Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, Yüksek Divan Kurulu toplantısında açıklamalarda bulundu.
İşte Şekip Mosturoğlu'nun sözleri:
"Konuşmama başlarken geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizde yaşanan elim hadise ile ilgili olarak Fenerbahçe camiası adına üzüntülerimizi belirtmek istiyorum. Yaşanan bu elim olayda hayatlarını kaybeden öğretmenlerimize ve öğrenci evlatlarımıza Allah'tan rahmet diliyor, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Olayda yaralanan evlatlarımıza ve öğretmenlerimize ise geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.
"RAKİBİMİZE GEÇMİŞ DURUMDA"
Bugün burada, dün akşam yaşadığımız ve hepimizi derinden üzen maç sonucunun ardından bir araya gelmiş bulunuyoruz. Dün akşam futbol takımımızın almış olduğu beraberliğin, Süper Lig şampiyonluk yarışında ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Hepimiz çok üzgünüz, derin hayal kırıklığı yaşıyoruz. Oysaki maçtan önce camia olarak şampiyonluk hedefine odaklanmış, adeta tek yürek olmuştuk. Dün Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda taraftarımızın yarattığı olağanüstü atmosferle takımımız skor olarak geriye düşmesine rağmen öne geçmiş ancak son saniyelerde yediği golle taraftarlarımızı büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştır. Bu sezon bu durum bir kez değil, birden fazla yaşanmış, liderlik koltuğuna oturabilecekken geriye düşülmüştür. Halen şampiyonluk şansımız matematiksel olarak devam ediyor olsa da ipler maalesef artık bizim elimizde değil ve inisiyatif dün gece itibarıyla artık rakibimize geçmiş durumda. Bugün bu tabloyu görmezden gelmek, küçümsemek ya da oluğundan farklı göstermeye çalışmak, ne bu kürsüye ne de bu camiaya yakışır.
Öncelikle şunu açık bir şekilde ifade etmek isterim: Taraftarımızın üzgün olması da öfkeli olması da son derece doğaldır. Çünkü Fenerbahçe taraftarı, her zaman kupa ister şampiyonluk ister. Bu kulüp, yenilmeyi kabul etmeyenlerin kulübüdür. Bu nedenle dün gece taraftarlarımızın yaşamış olduğu hayal kırıklığını en derinden bizler de hissediyoruz.
Elbette ki bu olumsuz sonuçların bir sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk sadece bir kişiye, bir gruba ya da bir anlık hataya indirgenemez. Yönetiminden, teknik ekibine, futbolcusundan tüm paydaşlarına kadar herkes bu sorumluluk bilinci ve hissiyatı içindedir. Ancak kabul edelim ki yaşadıklarımız sadece bu sezona has bir durum değildir. Bu durumun bütün sorumluluğu da sadece 7 aydır görevde olan bu yönetime ait değildir. Kendi kendimize bütün samimiyetimizle sormamız gereken soru bana göre şu olmalıdır; Yarıştığımız diğer bütün branşlarda ezici bir üstünlüğe sahipken neden futbolda bu seviyelere gelemiyoruz. Neden? Hata boyutunu aşan hakem kararlarını ve kulüpten kulübe değişen çifte standarttaki kararları kabul etmiyor, bugün yaşadığımızla bunların normalleşmesini istemiyorum. Bu itirazi kayıtla neden sorusuna cevap vermek sitiyorum.
Mücadele ettiğimiz diğer branşlardaki ezici üstünlüğümüz ve başarımız sistemli bir şekilde inşa edilen ve istikrarla sürdürülen bir anlayışın eseridir. Bu anlayışta, sürekliliği sağlanan kadro ve teknik adam istikrarıyla, mevcut takımın üzerine inşa edilerek gelişen kadrolarla, sürekli ve ezici başarılara ulaşılmıştır. Yarıştığımız diğer branşlarda bizi başarıya götüren bütün bu dinamikler, futbolda tam tersi bir şekilde çalışmaktadır. Teknik ekiplerin ve kadronun her sezon adeta yap boz bir şekilde değiştirilmesi futbolda sık tekrarlanan başarısızlıkların temel sebebidir. Futbolda yıllardır süren bu yanlışların bir sonraki sezonda tekrarı ile doğruya ulaşılamayacağı artık görülmelidir.
