Spor yazarları Fenerbahçe'nin Monaco'ya 3-1 mağlup olarak UEFA Şampiyonlar Ligi'ne 3. Ön Eleme Turu'nda veda ettiği maçı değerlendirdiler.
Aziz Yıldırım’a saygı duyuyorum... Fenerbahçe’de büyük işler yaptı. Ama futbol şubesini iyi yönettiği, başarılı yönettiği asla söylenemez. Hatta şunu söylemeliyim: Fenerbahçe futbol takımı kötü yönetiliyor...
11’de Ozan’ın soldan sağa bomboş Van der Wiel’a vermeye çalışıp 15 metre uzağına attığı pas, özgüven kaybının net bir delili. 22’de yine bomboş Hasan’a 5 metreye veremediği pas da var. 21 yaşında bir oyuncu her sene geriliyorsa sadece diyetisyene değil mental desteğe de ihtiyacı olduğu kesin.
Sahada utanması gereken, futbolcudan çok bir ragbi oyuncusuna benzeyen Fernandao var. Bir insan bu kadar mı çabuk kilo alır, bu kadar mı çok ağırlaşır. İnanılır gibi değil. Ve Fenerbahçe yine bir ön elemeden maalesef boynu bükük ayrıldı. Bir takım, üstelik Fenerbahçe gibi bir takım, Şampiyonlar Ligi'nde hayati bir maça çıkıyor. Ama bir tek oyun planları var. Geride 3'lü defans ile kapanacaklar. Emenike'ye şişirecekler, o da yaparsa bir şeyler yapacak. Dün gecenin özeti bu.
Maça Fenerbahçe mağlup başladı. Bu tür maçlara mağlup başlamak hem moral bozuyor hem de oyun stratejisi dağılıveriyor.
Sadece Fenerbahçe’ye değil, hepimize yazık oldu!.. Öncelikle iri bir kayalığın üzerine tünemiş “yüksek sosyete” ülkelerinde Türk taraftar görmek istemeyip rencide ettikleri yetmezmiş gibi “Fenerbahçelilerin güvenliğinden endişe” ile gerekçelendirerek 78 milyonu bir de aptal yerine koyan o avuç içi prenslikteki cümle züppeleri kurbağaya çevirmeye Emenike’nin tek öpücüğü yetmediği için yazık. Sadece bu sebeple turu geçmek zorundaydı Fenerbahçe. Fenerbahçe taraftarı “kumar oynamaya geliyoruz” deseydi özel uçak yollardı Monaco Prensliği emin olun. Dikkatli olun; ırkçılığa varan densizlikti Monaco’nun yaptığı.
Yazık oldu. En çok ta Emenike’ye. İki maçta üç gol at, ama takımın elensin. Atabileceği kim bilir kaç gol daha vardı. Kaç defansı daha zora sokacaktı. Yanından vurup gideceği bir sürü defans adamı, Sarı-Kanaryalar’ın elenmesine duacı. Fenerbahçe taraftarı, asla unutmamalı. Uluslararası arenada bunları yapabilen bir oyuncu ne olursa olsun kaybedilemez. Emenike bu takımın bankosudur..
Madem oyun planın kontra atak üzerine kurulu koyarsın Aatıf'ı Emenike ile birlikte... öne rakip için son derece tehlikeli iki tane forvetin sahada yer almış olur. Ayrıca Fernandao'yu maç boyu sahada nasıl tuttu onu da anlamış değilim. F.Bahçe maalesef kendinden iyi olmayan bir takıma elendi.
Pas kalitesinin bu kadar düşük olduğu bir takımın, bir de üçlü sistemin ikramı olarak kanatları rakibine hediye etmesi ile gelişmesi veya değişmesi çok mümkün gözükmüyor. Eksik oyuncuların performansına bel bağlanıp, umutlar ertelenmişse, Fenerbahçeliler yine yandı. Sistem değil, performans üstüne kurulu bir düzende istikrarı beklemek hayaldir.
2 maçta gol pozisyonlarının biz yüzde 15'ini , onlar yüzde 30'unu atınca; hakemlerden iki maçta kazık yiyince, tempo artıracak kadar hazır olmayınca, kulüben katkı verecek kalite bulunmayınca, bizden kesinlikle iyi takım olmayan Monaco'ya elendik.
Pereira'nın en önemli hatası yanlışta ısrar etmesi. Kjaer çıkıp Mehmet Topal girdiğinde artık dörtlü savunma anlayışına dönmesi gerekiyordu. Hiç olmazsa Aatif girdikten sonra öyle yapmalıydı. Onu da yapmadığı gibi bu sefer 10 numara pozisyonunda oynayacak tek oyuncu Salih'i de çıkan Souza'nın yerine çekti.
Fenerbahçe, kendi kendine elendi. Monaco her iki maçta da Fenerbahçe'ye yenecek etkili bir futbol sergilemedi. Ama maalesef geçen seneden olan alışkanlıklar, Pereira'nın hataları devam ediyor. Orta alanda Souza, Salih ve Ozan 3'lüsünden nasıl bir ofansif bir güç bekleniyor. İlerde Ronaldo veya Messi'yi oynatın hiç farketmez. Hele ki yeni bir sistem deniyorsanız, 3'lü savunmayla oynuyorsanız bu iş daha da zor hale geliyor
İkinci yarının başlangıcı gibi oynasalar kazanırlardı. Herkes böyle hatırlayacak. Şaşkın bir başlangıçta turu bıraktı Fenerbahçe. Ancak şu da bir gerçek ki, Fenerbeahçe Şampiyorlar Ligi seviyesinde değil. Üçlü savurmanın Alper ve Volkan Şen'in takıma dönmesiyle tarih olacağı da bir gerçek.