Şenol Çorlu?yu yeşil sahalardan hatırlamayan futbol dostu, sporsever olamaz.
Hele de bu isim şimdi Fenerbahçe Gençlik Geliştirme Program Koordinatörlüğü'nü almış bir isim ise...
Geleceğe şekil verecek insanların arasında demektir.
Şu an sadece futbolla haşır neşir Şenol Çorlu.
Fenerbahçe altyapısını, takımın geleceğini velhasıl futbol konuşmak üzere buluşuyoruz.
Fenerbahçe Tesisleri'nde...
Sohbetimize başlarken bir dönem yazarlık yaptığını hatırlatıyorum Şenol Çorlu'ya...
Evet, yazarlık yapmış ama artık düşünmüyor. .
'Neden' diyorsunuz belki de...
Yazdığı dönemde çalıştığı gazetenin spor müdürü, 'çok sade yazıyorsun' deyince yazarlık macerasının üzerine bir kalem çekmekte bulmuş çareyi Şenol Çorlu.
Sportmen, centilmen, biri olarak tanınıyor ve biliniyor etrafında...
Ben de sohbete başlarken, tam bunu belirtmişken, gayet doğal bir yanıtla karşılaşıyorum..."Ben o kadar tahmin etmiyordum ama, futbolu bıraktıktan sonra bunu daha iyi anladım. Bir topluma girdiğinizde, konu geçince futbolculuk döneminde nasıl bir intibaa bıraktıysanız o şekilde anılıyorsunuz. Bu anlamda kara bir lekemiz yok. O hususta hakikaten gurur duyuyorum.?
- Siz penaltılarınızla biliniyorsunuz. Golleriniz içinde ciddi bir penaltı rakamı mevcut.
?Fenerbahçe'de kaptanlık pazubandını taktıktan sonraki döneme rastlar penaltılar. Yani kaptan olmak sadece pazuband takmak değil, başka sorumlulukları da almaktır. Bu sadece penaltı anlamda değil. Takımda çok aktif görevler almıştım. Herhalde bu tarzdan dolayı da bu görevi bana verdiler. Çok zor bir maçta kimse penaltıya yanaşmıyordu. Gittim ve topa vurdum gol oldu. Sonrasında da öyle devam etti.?
- Fenerbahçe'nin 100 gole aştığı 103 gollük ekip içinde siz de vardınız...
?Evet... 103. golü Turan atmıştı. Samsunspor'un kaza geçirdiği sezondu. Gol için aynı zamanda bir otomobil hediyesi tertiplenmişti. Biz futbolcular olarak golü kim atarsa atsın otomobili bağışlama kararı aldık. Neticede Turan golü attı. Otomobili de Samsunspor'a bağışladık.?

- Siz Fenerbahçe'de forma taşımanın ne demek olduğunu çok iyi bilen bir isim olarak şu an Gençlik Geliştirme Program Koordinatörü olarak anılıyorsunuz.
?Gelecek için umut vaat eden isimleri keşfederek, kulübe getirmek, eğitim ve öğrenimlerini üstlenmek görevimizin gereği.?
?HOCAM BIRAK OKULU, FUTBOLCU OLUR MU BU ÇOCUKTAN!..?
- Futbolu tercih eden kişi, sanki eğitimden sıyrılmak zorundaymış gibi algılanır...
?Ben bunu karakter olarak kabul etmiyorum. Futbol oynayan bir delikanlının bir lise diploması sahibi olmasını istiyorum. Saadet Hanım nelerle karşılaşıyoruz. ?Hocam bırak okulu, futbolcu olur mu? diyen aileler çıkıyor karşımıza. Amacım ikisini de bir arada götürebilmek. İşbirliği içinde olduğumuz okullarımız var. Göreve geldiğim ilk günlerde ciddi devamsızlıkları gördüm. Çocuklar kafalarına göre okullarına gidiyorlar. Şu an tabiri caizse hepsi jilet gibidir. Okulla ilgili en ufak bir soruna tahammülüm yok. Hepsi de bilir. 'Bana her şeyle gelin ama okulla ilgili problemle gelmeyin' derim. Zaten böyle bir durum varsa, Meral Hanım görüştürmez... Suistimale çok açık bir konu. Çok zaiyat verdik. Onun için işi hayli sıkı tutuyoruz.?
Yabancı Diller Yüksek Okulu'ndan ayrılmış Şenol Çorlu.
İngilizce öğrenmeyi çok istiyormuş.
Futbolu bıraktıktan sonra bir İngilizce öğretmeniyle hayatının her anında birlikte yaşamaya başlamış.
Günün şartları, iş hayatı derken yabancı dil ikinci plana itilmiş.
Şu an konuşulanları anlarken, iletişim kurmakta zorluk çektiğini anlatıyor.
Bunun eksikliğini ise hissettiğini gizlemiyor.
Fenerbahçe A Takımı'nın minikleri ziyarete geldiği bir sohbet toplantısında gençlere tavsiye niteliğinde, "Bu aklımla futbol oynuyor olsam yapacağım tek şey yabancı dil öğrenmek olurdu. Lütfen bu sözüme kulak verin" dediğini dile getiriyor Şenol Çorlu...
- İdealleriniz arasında şu anki noktada olmak yok muydu?
?Çok sevdiğim bir arkadaşımın yönetimde görev alması nedeniyle şu noktadayım. Futbolculuk günlerimin ardından 10'a yakın takım çalıştırdım. Ama antrenörlük hayatının bana çok uygun olmadığını gördüm. İkili ilişkiler, kulis bana göre değil. Ben arkadaş çevresinde, arkadaş ortamında dahi çok konuşan bir insan değilim. Ailemden ayrılmak bana uygun gelmedi. Bıraktım. Ömer Temelli ve Ali Koç telefon ettiler. 'Hayırlı olsun' diyorlar. Ben ise kendi kendime 'Hayırlı olsun' diyorum... Apar topar başladık... Beni buraya koydular, bir daha da uğramıyorlar!..?

