"Galatasaray’da yetiştiniz, bir süre kulüpten ayrıldınız ve ardından mücadele ederek geri döndünüz. Bu süreçte sizi en çok ne şekillendirdi? Bugün yetiştiğiniz kulüpte kaptan olarak sorumluluk üstlenmek sizin için ne ifade ediyor?"
"Galatasaray, Türkiye’nin en büyük kulübü ve Avrupa’nın en üst düzeyinde Türk futbolunun vitrini. Burada oynayabilmek için bu kulübün altyapısında yetişmiş olmak tek başına yeterli değil. Hem futbolcu hem de insan olarak kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Futbol, her şeyden önce maç oynayarak geliştiğiniz bir spor. Bu yüzden Adana Demirspor ve Leicester’da ortaya koyduğum performans ve elde ettiğim başarılar, beni güçlendiren ve evim olarak gördüğüm kulüpte kendimi kanıtlamaya hazırlayan önemli duraklardı. Galatasaray kaptanı olmak büyük bir sorumluluk. Bu kulübü seviyorsanız ve altyapının en küçük yaş gruplarından beri buraya bağlıysanız, bir gün kaptanlık pazubendini takmak tarif edilemez bir duygu."
"Artık takımın öne çıkan oyuncularından birisiniz. Kendi gelişiminizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Galatasaray’da her zaman hayalini kurduğunuz konuma ulaştığınızı hissediyor musunuz?"
"Her sezon bir önceki sezona göre daha iyi olmaya çalışıyorum. Galatasaray’da artık hep hayalini kurduğum konuma ulaştığımı söyleyebilirim. Ama bu, hedeflerime ulaştığım anlamına gelmiyor. Çünkü bu kulüpte her zaman daha fazlasını istemek gerekiyor. Hem bireysel olarak hem de takımla birlikte daha yapacak çok şeyim var. Galatasaray formasını giyen herkes, mücadele ettiği her kupayı kazanmayı hedeflemeli. Tecrübeli oyuncular ve hocalarımız bunu bize her zaman aşıladı. Her gün kendimi geliştirmek ve Galatasaray’la kazanabileceğimiz her şeyi kazanmak istiyorum. Futbolcu olarak gelişimimi büyük ölçüde bu yüksek beklentilere ve her gün içinde bulunduğumuz çalışma ortamına borçlu olduğumu düşünüyorum."
"Galatasaray, tutkulu taraftarıyla tanınıyor. İstanbul’daki atmosferi nasıl yaşıyorsunuz? Bu yüksek beklentiler, özellikle zor dönemlerde takımı nasıl etkiliyor?"
"İstanbul’daki atmosferi kelimelerle anlatmak gerçekten çok zor. Bunu yaşamak bizim için bir ayrıcalık. Üstelik bu, İstanbul’la sınırlı değil. Galatasaray ister Türkiye’de ister dünyanın herhangi bir yerinde oynasın, taraftarımız her zaman yanımızda. Sanki onlarla birlikte sahaya çıkıyoruz. Bir takım arkadaşınızın sahada sizi sürekli ayağa kaldırdığını ve motive ettiğini düşünün. Takım içinde elbette birbirimize böyle destek oluyoruz. Bir de bizi durmadan ileriye iten ve daha fazlasını yapabileceğimize inandıran binlerce taraftarımız var. Onların sevgisini ve desteğini hissetmek bize ekstra güç veriyor."
"Galatasaray geçen sezon 12 yıl aradan sonra ilk kez Şampiyonlar Ligi’nde son 16 turuna kaldı. Bu başarı kulüp için ne kadar önemliydi? Avrupa’da kendinize koyduğunuz hedefleri de değiştirdi mi?"
"Galatasaray’ın kuruluş hikâyesine baktığınızda çok önemli bir sözle karşılaşıyorsunuz. “Amacımız Türk olmayan takımları yenmektir.” Galatasaray tarihi boyunca Avrupa’da pek çok başarıya imza attı ve Türk bayrağını uluslararası arenada temsil etti. Bu yüzden kulübün kuruluş amacına layık olmak bizim için çok önemli. Hedefimiz Avrupa’da kalıcı olmak, her sezon bir adım daha ileri gitmek ve Galatasaray tarihine yeni başarılar eklemek. Avrupa’da sadece yer almakla yetinmeyip iz bırakmak istiyoruz."
