Spor yazarları, Fenerbahçe ile Galatasaray'ın 0-0 berabere kaldıkları maçı köşelerinde değerlendirdi.
Uğur Meleke/Hürriyet: "Bu haftaya toplamda 32 maçın 28’ini kazanarak gelen, 65 yılın Süper Lig rekoru total 86 puanı toplayan iki ekibe yakışmayan, eğlencesi eksik bir 90 dakikaydı. Umarım Suudi Arabistanlı yetkililer de dünkü berbat maçı izleyip Süper Kupa için teklif ettikleri paradan vazgeçerler de, en azından cumhuriyetin yüzüncü yılında Atatürk Olimpiyat’ta oynanır o simge müsabaka."
Ercan Güven/Milliyet: "Derbinin şampiyonluk yolunda önemi yüzünden ve her iki takımı arkadan kovalayan olmadığı için kimse risk almadı maçta… Oynamadıkları futbolu faulle örtmeye çalıştı ikisi de. Hele ilk yarı; ne teknik direktörler ne futbolcular ne de hakem elini taşın altına koydu. Karşıdakini oynatmamak için son derece agresif bir sertlik içindeydi futbolcular. Rakiplerine de acımadılar, para verip futbol seyretmek için gelmiş faul görüp eve dönen tribünlere de! Boey’in ilk sarısını kırmızıya çevirmekten çekindi resmen hakem. Crespo’yu yere indiren Boey’e ikinci sarı kartı göstermeyerek Galatasaray’ı eksiltmek istemedi. Sonuçta tepeden tırnağa “faul”dü derbi. Zaten canı sıkkındı herkesin; Süper Ligin en büyük iki “yatırımı” daha da sıktı canları."
Gürcan Bilgiç/Sabah: "Maçta rekor faul yapılmış. Öyle bir şey yok. "Başım belaya girmesin" diyen hakem derbiyi yönetti. Kendini yere atana düdüğü çaldı. Atışları geç yaptırttı. En pahalı kadrolardan oyun bekleyenlere, yerde yatanları ve sağlık heyetini seyrettirdi. Arda Kardeşler'in "Yangın söndürücü" profili de devredeydi. Fenerbahçe baskı yaptığı an, "hoooop" bir faul ile topu taşıdı öbür sahaya. "Şampiyon olacak takımı" seyretmek amacımızdı. Bunlar mı Türkiye'nin en iyisi? Küçük hedeflerin, çapsız fikirleri vardı sahada. Tüm dinamikleriyle… Okan Buruk, İsmail Kartal'a; "Şahane" bir ders verdi. Büyük takım hocasının nasıl düşünmesi gerektiğini, sezon ezberlerinden neden vazgeçilmeyeceğini, baskı altında oyunculara nasıl davranması gerektiğini sahaya astı, tablo gibi."
Erman Toroğlu/Sabah: "İki takım Süper Lig'de şampiyonluğa gidiyor. Arkalarından kovalayan yok, yani rahatlar. Daha doğrusu arkalarına bakmıyorlar. Peki o zaman böyle bir maçta iki takım teknik direktörleri ne yapar, özellikle de Türkiye'de? Önce oynamayayım, önce bozayım. Yani oynatmamayayım. İki teknik direktörün de sahaya çıkarken kafalarında bu varmış ve bu 90 dakika devam etti. Yani rezalet bir maç izledik, kalite olarak sıfır. Futbol olarak çok kötü. Efendim heyecan varmış. Alın başınıza çalın. Günah değil mi insanlar günlerini ve saatlerini size heba ettiler. Maç berabere biterse iki takım teknik direktörü de üzülmez, futbolcular da üzülmez. Yöneticiler üzülmez, taraftarlar üzülmez. TFF'nin başı ağrımaz, üzülmez. Yani herkes mutlu. Ama biz seyredenler mutsuz olmuşuz, onları ilgilendirmiyor. Futbol kalitesi yokmuş o da ilgilendirmiyor. F.Bahçe ve G.Saray'ın berabere kalsalar arkalarında ellerini ovuşturacak takımlar olsaydı o zaman bu iki takım mutsuz olabilirdi. "
Ahmet Çakar/Sabah: Derbiler tarihinin belki de en kötüsünü izledik. Bu kadar çok oyunun kesildiği, bu kadar çok faulün yapıldığı, topun oyunda kalma süresinin bu kadar az olduğu bir maçı hatırlamıyorum. Temel sebebi de iki takım hocasının 'Ne şiş yansın ne de kebap' felsefesi. İlk yarıda Djiku, bir yan topta İcardi'nin kafasına yumruk-tokat karışımı vuruyor. Top oyunda, karar penaltı olmalıydı. Diyelim ki Arda Kardeşler göremedi, VAR'daki hakem ne iş yapar? VAR daveti gelse Arda Kardeşler penaltıyı verecek, bir de herhalde Djiku'yu yaptığı hareketten dolayı oyundan atacaktı. Bu tokat-yumruk karışımını hafifletmek, yok saymak için hiçbir şeye sokamayız. Tamam, yan toplarda tutma, itme, çekme oluyor. Abartılı değilse 'Futbolun doğasına uygun' diyoruz ama yumruk-tokat futbolun doğasına asla uygun değil."
