Fenerbahçe yarım sezon bile “büyük” kategorisinden uzaklaşıp “sıradan”a yaklaşırsa karşısına milyonlarca “yaptırım” çıkar. Yöneticisi, hocası, futbolcusu tefe konur. Küsülür, silkelenir, hırpalanır, hayat katlanılmaz hale gelir. Mecburen basıncı düşürecek çareler lazımdır. Fenerbahçe de zamanında angarya dediği Ziraat Kupası’na sarıldı işte... O kadar ki, sanki ağabeyini/babasını da alıp maaile gitti Kayseri’ye.
Aslında Kayserispor’un eksik kadrosu apaçık Lig’e önem verip kupadan elenmeyi göze aldığının deliliydi. Bir ay önceki 4-1’lik Fenerbahçe galibiyetinin ne kadrosu benziyordu ne de futbolu ev sahibinin. Gerçi yerine giren Güray onu pek aratmadı ama 17. dakikada Traore’nin sakatlanmasıyla Sergen Yalçın’ın planları da değişmiş olmalıydı. Her iki takımın da temposuz ve risksiz oyunu tercih ettiği maçın ilk yarısında söylenecek iki pozisyon vardı, ikisi de son dört dakikadaydı. 42’de Ozan’ın Muammer’de kalan topu ve 46’da Fernandao’nun golü... Onun dışında Fenerbahçe’nin olgunlaştırıp pozisyon haline getiremediği üç-dört fırsat Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu ve atlatmaya çalıştığı travmanın sahadaki izleriydi.
Evet... Fenerbahçe gibi bir futbol takımı kötü bir sezon geçirebilir... Aynı rakibinden fark yemiş de olabilir. Ama milyonların baskısıyla durum var oluş mücadelesine dönmüşse, kimse Sergen Yalçın ve Kayserispor gibi risk almaması lazımdır karşısında. Piyango alana çarpabilir. Fenerbahçe’ye gelince... Adeta Kayseri’deki bir hesabı kapatma anlamına gelen bu galibiyet ilaç değildir derin yaralara. Ancak ağrıları dindirebilir ve “iyileşme” sürecini başlatabilir. Pazar günü en azından aynısı tekrarlanmazsa hiçbir kıymeti de olmaz. Çünkü Kupa’da yarı finale çıkmaya daha bir ay var neredeyse.
FENERBAHÇE, kendisi için Avrupa kupalarına katılmanın en kestirme yolunun Türkiye Kupası olduğunu dün sahaya çıkan takım ve futbol zihniyetiyle bizlere gösterdi. Buna karşın Kayserispor her ne kadar Türkiye Kupası’nda iyi gitse de, öncelikli hedefi Süper Lig’di. Dün bu durumun etkisini sahada fazlasıyla hissettirdiler. Sarı kırmızılılar, Sergen Yalçın’ın gelişinden sonra alışık olduğumuz mücadelede, istek ve coşkudan uzaktı.
Bu maç sonrasında bu sezonun Fenerbahçe'si için net bir cümle kurabiliriz; "Önemli maçların, kazanan takımı..." Ne zaman "yumurta kapıya gelse" o karşılaşmayı kendileri için istenen skorla bitirmeyi başardılar. Beş maçtır kazanamayan takımı şikayet ederken, "Manchester'ı, Feyenoord'u, Galatasaray'ı, Beşiktaş'ı yenen bunlar değil miydi?" diyerek, ikilemi vurguladık. Advocaat "yetersiz" dedikçe, "O zaman, o maçları nasıl kazandın?" diye de karşısına çıktık.
İlk dakikadan itibaren istekli bir baskı kurdular, mümkün olduğunca tempoyu zorladılar. Kayseri'ye pozisyon vermeden golü arıyorlardı; yine Lens'in çabuk düşünmesiyle Fernandao'nun ilk golü geldi. İkinci yarıda bekleyen Fenerbahçe çıktı ortaya. Bu kez skoru cebine koyup, fırsat kollayan bir akılla sürdüler maçı. Rakibin gardını düşüren golü de Fernandao hazırladı. Topu kaptı, pası attı, sonra da golü. İstanbul'a net bir skorla dönüyorlar. Sadece yarı final için bir bilet yok ellerinde, beş maçlık galibiyetsizliğin ölü toprağını attılar üstlerinden.
Bu sevince hem takımın, hem de taraftarların çok ihtiyacı vardı. Aziz Yıldırım küçümsediği, beğenmediği, şikayet ettiği Ziraat Türkiye Kupası'na cankurtaran olarak bakıyor artık. Gün değişiyor, devran dönüyor. Büyüklerimiz söylemiş zaten; "Büyük lokma ye, büyük laf etme..."
Lige havlu atan Fenerbahçe Türkiye Kupası'na dört elle tutundu. Kayserispor karşısında ortaya konan futbol atılan goller de bunun göstergesi oldu. Sarı-Lacivertli ekip baştan sona kadar ne istediğini bilen ve oyunu kontrolünde tutmayı başaran takım oldu. Kayserispor karşısında alınan galibiyet hem yarı final için dev bir adım oldu. Hem de Sarı-Lacivertli futbolcuların bundan sonrasında kendilerine olan özgüvenlerini kazanmalarını sağladı. Lens'in ilk yarının sonlarında doğru akıllıca ortasından kazanılan gol maçın tüm gidişatını değiştirdi..
İlk yarıda savunma güvenliğini ön plana alan bir futbol sergileyen Fenerbahçe, Lens-Fernandao işbirliği ile gelen gol ile rahatladı. Fenerbahçe ligde 4 gol yediği rakibini ikinci yarıdaki futboluyla adeta sahadan sildi. Bu maç özellikle Brezilyalı golcü Ferannado'nun kendisini bulması için iyi oldu. Çok çalıştı ve futbolunu iki golle süsledi..
Fenerbahçe Kayseri'den son derece avantajlı bir skorla dönüyor. Futbolda her şey olabilir. Ama bu sonuç Fenerbahçe turu Kayseri'de kaptı. Şimdi kupadaki bu moralin lige yansıması gerekiyor. Fenerbahçe'nin kötü günleri atlatabilmesi için hem kupayı kazanması hem de ligde kalan tüm maçlarını kayıpsız atlatıp taraftarına moral vermesi şart..
Son derece kısır geçen ilk devrenin son anlarında Lens'in zekası sonrası gelen gol Fenerbahçeli oyuncuların özgüvenini çok artırdı. İkinci yarıda Mehmet Topal'ın ön libero pozisyonundaki Mehmet Topal'ın hazırladığı pozisyon sonrası Fernandao'nun golü maçı da turu da bitirmiş oldu..
Üçüncü gol ise pastanın kreması gibi oldu. Artık bundan sonra lig için Fenerbahçeli oyuncuların kendilerine şu hedefi koyması lazım: Kalan bütün maçları kazanmak. Bunu yapabilirlerse taraftarın gönlünü almayı başarır..