?MÜKEMMELİYET İSTİYORUM?
- Pişman mısınız?
?Pişman değilim. Burada ciddi bir sorumluluk var, herkesin de hadiseye çok ciddi bakmasını istiyorum. Mükemmelliyetçilik hususunda arkadaşlarımla, bazen de kendimle dahi çatışıyorum. Buranın çok iyi olmasını istiyorum. Her hattıyla mükemmel olması için uğraşıyorum. Yönetimin çok alakalı olmasını istiyorum. Onların işi daha farklı. A takım daha ağır bir sorumluluk.?
- Hedeflediğiniz mükemmel projeler arasında neler var?..
?Fenerbahçe PAF takımının buradan çıkması ve çok daha ciddi tesislere sahip olması. Okulu, sağlık heyeti, fittnes?iyle komplike bir tesis. Bunu sözlü olarak anlattık. Takdir gördü. Barcelona'daki örnek bir projeyi yönetimin önüne koyacağım. Bunu sağlayabilirsek, Fenerbahçe altyapısında yukarıya nasıl futbol çıkar onu göstermek istiyorum.?
?FENERBAHÇE'DE OYNAMAK AYRI BİR KİŞİLİK GEREKTİRİR?
- Siz takımdan kimi oyuncularınızı Sivasspor'a gönderdiniz. Oyuncunuz orada gol kralı oldu. Böylesine başarılı ise neden takımdan ayrılmasına izin verdiniz?
?Sadece Sivas değil, Galatasaray dahil Süper Lig'de yer alan takımların çıtasıyla Fenerbahçe çıtasının farklı olduğunu düşünüyorum. Orada oynayan çocukların Fenerbahçe PAF takımında oynayacağını düşünmeyin. Orada oynayabilirler, hatta Galatasaray'da oynayabilirler. Ama Fenerbahçe'de oynamak çok daha farklı bir meziyet ve kişilik gerektirir. Gol kralı olmak demek, Fenerbahçe A Takımı'nda oynayacağı anlamına gelmez. Geçen yıl PAF takımımız ilk devreyi 6. olarak bitirdi. Futbolcu yetiştirmek niyetindeyiz. Bu kararla 1988-89 grubunu ayırdık. 1990-91 yaş grubuna yöneldik. 11 haftada 7 galibiyet aldık. Neticeler önemli ama bundan ziyade hedefimiz Fenerbahçe A Takımı'nda oynayacak yetenekleri bulmak ve onlara top oynama imkanı yaratmak... 2. Lig'de oynayamayan bir çocuğu ben Fenerbahçe A Takımı'na nasıl önerebilirim. Gelecek sene yapmak istediğimiz ise 17-18 yaşı dolduktan sonra 18-21 yaşları arasında bizim kontrolümüzde olan bir takıma yönlendirebilmek. 17-21 ve üstü, üstün performans gösterme yaşıdır. Orada özgüvenini kazanmış, kendini ispat etmiş futbolcuyu eğer o seviyede görürsek A Takımı'na yönlendirebiliriz. O zaman çocuğun kaybolma şansı 17 yaşındaki gibi olmaz. Bunu yönetime de izah ettik, kabul ettiler. Kulüplerimizle de görüşüyoruz. Pilot takımlarımız olacak.?
?FUTBOL ÖZGÜVEN İSTER?
- Belki burada siz onları pamuklara sarıyorsunuz ama gerçek hayat hiç de öyle değil...
?Profesyonel yaşam çok farklı, oysa hayat öyle değil. Bunu tecrübe etmeleri lazım. Futbolculuk, sahaya çıkıp top içinde koşmakla olmuyor. Futbol tamamen bir özgüven işidir. Kendisine her halukârda duruşu, özgüveni çok önemlidir. Biz bunu yaşayarak tahsis etmeye çalışıyoruz.?

- Oyuncuları nasıl tespit ediyorsunuz? Aileler ellerinden tutup mu size getiriyorlar?..
?Bizim alt takımlarımız var, futbol okullarımız var. 2000 doğumlu çocuklardan 1990 doğumlu çocuklara, Milli takımlara kadar takip ediyoruz. Avrupa'yı özellikle Almanya'yı sıkı takip ediyoruz. Tespit ettiğimiz çocuklarımızı o yaş grubunun hocasıyla gidip inceliyoruz. Gözlem neticesinde çocuğu alıyoruz. Ama bir kişilik testi uyguluyoruz.?
?TAKIMA GİRMEK İÇİN ÇOCUK ÖNCE FENERBAHÇELİ OLMALI, YOKSA ALMAM!..?
- Nasıl bir şeydir bu?..
?İki psikolog arkadaşımız var. 60 tane çocuğumuza testler yaptılar. Bütün hocalarımıza brifing verildi. İleriye dönük çalışmalarda çocuğumuzun karakterini tanımamızda yardımcı oluyor. Biz çocuklarımıza nasıl yardımcı oluruz'konusunda destek alıyoruz. Bütün hocalar olarak her pazartesi ders alıyoruz. Daha küçük yaşlardaki çocuklardan özellikle Fenerbahçeli olmalarını istiyorum. O şart benim için. Çünkü, çocuk buraya duygusal anlamda bir bağ kuramazsa büyük yaşta o çocuktan verim almak çok zor.?
- Şu anki öğrencileriniz içinde Fenerbahçeli olmayan var mı?