Ömer Üründül: "Bugüne kadar rekor sayıda faulün yapıldığı, karşılıklı organize tak atağın gelişmediği, 90 dakika boyunca kaleyi tutan tek vuruşun dahi olmadığı gördüğüm en kötü 2-3 derbiden biriydi. Galatasaray aslında Fenerbahçe'nin yanlış kadrosundan dolayı pozisyon bulmasa da ilk yarıyı domine eden takımdı. Ama üretkenlik yoktu. İkinci yarıda biraz daha oyun Fenerbahçe'ye döner gibi oldu ama futbolsuz gecede maç da golsüz bitti. Bu sonuç tabii ki Galatasaray için avantajdır. Gelelim son felakete… Batshuayi gibi önemli bir oyuncu en zor deplasmanlardan birinde 4 gün önce hattrick yapmış, onu son 20 dakika düşünmüyorsun bari uzatmanın bitmesine 3 dakika kala sahaya sürüp gururuyla oynama. Arda Kardeşler konsantre ve dikkatliydi. Başına iş açmasın diye sürekli düdük çalmayı benimsedi ama çifte standart yapmadı."
Levent Tüzemen/Sabah: "F.Bahçe öncelikle yenilmemek üzerine oyunu planladı ama kontrol G.Saraydaydı. Daha etkili hücum eden ama final vuruşlarında maalesef etkili olamayan bir G.Saray vardı. İsmail Kartal da Okan Buruk da 'ne şiş yansın ne kebap' durumuna düştü. İki teknik adam da maça müdahale etmek ve oyunu değiştirme konusunda yeterli hamleleri yapamadı. Djiku'nun bir G.Saray hücumunda Icardi'ye attığı yumruğun karşılığı net kırmızı kart ve penaltıydı. Hadi Arda Kardeşler göremedi, VAR'daki Mustafa İlker Coşkun'un da galiba gözüne çapak kaçtı!"
Ercan Taner/Sözcü: Derbilerde ne beklersiniz? Tempo, heyecan, gol pozisyonları, direkten dönen toplar ve kalecilerin nefis kurtarışları. Bir maçın ilk yarısında 20 faul olursa ortaya sıkıcı bir maç çıkar. İstatistiklerde gol beklentisi bölümü neredeyse sıfır olacaktı. Oyuncular gergindi. Onları hazırlayan teknik direktörler de ‘aman defansa dikkat edin, iyi savunma yapmamız lazım’ havasını sanki takımlarına yansıtmışlardı. Oyuncular ve teknik direktörler kaybetmek istemediler. Bu oyunda risk almazsanız seyredenler zevk almaz. Böyle bir maç izledik. Ne tadı ne de tuzu vardı.
Emre Bol/Fotomaç: "İki takımın kadro değeri tam 13,5 milyar TL… Lakin ilk yarıda oynanan oyun benim paramla 5 kuruş etmez! Hem İsmail Kartal hem de Okan Buruk birbirlerinden öylesine korkmuşlar ki; iki tarafta bekleyerek başladı. Hakem Arda Kardeşler 20 faul çaldığı ve topun oyunda 22 dakika kaldığı ilk yarıda verdiği 1 dakikalık uzatma resmen komediydi. Süper derbi diyoruz, sadece maçın yarısını izleyebiliyoruz. Rezalet bir karşılaşmaydı ve iki takım oyuncuları da utanmalı."
Ali Gültiken/Sabah: "Beklentilerin çok gerisinde bir oyun oldu. İki tarafın da oyun kalitesinin beklentilerin çok altında kaldığını gördük. Kazanmaktan daha ziyade, "Önce kaybetmeyelim" mantığı oyunun ilk yarısını çok kısır bir hale getirdi. Özellikle Galatasaray'ın topa sahip olduğunda oyunun gidişatını kontrol etme isteğinin, istediği yönde gelişse de izleyenler açısından kesin olarak ciddi bir memnuniyetsizlik yarattığını söyleyebiliriz. Yüksek ortalar veya duran toplardan Galatasaray kalesinde geliştirilen atak çabaları, gol tehlikesine dönüşemedi. Kaleyi bulabilen şut istatistiklerine baktığımızda da aynı sonucu görüyoruz. İkinci yarıda biraz çaba var, biraz daha oyun coşkusu var ama sonuca dair hiçbir şey yok."
Engin Verel/Akşam: "Derbi izlemek için ekran başına geçen futbolseverler eminim benim gibi büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Öncelikle şunu söyleyeyim, her fırsatta hakemlere ve federasyona kabahat bulan şu takımlar önce kendilerine baksınlar. Türkiye'nin şampiyonluk yarışı veren iki büyük takımının uzatmalarla birlikte 96 dakikada kaleye attığı tek isabetli şut var. Rezalet... İsmail Kartal'ın başlangıç kadrosu hatalıydı. İrfan Can'dan Fred yaratmaya çalışması hata; bunun işe yaramadığını görmek için 45 dakika beklemesi daha büyük hataydı. Yanlıştan dönmek için bu kadar beklemeye ne gerek var. İlk yarıda İrfan Can'ı sadece iki defa hakeme itiraz ederken gördüm. Onun yerinde oynayan Cengiz'i de iki defa yetişemeyeceği topları kovalarken, o kadar..."
