Deniz Çoban: "Estonyalı hakem Kristo Tohver, 2010’dan bu yana uluslararası düzeyde maç yöneten tecrübeli bir isim. Ancak dünkü karşılaşmaya iyi başlasa da bu çizgiyi koruyamadı. Aslında oyuncular futbol odaklı olduğu için maç onun açısından oldukça rahattı. Buna rağmen konuk ekibin sürekli tekrarlayan faullerine önlem alamadı. Kartlarını geciktirdi; geciktirdikçe misafir takım sertleşti. Maçta kritik karar vermek zorunda kaldığı tek pozisyonda da bana göre yanıldı. Trabzonspor hücumunda, 56. dakikada ceza sahasına gelen yüksek topta Küpler dikkatsiz davrandı. Geriden gelip Onuachu’yu çarparak düşürdü. Bu, topa olmayan, rakibi bozan bir hareketti ve kurallara göre penaltıyı gerektiriyordu; ancak hakem oyunu devam ettirdi. Son dakikada ise Trabzonspor’un Salah’la penaltı beklentisi yersizdi; pozisyonda penaltı yoktu." [Fanatik]
5
"TRABZONSPOR KAYBETMEYİ HAK ETMEDİ"
Olcay Çakır: "Konferans Ligi fikstürü oluştuğunda Trabzonspor’un zorlanacağı maçlar belliydi. Freiburg, ligindeki rekabet alışkanlığı ve Avrupa tecrübesiyle o soru işaretlerinden biriydi. Dün akşam yine başlangıçta oyuna giremeyen bir Trabzonspor izledik. Golü kalesinde gördükten sonra toparlanan, sorumluluk alan bir takım çıktı ortaya. Salah’la kaçan fırsatlar ise hikâyeyi daha dramatik hale getirdi. Freiburg iyi takım. Hatları birbirine yakın, blokları arasında yaşam alanı bırakmıyor. Buna rağmen Trabzonspor özellikle son bölümde yerden, havadan, kenardan, merkezden her yolu denedi.
Hakemi de es geçmeyelim. Bana göre verilmeyen penaltı ve takdir haklarındaki tercihler, bu seviyeye yakışmayan bir yönetimin parçalarıydı. Ancak Trabzonspor’un çıkaracağı dersler var. Bu karşılaşma, kulvarlar arasındaki dengeyi ve devre arasındaki ihtiyaçları görmek adına önemliydi. Bazen eksiklerinizi en açık biçimde, kazanmak için her şeyi denediğiniz maçlar gösterir. Trabzonspor bana göre kaybetmeyi hak etmedi. Tabela başka türlü yazdı. Şimdi mesele, bir mağlubiyetle hedeflerden uzaklaşmadan oyunu geliştirmek. Çünkü uzun yolculuklar hep kazanarak tamamlanmaz. Kaybettikten sonra nasıl yürüdüğünüz de sizi anlatır."[Fanatik]
4
"NORMAL KARŞILAMAK GEREKİR"
İskender Güven: "Freiburg, geçen sezon UEFA Avrupa Ligi'nde final oynayan bir takım. Şu anda da Almanya Ligi'nde üçüncü sırada. Trabzonspor, kendi sahasındaki bu maça sakatlıklar göz önüne getirildiğinde rotasyonlu bir kadro ile çıkmak zorunda kaldı. Oyunun ilk 20 dakikalık bölümünde Freiburg, topa sahip olarak Trabzonspor'un saha kenarından atak girişimlerini yaptı. Duran top kaynaklı gelen golle de 1-0 öne geçti. Savunmadan çıkarken kaptırılan toplar var. Defansın ortasında oynayan Cenk daha dikkatli olmak zorunda. Bu maçta bir kez daha görüldü ki, top üçüncü bölgeye taşındığında sistemi çalıştıran oyuncular, Franculino ve Aral. Onuachu'ya, kenardan istediği toplar gelmediğinde dün olduğu gibi takımı 10 kişi oynatmakta. Orta alanda rakibe baskı yapan, top kazanma becerisi olan ve aldığı topla dikey oynama alışkanlığına sahip Folcarelli bu maçta arandı. İkinci yarıda yoğun bir baskı oluşsa da üretkenlikten uzak olmanın en büyük nedeni ise top üçüncü bölgeye geldiğinde bir türlü gerekli organizasyonların yapılamamasıydı. Salah, rakibin tatlı sert oyunundan dolayı etkisiz kaldı ve iki net gol pozisyonundan yararlanamadı. Lig ve Konferans Ligi'nde oynadığı 7 maçtan da galibiyetle ayrılan Trabzon, ilk yenilgisini aldı. Bunu normal karşılamak gerekir. Takımın eksikleri olduğunu göz ardı edemeyiz." [Sabah]
3
"TARAFTAR İLGİ GÖSTERMEDİ"
