
  • İsp
  • İta
  • ŞL
  • AL
  • KL
TakımlarOGBMAYP
1 Galatasaray 18 13 4 1 40 13 43
2 Fenerbahçe 18 12 6 0 42 16 42
3 Trabzonspor 18 11 5 2 35 21 38
4 Göztepe 18 10 5 3 24 10 35
5 Beşiktaş 18 9 5 4 31 22 32
6 Başakşehir 18 7 5 6 29 19 26
7 Samsunspor 18 6 8 4 23 21 26
8 Gaziantep FK 18 6 6 6 25 31 24
9 Kocaelispor 18 6 5 7 16 19 23
10 Alanyaspor 18 4 9 5 18 18 21
11 Gençlerbirliği 18 5 4 9 22 25 19
12 Rizespor 18 4 6 8 21 27 18
13 Konyaspor 18 4 6 8 22 30 18
14 Antalyaspor 18 4 4 10 16 31 16
15 Kasımpaşa 18 3 7 8 14 24 16
16 Kayserispor 18 2 9 7 16 34 15
17 Eyüpspor 18 3 5 10 11 25 14
18 Karagümrük 18 2 3 13 15 34 9