Kuvvetli takım iskeleti üzerine nokta atışı ile inşa edilecek istikrarlı bir kadro ve teknik adamla kurulacak güçlü bir sistemin bizi başarıya ulaştırabileceği, bu şekilde kurulacak bir sistemde başarının değil, başarısızlıkların tesadüf olacağı görülecektir. Bu noktada 'O istifa etsin, bu istifa etsin, bu gitsin, o gelsin' yaklaşımının en hafif ifadesiyle bir kolaycılık olacağı açıktır. Bizim için futbolda bir zihniyet değişimi şarttır. Bu da anlık hissi kararlarla değil, başarısı kanıtlamış sportif yaklaşım ve anlayışın futbola da hakim kılınacağı yeni bir çalışma modeli ve sistemin kurulması ile mümkün olacaktır.
Değerli üyeler bu tespit ve değerlendirmeler benim şahsi düşüncelerim değildir. Geçtiğimiz yıl, Almanya'da yaşayan, konunun uzmanı bir profesyonel tarafından, son on yılda majör liglerde ve ülkemizde şampiyon olmuş takım kadrolarının incelenmesi ile hazırlanmış bir rapora dayanmaktadır.
Bu rapor, kadroyu oluşturan futbolcuların bir arada oynama ve antrenman yapma süreleri ile ele edilen şampiyonluklar arasındaki bağlantıyı göstermesi açısından dikkat çekicidir. Bu rapor geçmiş yönetimlerimizle de paylaşılmıştır.
"AKSİYON ALMA SÜRECİ BAŞLAMALI"
Bugün itibarıyla, sadece değerlendirme değil, doğrudan aksiyon alma süreci başlamalıdır. Kulübümüz bünyesinde, futbola dair sportif yapılanmayı ve karar alma süreçlerini anlık olarak gözden geçirecek bir çalışma mekanizması derhal devreye alınmalıdır. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesi doğrultusunda, mevcut durum tüm açıklığıyla analiz edilerek; gerekli görülen alanlarda vakit kaybetmeden düzenlemeler yapılmalıdır. Hiçbir konu ertelenmemeli, hiçbir eksik görmezden gelinmemelidir. Çünkü zamanında atılmayan adımların bedelini hep birlikte ödüyor, üzülüyor ve acı çekiyoruz.
Değerli hazirun, birliğimiz, bugün, her zaman olduğundan daha da kıymetli. Çok kısa bir süre önce yapılan seçimler sonrasında, seçimde yarışan başkanlarımızın karşılıklı anlayışı ve sağduyulu yaklaşımı ile camiamızın en büyük arzusu olan bütünleşmeyi sağladık. Bugün bu birliği korumak hatta daha da derinleştirmek zorundayız. Ancak birlik ve beraberlik içinde olmak eleştiriden, hesap sormaktan, doğruyu söylemekten çekinmek, hakikat ile yüzleşmekten kaçınmak değildir. Aksine gerçek birliktelik, aynı doğruyu birlikte görebilmek, söyleyebilmektir.
Hakikati zamanında söylemek büyük bir erdemdir. Gerçekleri geciktirmek ya da üzerini örtmek, hiçbir sorunu çözmediği gibi güven duygusunu da zedeler. Bu nedenle bizler, doğruyu; doğru zamanda konuşmaktan ve gerekli yüzleşmeleri yapmaktan geri durmayacağız. Ancak bu noktada çok önemli bir dengeyi korumak zorundayız. Duygularımız ne kadar yoğun olursa olsun, akli davranmak ve sağduyumuzu kaybetmeden, kimseyi kırmadan, dökmeden, bölünmeden, ayrışmadan kulübümüzün ortak menfaatleri doğrultusunda hareket etmek mecburiyetindeyiz. Çünkü Fenerbahçe sadece bir spor kulübü değildir; köklü bir gelenektir, büyük bir sorumluluktur ve milyonların ortak değeridir.
