Spor yazarları, Trabzonspor'un Ankaragücü ile 1-1 berabere kaldığı mücadeleyi köşe yazılarında değerlendirdiler. Burada kullanılan yazıların tamamını, gazeteleri satın alarak ya da gazetelerin internet sitelerinden okuyabilirsiniz.
Trabzonspor'un bir pozisyonunda hakem ve VAR'dakiler "ele" bakmaya uğraştılar. Bulamayınca Sörloth'un ofsaytını buldular. O pozisyonda, ofsayta o kadar bakmak neydi, anlayamadım? Ne alakası var? Pozisyonun içinde herhangi bir şeye etkisi yok ki Sörloth'un! Nasıl veriyorsun ofsaytı? Masa başında işler dönüyor! Ankaragücü 11'e 11 oynasa belki de galibiyetle ayrılırdı bu maçtan. Özellikle bu maçta Trabzonspor'un hakeme fazla söyleyeceği bir şey yok zannederim. Kendi oyuncularına ve teknik adamlarına bakmaları lazım. (SABAH)
Kendi göbeğini kesemeyen takım devre dışı kalır. Trabzonspor çok büyük bir avantajı elinin tersi ile itti. Kimse maça dair bahane üretmesin. Rakip kümede kalma savaşı veriyor ve elinden gelen her şeyi yapacak. Üstelik uzatmalar dahil son 17 dakikayı on kişi oynamışken. Yenemiyor iseniz, aynaya bakacaksınız! Hakem mi? Böylesi zor bir maçı en az hata ile yönetti. Kimse Ankaragücü’nün penaltısına itiraz edemez. Eee, kendi özeleştirinizi yapmak dışında ne kaldı elinizde?.. Son iki maçta kazanılan iki puan mı? Trabzonspor camiasının “bu sezon o sezon” söylemlerinin gerçekleşmesi imkansız değil ama, kolay görünmüyor artık. Mucize olur mu? Pek inanmam ama neden olmasın? (MİLLİYET)
Hakem kararlarını, verilen penaltıyı konuşun diye yorumlar yapan olabilir. Genel olarak oyuna dair konuşuyorum. Küçük bir tezim var, Trabzonspor'un uzun seneler süren şampiyonluk hasreti, o şehrin nasıl hasret ile yatıp kalktığını bilen biri olarak, ligin boyu kısaldıkça oyuncu üzerinde negatif etki ettiğini düşünüyorum. Son 2 hafta bariz ortaya çıktı. Trabzonspor'un 7-8 hafta önceki akışkanlığı, oyuncuların 7-8 hafta önceki özgüveni yok. Pereira'ya kaptanlık yakışmaz diyorum, o başka bir görüntüdür. Pereira bence takıma ve takım arkadaşlarına da zarar veriyor. Keskin sirke küpüne zarar.
Kendi sahanızda oynadığınız maçta rakibe üstünlüğü verdiğiniz anda hata yapma katsayınız artar. Sonucunda rakibe verilen penaltı ve gelen beraberlik golü. Rodrigues'in oyundan atıldığından maçın bitimine kadar geçen uzun süre aşırı telaş ve panik içerisindeydiler. Rakibin hatalarına bağlı bir oyun tarzı içerisinde olmak son derece yanlış bir anlayış. Alanya maçında kayıp olan iki puan kolay görünmekte. Ama her maçın kendi içinde zorluğu var. Kayıp giden iki puandan sonra şampiyonluk artık Başakşehir'e bağlı. Üzülmemek elde değil. (SABAH)
Trabzon aleyhine verilen penaltıyı da anlamak mümkün değil... Pereira orada topa bile bakmıyor. Sırtı dönük... Buna penaltı çalmak ve VAR hakeminin müdahale etmemesi inanılmazdı! Bir oyuncu görmediği topla nasıl penaltı yaptırır! Futbolun doğasına aykırı bir kere… Son finişte Trabzon aleyhine "Bu kaçıncı hakem hatası…" İç sahada Başakşehir maçında verilmeyen penaltı... Gaziantep deplasmanında son dakikada atılan nizami golün sayılmaması Trabzon'u yarışta maalesef bu konuma getirdi. Trabzon bu yarışta sadece saha içinde değil, saha dışında da yarışmak zorunda bırakılan bir takım durumunda... Halbuki bu işler saha içinde performans ve başarı ile eşdeğerdir. Ligin son düzlüğünde bu kadar üst üste yapılan hatalar da tesadüf değildir! (FOTOMAÇ)
