Spor yazarları, Galatasaray ile Trabzonspor arasında oynanan ve bordo mavililerin 3-1 kazandığı mücadeleyi değerlendirdi. Burada kullanılan yazıların tamamını, gazeteleri satın alarak ya da gazetelerin internet sitelerinden okuyabilirsiniz.
Galatasaray çok maç kaybetti, daha çok maç kaybeder… Ama bu kadar teslimiyetçi, bu kadar eli-ayağı birbirine dolaşan, rakibin hücum bölgesine dürbünle bakan bir Galatasaray görmedik… Takımın eksik oluşu kaliteni engeller, kabul; peki mücadeleni, isteğini, coşkunu ne engelliyor!.. Bir kesim her fırsatta “bu kadar yabancı olur mu? Türk oyuncu niye yok“ diyor … Alın size Galatasaray... Belki de bu sezon bir maça ilk defa bu kadar çok Türk oyuncu ile başladı… İlk defa bu kadar berbat oynadı… Lafı noktalayalım: Fatih Hoca hafta arası “Adalet arıyoruz“ demişti… Bana göre son derece haklı… Ancak Fatih Hoca adalet ararken, millet Galatasaray’ı arıyor, bundan da haberi olsun. (MİLLİYET)
Trabzonspor bu ligde “patron“ gibi… O görüntüyü veriyor… Şampiyonluk yolunda en kritik, en önemli adımı attı… Çok hak ederek bir galibiyet aldı… Şu da unutulmasın: eski çamlar bardak oldu… Artık İstanbul’un üç büyüklerine maç kaybetmiyor, bileği bükülmüyor… Tıpkı çok eskilerde kalan altın yılları gibi… O altın yıllara bu sezon bir yenisini eklemek için kalan 4 maçı kaybetmeden geçmesi gerekiyor... Geçer mi, bana göre geçer… (MİLLİYET)
G.Saray'da yönetimler ve teknik adamlar artık Kuzey Afrika'dan oyuncu almayı bırakmalıdır. Belhanda, Feghouli gibi Kuzey Afrikalı oyuncuların disiplin ve öfke sorunları var. Bu iki oyuncu, kaliteli ayaklara sahip olsalar dahi saha içerisinde kendilerine yapılan sert hareketlerden sonra 'rövanş faul' mantığı ile hakemin kararını beklemeden rakibe cezayı kendileri kesiyorlar. Bu doğru bir profesyonellik değil. Feghouli, oyundan atılıncaya kadar golcüsü olmamasına rağmen daha iyi top çeviren, Trabzonspor kalesine etkili paslarla gitmeye çalışan taraf G.Saray'dı. Özellikle Feghouli, ardından da Belhanda iki net gollük pozisyonu değerlendiremedi. Feghouli'nin Da Costa'ya attığı tekme aslında G.Saray'ın üçüncülük ve Avrupa hedefine atılan tekmeydi. Parası ödenmediği için Onyekuru'nun elini kolunu sallayıp gitmesi G.Saray yönetimindeki çaresizliği maalesef ortaya koyuyor. Fatih Terim, kalan 4 maçta çözüm üretemezse Galatasaray ligi ilk 5'in içinde bitiremez.(SABAH)
Trabzonpor için ya tamam ya devamdı, devam dediler. Yani Başakşehir'i çomaklamaya devam ettiler. Eğer berabere kalsalardı şampiyonuk için lig bitmiş olacaktı. (FOTOMAÇ)
G.Saray daha sezon bitmeden bu kadar kırmızı ve sarı kart görüyorsa bu şu demektir: 1- Teknik direktörün takımın üzerinde otorite boşluğu vardır. 2- Bu takım iyi çalışmıyordur. Fizik gücü 90 dakikaya yetmeyince futbolcuların sigortası atıp patır patır dışarı çıkıyorlardır. Ve bir takımda bu kadar sakat olursa yine aynı sebepler vardır. Yani herkes aynaya bakınca kendisiyle hesaplaşacak. G.Saray takımı büyük çöküşün içinde. Önümüzdeki sene Kupa 2'ye de gidemeyebilir. (FOTOMAÇ)
"Galatasaray'ın pandemi sürecinden sonra ciddi düşüşe geçtiğini söyleyebiliriz. Mental anlamda, üst üste gelen sakatlıklarla, bir takımın yarısı diyebileceğimiz şekilde. Tutan ve atanların da hiçbiri yok. Muslera gibi kaleciyle zaten 1-0 önde çıkıyorsun. Okan da bugün başarısız değildi, onu da söyleyelim"
Bazı oyuncuların Galatasaray'da oynayacağını düşünmüyorum. Bu takımın oyuncusu değiller. Kaliteleri bu takımın bir seviye aşağısında. Hiçbir hoca, Fatih Terim'in yerinde olmak istemez, birçok şanssızlık yaşadı. 10 kişi olsanız bile mücadele etmelisiniz, kazanırsınız ya da kaybedersiniz orası ayrı. Fegholi atıldı ve Galatasaray, şu anki 11'den en iyi oyuncusunu kaybetti.