Şunun da altını çizmek isterim: Fenerbahçe tarihi boyunca zorlu dönemler yaşamış, ancak her defasında ayağa kalkmayı başarmış bir kulüptür. Bugün yaşadığımız hayal kırıklığı büyüktür, evet. Ama bu camianın gücü, tam da böyle zamanlarda ortaya çıkar. İçinde bulunduğumuz zorluklardan ancak ortak akılla çıkabilmemiz mümkündür. Bugün burada yapmamız gereken en önemli şey, birbirimizi yıpratmak değil; ortak aklı korumak olmalıdır. Eleştiri elbette olacaktır, olmalıdır da. Ama bu eleştirinin yapıcı olması, Fenerbahçe'ye zarar vermeyecek bir zeminde kalması hepimizin sorumluluğudur.
"CAMİAMIZ ÇÖZÜM BEKLİYOR"
Unutmayalım ki bu kulüp, en büyük gücünü birlikten alır. Ayrıştığımızda değil, omuz omuza durduğumuzda güçlüyüz. Bugün belki moralimiz bozuk, belki öfkeliyiz. Ancak unutmamamız gerekir ki camiamız, bizlerden tam da böylesine zor bir günde çözüm üretmemizi beklemektedir. Yüksek Divan Kurulu ve bu kürsü bunun için vardır. Bugün burada dile getirilecek hakikatler kulübümüzün ortak menfaatine olmalıdır ve olacaktır. Sözlerime son verirken şunu ifade etmek isterim: Bu camia, mücadeleyi asla bırakmaz. Bugün üzülür, yarın yeniden ayağa kalkar. Çünkü Fenerbahçe'nin karakteri budur. Bugün yapılması lazım gelen ise hızla ayağa kalkmamızı sağlayacak fikir ve çözümleri üretmektir.
Çaba ve çalışmalarımızın Fenerbahçe'nin parlak geleceğinin inşasına vesile olmasını diliyorum."
İşte Şekip Mosturoğlu'nun sözleri:
"Konuşmama başlarken geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizde yaşanan elim hadise ile ilgili olarak Fenerbahçe camiası adına üzüntülerimizi belirtmek istiyorum. Yaşanan bu elim olayda hayatlarını kaybeden öğretmenlerimize ve öğrenci evlatlarımıza Allah'tan rahmet diliyor, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Olayda yaralanan evlatlarımıza ve öğretmenlerimize ise geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.
"RAKİBİMİZE GEÇMİŞ DURUMDA"
Bugün burada, dün akşam yaşadığımız ve hepimizi derinden üzen maç sonucunun ardından bir araya gelmiş bulunuyoruz. Dün akşam futbol takımımızın almış olduğu beraberliğin, Süper Lig şampiyonluk yarışında ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Hepimiz çok üzgünüz, derin hayal kırıklığı yaşıyoruz. Oysaki maçtan önce camia olarak şampiyonluk hedefine odaklanmış, adeta tek yürek olmuştuk. Dün Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda taraftarımızın yarattığı olağanüstü atmosferle takımımız skor olarak geriye düşmesine rağmen öne geçmiş ancak son saniyelerde yediği golle taraftarlarımızı büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştır. Bu sezon bu durum bir kez değil, birden fazla yaşanmış, liderlik koltuğuna oturabilecekken geriye düşülmüştür. Halen şampiyonluk şansımız matematiksel olarak devam ediyor olsa da ipler maalesef artık bizim elimizde değil ve inisiyatif dün gece itibarıyla artık rakibimize geçmiş durumda. Bugün bu tabloyu görmezden gelmek, küçümsemek ya da oluğundan farklı göstermeye çalışmak, ne bu kürsüye ne de bu camiaya yakışır.
Öncelikle şunu açık bir şekilde ifade etmek isterim: Taraftarımızın üzgün olması da öfkeli olması da son derece doğaldır. Çünkü Fenerbahçe taraftarı, her zaman kupa ister şampiyonluk ister. Bu kulüp, yenilmeyi kabul etmeyenlerin kulübüdür. Bu nedenle dün gece taraftarlarımızın yaşamış olduğu hayal kırıklığını en derinden bizler de hissediyoruz.