Bordo-mavililer ikinci yarıda istediği hiçbir şeyi sahaya tam yansıtamadı. Hamleler de iş görmedi. Sosa eski Sosa değil, N'Diaye'nin yerinde yeller esiyor. Ekuban ve Nwakaeme de olmayınca, orta sahanın üretkenliği kalmadı. Abdülkadir Ömür tek başına ne yapsın? Trabzonspor, çok can sıkıcı 4 puan kaybetti. Başakşehir'in iki maç takılmasını sükûnet içinde beklemeli. Konsantrasyonunu kaybetmeden... (TÜRKİYE)
Takımın etkisiz kaldığı dakikalarda veya oyunun tehlikeye girdiği anlarda Hüseyin Çimşir hocanın oyuna mutlaka müdahale ederek oyun şeklini rakibin durumuna göre değiştirmesi gerekir. Sörloth'un da altı maç sonra golle buluşmasına rağmen oyun düzeninde hiçbir etkisi olmadı. Bana göre oyun içerisinde ya doğru kullanılamıyor, topla buluşturulamıyor veya rakipleri onu çözdüler. Sıkı markaj uyguluyorlar. Savunmada ise Fırtına gittikçe çöküntü yaşamaya başladı. Özellikle Pereira'nın başına buyruk ve sinirli tavırları takıma zarar vermeye başladı. Son zamanlarda oyuncuların gerek maçta gerekse idmanlarda sakatlanmalarına bir anlam vermek mümkün değil. Bu noktaya dikkat çekmek isterim. Zira şu sıralarda oynanan tüm maçların final havasında olduğunu unutmamak gerekir. (FOTOMAÇ)
Trabzonspor mutlak galibiyet için çıktığı maçta büyük bir yara aldı şampiyonluk yolunda; uzun lafın kısası bu puan kaybı yoktu hesapta! Hakemler ve VAR mı? Abdülkadir Ömür’e ilk yarı gösterilen sarı karta kargalar, Trabzonsporluların penaltı beklediği pozisyonda, taraflı tarafsız herkes VAR’dan “ el var mı-yok mu?” sorusunun cevabını beklerken, Sörloth’un ofsaytta olup olmadığına bakılmasına martılar güldü! Ya o pozisyon için çizilen çizgiye ne demeli? Biz tam bir komedi diyelim, siz hakemlerin ve de VAR’ın Trabzonspor’a bu yıl yaptıklarının kısa bir özeti hatta resmi diyebilirsiniz! (MİLLİYET)
Trabzonspor zaten oyun bütünlüğü olan bir takım değil. Özellikle Sosa, Nwakaeme, Uğurcan ve Şörloth'un olağanüstü performansıyla bugünlere geldi. Ancak ne zaman Sosa ve Nwakaeme sakatlandı. Şörloth formsuzluk yaşadı, Bordo Mavililer zorlandı. Nitekim liderliği de Başakşehir'e kaptırdı. Devre arasında transfer edilen oyuncular kadro kalitesini artıramadı. Guilherme, Ndiaye ve Da Costa vasatı aşamadı. Bilal çok az süre aldı. Katkı hiç yapamadı. Edgar Lé ise hiç forma giymedi. Böyle olunca da takım performansında düşüş kaçınılmaz oldu. (CUMHURİYET)
Ligin son sırasında olmasına rağmen iyi bir takım havası veren başkent temsilcisi, Başakşehir karşısında doğrandıktan sonra son şansı için Trabzon'un karşısındaydı. Hüseyin Çimşir rakibi o kadar ciddiye aldı ki, Sörloth'u tek santrfor bırakıp oyunun kontrolünü elinde tutmak istedi. Olmadı. Verimsiz Trabzon atakları, sürpriz golle 3 puan kovalayan Ankaragücü derken maç hak edilmiş bir skorla sona erdi. Tabi ki matematiksel olarak şampiyonluk şansı devam ediyor, ama çok belli olmuştu ki çetelerin güdümü altındaki Türk Hakemliği Trabzon'un şampiyonluğuna zaten izin vermeyecekti. Başkent ekibi 2011'deki darbenin ardından bordo-mavililere ölümcül bir yara daha açtı. (TAKVİM)