Hürriyet'ten Osman Müftüoğlu, koronavirüs ile ilgili çok merak edilen sorulara yanıt verdi.
Hürriyet'ten Osman Müftüoğlu, koronavirüs ile ilgili çok merak edilen sorulara yanıt verdi.
Diğer virüsler gibi bu virüs de bulaştığı herkesi hasta edemiyor. Virüsün sizi hasta edip edemeyeceği, kaptığınız virüsün sayısına (viral yük), gücüne ve tabii ki sizin savunma sisteminiz, yani bağışıklık ordunuzun yeteneklerine bağlı. Virüslerin sayısı daha az ise ve siz daha güçlü, akıllı, organize, profesyonel, donanımlı bir bağışıklık gücüne sahipseniz maçı daha en başta siz kazanıyorsunuz. Tabii ki tam tersi de doğru. Viral yükünüz fazla ve veya bağışıklık gücünüz zayıfsa hastalanma ihtimaliniz artıyor. Hatta hastalığınız çok ağır geçebiliyor.
Virüsü kapıp hastalanan kişilerin bazıları hastalığı ufak tefek şikayetlerle atlatırken, diğerleri çok ciddi sorunlar yaşayabiliyor. Bunun ilk nedeni yine sizin bağışıksal savunma gücü ve yeteneğiniz. Eğer sağlam bir bağışıklık sisteminiz varsa, sistem virüslerin çoğalmasına, yayılıp hastalığın ağırlaşmasına engel olabiliyor. İkincisi ise bedensel gücünüz. Bu güç, kronik bir hastalık (şeker hastalığı, kanser, hipertansiyon, kalp, karaciğer, böbrek yetmezliği, KOAH) nedeniyle zaten zayıf durumdaysa, süreç virüsün lehine işlemeye başlıyor. İşte bu nedenle önceden bir kronik hastalığa sahip olup olmama durumunuz çok ama çok önemli bir belirleyici. Önümüzdeki günlerde bilim insanları kronik hastalıklar meselesine daha çok kafa patlatacaklar.
Bu soru şöyle de sorulabilir: Hastalığa bağışıklık ne zaman başlıyor, ne kadar sürüyor? Bu sorunun yanıtı da yine sizin bağışıklık gücünüzde gizli. O sistem her virüse aynı derecede duyarlılık göstermeyebiliyor. Bazı virüslere karşı çok ciddi ve neredeyse ömür boyu sürebilen bir bağışıklık direnci oluştururken (mesela kızamık virüsü) diğer bazılarına çok hafif, önemsiz yanıtlar veriyor (mesela grip virüsü). İşte bu nedenle kızamık aşısı ömür boyu bağışıklık sağlarken, grip aşısı sizi en fazla bir yıl koruyabiliyor.
Bu yaz tatil tabii ki hayal değil ama belirli kurallara uymak zorunda kalacağımız kesindir. Sosyal mesafe de bu kuralların en önemlisi ve vazgeçilmezidir.
Etkili bir aşının ne zaman üretilebileceği henüz bilinmiyor ama bir yıl içinde üretilebileceği ümit ediliyor. Ne var ki bu aşının ne kadar ve ne süreyle koruma sağlayacağı sorularına henüz yanıt verilemiyor.
Maske bize ek bir bağışıklık gücü sağlamıyor ama salgının sonlandığı haberi gelene kadar bize güçlü ve etkili bir ‘dış blokaj’ avantajı kazandırıyor. Sosyal mesafe kurallarına dikkat edebilirsek tatilde, açık alanlarda maskesiz dolaşmamız mümkün olabilecek. Tekrarlıyorum, bunun için “Maskeler çıksın!” komutunu alana kadar maskeleri çıkarmayacağız. “Tehlike bitmiştir!” anonsunu duyana kadar da sosyal mesafeyi korumaya devam edeceğiz. Müftüoğlu'nun köşe yazısının tamamına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.