Galatasaray, 1-0'lık avantajla konuk olduğu İngiltere temsilcisi Liverpool'a 4-0 yenilerek UEFA Şampiyonlar Ligi'ne son 16 turunda veda etti. Spor yazarlarından Erman Toroğlu, bu mücadeleyi Sözcü'deki değerlendirdi.
Maç başlıyor. Liverpool’un futbolcusu da teknik direktörü de seyircisi de inanılmaz derecede motive olmuş bu maça. Galatasaray stadındaki gürültüyü örnek almışlar, onlar da aynı gürültüyü yapmaya kalktılar. İlk 45 dakikada Liverpool’la Galatasaray oynamadı. Liverpool’la Uğurcan Çakır oynadı. Maç Liverpool takımı ile Galatasaray kalecisi arasında geçti.
Peki, bu arada Galatasaray takımı ne yaptı? Hiçbir şey! İlk 45 dakikada Liverpool kalecisini görmedim. Bunları yazınca nasıl bir maç oynandığını herhalde anlarsınız. Galatasaray açısından topu oyunda tutan yok, rakibin presini azaltacak top yapma yok, rakibin hücum gücünü azaltacak hamleler yok. Yani ilk 45 dakikada yokoğlu yok bir Galatasaray.
Maçı kalabalık bir yerde seyrediyorum. Bazı arkadaşlar diyorlar ki:
“Osimhen sakatlandı, neden çıkarmıyor Okan Buruk?”
Ben de diyorum ki: “Osimhen çıkmak isterse çıkar. Okan Buruk olarak senin Osimhen’i çıkarma şansın yok. Sen Osimhen’i çıkartırsın, takım duman olur.”
Osimhen der ki: “Ben çıkmak istemedim, teknik direktör aldı.”
O yüzden teknik direktörler bu yükün altına girmek istemezler.
Osimhen oyuna devam etmek istiyorsa eder.
İkinci yarı başlıyor. Liverpool’un baskısı arttıkça artıyor.Sonunda da fark açılıyor. Peki, Galatasaray daha iyisini yapar mıydı? Yapardı. Nasıl yapardı? Okan Buruk daha dikkatli bir 11 çıkarsaydı. Galatasaraylılar fazla havaya girmeseydi. Galatasaray basını pompayı fazla yapmasaydı. Arkadaşlar bu maçta yazılacak fazla bir şey yok.
Türkiye liginde çıktığı her maçta rakiplerini rahat rahat yenen bir Galatasaray’ın Liverpool’da düştüğü durumu bir düşünün! Türk futbolunun nerede olduğunu anlarsınız. “Hakem penaltıyı vermedi, tacı biz atacaktık, atamadık” diyen teknik direktörlerin olduğu ligde Galatasaray 8 gol yemediyse dua edin. Aslında Galatasaray için değil, Türk futbolunun nasıl bir acz içinde olduğunu gösteren bir maçtı.
Gecenin özeti budur. Daha da doğrusu “Benim adım Hıdır yapacağım budur” demek lazım. Bir kişinin sırtına binip yürürsen, sonuç bu olur.