?Yok yok... Hepsi Fenerbahçeli... 1995-96-97 miniklerde önemli. Büyük yaş grubunda o duygusallık kalkıyor. Ailesine soruyorum. Geçenlerde bir çocuk geldi, koyu Galatasaraylıymış, almadım.?
- Tepki ne oldu?
?Ailesiyle konuştum. Teşekkür ettim. Zaten arkadaşları 'Mondi' diyormuş. Kendisini Mondragon ile bütünleştirmiş... Bu duygusal bağlılığı yakalamak lazım, yoksa bunun sıkıntısını ilerleyen yıllarda çekeriz.?

?ÇOCUKLARIMIZA SABREDECEĞİZ?
- Başarı kriteriniz nedir?
?İlk ve öncelikli hedefimiz Fenerbahçe A Takımı'nda oynayabileceğine inandığımız yetenekli çocukları tespit etmek. Kendi bilgi ve tecrübemizi onlara aktarabilmek. Yaş grubunda, 'Bu kişilik ve yetenekleriyle A Takım'da oynayamaya namzettir' diyebilmek. Bu şekilde tespit ettiğim çocuklarımız var. Toplantılarımda da söylüyorum. Bu çocuklara hepimiz sabredeceğiz. Orada neticeyi ikinci plana atıyoruz.?
- Amaç kişiyi kazanmak...
?Israrla takip ediyoruz. O yaşlarda çocukların duygusallığı bir zirve yapıyor, bir dibe vuruyor. Duygu kontrolü olmayan bir yerde çocuğu kaybetmek çok kolay. Mesela dün kötü oynadılar. Hiçbiriyle konuşmadım. Onlar benim arkamdan konuşuyorlarmış, 'Şenol Hoca'ya ayıp oldu, kötü oynadık' diye...?
- Mesajı alıyorlar yani!..
?Elbette. Bu duygusallığı yakalamak lazım. Bu yaşlarda duygu, düşüncelerden daha öndedir. Duygularla birlikte düşünceyi öne çıkartabilirsek o zaman belli bir şeyi yakalarız diye düşünüyorum. Çocuğu buraya yeteneği getirir. Ama burada tutan çocuğun kişiliğidir. Eğer biz bunu tahsis edemezsek, yetenek bir noktaya gelir, sonra yollarımız ayrılır...?
?ÇOCUKLARIN ÜZERİNE FENERBAHÇE KIYAFETİ DİKMEYE GAYRET EDİYORUZ?
- Siz niteliğini ve ışığını bir arada barındırarak, Fenerbahçeliliği de üzerine sindirmiş dolu dolu oyuncuları yetiştirme gayretindesiniz...
?Evet. O kıyafeti üzerine dikmek istiyoruz. Bizim şu an o tür, 'hedef çocuklarımız' var. Her yaş grubunun haftanın her günü psikolojik eğitimi vardır. Ailesiyle problem yaşadığımız çocukların ailelerini çağırıyoruz.?
- Kaç çocuk size teslim ediliyor?
?150. Saç sakal, kılık kıyafet hepsi programladır. Bir tanesi ayrı dolaşamaz. Benden sonra hocaları, tesis sorumlusu ne istediğimi bilir. Ona göre davranırlar. Benden kaçsa onlardan kaçmaz. Biz bir markayı temsil ediyoruz. Kulübümüz maddi manevi tüm imkanlarını seferber ediyor. Bu formayı taşıdığımız her yerde netice ön planda, farkındayız. Bu ayrıntı bizim kendi içimizde. Tribündeki insan kazanmayı isteyecektir. Ama benim için fark etmez. Önemli olan çocuklarımızı kazanmak.?
?TESİSTE KÜPE YASAKTIR!..?
- Bazen şımarıklık boyutları yaşanır. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?
?Yakalıyoruz, kesinlikle tahammülümüz yok. Zaman zaman bir özenti olarak A Takım?a yolladığımız çocuklarımız var. Bakıyorum, geliyorlar. Kulağa küpe takmalar filan.Tesis için kesinlikle müsaade etmiyorum. Tesis dışındaki hayatı ona aittir. Özel hayatıdır, ona çok da fazla karışmaya hakkımız yok.?

- Bu size özel bir kural mı?
?Evet, biz sonuçta Türk ailesinin, Türk toplumunun örnek aldığı kesimdeyiz. Her genç çocuk top oynamak ister. Bu çocukların büyük bir kısmı da Fenerbahçelidir. Burayı örnek alan gelmek isteyen çocuğa biz bu şekilde örnek olamayız. Profesyonel olur, farklı bir ortama girer. O kendi dünyasıdır, ona ben bir şey söyleyemem.?
?KENDİME DE BASKIYI BEN YARATIYORUM?
- Siz, 'Yeni Tuncay'lar, Rüştü'ler çıkarmak zorundayım' yönünde bir baskı hissediyor musunuz?
?Yooo... O baskıyı kendim yaratıyorum. O tarz çocuklarımız var, yok değil. Sıkıntımız, ısrarla o çocuklar üzerinde durmakta. İnanıyorsak, o çocuğu oynatmak zorundayız. Günlük performanslarla işimiz yok. O anlamda, Tuncay, Rüştü, Gökhan, Semih, kaleci Volkan. Buna göre çocuklarımızı bulup ortaya çıkarmalıyız.?
- Genç yetenek A Takıma yükseldi. Bu gençleri bekleyen ciddi bir tehlike var: Medya!.. Çocuklarınızı bu alandan nasıl uzak tutuyorsunuz?..
