Fenerbahçe takım değil de adı “Sarı” soyadı “lacivert” bir adam olsa, öyle uzun uzun muayeneye, konsültasyona falan gerek yok; Beşiktaş ve Kayserispor’a karşı etki ve tepkilerine, reaksiyonlarına bakan bir psikiyatrist, raporu yazar: Bipolar bozukluk!
Dört gün arayla içine kapanık, işini gücünü etkileyen depresyondan, kazanan bir hale nasıl gelebilir insan? Aşık olduğu kulübünü kazanırken durdurmaya nasıl uğraşabilir tribünler? Kayserispor maçında aldığı skordan fazlasıysa, tribün üçte bire düşmüş ve deplasman tribününe dönmüşse, git-gellerin nedeni başka adreslerde ve farklı motivasyonlarda olmalı.
Fenerbahçe her gol attığında “yönetim istifa” diye bağıran Fenerbahçe seyircisi “derbi kazanamama” serisini affetmemişti. Hatta affetmedikleri arasında Jesus’un gözdesi Arao da vardı. 68’de İrfan Can ve Mert Hakan ile birlikte oyuna girdiğinde de protesto ettiler Arao’yu, top ayağına geldiğinde de. Jesus tribünlere “yapmayın” mealinde ikaz zorunda kaldı. Arao’ya protesto eksilmedi arttı! Karizması zayıflamış hocanın!
Bunlar “kupalar peşinde olduğu iddia edilen” bir takım için yıkıcı ve aykırı işler aslında. Ya olası kupalara inanmıyor Fenerbahçe taraftarı ya da telafi edilmeyecek kadar kızgınlar ve ümidi kesmişler “bazılarından”.