Türk futbolunun deneyimli teknik adamı Mustafa Denizli, Sabah'a konuştu. İşte Mustafa Denizli'nin açıklamaları...
Altay'ın 'Büyük Mustafa'sı olarak bu ülkedeki çamurlu sahaları da gördünüz, 3 Büyükler'i şampiyon da yaptınız. A Milli Takım'a EURO 2000'de çeyrek final oynattınız. Kısaca ülke futbolunun gelişiminde sizin alın teriniz bir hayli fazla. Bugün EURO 2032'nin ev sahipliğini alan, 2024'e giden bir Türkiye'yiz. O günlerden bu günlere gelinirken siz neler hissediyorsunuz?
"Bir dönemden bahsediyoruz. Statların zeminleri yüzünden maça gitmek istemezdiniz, o zamanlardan bu zamanlara geldik. Gerçekten muhteşem statlar yapıldı. Bir değişim ve çağ atlama yaşandı son 15 yılda. İnsanca maç seyredilebilen, futbolun layıkıyla oynanacağı yerler. Böyle olunca bunun yansıması da farklı oluyor. Bizim dönemimizde o zeminlerde topu kontrol etmek için sihirbaz olmak gerekiyordu."
Tesisler güzel ama bunları da başarıyla taçlandırmak gerekmiyor mu?
"Tabii ki tüm yatırımların karşılığı olması gerek. Süreklilik arz etmesi lazım. Biz bunu yapamadık. Evet zaman zaman katıldık, katıldığımızda başarılı olduğumuz zamanlar da oldu ama bir ülkede futbol sevgisi, kulüplerin uluslararası başarısıyla ya da milli takımın başarısıyla doğru orantılıdır."
Tamam gidiyoruz, ev sahipliği alıyoruz ama bundan sonra nasıl bir planlama yapılması gerek?
"Tarıma bile baktığınız zaman, her şey bir fideden yetişir ve ağaçlar orman olur. Tarımın altyapısı gibi futbolun altyapısı da önemli. Gençlere yatırım önemli. Futbol oynanmaya başladığı ilk günden bu yana ciddiye alınmadan ilerlemiş. Futbolcu yetişirken önce yaptığı mesleğin kuralları ne, onu öğrenmesi gerek. Saygı önemli. Kendine, arkadaşlarına, rakibe, seyirciye. Burada biraz geride kaldık. Kulüplerimizin Avrupa'daki başarıları, Milli Takım'ın turnuva hakkı kazanması yeniden heyecanı harekete geçirir. Tüm takımlara pozitif yansır. Lig çekişmeli bir lig olsa heyecan daha da artar."
Milli Takım'da yerli mi, yabancı hoca mı olmalı tartışmaları yapıyoruz. Bugüne kadar başarılarda hep yerli isimler var. Kuntz neden tutmadı, Montella'da ışığı gördünüz mü?
"Birinin niye tutmadığını, diğerinin niye tuttuğunu söyleyebilmek çok kolay değil. Görünen bir şey var; Milli Takım şu an çok iyi bir jenerasyon yakaladı. Milli takımlar teknik adamın fizik çalışma yapacağı bir yer değil. Futbolcular kulüplerinden hazır gelir. Burada psikolojik ve pratik çalışma yapılır. Farklı takımlardan gelen oyuncuların ortak hareket edeceği ortamı sağlamak gerekir. Montella bunu sağladı. Oyuncuların vücut dilinden bunu görüyoruz. Milli Takım ülke insanını üzdüğünde ilgi azalır. Bakışlarda sevgi yoktur. Futbolcu kendini değersiz hisseder. Kadın voleybol takımımız başarılı oldu. Bunun değerlendirmesini kim yapacak? Kamuoyu ve ülke yöneticileri. Soyunma odasına girer girmez, Cumhurbaşkanı ile konuşmak sporcunun kendisini değerli hissetmesine neden olur. Haltercimiz, okçularımız için de durum böyle. Kendilerine değerin verildiğini üst düzeyden, alt düzeye kadar hissetmek sporcuya çalışmayla elde edilmeyecek bir motivasyon verir."
Kısa vade 2024, uzun vade 2032 var. Öncelikle 2024'te ne yapmalıyız? Siz Almanya'da çalıştınız. Oradaki destekle neler yapabiliriz?
"Elimizde potansiyeli olan bir kadro var. Almanya'da çalıştım ama benim orada iki önemli maçım var. Milli Takım'la Münih'te Almanya maçı, bir de Galatasaray'la Köln'de Monaco. Türkiye'de bu turnuva olsa daha farklı bir ortam olmaz. Almanya düzenliyor ama biz evimizde oynayacağız. Buradan pek çok insan gidecek ama oradakiler bize yeter. Bu Milli Takım'ın hedefi, ülke insanının bir beklentisi var. Ali'yle, Mustafa'yla, Robert'le, kiminle olduğun önemli değil. Önemli olan oraya gitmek. Bu ülke insanını mutlu ediyor, güven veriyor. Almanya'da başarıyı devam ettirirsen oradaki vatandaşımızın yürüyüşü bile değişir. Bunu ben yaşadım. Sosyolojik olarak önemli. 2032'ye gelecek olursak; buraya gelecek taraftarlara verilecek hizmet önemli. Sadece stat olarak değil, sosyal yaşam açısı, ulaşım olarak da. Ben bunu da sevmiyorum aslında, yapılacaksa tek ülkede yapılsın. Bizim bu potansiyelimiz var. Çok rahat yaparız. İnşallah İtalyanlar o güne kadar çekilir."
