Zorya ilk yarıda her kontratağında en az 3-4 oyuncusuyla Fenerbahçe ceza alanına kadar gelebildi. Ama Ukrayna takımının kalitesi belli. Son paslar ve final vuruşları Fenerbahçe'yi de pek zorladı diyemeyiz. Bu yarıda Emenike, forvet hattındaki oyuncularla hiçbir uyum sağlayamadı. Fenerbahçe ikinci yarıya Emenike'nin yerine Stoch'u alarak başladı. Bu yarıda da büyük oranda eski kimliğine büründü. İleride basan, rakibe fazla pas ve kontratak imkanı vermeyen bir görünüm sergilediler. Kilidi çözen de oyuna ikinci yarıda giren Stoch oldu. Yaklaşık 25 metreden müthiş vurdu ve Fenerbahçe'yi öne geçirdi. Bu golden sonra Fenerbahçe için her şey güllük gülistanlık gerçekleşti.
Fenerbahçe art arda 5. maçını kazandı. Üstelik Avrupa Ligi'nde içeride oynadığı her maçı kazandı.
Bu asla kolay bir performans değil. Fenerbahçe için bundan sonra gerek lig gerek Avrupa çok daha rahat geçecek gibi görünüyor. Üstelik Advocaat, birçok oyuncunun fizik ve ruh halini iyi analiz etmiş. Kimi değiştireceğini, kimi rotasyona çekeceğini çok iyi belirliyor. Mesela; Van Persie'yi asla üç gün arayla oynatmıyor. Ya da Emenike'ye fırsat vereceği maçları iyi tayin ediyor ama dün gece Emenike verilen şansı iyi kullanmadı. Sonuçta Fenerbahçe'de birçok şey rayına oturmuş gibi.
Devre bitene kadar sağlı-sollu ataklarla geldiler, şutlar çektiler ve hep golün etrafında dolaştılar.
Eğer tabela "sıfır" yazdıysa, bu oyuncu kalitesinden kaynaklandı. Bu süreçten çıkıp soyunma odasına gittiğinde, Advocaat'ın alnında biriken terleri, elinin tersiyle attığını farz edebiliriz. İkinci yarıda Miroslav Stoch tercihi ile birlikte, kendine gelen ve ne oynaması gerektiğini bilen bir Fenerbahçe izlemeye başladık.
Önde top tuttular ve hücum presi kırdılar. Rakip alanda top yapmaya, bindirmelere ve zorlamaya başladılar, taraftarı da arkalarına aldılar. Rüzgar ters dönünce, fırsatlar da belirmeye başladı.
Buna rağmen atılan iki golün ilki uzaktan mükemmel bir şutla geldi, diğeri ise duran toptan.
Bir elin parmaklarıyla sayılabilecek diğerlerinde ise ciddi şekilde kalite sorunları vardı.
Doğru sonucu almak ve son maça kadar iddiasını taşımak adına tüm gerekenlerin yapıldığı ve istenilenin elde edildiği bir 90 dakika yaşadık. Ancak mücadele ettiği maçlarda zirveye çıkan takım karakterinin, oynaması gereken de "yetersizlik" sinyalleri vermesi, yönetimin ciddi şekilde düşünmesi gereken bir konu.
Çünkü bu takımı o hale onlar getirdi, UEFA'nın yasaklarına onlar mahkum etti.
Dün gece gördük ki, hatalar dönülmek içindir. İlk yarıda Fenerbahçe adına derin bir hayret ve rehavet.
İkinci yarıda futbola dönüş. Ve tedirginlikle açılıp, alkışlarla kapanan perde. Filmin adı; "kazanmak sanatı" Mücadele gücüyle itibar gören Fenerbahçe'den farklı bir başlangıç beklemiştim. Ama baktım da takım savunmadan top çıkarmakta zorlanıyor. Zorya'nın gücünü zamana yaymakla, sahaya yayılmak arasında dişli bir duruşu var. Orta alanı istediği gibi çekip çevirirken cesur bindirmeler de yapıyor. Özellikle Şener'in kanadı rakibin bereket alanı. Sahada çırpınan bir Josef var..
Aşkın ikinci perdesinde farklı bir Fenerbahçe izledik. Orta alanı parselledi, pas oranını yüksek tuttu, kanatları dilediği biçimde kullandı. Şener kendine geldi, Kjaer ve Skrtel heybetli duruşlarını hücuma katılımla zenginleştirdi.