"Büyük takımlar 27-28 kişilik kadro kurarken, kaliteli oyuncu dışında, enerji ve mücadele kimliği yüksek oyuncuları bir araya getirirler. Bir taraftar kaliteliler, bir tarafta mücadeli oyuncular olur. Galatasaray'ın dünya çapında kalecisi, dünya çapında golcüsü yok. Falcao katkı verememiş olabilir ama iki dünya çapında isimden yoksun oynuyorlar. Geriye kalanlar, bu oyuncular varken 11'e giremiyorsa, yokken ne yapabileceklerini düşünmelilerdi
rabzonlular Alanya ve Ankaragücü maçlarına yanım yanım yanıyorlardır. Birini kazanmış olsalardı bugün şampiyon olmak için büyük avantaj elde etmişlerdi. Devre biterken penaltı geldi ve aslında Trabzonspor bence maçı orada kazandı. İkinci yarı kontrol Trabzon'daydı. Ve tabii Novak'tan kendi klasiğine uygun yine çok güzel bir kafa golü izledik. Sörloth ise Türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi forvetlerinden biri. Attığı 3. gol müthiş. Topu alışı, sıyrılışı ve vuruş tekniğiyle 'Artık ben Türkiye'de kalamam, buraya çok fazlayım' der gibiydi. Trabzon pes etmiyor. Artık bundan sonra Sosa ve Ekuban'ın da katılımıyla zor puan kaybeder. Ama onların kazanması yetmiyor, Başakşehir'in takılması lazım. Trabzon bekleyecek, yapabilecekleri fazla bir şey yok. (SABAH)
Trabzonspor'da sayısal fazlalığa ve skor avantajına rağmen tedirginlik vardı. Ama Novak'ın golü o stresi üzerlerinden aldı. Trabzonspor'da Sörloth'ta bütün sezon ağır yük çekmesinden dolayı belirgin bir yorgunluk var. Ama yine de takımın lokomotifi olduğu gerçek. Dün gece de hem ilk goldeki penaltıyı yaptırdı hem de son iki dak-i kada yenilen golle panik başlamışken takımda müthiş bir deparla maçı bitiren isim oldu. (SABAH)
Galatasaray 1 dakika içinde Emre Akbaba'nın çok başarılı asistleri ile iki net pozisyon buldu ama Feghouli ile Belhanda değerlendiremedi. Ondan sonra karşılıklı ataklar izledik. Zevkli geçen süreç Feghouli'nin kendisini attırması ile son buldu. Galatasaray'ın, çok eksik kadrosuna bir de erken 10 kişi kalması eklenince eleştirilecek bir yanı kalmadı. Kırmızı kart sonrası hemen golü de yiyince yapacakları fazla bir şey yoktu. Maçın ilk yarısı Cüneyt Çakır ve VAR açısından çok problemli geçti. Çakır'ın Saracchi'ye gösterdiği sarı kart son derece yanlıştı. Feghouli'nin net kırmızılık hareketini VAR ikazı olmadan görmesi gerekirdi. VAR ile verdiği penaltı ise bana göre doğruydu ama pozisyon griydi. Bu yüzden VAR'ın müdahale etmemesi gerekirdi. (SABAH)
Donk-Sörloth ikili mücadelesinde Cüneyt Çakır VAR'a giderek penaltı düdüğünü çalıyordu. İçeriye bu golle gidiş, maçın Trabzon tarafına geçebileceğinin de rüzgarını estirmişti. Daha çok topa sahip olan ama sahip olduğu topları çok da etkili kullanamamasına rağmen pozisyona giren Trabzonspor olacaktı. Bunlardan birinde pozisyon yokken Sosa'nın uzak direğe havalandırdığı topu Trabzonspor'un gizli golcüsü diyebileceğimiz Novak kafayla tabelaya yazıp maçı bitiriyordu. Bu gol aynı zamanda G.Saray'ı da maçtan gidişinin eseri olarak anılabilirdi. Trabzonspor ise Başakşehir'in peşine takılmaktan asla vazgeçmeyeceğini bizlere gösterdi. (TÜRKİYE)