Halil Özer: "Trabzonspor kaybettiği maçta dersini hiç çalışmayan tembel öğrenci gibiydi. Ne takım hazırdı ne taraftar. Aldığı iki galibiyetin verdiği garip bir rahatlık ve umursamazlıkla çıkmışlar sahaya. Teknik direktörleri Alman olmasına rağmen rakibin Alman olduğunu unuttular. Ama tabii ki futbolda işler böyle yürümüyor. Aslında Freiburg maçının ilk yarısı Konferans Ligi’nin öyle çok kolay bir kupa olmadığını göstermesi açısından iyi oldu. Rakip kadrosunu korumuş, geçen sene Aston Villa ile final oynamış bir takım. Son maçında Monaco’ya farklı yenilmiş ama rakibinden daha fazla gol kaçırmıştı. Ve ilk yarıda gücünü Trabzonspor’a rahatsız edici bir şekilde gösterdi. İlk yarım saat takımımız neredeyse orta alanı geçemedi. Salah’ı hiç ama hiç kullanamadı. Aksine savunmada bol hata yaptı. Mustafa çok kötü bir günündeydi. Golde de onun hatası var. Gereksiz yere topu kornere atması golü getirdi. Freiburg sahayı geniş şekilde kullandı. Tabii böyle olunca ağır oyunculardan oluşan Trabzonspor çok zorluk yaşadı. Sadece Salah ile tek bir pozisyon yakalayabildi. O kadar. Ancak dikkatimi çeken başka bir konu var. Trabzonspor taraftarının maça ilgi göstermemesi ve yeteri kadar takımına destek olmaması. Bu zorlu maçlarda futbolcu seyirciyi arkasında hissetmeli. Ama o seyirci dün yoktu. 2. yarı Trabzonspor daha derli topluydu. Daha kontrollü oynadı. Rakibini ilk yarıda olduğu gibi rahat oynatmamaya çalıştı. Ancak yine pozisyona girmede zorlandı. Bu yarıda da Salah yüzde yüz bir golü kaçırdı. Oysa ilk yarıda ve bu yarıda kaçan iki gole baktığınız zaman Salah bunları normalde gözü kapalı atabilecek bir futbolcu ama bugün olmadı. Hatta son ana kadar bir pozisyon daha vardı. Onu da kullanamadı. Bu da dün Trabzonspor’un şanssızlığı oldu. Ama Trabzonspor “Şansımız yoktu” demek yerine bu maçı tekrar tekrar izlemeli. Yenilginin sorumlusu tabii ki Salah değil. Özellikle Saviola dün hiç bir şey yapamadı. Mendy yetersizdi. Muçi bekleneni hiç veremedi. Onuachu ise sert Alman defansı arasında kayboldu. Reis’in yaptığı değişiklikler de çok verimli olamayınca Trabzonspor üç puanı kendi evinde bıraktı. Bu yenilgi büyük kayıp değil ama bu maç ders olmalı ve Trabzonspor önüne bakmalı." [Milliyet]
2
"MORAL BOZMAK YOK"
Tunç Kayacı: "Thomas Reis ile istim üzerinde bir performans sergileyen Trabzonspor, Alman liginin güçlü takımı Freiburg karşısına seri sürdürmek için çıktı... Geçen sezon Avrupa Ligi'nde final oynayan Freiburg, tabii ki kolay lokma değildi. Bundesliga'da şu anda 3. sırada ve kompakt yapısıyla ilk yarıda fazlasıyla zorladı. Maçın başında öne geçen Freiburg ilk 20 dakikada nerdeyse Trabzonspor'u kalesine yaklaştırmadı. Aral ve Dju'nun yokluğu önemli bir eksikti. Böyle bir iklimde işler hücumda Onuachu, Salah ve Muci'ye düşüyordu. Nitekim oyuna tutuk başlayan Trabzonspor, önce Muci sonra da Salah ile beraberliğe çok yaklaştı. İlk 45 dakika biterken oynadığımız futbol ikinci yarı için umut verdi. Trabzonspor'un bu maçta en büyük avantajı bir Alman takımıyla oynarken, Alman bir teknik direktörünün olmasıydı. Rakibi tanımak önemli ama taktik savaşta teoriyi pratiğe yansıtmak kolay olmuyor. Trabzonspor bir taktik planı uygulamaya çalışırken, özellikle ikinci yarıda vitesi yükseltti. Kanatları kullandı, orta alanda verkaçlarla ceza alanına girmeyi denedi, şut denemeleriyle golü aradı. İyi kapanan Freiburg duvarını aşmak için tüm gücünü kullandı. Reis hamlelerle skoru bozmaya çalıştı, 'en azından bir beraberlik, yenilgiden iyidir' anlayışıyla tüm tuşlara bastı. Freiburg skoru korumak için iyice kapandı ve Trabzonspor'un 7 maçlık serisine son verdi... Özetle maç öncesi zorlanma ihtimali yüksek bir rakiple oynayacağımızı biliyorduk, öyle de oldu. Yine de moral bozmak yok. Trabzonspor, Konferans Ligi'nde sadece bir darbe yedi, her zaman bu yenilgiyi telafi edecek güce sahip. Yeter ki inanalım..." [Fanatik]
1
"SAĞLIK OLSUN"
Aksal Yavuz: "Trabzonspor evinde mağlup oldu olmasına da Salah ile girdikleri iki net pozisyonu değerlendirebilseydiler, galip gelmeleri işten bile değildi. Salah gibi bir oyuncu bu iki pozisyondan birini gole çevirememişse; futbol tanrıları Backhaus’un savunduğu kaleyi Salah’ın gazabından korumuş olmasındandır! Zira Salah çok daha zor pozisyonlarda fileleri bulmuştur. Sağlık olsun, en azından Konferans Ligi kantarına çıkıp iyi bir takım karşısında Trabzonspor’un neler yapabileceğini görmüş olduk. Hele Konferans Ligi’nin favorisi kabul edilen Freiburg karşında."[Milliyet]