?Çocuğun buraya gelişinde eğitimine ağırlık vermemizin nedeni de bu. Çocuk yarın öbür gün, medyanın önüne çıkacak. Ona mikrofon uzatılacak. Fenerbahçe TV haftada bir gün gelir, bizlerle sporcularımızla röportajlar yapar. Buraya çıkan çocuk düşündüğünü rahatlıkla ifade edebilsin istiyoruz. Bu eğitimi alamayan çocuk, hangi yaşta olursa olsun TV'ye çıktığında kendini ifade edemez.?
- Bazen geriye dönemeyecek yanlışlar dahi yapabilir.
?Bugün dahi yapanlar yok mu? Neler var... Burada önemli olan sadece top oynaması değil. Dünyaya bakış açısını, vizyonunu genişletebilmek. Bu yaşantının içinde medya yok sayamayacağımız bir faktör...?

?BU YARIŞTA ELMANIN İKİ AYRI YARISI GİBİYİZ?
- Ezeli rekabet burada kendisini nasıl hissettiriyor?
?O ezeli rekabeti biz de iliklerimize kadar hissediyoruz. Bu yarışta bir elmanın yarısı gibiyiz. Amaç en iyisini yakalayabilmek için rakiplerimizin yaptıkları da bizi motive eder. Kendi içimizde dostuz. Bir o kadar da yarışmacıyız. Bunu da yadsımıyorum.?
- Siz, 'yetenekler dikkat çekeceğim' demişsiniz. Umut ve Alper'in favorileriniz olduğunu biliyorum. İsim vermek ister misiniz?
?Umut'u A Takım?a verdik. Ailesi İsrail'de yaşıyordu. Çocuğu götürmek istedi, kopartamadık. Umut da duygusal bir çocuktu gitti. Alper ise Almanya altyapısında. Ondan hâlâ ümitliyim. Kocaeli'deydi. Hoca değişikliğinden ötürü şu an Bucaspor'da... Alper henüz bu tecrübeyi kazanma aşamasında. Ama inanıyorum ki, Alper 20-21 yaşlarında bir yerlerde patlayacak.?
- 6+2 gençlerimiz açısından önlerini kesiyor, umutlarını törpülüyor mu? Ne dersiniz?
?Sizin söylediğiniz açıdan bakarsak, tabii ki Türk çocuklarının önünü kesiyor. Ama global açıdan dünyada rekabetçi açıdan bakarsak, UEFA'nın Şampiyonlar Ligi'nde koymuş olduğu çok ciddi hedefler var. Kulüp takımlarımız da bunlardan nemalanmak istiyorsa böyle olmasında fayda var.?
?AZ KALDI, DÜNYAYA FUTBOLCU İHRAÇ EDECEĞİZ?
- Fakat, kendi değerlerini koyarak, kıstaslarına göre oyuncuları seçebilir...
?Türkiye'ye gelecek yabancıların bir kıstası olmalı. Bu yapı olarak yabancı hayranlığımızdan kaynaklanıyor. Eşit seviyedeki Türk çocuklarından ziyade onları tercih ediyoruz. Ama bu kıstası koyarsak inanıyorum ki, Hagi gibi Alex gibi isimler gelecek, Türk çocuklarına da örnek olacak. Biz örneği doğru verebilirsek, aynı yaş grubunda Türk çocukları çok daha farklı performans gösterecek. Bu da tercih edilme sebepleri olacaktır. Biz yetenek olarak hiçbir Avrupalıdan aşağıya kalmayız. Hatta bizim çok daha farklı meziyetlerimiz var. Ama bizim futbol anlamında öğreneceğimiz çok şey var. Biz eğer iyi bir örnekle kendi yeteneklerimizi birleştirebilirsek, çok yakın zamanda Türkiye'den dünyaya futbolcu ihraç eder konuma yükselebiliriz.?
- Spor kulüplerinin Fenerbahçe gibi ciddi bir ihtisas alanı yarattıklarını, mevziiler açtıklarını söyleyebilir miyiz?..
?Hepsinin olmasa da kulüp olarak olaya çok ciddi bakan arkadaşlarımız olduğunu biliyorum. Ankaraspor gibi, Gençlerbirliği gibi 4-5 kulüp var. Ama her kulübün aynı seviyede olduğunu zannetmiyorum.?
- Her yaz, her semtte görmeye alıştığımız futbol okullarının altyapıya katkısı olduğunu söyleyebilir miyiz?
?Futbol okullarının zihniyeti büyük bölümde ticaridir. Küçük de olsa bir ihtimal var, onu da gözardı etmemek lazım. Takip edemediğimiz yerlerde ufak yaş gruplarından tek tük öne çıkan çocukların haberi bize geliyor. Fenerbahçe Spor Okulları'nın ilk maddesi, 'Bulduğu çocuk Fenerbahçe'ye gelecektir' maddesidir. İstanbul içi ve İstanbul dışı futbol okullarımız Fikirtepe Tesisleri'nde kalmaları için davet ederiz. Kendi aralarında turnuva yaparlar. Bana tek tek raporları gelir. O çocukları kendi yaş grubundan deneriz. Orada elemeden geçirilir. Kalan çocuklar takıma yönlendirilir.?
- Yeni nesil daha mı yetenekli dersiniz?
?1995 grubundan iyi bir jenerasyon var. 1992-93'de iyi yetenekler var. 1994'te bunu yakalayamadık. Her daim yetenekli çocuklar çıkıyor. Önemli olan takip etmek ve bulabilmek.?
Sporumuzun geleceği şekilleniyor bu ellerde.
Bugünün yıldız adayları, yarınların yıldızı olarak karşımızda olacaklar.
Kolay gelsin Şenol Hoca!..
Röportaj: Saadet ÖZCAN
Hele de bu isim şimdi Fenerbahçe Gençlik Geliştirme Program Koordinatörlüğü'nü almış bir isim ise...
