Kim yener?

Sporx.com'un yazarlarından Kaan Tunçbilek son yazısında Spor Toto Süper Lig'i mercek altına aldı.

calendar 19 Ağustos 2010 13:50
Haber: Sporx.com Yazarlar
Kim yener?
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.

Paylaş:



Bu yazıyı ilk hafta karşılaşmalarından sonra yazıyor olmamın hiçbir özel anlamı yok. Çünkü ilk hafta sonuçlarının çok fazla şey ifade ettiğine inananlardan değilim.

Birincisi, hazırlıksız takımlar, bitmemiş transferler ve henüz izlenememiş rakiplerden dolayı sürpriz her zaman güçlü bir olasılıktır. İkincisi bu sıcaklarda oynayan oyunculardan ideal performans beklemek hayalciliktir.

Bunları peşin peşin söyledikten sonra, şu ana kadar takip edebildiğim gelişmeler ışığında kendi iddiasız değerlendirmemi yapayım.

Bursa…


Son şampiyondan başlayalım. Elde ettikleri başarının boyutu hala tam olarak algılanabilmiş değil. Bundan şikayet etseler de onların lehine bir durum.

İstanbulluların hiçbir zaman başaramadıkları bir planlılıkla girdiler yaza. Ayakları hemen yere bastı ve Şampiyonlar Ligi’nde görünmenin yeterli olmadığını düşünerek hareket ettiler.

Golcüsü olduğu halde golcü arayan ya da kaleci sıkıntısı olduğu halde kaleci dışında her tarafa adam arayan rakiplerinin aksine, takviyeye gerçekten eksik bölgelerini tamamlayarak başladılar: Stoper, sol bek, orta sahanın göbeği.. Ve alternatifler.

Insua ve Nunez gibi istikrarını ispatlamış ama yaşı da geçkin olmayan oyuncuları tercih ettiler. Savunmanın göbeği ve soluna hem Türkiye hem Avrupa Kupaları tecrübesi olan oyuncular buldular. Kanatlarına alternatif bir başka Arjantinli buldular.

Ve daha da önemlisi, Sağlam, hazırlıklar boyunca altyapıdan oyunculara da şans tanıyarak hem alternatiflerini arttırma hem de gelecek seneye yatırım yapma amacıyla hareket etti.

Trabzon yenilgisi onlar için çok hayırlı oldu. Kendine güvenmenin ideal sınırını aştıkları anda  tokat yiyeceklerini gördüler. Ozan İpek’in de aynı şeyleri söylemesi bunun bilincinde olduklarını gösteriyor. Zaten başlarındaki hocanın ayakları yere sağlam basan bir kişiliği olması en büyük artıları.

Bursa’nın en önemli sorunu orta sahasında hızlı pas trafiği yapabilecek nitelikte oyunculardan yoksun olması. Bu nedenle, Barca sistemine uygun savunma ve forvetleri olmasına karşın, çok daha farklı, topa daha az sahip olabilen bir oyun oynuyorlar. Tempoyu kaybedince inisiyatifi de kaybedebiliyorlar. Bu yüzden hem Insua’nın performansı hem de Volkan ve Ozan’ın oyunlarını çeşitlendirmeleri çok kritik olacak.

Fenerbahçe…

Bir takımı değerlendirirken önce başkanından ve teknik direktöründen başlıyorsanız bir şeyler yanlış gidiyordur. Maalesef öyle.

Fenerbahçe yönetimi 4 senedir devam eden inişi bir türlü göremedi. Yamalar ve kısa vadeli çözümlerle idare etmeye çalıştılar. Yetmezdi, yetmedi. Gelirler artmasına rağmen, son dakikaya bırakılan transferlerin pahalıya patlaması, ödenen tazminatlar, Şampiyonlar Ligi’nde başarı getiren bir hocayla yolların ayrılması hareket alanını kısıtladı.

Oysa Fenerbahçe gibi bir takımdan baharda transferlerin önemli bir kısmını bitirmiş olmasını ve oyuncu seçiminde daha farklı kriterleri de göz önüne almasını beklersiniz. İnişi durdurmak için daha radikal kararlar almasını ve yöneticilerin egolarından vazgeçmesini.

