Fenerbahçe’de, kalan iki hedef vardı. Biri Türkiye Kupası, diğeri ise Başakşehir yenilince tekrardan yeşeren Şampiyonlar Ligi. Sarı lacivertlilede en büyük soru; ligin bitimine10 hafta kala Fenerbahçe’de seneye olmayacağını açıklayan Advocaat’ın bu kararının takım üzerinde nasıl bir etki bırakacağı idi.
Fenerbahçe kalan 8 haftada yukarıda belirtmiş olduğumuz iki hedefe de ulaşabilir. Burada iş yönetime, sorumluluk alan futbolculara ve ne yaptığını bilen bir Advocaat’a iş düşüyor. Advocaat demişken, belki teknik olarak Volkan Şen’i 10 dakikada oyundan çıkarması kendine göre doğru olabilir ama bu şekilde çıkarmak, futbolcuyu kaybetmenin en kolay yoludur. Yani Advocaat da kendini biraz verirse, Fenerbahçe şampiyonluğun gittiği sezonda kalan hedeflerine ulaşılabilir.
Fenerbahçe'nin durumu ve silahları belli. Hatta sayılı. Koşmaktan sakınmayan ama topu ayağına aldığında öne oynayamayan orta sahasına, orta saha çizgisini geçmeyen bekleri de eklenince, baskı yapması veya rakibi dengesiz yakalaması, ihtimaller dışında kaldı. Van Persie'nin "bitikliği" herkesin malumu. Bir de ceza alanı çevresinde ana kara ile bağlantısı kesilip, "ada" pozisyonuna geçince, Lens feribotuna mahkum kaldı. Yine de takımın yalnızlığı içinde tabelayı değiştirecek fırsatları buldu.
Karabük burada Beşiktaş'ı da, Galatasaray'ı da devirdi. Üstelik maçın kahramanı da Ahmet Şahin değildi. Yani; böyle etkili getirmedi onları kendi kalesine. Aynı şekilde, Fenerbahçe de rakibini etkili getirmedi kalesine. Seleznov ile Skrtel ve Kjaer mücadelesi aslında ders olarak izletilmeli. Tadında sertlik de vardı bu ikililer arasında, çözüm adına denemeler de. İki taraf da bire birde kazanmak için tecrübelerini, yeteneklerini ve güçlerini ortaya koydular.
Doksan dakikayı seyrediyoruz zaman zaman uyku bastırıyor. Hani zar zor seyrediyorsunuz. Sonra da diyorsunuz ki maçlara seyirci gelmiyor. Volkan Şen girdi. Sonra bir ayak çekme hareketi yaptı. Advocaat da kenardan kementi attı. Sonra da Volkan Şen diyor ki 'Beni niye aldın?' Volkan Şen bal yapmayan arı. Vızıldıyor vızıldıyor sonuç yok
Fenerbahçe teknik adamı seneye değişeceğine göre futbolcular da kafalarına göre takılıyor. Bu tip şeyler ayıp değil. Söylersin, 'Seneye bana şu teknik adam gelecek' dersin, açıklarsın. Dedikodu dedikodu... Bu olay da futbolcuları haliyle yıpratıyor. Çünkü onlar da önlerini göremiyorlar. Başakşehir kaybediyor. Yarın Fenerbahçe iki-üç maç üst üste alırsa ikinci olma şansı da olabilir. Ama bu görüntüyle zor.
Karabük adına Tudor'dan sonra gelen hoca takıma daha derli toplu ve pozitif bir futbol oynatıyor. Fenerbahçe adına ise kayıp bir sezon yaşanıyor. Galip gelmesine rağmen! Sezon sonunu bekleyen bir teknik ekibin oyuncusu olmak gerçekten çok zordur.
Mesela Josef... Fenerbahçe'ye ne verdi! Orta alanda pas trafiğini sağlayacak ve ofansif anlamda yardımcı olacak bir tek oyuncu bile yok. Dün galip gelmesine rağmen Fenerbahçe umut vermedi. Ligi öyle veya böyle tamamlamaya çalışıyor..
Dün gecenin en ilginç olayı, Volkan Şen'in oyuna girdikten 5 dakika sonra oyundan alınmasıydı. Sakatlanan Volkan, kenara 'Çıkarın beni' diye işaret yaptı. Sonrasında iyi olduğunu ve devam etmek istediğini söyledi. Ama ona tabela ona çoktan kalkmıştı. Sonuçta iç sahada çok başarılı Karabük takımını yenmek oyunculara kaybettikleri öz güveni geri getirmiş oldu..