Geleceğe şekil verecek insanların arasında demektir.
Şu an sadece futbolla haşır neşir Şenol Çorlu.
Fenerbahçe altyapısını, takımın geleceğini velhasıl futbol konuşmak üzere buluşuyoruz.
Fenerbahçe Tesisleri'nde...
Sohbetimize başlarken bir dönem yazarlık yaptığını hatırlatıyorum Şenol Çorlu'ya...
Evet, yazarlık yapmış ama artık düşünmüyor. .
'Neden' diyorsunuz belki de...
Yazdığı dönemde çalıştığı gazetenin spor müdürü, 'çok sade yazıyorsun' deyince yazarlık macerasının üzerine bir kalem çekmekte bulmuş çareyi Şenol Çorlu.
Sportmen, centilmen, biri olarak tanınıyor ve biliniyor etrafında...
Ben de sohbete başlarken, tam bunu belirtmişken, gayet doğal bir yanıtla karşılaşıyorum..."Ben o kadar tahmin etmiyordum ama, futbolu bıraktıktan sonra bunu daha iyi anladım. Bir topluma girdiğinizde, konu geçince futbolculuk döneminde nasıl bir intibaa bıraktıysanız o şekilde anılıyorsunuz. Bu anlamda kara bir lekemiz yok. O hususta hakikaten gurur duyuyorum.?
- Siz penaltılarınızla biliniyorsunuz. Golleriniz içinde ciddi bir penaltı rakamı mevcut.
?Fenerbahçe'de kaptanlık pazubandını taktıktan sonraki döneme rastlar penaltılar. Yani kaptan olmak sadece pazuband takmak değil, başka sorumlulukları da almaktır. Bu sadece penaltı anlamda değil. Takımda çok aktif görevler almıştım. Herhalde bu tarzdan dolayı da bu görevi bana verdiler. Çok zor bir maçta kimse penaltıya yanaşmıyordu. Gittim ve topa vurdum gol oldu. Sonrasında da öyle devam etti.?
- Fenerbahçe'nin 100 gole aştığı 103 gollük ekip içinde siz de vardınız...
?Evet... 103. golü Turan atmıştı. Samsunspor'un kaza geçirdiği sezondu. Gol için aynı zamanda bir otomobil hediyesi tertiplenmişti. Biz futbolcular olarak golü kim atarsa atsın otomobili bağışlama kararı aldık. Neticede Turan golü attı. Otomobili de Samsunspor'a bağışladık.?

- Siz Fenerbahçe'de forma taşımanın ne demek olduğunu çok iyi bilen bir isim olarak şu an Gençlik Geliştirme Program Koordinatörü olarak anılıyorsunuz.
?Gelecek için umut vaat eden isimleri keşfederek, kulübe getirmek, eğitim ve öğrenimlerini üstlenmek görevimizin gereği.?
?HOCAM BIRAK OKULU, FUTBOLCU OLUR MU BU ÇOCUKTAN!..?
- Futbolu tercih eden kişi, sanki eğitimden sıyrılmak zorundaymış gibi algılanır...
?Ben bunu karakter olarak kabul etmiyorum. Futbol oynayan bir delikanlının bir lise diploması sahibi olmasını istiyorum. Saadet Hanım nelerle karşılaşıyoruz. ?Hocam bırak okulu, futbolcu olur mu? diyen aileler çıkıyor karşımıza. Amacım ikisini de bir arada götürebilmek. İşbirliği içinde olduğumuz okullarımız var. Göreve geldiğim ilk günlerde ciddi devamsızlıkları gördüm. Çocuklar kafalarına göre okullarına gidiyorlar. Şu an tabiri caizse hepsi jilet gibidir. Okulla ilgili en ufak bir soruna tahammülüm yok. Hepsi de bilir. 'Bana her şeyle gelin ama okulla ilgili problemle gelmeyin' derim. Zaten böyle bir durum varsa, Meral Hanım görüştürmez... Suistimale çok açık bir konu. Çok zaiyat verdik. Onun için işi hayli sıkı tutuyoruz.?
Yabancı Diller Yüksek Okulu'ndan ayrılmış Şenol Çorlu.
İngilizce öğrenmeyi çok istiyormuş.
Futbolu bıraktıktan sonra bir İngilizce öğretmeniyle hayatının her anında birlikte yaşamaya başlamış.
Günün şartları, iş hayatı derken yabancı dil ikinci plana itilmiş.
Şu an konuşulanları anlarken, iletişim kurmakta zorluk çektiğini anlatıyor.
Bunun eksikliğini ise hissettiğini gizlemiyor.
Fenerbahçe A Takımı'nın minikleri ziyarete geldiği bir sohbet toplantısında gençlere tavsiye niteliğinde, "Bu aklımla futbol oynuyor olsam yapacağım tek şey yabancı dil öğrenmek olurdu. Lütfen bu sözüme kulak verin" dediğini dile getiriyor Şenol Çorlu...
- İdealleriniz arasında şu anki noktada olmak yok muydu?
?Çok sevdiğim bir arkadaşımın yönetimde görev alması nedeniyle şu noktadayım. Futbolculuk günlerimin ardından 10'a yakın takım çalıştırdım. Ama antrenörlük hayatının bana çok uygun olmadığını gördüm. İkili ilişkiler, kulis bana göre değil. Ben arkadaş çevresinde, arkadaş ortamında dahi çok konuşan bir insan değilim. Ailemden ayrılmak bana uygun gelmedi. Bıraktım. Ömer Temelli ve Ali Koç telefon ettiler. 'Hayırlı olsun' diyorlar. Ben ise kendi kendime 'Hayırlı olsun' diyorum... Apar topar başladık... Beni buraya koydular, bir daha da uğramıyorlar!..?