"Bu sezon Şampiyonlar Ligi’ne Sporting ve Barcelona mağlubiyetleriyle başladınız, ardından Lille deplasmanında kazandınız. Bu galibiyet, Galatasaray’ın bu sezon da hafife alınmaması gerektiğini gösteren, beklediğiniz işaret miydi?"
"Şampiyonlar Ligi’nde her maç inanılmaz zor ve sonucu çoğu zaman küçük ayrıntılar belirliyor. Hem Sporting hem de Barcelona karşısında öne geçtik ama sonunda istediğimiz sonuçları alamadık. Buna rağmen takım olarak kendimize olan inancımızı hiç kaybetmedik. Lille deplasmanında aldığımız galibiyet ve özellikle orada ortaya koyduğumuz performans bizim için çok değerliydi. Bence bu maç, Galatasaray’ın Avrupa’da neler yapabileceğini bir kez daha gösterdi. Dediğim gibi, bana göre bu seviyede artık kolay rakip yok. Bu yüzden takım olarak hedefimiz her zaman en üst seviyede rekabet edebilmek olmalı. Bu galibiyet elbette bizim için önemliydi. Ama daha da önemlisi, bu tür performansları ve sonuçları istikrarlı hâle getirmek."
"Salı günü VfB Stuttgart ile karşılaşacaksınız. Rakibinizden nasıl bir oyun bekliyorsunuz? Galatasaray, taraftarının önünde kazanmak için sahada ne yapmalı?""
"Stuttgart, Bundesliga’da sezona istediği gibi başlayamamış olsa da Şampiyonlar Ligi’ne iyi bir başlangıç yaptığını biliyoruz. Teknik ekibimizle birlikte rakibi ayrıntılı biçimde analiz ettik ve maça iyi hazırlandık. Takım olarak her zamanki gibi cesur oynamalı, her ikili mücadeleye girmeli ve kalitemizi sahaya yansıtmalıyız. Sonuçta yapmamız gereken, hocamızın istediklerini uygulamak, kendi oyunumuzu oynamak ve taraftarımızın müthiş desteğiyle sahadan galip ayrılmak."
"Takımınızda Leroy Sane, İlkay Gündoğan, Roland Sallai ve Ismail Jakobs gibi Bundesliga tecrübesi olan birçok oyuncu var. Bu isimler takıma nasıl katkı sağlıyor?"
"Bundesliga gibi Avrupa’nın önde gelen liglerinden birinde edindikleri tecrübenin takımımız için çok değerli olduğunu düşünüyorum. Hepsi geldikleri günden beri kulüp için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Hepimiz Galatasaray’ın başarılı olması için birbirimize destek olmak istiyoruz. İlkay’a özellikle değinmek istiyorum. O, Alman futbolu için son derece önemli bir isim. Kariyerinde hangi seviyeye ulaştığını ve ne gibi başarılar elde ettiğini hepimiz biliyoruz. Elbette takım olarak biz de onun büyük tecrübesinden yararlanıyoruz."
"Geçmişte Bundesliga’dan teklifler aldığınız söyleniyor. Leicester’da yurt dışı tecrübesi de edindiniz. Bundesliga sizin için cazip bir seçenek olur mu?"
"Evet, geçmişte Bundesliga’nın üst sıralarında yer alan kulüplerden gerçekten teklifler aldım. Ancak o dönemde tamamen Galatasaray’a ve buradaki hedeflerime odaklanmıştım. Bundesliga çok değer verdiğim bir lig. Özellikle yüksek temposu, statlardaki atmosferi ve futbol kültürüyle benim için Avrupa’nın en önemli liglerinden biri.
Leicester’da geçirdiğim dönemde farklı bir ligde tecrübe edinme ve ikinci lig şampiyonluğu yaşama fırsatı buldum. Bu, kişisel gelişimime de katkı sağladı. Geleceğin ne getireceğini kimse bilemez. Şu anda tamamen Galatasaray’a odaklanmış durumdayım ve burada yeni başarılar yaşamak istiyorum. Ama elbette futbolda geleceğe dair hiçbir ihtimale kesin olarak kapıyı kapatmamak gerekir."