Volkan ve Alper'in bindirmeleri, ilk yarıdaki rakip savunmanın kof yanlarını işaret ederken, sahadaki en anlamlı değişikliğin işaret fişeği Stoch'dan harika bir gol izledik. Ardından Kjaer'den rakibin bütün direncini yok eden kafa golü.
Ve gecenin final sahnesindeki alkışlar. Dünkü galibiyetin tek tanımı vardı. "Mücadele!" Kötü oynadığı varsayılan zamanlarda bile takımı ayaklandıran en görkemli sistemdir ruh. Fenerbahçe'nin galibiyete ayarlı makineye dönüşmenin sırrı da o ruhta. Böyle gecelerde söz konusu 3 puansa, iyi futbol teferruattır. O yüzden Fenerbahçe takımının dün gece dışa vurduklarından daha fazlasını Feyenoord maçına sakladığına kuşkum yok.
Rakibin de az gol yiyen bir takım olması Fenerbahçe'nin işini zorlaştırıyordu. Advocaat'ın fazla rotasyon yapmadan çıkarttığı 11 ilk 45 dakikayı keyifsiz geçirdi. Hücumda etkili olamazken kendi kalesinde de net olmasa da rakibin etkili olabileceği pozisyonları verdi. Her halde devre arasında Advocaat oyuncularını tempolarından dolayı uyarmış olmalı ki ikinci yarıda çok daha iyi oynayan bir F.Bahçe izledik. Stoch'un oyuna girmesi ve attığı müthiş gol kilidi açarken Kjaer'in kafası 3 puana uzanmaya yetti.
Bu maçtaki en dikkat çekici olay haftalardır ilk 11'de şans bulan Emenike'nin bu şansı da elinin tersiyle itmesi oldu. Sahada kaldığı ilk 45 dakika boyunca yine olumsuz bir futbol ortaya koydu. Böyle giderse Emenike'nin bırakın 11'i ilk 18'e bile girmekte zorlanacağını söyleyebiliriz. Çünkü Fenerbahçe'nin ön bölgesindeki oyuncular Stoch'un gelmesiyle birlikte oldukça iyi durumdalar. Bunlara bir de Fernandao'nun katılacağını düşünürsek özellikle ligde Emenike 18 dışında kalırsa kabahati sadece kendinde arasın. Sonuçta üst üste 6'ıncı galibiyet geldi. Ve Fenerbahçe'deki iyi gidiş devam ediyor.
Zorya, deplasmana gelen bir takımdan daha fazlasını yaptı. Petryak ilk yarı Şener’in kanadını koridor gibi kullandı ve oynadığı sürede maçın en etkili ismiydi. En etkisiz ismi maalesef yine Emenike oldu. F.Bahçe’yi 1 kişi eksik oynatmakla birlikte bütün takımın dengesini bozdu. Van Persie, F.Bahçe’nin oyun aklı. Bunu son maçlarda daha iyi görüyoruz. Emenike bu rolü üstlenebilecek kalite ve tecrübede değil. O çıktıktan sonra her şeyin düzelmesini Stoch’un girmesine bağlamak doğru bir analiz olmaz. Çünkü oyun aklı görevini Sow üstlendi. Yani Senegalli’nin top F.Bahçe’deyken pozisyon alması başta Alper olmak üzere birçok oyuncunun performansını arttırdı. Alper iyi oyununu goldeki ortasıyla süsledi.
Dick Advocaat yönetiminde Fenerbahçe Zorya deplasmanına çıktığında Hollandalı teknik adam henüz bu takımla ne yapacağına karar vermemişti. Kjaer'in son dakika golü olmasaydı belki de Fenerbahçe evinde 3 maçını kazanmış, grup lideri olarak gelemeyecekti. Geçen iki aylık sürede tecrübeli hoca elindeki malzemeden çıkabilecek en iyi oyunu bulmaya çalıştı.
Mükemmel olmasa bile Fenerbahçe, bir oyun düzenine sahip ve son haftalarda Avrupa'da ve Türkiye'de istediği sonuçları alabiliyor. Hem de geldiği günden bu yana Fenerbahçe'yi taşıyan Lens'in yokluğunda... Dün akşam Zorya karşısında 45 dakika boyunca hücumda istediğini yapamayan bir Fenerbahçe vardı. Van Persie'nin tersine oyun bilgisi ve oyun aklı çok gerilerde olan Emenike'nin varlığı, bazı futbolcuların Galatasaray maçında kalmış olması Zorya'nın çok rahatsız edilememesine neden oldu.