?MÜKEMMELİYET İSTİYORUM?
- Pişman mısınız?
?Pişman değilim. Burada ciddi bir sorumluluk var, herkesin de hadiseye çok ciddi bakmasını istiyorum. Mükemmelliyetçilik hususunda arkadaşlarımla, bazen de kendimle dahi çatışıyorum. Buranın çok iyi olmasını istiyorum. Her hattıyla mükemmel olması için uğraşıyorum. Yönetimin çok alakalı olmasını istiyorum. Onların işi daha farklı. A takım daha ağır bir sorumluluk.?
- Hedeflediğiniz mükemmel projeler arasında neler var?..
?Fenerbahçe PAF takımının buradan çıkması ve çok daha ciddi tesislere sahip olması. Okulu, sağlık heyeti, fittnes?iyle komplike bir tesis. Bunu sözlü olarak anlattık. Takdir gördü. Barcelona'daki örnek bir projeyi yönetimin önüne koyacağım. Bunu sağlayabilirsek, Fenerbahçe altyapısında yukarıya nasıl futbol çıkar onu göstermek istiyorum.?
?FENERBAHÇE'DE OYNAMAK AYRI BİR KİŞİLİK GEREKTİRİR?
- Siz takımdan kimi oyuncularınızı Sivasspor'a gönderdiniz. Oyuncunuz orada gol kralı oldu. Böylesine başarılı ise neden takımdan ayrılmasına izin verdiniz?
?Sadece Sivas değil, Galatasaray dahil Süper Lig'de yer alan takımların çıtasıyla Fenerbahçe çıtasının farklı olduğunu düşünüyorum. Orada oynayan çocukların Fenerbahçe PAF takımında oynayacağını düşünmeyin. Orada oynayabilirler, hatta Galatasaray'da oynayabilirler. Ama Fenerbahçe'de oynamak çok daha farklı bir meziyet ve kişilik gerektirir. Gol kralı olmak demek, Fenerbahçe A Takımı'nda oynayacağı anlamına gelmez. Geçen yıl PAF takımımız ilk devreyi 6. olarak bitirdi. Futbolcu yetiştirmek niyetindeyiz. Bu kararla 1988-89 grubunu ayırdık. 1990-91 yaş grubuna yöneldik. 11 haftada 7 galibiyet aldık. Neticeler önemli ama bundan ziyade hedefimiz Fenerbahçe A Takımı'nda oynayacak yetenekleri bulmak ve onlara top oynama imkanı yaratmak... 2. Lig'de oynayamayan bir çocuğu ben Fenerbahçe A Takımı'na nasıl önerebilirim. Gelecek sene yapmak istediğimiz ise 17-18 yaşı dolduktan sonra 18-21 yaşları arasında bizim kontrolümüzde olan bir takıma yönlendirebilmek. 17-21 ve üstü, üstün performans gösterme yaşıdır. Orada özgüvenini kazanmış, kendini ispat etmiş futbolcuyu eğer o seviyede görürsek A Takımı'na yönlendirebiliriz. O zaman çocuğun kaybolma şansı 17 yaşındaki gibi olmaz. Bunu yönetime de izah ettik, kabul ettiler. Kulüplerimizle de görüşüyoruz. Pilot takımlarımız olacak.?
?FUTBOL ÖZGÜVEN İSTER?
- Belki burada siz onları pamuklara sarıyorsunuz ama gerçek hayat hiç de öyle değil...
?Profesyonel yaşam çok farklı, oysa hayat öyle değil. Bunu tecrübe etmeleri lazım. Futbolculuk, sahaya çıkıp top içinde koşmakla olmuyor. Futbol tamamen bir özgüven işidir. Kendisine her halukârda duruşu, özgüveni çok önemlidir. Biz bunu yaşayarak tahsis etmeye çalışıyoruz.?

- Oyuncuları nasıl tespit ediyorsunuz? Aileler ellerinden tutup mu size getiriyorlar?..
?Bizim alt takımlarımız var, futbol okullarımız var. 2000 doğumlu çocuklardan 1990 doğumlu çocuklara, Milli takımlara kadar takip ediyoruz. Avrupa'yı özellikle Almanya'yı sıkı takip ediyoruz. Tespit ettiğimiz çocuklarımızı o yaş grubunun hocasıyla gidip inceliyoruz. Gözlem neticesinde çocuğu alıyoruz. Ama bir kişilik testi uyguluyoruz.?
?TAKIMA GİRMEK İÇİN ÇOCUK ÖNCE FENERBAHÇELİ OLMALI, YOKSA ALMAM!..?
- Nasıl bir şeydir bu?..
?İki psikolog arkadaşımız var. 60 tane çocuğumuza testler yaptılar. Bütün hocalarımıza brifing verildi. İleriye dönük çalışmalarda çocuğumuzun karakterini tanımamızda yardımcı oluyor. Biz çocuklarımıza nasıl yardımcı oluruz'konusunda destek alıyoruz. Bütün hocalar olarak her pazartesi ders alıyoruz. Daha küçük yaşlardaki çocuklardan özellikle Fenerbahçeli olmalarını istiyorum. O şart benim için. Çünkü, çocuk buraya duygusal anlamda bir bağ kuramazsa büyük yaşta o çocuktan verim almak çok zor.?
- Şu anki öğrencileriniz içinde Fenerbahçeli olmayan var mı?
?Yok yok... Hepsi Fenerbahçeli... 1995-96-97 miniklerde önemli. Büyük yaş grubunda o duygusallık kalkıyor. Ailesine soruyorum. Geçenlerde bir çocuk geldi, koyu Galatasaraylıymış, almadım.?