Trabzonspor bu sezon yaşadığı her türlü olumsuzluğa rağmen büyük maçları kazanmayı biliyor. Galiba irdelenmesi gereken sorun da bu. Yıldız oyuncuları ve golcüleri bu tip karşılaşmalarda tıkır takır çalışırken, kaybettiği inanılmaz puanlar hiç hesapta olmayan rakiplere karşı oldu. Motivasyon eksikliği mi, teknik direktör tercihleri mi dersiniz bilemem ama, şampiyonluk kaçarsa kimse hayali düşmanların ardına sığınıp mazeret üretmemeli. Evet; dört hafta daha var ve acaip sonuçların alındığı ligimiz, her türlü sürprize açık. Trabzonspor bu hayati galibiyetle hedefine sımsıkı tutunurken, son düdük çalıncaya dek şampiyonluğun en güçlü adayı olmaya devam edecektir. Yeter ki en ağır darbeleri ve eleştirileri kendi camiasından almasın. Unutulmasın en zor yarış maratondur. Mutlu sona ulaşmak inanç, cesaret ve direnç ister. Gösteren mutlu sona ulaşır! (MİLLİYET)
Şu an oynanan oyundan çok, mutlak kazanılması gereken 3 puan gerçekten büyük önem taşımakta. Oyuncu performanslarında düşüşler son derece doğal. Dünkü maçta Trabzonspor'da öne çıkan orta alandaki oyunuyla Abdulkadir Parmak'tı. Artık şampiyonluk için kalan dört maçın kazanılması gerekiyor ama Başakşehir şu an daha önde olan taraf. Yıllar sonra gelen Sörloth denen oyuncu var ki; gerek mücadele gücü, gerekse her maç elinden geleni sahaya sunması... Her zaman sahanın içinde olarak golü arayan, isteyen bir isim. Bugün gelinen yerin Uğurcan ile birlikte en büyük pay sahibi Sörloth. (SABAH)
Yeter ki kalan 4 haftada VAR iyi çalışsın. Hakemler, adil olsun! Yani şampiyonluğu sahadaki mücadele belirlesin; hak eden şampiyon olsun! Yeter artık yeter! Önce Fenerbahçe, sonra Beşiktaş, sonra Galatasaray yarışın dışına itildi. 12 maçta da Trabzonspor devre dışı bırakılmaya çalışıldı. Ama Trabzonspor, hakemlere rağmen yarışı son maça kadar sürdürecek kalitede bir takım, bunca maçta hakem kurbanı olmasına rağmen belki de şampiyon olacak. Özellikle de Hüseyin Çimşir, kocaman bir alkışı hak etti. Geldiği günden beri maç kaybetmedi. Takımı, şampiyonluk yarışını sürdürüyor. Kupada da finalde Trabzonspor. Daha ne yapabilir ki bir teknik direktör! Hüseyin hoca, Trabzonspor'un yeni Şenol Güneş'i olacak. (FOTOMAÇ)
Trabzonspor, ders çıkarmıştı. Dün sakinlerdi. Bu maç özellikle Hüseyin Çimşir için bir “kariyer ve karizma” maçıydı. Son iki haftadır, kaybedilen güveni kazanma maçıydı. Bu kadro, bunu becerecek bir futbolcu grubuydu. Bu sıcak ve nemde iyi iş çıkardılar. Hesap çok basit! Trabzon’un puan kaybetme kredisi sıfır. Başakşehir’in kalan 4 maçtan birinde takılmasını bekleyecek. Trabzon maç kaybetmezse, bu Başakşehir’i panikletebilir. Bazen kovalamak da avantajdır. (TÜRKİYE)
Golü bulduktan sonra eskiden eleştirilen takımın geri çekilme hastalığı bu maçta görülmedi. Demek ki takımın hocası Hüseyin Çimşir bu zaafı atlatarak takıma yeni bir konsept kazandırmış gözüküyor. Zaten bundan sonra da Trabzonspor rakibini iyice sıkıştırmaya başladı ve bu arada galibiyeti perçinleyen ikinci golü Novak ile buldu. Trabzonspor bu maçta ortaya koyduğu futbol ile gerçekten rakiplerin dahi taktirini kazanırken sahaya konulan bu futbol tablosunun ressamını da kutlamadan geçemeyeceğim. Artık bundan sonra sahalarda rekabete açık Başakşehir ile Trabzonspor kalmış oluyor. Gelecek 4 maçta sinirlerine hakim olan fırsatları iyi değerlendirip puan cetvelinde hesabı tutturanlar bu işi görecek. (FOTOMAÇ)