Osman Şenher/Milliyet: "Son haftalarda Galatasaray’ın iyi futbol oynamadığını hep söylüyoruz. Ve buna ekleme yapıyoruz; sarı-kırmızılıların yıldızları, büyük maçlarda iyi oynuyor diyoruz. Taraftar da, Fenerbahçe maçından önce takımına bu yüzden her fırsatta güvendiğini söylüyordu. Ama işin bir de doğrusu var. Fenerbahçe kendi sahasında müthiş taraftarıyla beraber, rakibine baskı kuramadı. Kaleye isabet eden şutu bile yok. Dönüyorum Cim Bom’a... Kerem Aktürkoğlu, Hakim Ziyech ve Dries Mertens ile önlerinde de Icardi... Onların da rakip kaleye 8 şutları var, bir tanesi sadece kaleyi tuttu. Peki sizlere soruyorum, böyle bir maçtan nasıl gol çıkar? İki takım da pozisyona giremiyor. Hatta, ‘Aman risk alıp da kaza golüyle yenilmeyelim’ diye risksiz oynuyorlar. Sonra neymiş, ‘Fenerbahçe-Galatasaray derbisi dünya derbisi’ymiş! Biz böyle konuşarak kendimizi kandırıyoruz."
Serkan Korkmaz/Fotomaç: "Dağ fare doğurdu. İlk yarı bittiğinde tüm Türkiye'deki futbolseverler boş gözlerle birbirlerine bakıyordu; "ne izliyoruz biz?". Hakem ve hocalar, iki ayaklı eşleşmenin(!) ilk maçıymışçasına gelişen oyunun 0-0 bitmesi için her şeyi yapmıştı adeta. İlk yarıda Icardi'nin bir penaltı beklentisi yaşadığı enstantane en heyecanlı andı. Başka bir hakem ve başka bir VAR ile bu pozisyonda penaltı (hatta bir de kırmızı kart) kararı çıkabilirdi. Hakem, rakip hocalar, herkes memnun… Suudi Arabistan'daki Süper Kupa finalinde de dün akşamki gibi bir derbi izleyeceksek rica ediyorum genç takımlarla (hocalar dahil) sahaya çıksınlar daha iyi. Şaka bir yana; İsmail Hoca da Okan Hoca da futbolcularına bol bol penaltı çalıştırsınlar bence. Benden söylemesi…"
Reha Kapsal/Fotomaç: "Okan Buruk; son haftalardaki formsuz Mertens, İcardi'yle oyuna başlaması, orta saha dinamizmi olan, önemli maçlarda Torreira'yla çok iyi ikili oluşturan Kaan Ayhan'ın oynamaması, 60. dakikaya kadar sahada olmayan Mertens'e sabretmesi, 86. dakikada ikinci oyuncu değişikliğini yapması hem sahaya çıkan ilk 11 hem de oyuncu değişikliklerindeki yanlış tercihler, G.Saray'ın top ayağındayken organize olup hücum etkinliğini etkiledi. Hatta Oosterwolde gibi her an hata yapmaya müsait bir oyuncunun üzerine bir strateji bile üretememesi, G.Saray saha içi plansızlığının net göstergsiydi. İsmail Kartal da G.Saray'ın ön alan baskısıyla maça başlayacağını bildiği halde savunmadan topla çıkma şablonunu hiç oluşturmaması, hiç bunu denememesi, devamlı Livakovic'in uzun topla Dzeko'yu buluşturup orada dönen toplarla oynamak isteği bazen doğru olabilir. Tüm 90 dakika kendi saha ve 50 bin taraftarı önünde oynanan bu oyun tabii ki çok yanlış ve etkisizdi."
Zeki Uzundurukan/Fotomaç: "İlk yarıda daha iyi oynayan, daha çok topa sahip olan taraf konuk Galatasaray'dı. Derbinin 23. dakikasında Djiku'nun ceza sahasında İcardi'ye yaptığı harekete bana göre penaltıydı. Hatta bu pozisyonda kırmızı da çıkabilirdi. Arda Kardeşler cesaret edemedi. VAR da sorumluluk almadı. İlk yarıda sahanın yıldızı Barış Alper Yılmaz'dı. Hem Cengiz Ünder'e adeta göz açtırmadı. Hem de Osayi Samuel'i neredeyse her pozisyonda geçti. İki takım da Süper Kupa maçı öncesinde 'tabela moralsizliği' yaşamadı! Sırada iki takımın Riyad'da oynayacakları Süper Kupa maçı var. Bu kez işin içinde bir de çok değerli bir kupa var."