- Tepki ne oldu?
?Ailesiyle konuştum. Teşekkür ettim. Zaten arkadaşları 'Mondi' diyormuş. Kendisini Mondragon ile bütünleştirmiş... Bu duygusal bağlılığı yakalamak lazım, yoksa bunun sıkıntısını ilerleyen yıllarda çekeriz.?

?ÇOCUKLARIMIZA SABREDECEĞİZ?
- Başarı kriteriniz nedir?
?İlk ve öncelikli hedefimiz Fenerbahçe A Takımı'nda oynayabileceğine inandığımız yetenekli çocukları tespit etmek. Kendi bilgi ve tecrübemizi onlara aktarabilmek. Yaş grubunda, 'Bu kişilik ve yetenekleriyle A Takım'da oynayamaya namzettir' diyebilmek. Bu şekilde tespit ettiğim çocuklarımız var. Toplantılarımda da söylüyorum. Bu çocuklara hepimiz sabredeceğiz. Orada neticeyi ikinci plana atıyoruz.?
- Amaç kişiyi kazanmak...
?Israrla takip ediyoruz. O yaşlarda çocukların duygusallığı bir zirve yapıyor, bir dibe vuruyor. Duygu kontrolü olmayan bir yerde çocuğu kaybetmek çok kolay. Mesela dün kötü oynadılar. Hiçbiriyle konuşmadım. Onlar benim arkamdan konuşuyorlarmış, 'Şenol Hoca'ya ayıp oldu, kötü oynadık' diye...?
- Mesajı alıyorlar yani!..
?Elbette. Bu duygusallığı yakalamak lazım. Bu yaşlarda duygu, düşüncelerden daha öndedir. Duygularla birlikte düşünceyi öne çıkartabilirsek o zaman belli bir şeyi yakalarız diye düşünüyorum. Çocuğu buraya yeteneği getirir. Ama burada tutan çocuğun kişiliğidir. Eğer biz bunu tahsis edemezsek, yetenek bir noktaya gelir, sonra yollarımız ayrılır...?
?ÇOCUKLARIN ÜZERİNE FENERBAHÇE KIYAFETİ DİKMEYE GAYRET EDİYORUZ?
- Siz niteliğini ve ışığını bir arada barındırarak, Fenerbahçeliliği de üzerine sindirmiş dolu dolu oyuncuları yetiştirme gayretindesiniz...
?Evet. O kıyafeti üzerine dikmek istiyoruz. Bizim şu an o tür, 'hedef çocuklarımız' var. Her yaş grubunun haftanın her günü psikolojik eğitimi vardır. Ailesiyle problem yaşadığımız çocukların ailelerini çağırıyoruz.?
- Kaç çocuk size teslim ediliyor?
?150. Saç sakal, kılık kıyafet hepsi programladır. Bir tanesi ayrı dolaşamaz. Benden sonra hocaları, tesis sorumlusu ne istediğimi bilir. Ona göre davranırlar. Benden kaçsa onlardan kaçmaz. Biz bir markayı temsil ediyoruz. Kulübümüz maddi manevi tüm imkanlarını seferber ediyor. Bu formayı taşıdığımız her yerde netice ön planda, farkındayız. Bu ayrıntı bizim kendi içimizde. Tribündeki insan kazanmayı isteyecektir. Ama benim için fark etmez. Önemli olan çocuklarımızı kazanmak.?
?TESİSTE KÜPE YASAKTIR!..?
- Bazen şımarıklık boyutları yaşanır. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?
?Yakalıyoruz, kesinlikle tahammülümüz yok. Zaman zaman bir özenti olarak A Takım?a yolladığımız çocuklarımız var. Bakıyorum, geliyorlar. Kulağa küpe takmalar filan.Tesis için kesinlikle müsaade etmiyorum. Tesis dışındaki hayatı ona aittir. Özel hayatıdır, ona çok da fazla karışmaya hakkımız yok.?

- Bu size özel bir kural mı?
?Evet, biz sonuçta Türk ailesinin, Türk toplumunun örnek aldığı kesimdeyiz. Her genç çocuk top oynamak ister. Bu çocukların büyük bir kısmı da Fenerbahçelidir. Burayı örnek alan gelmek isteyen çocuğa biz bu şekilde örnek olamayız. Profesyonel olur, farklı bir ortama girer. O kendi dünyasıdır, ona ben bir şey söyleyemem.?
?KENDİME DE BASKIYI BEN YARATIYORUM?
- Siz, 'Yeni Tuncay'lar, Rüştü'ler çıkarmak zorundayım' yönünde bir baskı hissediyor musunuz?
?Yooo... O baskıyı kendim yaratıyorum. O tarz çocuklarımız var, yok değil. Sıkıntımız, ısrarla o çocuklar üzerinde durmakta. İnanıyorsak, o çocuğu oynatmak zorundayız. Günlük performanslarla işimiz yok. O anlamda, Tuncay, Rüştü, Gökhan, Semih, kaleci Volkan. Buna göre çocuklarımızı bulup ortaya çıkarmalıyız.?
- Genç yetenek A Takıma yükseldi. Bu gençleri bekleyen ciddi bir tehlike var: Medya!.. Çocuklarınızı bu alandan nasıl uzak tutuyorsunuz?..
?Çocuğun buraya gelişinde eğitimine ağırlık vermemizin nedeni de bu. Çocuk yarın öbür gün, medyanın önüne çıkacak. Ona mikrofon uzatılacak. Fenerbahçe TV haftada bir gün gelir, bizlerle sporcularımızla röportajlar yapar. Buraya çıkan çocuk düşündüğünü rahatlıkla ifade edebilsin istiyoruz. Bu eğitimi alamayan çocuk, hangi yaşta olursa olsun TV'ye çıktığında kendini ifade edemez.?
