Milliyet gazetesi köşe yazarı Şansal Büyüka, Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanacak dev derbiyi yorumladı.
Hangi Galatasaraylıya, “Fenerbahçe’de kimin oynamasını istemezsin” diye sorsanız, hiç kuşkusuz “Mehmet Topal ile Lens” cevabını alırsınız. Fenerbahçe’de şimdi ikisi de yok. Hatta Van Persie, yaşadığı sakatlık nedeniyle belki de yeteri kadar hazırlanamadan sahada olacak.
Bu şartlarda Galatasaray, Fenerbahçe’yi yenebilir mi? 1999 yılının aralık ayından bu yana kendi adına devam eden bu Kadıköy kabusuna ve korkusuna son verebilir mi?
Maç öncesi kağıt üstünde “banko iş yapar” dediğiniz bir Bruma var. Sonuçta Fenerbahçe’nin çok ciddi eksiklerine rağmen, bu maç için Galatasaray’ı öne çıkaran çok iyimser bir tablo yok
Futbolda her türlü sonuç var, elbette olabilir (Galatasaray kazanabilir). Ama 2000’li yıllardan başlayarak Kadıköy sonuçları “ya beraberliğe, ya da Fenerbahçe galibiyetine” döndü...
Elbette her şeyin bir sonu var. Ayrıca 17 maçtır kazanamayan Galatasaray, bunun gerginliğini ne kadar yaşıyorsa, Fenerbahçe’de seriyi devam ettirebilmek adına aynı gerginlikten payını alıyor olabilir.
Fenerbahçe’de öyle iki adam eksik ki, takım içinde alternatifleri yok. Kimi oynatırsan oynat, Mehmet Topal’ın yaptığı işi yapamaz. Lens geldikten ve kendini bulduktan sonra Fenerbahçe hücumları nasıl zenginlik kazandı hep birlikte görüyoruz.
Topal ve Lens’in yokluğunda hem defansif, hem hücum ve hem de kanat organizasyonu anlamında Alper “vazgeçilmez oyuncu” olabilir. Alper’in maç performansının sonucu olumlu ya da olumsuz etkileyeceğini düşünüyorum. Alper, Fenerbahçe adına sanki bu maçın kilit adamı gibi...
Robin van Persie göz kapağındaki sakatlık yüzünden acaba ne kadar çalışabildi? Hazır ve yeterli duruma gelebildi mi?
Advocaat oyunun gidişine göre Sow ile Emenike’den birini kullanacaktır. Belki birini baştan bile kullanabilir. Milli takımdaki görüntüsü ile Volkan Şen de Alper ile birlikte kilit oyunculardan biri durumunda...
Fenerbahçeli için Galatasaray maçı geldi mi, başkana, yönetime, futbolcuya ne kızgınlık kalır, ne kırgınlık... Zaten bu maçta Fenerbahçe’nin en büyük gücü coşkulu seyircisi olur. Galatasaraylı “o maç, bu maç mı?” derken, zaten Fenerbahçe taraftarı da “Kadıköy’de sahaya formamız çıksa gene kazanırız” anlayışında...
Özellikle son basketbol maçında çıkan olaylar ve iki kulübün sonrasında yayınladıkları bildiriler zaten “davul” gibi gergin olan ortamı iyice ısıttı. Aslında misafir misafirliğini, ev sahibi ev sahipliğini bilse bir şey olmaz. Ama kimse buna özen göstermiyor.
Deplasman yasağının kökten kalkmasını istiyorsak, misafir olsun, ev sahibi olsun, her kulüp taraftarının bu konuda son derece duyarlı olması gerekiyor. Ama biz üçbeş kişi bir araya geldik mi, belki de toplum psikolojisinden kaynaklanan, ilk aklımıza gelen olay çıkartmak oluyor.
Fenerbahçe ezeli rakibini Spor Toto Basketbol Ligi’nde yendikten sonra, “Şarkıcı kızı Binnaz” şarkısıyla ve “alaycı” bir tavırla rakibini uğurluyor. Galatasaray bildiri yayınlıyor, Fenerbahçe’den “malum camia” diye söz ediyor. Bu tavırlar büyüklere asla yakışmıyor ve prestij kaybından başka işe yaramıyor.