İlk 3'e girer miyiz?
"Milli maçların havaları çok farklı. Girmişliğimiz var. Yapıldıysa bir kez daha yapılabilir. Son 30 yıllık kadroları değerlendiriyorum Bu son 30 yıldaki en değerli iki kadrodan biri. Biri bizim 90'lı yılların sonu, 2000'li yılların başı. Daha bu kadroya çok isim katılacaktır."
Milli Takım'da hoca yerli mi olmalı?
"Dünya futbolunun önde gelen ülkelerine bakınca milli takımların başında genelde o ülke insanı vardır. İngiltere'de Premier Lig'de başı çeken takımların hocaları yabancıdır ama milli takımda göremezsin. Fransa'da, İtalya'da, İspanya'da, Almanya'da bu böyledir. Ben olaya öyle bakmıyorum. Futbolun dili ortaktır. Önemli olan bu insanlarla aynı duyguda buluşmak ve yansıtmak. Futbol bir elektrik oyunu. Sadece saha içinde olmaz. Milli takımdaki çalışmalar psikolojiktir."
Milli Takım'a oyuncu almanın kriteri nedir? Montella, Fenerbahçe oynamayan Samet Akaydın'ı direkt kadroya koyunca insanlar çok şaşırdı.
"Samet ve benzeri örnekler, bunların başarılı olmak mecburiyeti vardır. Kendi takımında oynamayıp ülkenin en büyük takımında görev yapmak, oyuncuya güveni gösterir. Montella, Samet'i tanıdığı, neler yapabileceğini bildiği için eleştiriyi de göze alarak seçti. Hem kendine hem de sporcuya güven ayrı bir şey. Montella sadece Samet'i değil Emre Akbaba'yı, Ertaç Özbir'i, Yunus Akgün'ü, Yusuf Sarı'yı aldı. Kampa girildiğinde Montella'yı tanımayanlar, onunla ilgili bilgiyi kimden alacak? Onlardan. Buradan da negatif bilgi gidemez. Böylece güven ve sempati duygusu oluşur. Zaman kısaydı. Montella doğru yaptı."
Arda Güler de Milli Takım'a katılacaktır herhalde Üst üste gelen sakatlıkları, kendini göstermek için çok yüklenmesinden olabilir mi?
"Muhtemelen... Fiziksel olarak değerlendirmemek gerek. Üzerindeki o yoğun baskı, psikolojik olarak bulunduğu durum bu sakatlıklara ortam hazırlar. Arda son 30-40 yılda Türk futboluna gelmiş en zeki ve yetenekli isimlerden biri. Yaratıcı. Daha katabileceği çok şey var. Kazanılması mümkün olmayan yetenekler onda şu anda var. Fiziksel olarak kendini geliştirmesi gerek."
Bugüne kadar yaşadığınız şampiyonluklar içinde sizin için en özeli desem?
"Hepsi çok özel. Altay'da yaşadığım bir başka. Çünkü Altay'ı Süper Lig'e çıkardık. İlk şampiyonluğumu Galatasaray'da yaşadım. Beşiktaş ve Fenerbahçe'de de şampiyonluk yaşayan ilk Türk hoca oldum. Siz artık Türk futbolunun üst aklısınız. Çok önemli turnuvalar var önümüzde. TFF'den arayıp görüş, fikir alıyorlar mı? Böyle bir çalışma olmadı. Fikir soran şu ana kadar yok."
Yetenek doğuştan mıdır hocam?
"Öyledir. Çalışarak bazı şeyleri elde edebilirsin. Süper yıldız olamazsın ama iyi bir futbolcu olursun. Saha içinde yapacağını bilirsin. Yaptığın sporun kurallarını öğrenirsin. A sınıf dediğimiz pek çok oyuncu hâlâ kuralları bilmiyor. Bilmiyorsan sürekli gidip hakemle muhatap olursun. Türkiye'deki kadar hiçbir ülkede hakemle muhatap olan sporcu grupları görmüyoruz. Bu hakemleri bu kadar konuşmamızın nedeni bu mu? Yoksa hakemlerimiz de mi kötü? Nasıl futbolcunun yeteneklisi varsa hakemin de yeteneklisi, yeteneksizi var. Hakemler mahşeri statların yalnız insanları. Ortamlardan etkilenebiliyor, vücut dillerini kullanamıyorlar. İnsanın olduğu her yerde hata oluyor. Artık VAR var. Buna rağmen hataları nasıl yorumlarsınız? VAR kararını da bir insan veriyor. VAR'ın futbolun heyecanını öldürdüğünü düşünüyor musunuz? Futbol kesintiye uğramaması gereken bir spor. Ben VAR'ın 4-5 dakika inceleme yapmasına karşıyım. Sevinci bölüyor. Tekrar aynı duyguya yükselemiyorsun. Ama iyi kullanıldığında faydalı bir sistem."
Gelelim lige. Yarışta Galatasaray ile Fenerbahçe arayı açtı. Bu hafta sonu Galatasaray-Beşiktaş derbisi var. Bir tarafta genç yaşına rağmen şampiyonluklar yaşamış Okan Buruk, diğer tarafta çiçeği burnunda Burak Yılmaz. Nasıl bir derbi bekliyorsunuz?