Neyse ki, takımın başında Aykut Kocaman gibi herkesçe sevilen ve başarılı olması istenilen bir hoca var. Rollerden önce “anlayışı” değiştirme çabası bunu hak ettiğini gösteriyor. Keskin inişleri çıkışa çevirmek için günlük çözümler değil, zihniyette değişiklik yapılması gerektiğinin farkında.

Bazı oyuncuları kızdırsa da Aykut bunu başaracaktır. Ama bu sene, ama seneye.. Yeter ki son yıllardan ders almamış birileri çıkıp büyük Fenerbahçe idealleri adına Kocaman’ı karalamaya başlamasın.

Beşiktaş…


Geldik bu sezon hakkında en çok yazı yazacağım takıma. Savurgan bir yönetim. Aldığı paranın hakkını vermeyen oyuncular. Sahip olduğu değerleri korumak adına kazanılan kupalardan bile tatmin olmayan, ancak yönetimin arzularını bir türlü anlamak istemediği bir taraftar kitlesi.

Artılarla başlayalım: Kalecilerin formunda olması takımın en büyük şans. Elindeki 3 kalecinin her biri rakiplerinin birinci kalecisi olabilecek kalitede.

Quaresma 2 sezon önce İnönü’de izlediğimiz adama yakın bir performans bile gösterse kötü giden maçları çevirebilir. Şimdiye kadar aynen öyle oldu.

15 yıldan sonra Real gibi bir takımdan küskün ayrılan Guti beklediğimden çok daha istekli. Topla da topsuz da zekasını müthiş kullanıyor. Hatta bazı maçlarda takımın içinde uzaydan gelmiş gibi sırıtıyor.

Gelelim eksilere: 2 oyuncunun çabaları nereye kadar yetecek. Diğerleri kendilerini yukarı çekmek zorunda. Necip ve Ernst tamam, ya diğerleri. Yoksa Guti ve Quaresma da bir yerden sonra serebilir.

Forvet alınmayacaksa eldekilerin kafalarının değiştirilmesi gerekiyor. Ceza sahasına yapılan ortalara koşan oyuncu bile yok. Oysa böyle bir kadroyu kuran takımın ceza sahasında 3-4 oyuncuyla pozisyona giriyor olması beklenir.

Dediğim gibi Beşiktaş’a daha detaylı gireceğiz….

Galatasaray…

Rijkaard ne yapacağını bilemez halde. Dağılmışlık hissi veriyor. Sinirleri gergin. Haksız da sayılmaz.

Geldiği günden beri oyuncularının başına buyruk hareket etmesinden şikayetçi . Takımda herkes teknik direktör gibi davranıyor. Keita gibi zor zamanları kurtaran bir oyuncusu da yok artık.

Elano oynamıyor. Yeniler sakat. Kewell kırgın. Servet ağır. Ali Turan’ın ismi yeteneğinden önde gidiyor. Yönetimde Batdal ve Emre gibi yeteneklerin davranışlarını ve motivasyonlarını yöneten bir yapı yok. (Oysa bu iki oyuncu önümüzdeki sezonların yıldızları olabilir.)

Yine de Rijkaard ısrarla kafasındaki futbolu oynatmak istiyor. Çünkü bildiği, öğrendiği futbol bu. Kadroya göre sistem kuran hocalardan değil o.

Ancak elindeki orta saha ve savunmanın yarısının buna uygun olmadığını, oyunu ve niyetini okuyamayan yorumcular tarafından eleştirildiğini ve kendisinden istenilenin kısa vadeli başarı olduğunu gördükçe daha da geriliyor.

Galatasaray’ın kadrosu hala çok kaliteli. Arda bu yıl dehşet oynuyor. Baros hala ligin en iyi golcüsü. Ancak oyuncuların motivasyon, aşırı güven, konsantrasyon (itiraz) ve özdisiplin problemini aşmak zorundalar.

Trabzon..


Ne değişti? Kupayı alan ama sezonun son maçında sahada yok olan takımdan ne değişti? Yattara döndü, Jaja geldi, Teofilo gol atmaya başladı. Türkiye’nin belki en iyi kaleci onlarda. Peki yeterli mi?