Elbette ki bu olumsuz sonuçların bir sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk sadece bir kişiye, bir gruba ya da bir anlık hataya indirgenemez. Yönetiminden, teknik ekibine, futbolcusundan tüm paydaşlarına kadar herkes bu sorumluluk bilinci ve hissiyatı içindedir. Ancak kabul edelim ki yaşadıklarımız sadece bu sezona has bir durum değildir. Bu durumun bütün sorumluluğu da sadece 7 aydır görevde olan bu yönetime ait değildir. Kendi kendimize bütün samimiyetimizle sormamız gereken soru bana göre şu olmalıdır; Yarıştığımız diğer bütün branşlarda ezici bir üstünlüğe sahipken neden futbolda bu seviyelere gelemiyoruz. Neden? Hata boyutunu aşan hakem kararlarını ve kulüpten kulübe değişen çifte standarttaki kararları kabul etmiyor, bugün yaşadığımızla bunların normalleşmesini istemiyorum. Bu itirazi kayıtla neden sorusuna cevap vermek sitiyorum.
Mücadele ettiğimiz diğer branşlardaki ezici üstünlüğümüz ve başarımız sistemli bir şekilde inşa edilen ve istikrarla sürdürülen bir anlayışın eseridir. Bu anlayışta, sürekliliği sağlanan kadro ve teknik adam istikrarıyla, mevcut takımın üzerine inşa edilerek gelişen kadrolarla, sürekli ve ezici başarılara ulaşılmıştır. Yarıştığımız diğer branşlarda bizi başarıya götüren bütün bu dinamikler, futbolda tam tersi bir şekilde çalışmaktadır. Teknik ekiplerin ve kadronun her sezon adeta yap boz bir şekilde değiştirilmesi futbolda sık tekrarlanan başarısızlıkların temel sebebidir. Futbolda yıllardır süren bu yanlışların bir sonraki sezonda tekrarı ile doğruya ulaşılamayacağı artık görülmelidir.
Kuvvetli takım iskeleti üzerine nokta atışı ile inşa edilecek istikrarlı bir kadro ve teknik adamla kurulacak güçlü bir sistemin bizi başarıya ulaştırabileceği, bu şekilde kurulacak bir sistemde başarının değil, başarısızlıkların tesadüf olacağı görülecektir. Bu noktada 'O istifa etsin, bu istifa etsin, bu gitsin, o gelsin' yaklaşımının en hafif ifadesiyle bir kolaycılık olacağı açıktır. Bizim için futbolda bir zihniyet değişimi şarttır. Bu da anlık hissi kararlarla değil, başarısı kanıtlamış sportif yaklaşım ve anlayışın futbola da hakim kılınacağı yeni bir çalışma modeli ve sistemin kurulması ile mümkün olacaktır.
Değerli üyeler bu tespit ve değerlendirmeler benim şahsi düşüncelerim değildir. Geçtiğimiz yıl, Almanya'da yaşayan, konunun uzmanı bir profesyonel tarafından, son on yılda majör liglerde ve ülkemizde şampiyon olmuş takım kadrolarının incelenmesi ile hazırlanmış bir rapora dayanmaktadır.
Bu rapor, kadroyu oluşturan futbolcuların bir arada oynama ve antrenman yapma süreleri ile ele edilen şampiyonluklar arasındaki bağlantıyı göstermesi açısından dikkat çekicidir. Bu rapor geçmiş yönetimlerimizle de paylaşılmıştır.
"AKSİYON ALMA SÜRECİ BAŞLAMALI"
Bugün itibarıyla, sadece değerlendirme değil, doğrudan aksiyon alma süreci başlamalıdır. Kulübümüz bünyesinde, futbola dair sportif yapılanmayı ve karar alma süreçlerini anlık olarak gözden geçirecek bir çalışma mekanizması derhal devreye alınmalıdır. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesi doğrultusunda, mevcut durum tüm açıklığıyla analiz edilerek; gerekli görülen alanlarda vakit kaybetmeden düzenlemeler yapılmalıdır. Hiçbir konu ertelenmemeli, hiçbir eksik görmezden gelinmemelidir. Çünkü zamanında atılmayan adımların bedelini hep birlikte ödüyor, üzülüyor ve acı çekiyoruz.
