Şu an Hatay'dayım. Mersin'de doğdum, büyüdüm. Depremden etkilenmedi. Birinci gün Hatay'a geldim. Çok büyük bir yıkım var maalesef. Bazı mahallelerin yüzde 70'i yıkılmış. 2 saate yakın dolaştık. Ayakta kalan binaları sayabiliyorsunuz, o kadar az var. Çok fazla yer yıkılmış. İlk 3 gün Hatay'daydım. Sonra Kahramanmaraş'a gittim. Sonra Gaziantep'e geçtim.
En az etkilenen illerde de binin üstünde can kayıpları var. Son 5-6 yıldır vakıfla afet bölgelerine gidiyoruz. Daha önceki afetlerle kıyaslanamayacak derecede büyük bir afet maalesef.
Burada bir depo tuttuk. 300-400 gönüllüyle beraber organize ediyoruz. Burası, deprem bölgesi tamamen bir ekip işi. İstanbul'da 76 tırın organize edilmesi falan müthiş bir iş, burada yapılanlar tamamen organize olduğumuz için. Yılların tecrübesi var. Herkes işin içinde...
Önce yaraların sarılıp daha sonra doğru planlamalarla yeniden inşa etmek gerekiyor. Sadece Antakya'yı değil, diğer şehirleri de... Bazı yerlerde binaların yüzde 70'i yıkılmış. Kalanlar da çok sağlam değil. Standartların değiştirilmesi gerekiyor. Yapım standartlarının daha katı olması gerekiyor. Uygulama standartlarının daha katı olması gerekiyor. Sadece binayı yapanların değil, imzayı atan herkesin tutuklanması gerekiyor. Bir daha böyle bir şeyin başımıza gelmesin engellenmesi gerekiyor.
Her konuştuğum insana umut vermeye çalışıyorum. Yüzde 100 gerçekçi olmamız lazım. Eleştirmemiz lazım ama her zaman yüzde 100 umut da gerekiyor insana. Neyden şikayet edersek edelim, isyan edersek edelim, umutlu olmamız lazım.
Sağ kalan herkesin derdinin ortağıyız. Başka türlü bu dert geçmeyecek. Motivasyonu kaybetmemek lazım. Umutluyum. Üzüntü de normal. Bunun etkisinde kalacağız, bu da çok normal. Bize daha çok umut lazım.