- Bazen geriye dönemeyecek yanlışlar dahi yapabilir.
?Bugün dahi yapanlar yok mu? Neler var... Burada önemli olan sadece top oynaması değil. Dünyaya bakış açısını, vizyonunu genişletebilmek. Bu yaşantının içinde medya yok sayamayacağımız bir faktör...?

?BU YARIŞTA ELMANIN İKİ AYRI YARISI GİBİYİZ?
- Ezeli rekabet burada kendisini nasıl hissettiriyor?
?O ezeli rekabeti biz de iliklerimize kadar hissediyoruz. Bu yarışta bir elmanın yarısı gibiyiz. Amaç en iyisini yakalayabilmek için rakiplerimizin yaptıkları da bizi motive eder. Kendi içimizde dostuz. Bir o kadar da yarışmacıyız. Bunu da yadsımıyorum.?
- Siz, 'yetenekler dikkat çekeceğim' demişsiniz. Umut ve Alper'in favorileriniz olduğunu biliyorum. İsim vermek ister misiniz?
?Umut'u A Takım?a verdik. Ailesi İsrail'de yaşıyordu. Çocuğu götürmek istedi, kopartamadık. Umut da duygusal bir çocuktu gitti. Alper ise Almanya altyapısında. Ondan hâlâ ümitliyim. Kocaeli'deydi. Hoca değişikliğinden ötürü şu an Bucaspor'da... Alper henüz bu tecrübeyi kazanma aşamasında. Ama inanıyorum ki, Alper 20-21 yaşlarında bir yerlerde patlayacak.?
- 6+2 gençlerimiz açısından önlerini kesiyor, umutlarını törpülüyor mu? Ne dersiniz?
?Sizin söylediğiniz açıdan bakarsak, tabii ki Türk çocuklarının önünü kesiyor. Ama global açıdan dünyada rekabetçi açıdan bakarsak, UEFA'nın Şampiyonlar Ligi'nde koymuş olduğu çok ciddi hedefler var. Kulüp takımlarımız da bunlardan nemalanmak istiyorsa böyle olmasında fayda var.?
?AZ KALDI, DÜNYAYA FUTBOLCU İHRAÇ EDECEĞİZ?
- Fakat, kendi değerlerini koyarak, kıstaslarına göre oyuncuları seçebilir...
?Türkiye'ye gelecek yabancıların bir kıstası olmalı. Bu yapı olarak yabancı hayranlığımızdan kaynaklanıyor. Eşit seviyedeki Türk çocuklarından ziyade onları tercih ediyoruz. Ama bu kıstası koyarsak inanıyorum ki, Hagi gibi Alex gibi isimler gelecek, Türk çocuklarına da örnek olacak. Biz örneği doğru verebilirsek, aynı yaş grubunda Türk çocukları çok daha farklı performans gösterecek. Bu da tercih edilme sebepleri olacaktır. Biz yetenek olarak hiçbir Avrupalıdan aşağıya kalmayız. Hatta bizim çok daha farklı meziyetlerimiz var. Ama bizim futbol anlamında öğreneceğimiz çok şey var. Biz eğer iyi bir örnekle kendi yeteneklerimizi birleştirebilirsek, çok yakın zamanda Türkiye'den dünyaya futbolcu ihraç eder konuma yükselebiliriz.?
- Spor kulüplerinin Fenerbahçe gibi ciddi bir ihtisas alanı yarattıklarını, mevziiler açtıklarını söyleyebilir miyiz?..
?Hepsinin olmasa da kulüp olarak olaya çok ciddi bakan arkadaşlarımız olduğunu biliyorum. Ankaraspor gibi, Gençlerbirliği gibi 4-5 kulüp var. Ama her kulübün aynı seviyede olduğunu zannetmiyorum.?
- Her yaz, her semtte görmeye alıştığımız futbol okullarının altyapıya katkısı olduğunu söyleyebilir miyiz?
?Futbol okullarının zihniyeti büyük bölümde ticaridir. Küçük de olsa bir ihtimal var, onu da gözardı etmemek lazım. Takip edemediğimiz yerlerde ufak yaş gruplarından tek tük öne çıkan çocukların haberi bize geliyor. Fenerbahçe Spor Okulları'nın ilk maddesi, 'Bulduğu çocuk Fenerbahçe'ye gelecektir' maddesidir. İstanbul içi ve İstanbul dışı futbol okullarımız Fikirtepe Tesisleri'nde kalmaları için davet ederiz. Kendi aralarında turnuva yaparlar. Bana tek tek raporları gelir. O çocukları kendi yaş grubundan deneriz. Orada elemeden geçirilir. Kalan çocuklar takıma yönlendirilir.?
- Yeni nesil daha mı yetenekli dersiniz?
?1995 grubundan iyi bir jenerasyon var. 1992-93'de iyi yetenekler var. 1994'te bunu yakalayamadık. Her daim yetenekli çocuklar çıkıyor. Önemli olan takip etmek ve bulabilmek.?
Sporumuzun geleceği şekilleniyor bu ellerde.
Bugünün yıldız adayları, yarınların yıldızı olarak karşımızda olacaklar.
Kolay gelsin Şenol Hoca!..
Röportaj: Saadet ÖZCAN


















































































































