Dilmen, golü Topal’a soran maçın hakemi Alper Ulusoy’a Cüneyt Çakır’ın kötü örnek olduğunu savundu ve bu konudaki sorumluluğun MHK’da olduğunu kaydetti. Medipol Başakşehirli Mustafa Pektemek’in Aytemiz Alanyaspor’a attığı golün iptal edilmesi gerektiğini de kaydeden Dilmen, “Pektemek topu eliyle almıyor ama eline çarpan top avantaj sağlıyor. Eli açık havada, ayrıca faul var. Hakem bir saniye içinde iki hata yapıyor. Halis Özkahya hiç konuşuldu mu? Hiç Mustafa Pektemek konuşuldu mu? Peki Mustafa Pektemek niye gidip hakeme ‘Hocam top benim elime çarptı’ demedi?” diye sordu.
Programda ilk olarak sezonun ikinci devresinde esen Trabzonspor fırtınası ele alındı. Dilmen, “Özlenen Trabzospor geliyor. Ersun Yanal, ara transferde sistemine uygun oyuncular aldı. Önümüzdeki sezon Trabzonspor bu oyunu ile şampiyonluğa aday olur” dedi.
Ara transfer döneminin en çok konuşulan ismi Mehmet Ekici ile, Ekici’nin kadro dışı kalması sonrası forma şansı bulan Yusuf Yazıcı’nın performansı arasında yapılan kıyaslamaya değinen Dilmen, şunları söyledi:
Rıdvan Dilmen, Karabükspor maçında yaşadığı sakatlığa karşın, istek üzerine kolbastı oynayan, bundan dolayı sakatlığı daha da ciddileşen ve Akhisar maçında oynamama riskiyle karşı karşıya kalan Olcay’ın durumunu değerlendirirken, futbolculuk yıllarındaki bir anısını paylaştı.
“Benim de başıma geldi böyle bir durum. Çok kritik bir maç kazandık. Galatasaray maçıydı herhalde. Çok farklı yenildiğimiz bir maç vardı, Sigma Olomouc maçı, 7-1 kaybettik. Galatasaray da Eintracht Frankfurt’u elemişti. Eintracht Frankfurt çok iyi bir takımdı o zaman. Hemen o hafta biz Galatasaray deplasmanına gittik. Bizim kulüp kongre kararı almıştı. Büyük bir efor sarf ederek Aykut Kocaman’ın golüyle kazandık o maçı. Benim de o gün hiç unutmuyorum 60. küsürüncü dakikalarda ayağım kırıldı. Ama farkında değilim. Maçın son bölümünde oyundan çıktım. Akşam, o büyük stresten sonra galibiyeti kutlamak ve eğlenmek için arkadaşlarla bir araya geldik, yemek yedik. Ben unuttum ayağımın o sakatlığını. Muhtemelen o gün ödem biraz daha arttı ve sakatlığım birkaç hafta daha fazla sürdü. Oyuncu dediğim gibi duygusaldır. Olcay da o duygusallığın içinde ayağının sakatlığını unutmuş olabilir.”
Haftayı Aytemiz Alanyaspor galibiyeti ile kapatan ve lider Beşiktaş’ı takibini sürdüren Medipol Başakşehir’in performansını da değerlendiren Dilmen, “Başakşehir hep limitte gidiyor. Beşiktaş’ı yenmek zorunda. Beşiktaş’ın kredisi var ama Başakşehir’in kredisi az” dedi.
Dilmen, Alanyaspor maçıda Başakşehirli Mustafa Pektemek’in attığı golün iptal edilmesi gerektiğini kaydetti. Levent Özçelik’in “Top Alanyasporlu oyuncunun kafasına çarpmasaydı ve top çizgiyi geçseydi hakem elle oynama gerekçesiyle golü iptal eder miydi?” şeklindeki sorusu üzerine Dilmen, şunları söyledi:
Dilmen, Beşiktaş’ın Çaykur Rizespor ile oynadığı karşılaşmada oyundan alınmasına tepki gösteren ve eline sarılı bantları yere fırlatan Ricardo Quaresma ile teknik direktör Şenol Güneş arasında yaşananlarla ilgili olarak da dikkat çekici bir değerlendirme yaptı. Daha önce buna benzer olaylar sonrası özür açıklamaları yapan Q7’ye göndermede bulunarak “Silgiyi bitirmemek lazım” diyen Şenol Güneş’in sözlerini öven usta yorumcu, şunları dille getirdi:
“Bazıları tokatlayarak, yani Quaresma’yı gerçekten tokatlasın anlamında söylemiyorum, bir baba, bir ebeveyn veya bir öğretmen olarak düşün. Kimisi bağırarak, kimisi susarak öğrencisine bir takım mesajlar verir. Ama Şenol Güneş dördüncüsünü yaptı. Ne bağırdı, ne tokat attı, ki atmaz zaten, ne de sessiz kaldı. Öyle bir laf söyledi ki, üçünü topla, dörde çarp öyle yaptı… Bir oyuncu var, maç oynanıyor, bakıyor forma numarası kalkıyor. Oyundan çıkarken kapris yapıyor, bantları yere atıyor. Ancak teknik direktör de oralı olmuyor ya da öyle gözüküyor. Sonra o teknik direktör öyle bir laf çakıyor ki; ondan sonraki gün o oyuncu twitter hesabından özür diliyor. O da ‘bak işine öbür maç falan’ diyor. Bu oyuncu kim? Quaresma. Bu teknik direktör kim? Şenol Güneş. Yani bugün bu olayı görmeyen biri bizi dinlese hemen ‘a şıkı Quaresma’ der.
“Atınç Nukan’ın pozisyonu sana göre bana göre bir pozisyon. Ben bu hakemi beğeniyorum. MHK başkanı olsam bu pozisyonda ‘Penaltıyı neden vermedin veya niye verdin’ diye sormam. Bu politik bir cevap değil. Çünkü böyle pozisyonlardan bir tanesi. Mehmet Topal İle Mustafa Pektemek’in pozisyonundan bunu ayırmak lazım. Ben ‘penaltı’ diyorum. 5 kişiyi koy 3-2 biter, büyük ihtimalle 4-1 bitmez. ‘Penaltı’ veya ‘penaltı değil’ diyenler. Bunun için bu görüşlere de saygılıyım.
Burada aklıma bir soru geliyor. Video hakem olursa ne yapacağız? Karar süresi kısa olacaksa uygulansın. Ama çok net söylüyorum; ben bu uygulamanın futbolun en büyük katili olacağını düşünüyorum. Bu projenin faydalı olacağını düşünenler bana kızıyor olabilirler. Belki de ben yanılacağım. Gol çizgisinin dışında video hakem uygulaması zaten yeterince olmayan seyirciyi yarı yarıya düşürecektir. Çünkü evinde oturacaktır, ‘ikide bir karar değişiyor’ diyecektir. Niye gitsin ki maça? Peki Video hakem uygulaması devreye girerse sana göre bana göre olan bu pozisyon için araba duran hakemler ne diyecek? (…) Bunlar çok olacak avantajları kadar dezavantajları da olacak. Avrupa filan diyoruz ama insan kaynakları farklı Türkiye gibi değil oralar"