Mehmet Arslan, Hürriyet'te Suudi Arabistan'da cuma günü yaşananları değerlendirdi.
"29 Aralık Cuma günü öğle saatlerinde yani Turkcell Süper Kupa karşılaşmasının oynanacağı gün telefonuma bir mesaj düştü: KRiZ, KRiZ, KRiZ... Galatasaray ile Fenerbahçe’nin kozlarını paylaşacağı ve sonunda oynanmayacak olan karşılaşması öncesi yaşanacak tarihi krizin ilk işaret fişeğiydi bu mesaj."
"Hemen telefona sarıldım... Suudi Arabistan yetkilileri sahaya Mustafa Kemal Atatürk tişörtü ve pankartlarla çıkmak isteyen Galatasaray ile Fenerbahçe kulüplerine izin vermiyordu. Gerekçeleri de açıktı: “Sizinle yaptığımız konuşmalarda ve protokolde böyle bir madde yok."
"Son 15 günden bu yana Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile Suudiler arasında görüşmeler hızlanmış ve protokole son hali verilmişti. Ama iddialara göre, Fenerbahçe 26 Aralık Salı günü, Galatasaray ise 28 Aralık Perşembe günü ısınmak için sahaya Atatürk tişörtü ile çıkacaklarını bildirmişlerdi. Ayrıca sarı kırmızılı takım, “Ne mutlu Türküm diyene”, sarı lacivertliler ise, “Yurtta sulh, cihanda sulh” pankartı ile sahaya ayak basacaktı. Bu istekler TFF tarafından Suudi yetkililere iletildi. Gelen yanıt, “Hayır” oldu; “Sizinle bir protokol yaptık. Bu tür son dakika isteklerine izin vermemiz mümkün değil."
"Başkent Riyad’daki JW Marriot Hotel’de konaklayan TFF yönetimi, önceki gün öğle saatlerinde iki kulübün başkanlarını saat 17.00’de toplantıya çağırdı. Dursun Özbek 16.40’da otele geldi. Otelin 4. katındaki bir oda toplantı için hazırlanmıştı. Biraz gecikmeyle Ali Koç da toplantıya dahil oldu. Cuma, Suudi Arabistan’da resmi tatil günüydü. Dolayısıyla Suudi yetkililere ulaşmak da sorun oluyordu. Sonunda bir telefon hattı kuruldu. İki kulübün başkanına Suudilerin tişört ve pankarta izin vermedikleri bildirildi. Ne yapılacaktı?"
"Maça çıkmama kararının, son dönemde ilişkilerimizin normalleştiği Suudi Arabistan ile yeni bir diplomatik krize yol açabileceği ihtimali konuşuldu. Böyle bir ihtimali saf dışı edecek formüller masaya yatırıldı. Ama sonuçta ya Suudilerin ya da bizim dediğimiz olacaktı. Suudi yetkililer bunun uluslararası bir maç olduğunu gerekçe gösterip, siyasi mesaj içeren pankart ve tişörtlere izin verilmeyeceği konusunda son derece katı bir tutum sergiliyorlardı. Kurulan telefon hattı ile bunun siyasi bir mesaj olmadığı, ülkenin kurucu liderine gösterilen bir saygı olduğu ifade onlara ifade edildi. Ama her seferinde “Hayır” yanıtı alındı."
"Karşılaşmanın başlama saatine 2 saat kalmıştı. Kurallara göre, final için takımların 2 saat önceden statta olmaları gerekiyordu. Saat 19.00 civarında Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’tan bir öneri geldi: “Tüm sorumluğu üstlenip, Atatürk tişörtlerini giyerek sahaya çıkalım.” Ama bunun sonuçlarının ne olacağı konusunda kesin bir öngörü yoktu. Ya Suudi Arabistan polisi bunu engellemeye çalışırsa?... Bu seçenek de ortadan kalktı."
"Maçın başlamasına çok kısa bir süre kalmış, Türkiye nefesini tutmuş, çıkacak kararı bekliyordu. TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, Ali Koç ve Dursun Özbek’e, “Biz kulüplerimizin alacağı karara saygılıyız. İster sahaya çıkın, isterseniz çıkmayın. Ne karar verirseniz verin, sizin yanındayız” dedi. Bunun üzerine Koç ve Özbek kendi yönetimleriyle birer toplantı yaptı."