Milliyet gazetesi köşe yazarı Şansal Büyüka, Süper Lig'de haftanın gündemini değerlendirdi.
Milliyet gazetesi köşe yazarı Şansal Büyüka, Süper Lig'de haftanın gündemini değerlendirdi.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, hafta sonu yapılan mali genel kurulda “gelecek mayıs ayında karşınıza şampiyon takımın başkanı olarak geleceğim” dedi. Özellikle büyük kulüplerin başkanlarının bu tip iddialı açıklamalar yapmaları, heyecanı ve ümidi diri tutmaları son derece doğal... Ancak sözleri verip ıskalarsanız, sıkıntı o zaman başlıyor.
Hatırlayın Aziz Başkan 2009 yılının mali genel kurulunda “üç yıl üst üste şampiyon olacağız” demişti. Bu açıklamadan kısa bir süre sonra da Akşam gazetesinin o dönemki Genel Yayın Müdürü İsmail Küçükkaya’ya verdiği özel röportajda bu sözünü yinelemişti.
2009’dan bu yana tam 8 yıl geçti. Fenerbahçe’nin bırakın 3 yıl üst üste şampiyon olmasını, o günden bugüne geçen 8 yılda sadece iki kez şampiyon (2010-11 ve 2013-14) olabildi, geride kalan 6 yılı ıskaladı. Hayal kırıklığı yaratan her sezonun ardından, bir yıl sonrası için şampiyonluk sözü verir ve çoğunu ıskalarsanız, bu defa açıklamalarınızın inandırıcılığı kalmıyor. İddia elbette iyi ve önemli, ancak yerine getirebilmek daha önemli, daha inandırıcı...
Aziz Başkan’ın mali kongredeki açıklamalarıyla ilgili devam edeyim. Başkan, “Fenerbahçe’yi spor kulübü kabul ederseniz son derece başarılıyız, futbol kulübü kabul ederseniz başarısızız” dedi ve bunun sorumlusunun kendisi ile yönetim olduğunu söyledi. Başkan burada son derece haklı...
Fenerbahçe’nin futbol dışındaki branşlarda müthiş bir başarısı ve istikrarı var. Böylesine sürdürülebilir bir başarıyı yakalamayı her kulüp beceremiyor. Ancak aynı başkan, aynı yönetim Fenerbahçe tarihinin en büyük paralarını harcamalarına rağmen, Fenerbahçe futbolda belki de tarihinin en büyük hayal kırıklıklarını yaşıyor. Futbol böyle olunca, diğer branşlardaki başarılarınız da hak ettiği takdiri görmüyor.
Aziz Başkan’dan bir satırbaşı daha... “Gelecek mayıs ayında karşınızdayım” dediğine göre, kimse istifa ya da olağanüstü bir genel kurul beklemesin. Ancak başkanın şampiyonlukları ve futbolda geri dönüşü sağlaması için önce taraftarın stada geri dönüşünü sağlaması gerekiyor.
Tribünlerin öksüz kalmasının son derece kötü futbol ve hedefsizlikle yakından ilgisi var ama, ben ne Fenerbahçe tutkunları biliyorum, kombineleri ceplerinde, evleri stada bir-iki kilometre mesafede, buna rağmen “Aziz Yıldırım bırakmadan maça gitmem” diyorlar ve gitmiyorlar.
Bir kere yazmıştım, bir daha yazayım. Başkan şampiyonluk sözü verdi ama seyirci gelmeden şampiyonluk gelmez... Başkan bu gerçeği kabul etmeli...
Başakşehir’in bu kadar önemli ve sürdürülebilir başarısı hatırla, torpille, siyasetle olmaz. Alın terinin, emeğin, iyi yönetilmenin hakkını teslim etmeliyiz.
Başakşehir’in başarısını “gelip geçici” görenler var. Başakşehir’in başarısını siyasete bağlayıp bu başarıya mesafeli yaklaşanlar var. Başakşehir’in maddi anlamda özellikle Belediye’den destek gördüğünü düşünenler var.
Oysa Başakşehir, kendi standartlarının dışına çıkarak ara transferde Adebayor ve İrfan Can Kahveci gibi iyi para harcayarak aldığı iki oyuncuya rağmen, bu ligin en düşük bütçeli kadrolarından biri... Kaldı ki, rakamların da yalan söyleme şansı yok... Sıralayalım o rakamları:
Başakşehir ligin 29 haftasının 15’ini lider, 13’ünü ikinci olarak kapattı. İkincilikten daha alt sıralara hiç düşmedi.
Başakşehir; Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray ile ligde oynadığı 6 maçta 4 galibiyet, 1 beraberlik, 1 yenilgi aldı. Başakşehir bu maçlarda 11 gol atıp, 4 gol yedi. Sadece Kadıköy’deki Fenerbahçe maçında gol atamadı.
Başakşehir hafta arası kupa maçının ilk 10 dakikasında Fenerbahçe’ye 2, üç gün sonra lig maçının ilk 18 dakikasında Beşiktaş’a 3 gol attı.
Başakşehir bu sezon ikisi ligde, biri kupada Galatasaray ile oynadığı 3 maçı da kazandı.
kşehir 57 golle ligin en fazla gol atan ikinci takımı, 26 golle ligin en az gol yiyen takımı... Bu kadar önemli ve sürdürülebilir bir başarı hatırla, torpille, siyasetle olmaz. Alın terinin, emeğin, iyi yönetilmenin hakkını teslim etmeliyiz. Hani “yiğidin hakkı yiğide” misali...
Takım yoruldu, takımın kilit adamları hırpalandı, yıprandı. Buna rağmen ülkenin en iyi futbol oynayan takımı Beşiktaş... Bitime 5 hafta kala 4 puan farkla şampiyonluğun “banko” adayı da Beşiktaş.