Değerli hazirun, birliğimiz, bugün, her zaman olduğundan daha da kıymetli. Çok kısa bir süre önce yapılan seçimler sonrasında, seçimde yarışan başkanlarımızın karşılıklı anlayışı ve sağduyulu yaklaşımı ile camiamızın en büyük arzusu olan bütünleşmeyi sağladık. Bugün bu birliği korumak hatta daha da derinleştirmek zorundayız. Ancak birlik ve beraberlik içinde olmak eleştiriden, hesap sormaktan, doğruyu söylemekten çekinmek, hakikat ile yüzleşmekten kaçınmak değildir. Aksine gerçek birliktelik, aynı doğruyu birlikte görebilmek, söyleyebilmektir.
Hakikati zamanında söylemek büyük bir erdemdir. Gerçekleri geciktirmek ya da üzerini örtmek, hiçbir sorunu çözmediği gibi güven duygusunu da zedeler. Bu nedenle bizler, doğruyu; doğru zamanda konuşmaktan ve gerekli yüzleşmeleri yapmaktan geri durmayacağız. Ancak bu noktada çok önemli bir dengeyi korumak zorundayız. Duygularımız ne kadar yoğun olursa olsun, akli davranmak ve sağduyumuzu kaybetmeden, kimseyi kırmadan, dökmeden, bölünmeden, ayrışmadan kulübümüzün ortak menfaatleri doğrultusunda hareket etmek mecburiyetindeyiz. Çünkü Fenerbahçe sadece bir spor kulübü değildir; köklü bir gelenektir, büyük bir sorumluluktur ve milyonların ortak değeridir.
Şunun da altını çizmek isterim: Fenerbahçe tarihi boyunca zorlu dönemler yaşamış, ancak her defasında ayağa kalkmayı başarmış bir kulüptür. Bugün yaşadığımız hayal kırıklığı büyüktür, evet. Ama bu camianın gücü, tam da böyle zamanlarda ortaya çıkar. İçinde bulunduğumuz zorluklardan ancak ortak akılla çıkabilmemiz mümkündür. Bugün burada yapmamız gereken en önemli şey, birbirimizi yıpratmak değil; ortak aklı korumak olmalıdır. Eleştiri elbette olacaktır, olmalıdır da. Ama bu eleştirinin yapıcı olması, Fenerbahçe'ye zarar vermeyecek bir zeminde kalması hepimizin sorumluluğudur.
"CAMİAMIZ ÇÖZÜM BEKLİYOR"
Unutmayalım ki bu kulüp, en büyük gücünü birlikten alır. Ayrıştığımızda değil, omuz omuza durduğumuzda güçlüyüz. Bugün belki moralimiz bozuk, belki öfkeliyiz. Ancak unutmamamız gerekir ki camiamız, bizlerden tam da böylesine zor bir günde çözüm üretmemizi beklemektedir. Yüksek Divan Kurulu ve bu kürsü bunun için vardır. Bugün burada dile getirilecek hakikatler kulübümüzün ortak menfaatine olmalıdır ve olacaktır. Sözlerime son verirken şunu ifade etmek isterim: Bu camia, mücadeleyi asla bırakmaz. Bugün üzülür, yarın yeniden ayağa kalkar. Çünkü Fenerbahçe'nin karakteri budur. Bugün yapılması lazım gelen ise hızla ayağa kalkmamızı sağlayacak fikir ve çözümleri üretmektir.
Çaba ve çalışmalarımızın Fenerbahçe'nin parlak geleceğinin inşasına vesile olmasını diliyorum."

















































Fenerbahçe