Bir buçuk maçta izlediğim kadarıyla, Colman ve Selçuk böyle oynamaya devam ederse, Onur veYattara sakatlanmazsa, diğer oyuncular (özellikle Alanzinho ve Umut) çıtayı biraz daha yükseltebilirse, alacakları her yenilgide motivasyonlarını kaybetmemeyi öğrenirlerse yeterli.

Ancak en önemlisi, teknik direktörlerinin ve başkanlarının takımın dışında şehri de iyi yönetebilmesi.

Diğerleri… Ama Kayseri…

“Diğerleri” yazdığım için kızacak bu takımlar arasında ben sadece Kayseri, Sivas ve Buca’yı takip edebildim.

Favorim: Kayseri… Rahatlıkla söyleyebilirim ki, Cangele’ye bir şey olmadığı sürece Kayseri zirveye yakın, hatta zirvenin içinde olacak. Takım altyapısı sağlam oyuncularla dolu. Mehmet Eren çok formda.

Beğendiğim: Sivas… Oynadığı tempolu oyunu çok beğendim. Geçen yılki güvensizliği aşmış gibiler. Forvet arayan İstanbulluların bir türlü düşünemedikleri Mehmet Yıldızları var. Ceyhun’un inişli çıkışlı serüvenü devam etmez de ikinci bir Yusuf olursa Sivas’ta çok güzel maçlar izleriz bu sezon.

Üzüldüğüm: Buca.. Üst üste şampiyonluklar kazandıkları sistemi değiştirmeleri ve onları bugünlere getiren oyuncu ve teknik adamlara güvenmemelerine üzüldüm. Geçtiğimiz sezon oynadıkları futbol zaten bu ligdeki birçok takımdan iyiydi ve birkaç küçük takviyeyle orta sıralar için şansları yüksek olabilirdi. Bülent Uygun bunu eski takımın yaşlanmış olmasına bağladı. Ancak o takımdaki beraberlik duygusunu yitirirlerse işleri çok zor.

Desteklediğim: Karabük… İzleyemesem de çok sempatik buluyorum. Buca’nın ters yönünde gittiler. Oyuncularına güvendiler. Başarmalarını çok istiyorum.

Geçtiğimiz sezon ligimiz fizik ve mücadele olarak iyi sayılırdı. Ancak bunun yeterli olmadığını, oyuna zeka, organizasyon ve teknik katmak gerektiğini Avrupa Kupaları ön elemelerinde düştüğümüz durumdan gördük.

Bu sezon mücadele daha da yüksek olacak. Umalım ki teknik kalite de yükselsin.

Bu arada unutmadan söyleyeyim, bence bu yılın başarı kriteri şampiyonluk değil, son haftaya kadar şampiyonluğu kovalamaktır. Bunu böyle bilenler mental olarak daha güçlü kalacaktır.
Tümü
 Reklam 
  • PUAN DURUMU
  • FİKSTÜR
  • STSL
  • 1.Lig
  • İng
  • Alm
  • İsp
  • İta
  • ŞL
  • AL
  • KL
TakımlarOGBMAYP
1 Galatasaray 18 13 4 1 40 13 43
2 Fenerbahçe 18 12 6 0 42 16 42
3 Trabzonspor 18 11 5 2 35 21 38
4 Göztepe 18 10 5 3 24 10 35
5 Beşiktaş 18 9 5 4 31 22 32
6 Başakşehir 18 7 5 6 29 19 26
7 Samsunspor 18 6 8 4 23 21 26
8 Gaziantep FK 18 6 6 6 25 31 24
9 Kocaelispor 18 6 5 7 16 19 23
10 Alanyaspor 18 4 9 5 18 18 21
11 Gençlerbirliği 18 5 4 9 22 25 19
12 Rizespor 18 4 6 8 21 27 18
13 Konyaspor 18 4 6 8 22 30 18
14 Antalyaspor 18 4 4 10 16 31 16
15 Kasımpaşa 18 3 7 8 14 24 16
16 Kayserispor 18 2 9 7 16 34 15
17 Eyüpspor 18 3 5 10 11 25 14
18 Karagümrük 18 2 3 13 15 34 9