Fils de pute" sensin, Belhanda!.. Başlıktaki laf, Fransızca'nın en ağır, en çirkin küfrü.. Kelimesi kelimesine bizim dilimizdeki "Oruspu Çocuğu" demek oluyor. Hayır, haberi dün Sabahspor'da yazan meslektaşım Mehmet Özcan gibi "O... Ç..." diye değil, aynen yazıyorum.
Oyundan aslında çok geç, ama nasıl haklı alınırken, kendisini protesto eden seyirciye, önce elle çirkin hareketler yapan Belhanda saha kenarına gelir, yani tribünlere yaklaşırken, Galatasaray seyircisine, benim insanıma "Fils de pute" diye bağırmış defalarca..
Yayıncı Kuruluşta görüntüler vardır.. Bu görüntüler delil olarak istenmeli ve çözülmelidir. Çözülmelidir ki, maç sonrası yaptığı konuşmada, Galatasaray Seyircisine "Fils de pute" diyen Belhanda'sını hâlâ savunmak için, hakaret edeni değil hakarete uğrayanı, kendi insanı, kendi ulusu ve kendi seyircisini eleştiren Fatih Terim kafası da anlaşılsın!.Şu sözlerine bakar mısınız, İmparatore'nin..
Rezil Belhanda'ya değil, onu protesto edenlere saldıran ve "Bunlar taraftar değil" diyen, o Terim ki, kadro dışı bıraktığı, alt yapı ile antrenman yapmasına bile izin vermeden takımdan kovduğu Sabri Reis'i (Belki de günahı, İmparator'a karşı Reis olmaktı) o tribünler ıslıklarken tek kelime etmemişti. Ayni tribünler, Galatasaray'ın hâlâ yerini dolduramadığı Selçuk, ayni seyirci tarafından ıslıklanırken de susmuştu.. Sinan ve öteki Türkler de ıslıklandı ısrarla, inatla.. Terim tek kelimeyle savunmadı oyuncularını.. Hatta, onların ıslıklanmasından memnundu sanki.. Neden?.
Çünkü onlar Türktü.. Fatih Hocam, Euro 2016 bozgununun suçunu Türklerde bulmuş ve nefret etmişti. Öyle etmişti ki, artık mecbur kalmadıkça takımında Türk futbolcu oynatmıyordu.
Galatasaray Milli Marşını okumayı bilmeyen 11'lerle Şeref Tribünü önüne diziliyordu, stad hoparlörlerinden "Korkma, Sönmez" gürlerken. Galatasaray, 1905'teki kuruluşundan beri ilk defa Milli Takım Aday kadrosuna, ilk 11'e de değil, Aday kadroya tek oyuncu vermiyordu. Sivas maçında, Ömer ve Emre Mor, Fatih'in mecbur kalmadıkça oynatmadıklarından iki Türk, sahanın en iyileri idiler.. Seri ve Belhanda dökülmüşlerdi..
Buna rağmen "Fatih Kafası" sahaya, gene iki Türk'ü kenarda bırakıp, Belhanda ve Seri'li 11 yabancı ile çıktı. 11 yabancı demek, Avrupa'da başarı demekti ya.. Öyle diyorlardı, Terimciler ya.. Elindeki tüm yabancıları sahaya sürmüştü Terim gene.. Yedekler arasında da 1 yabancı vardı sadece. Feghouli..
Seri ve Belhanda öyle dökülüyorlardı ki, artık o takımla, çok ihtiyacı olan 1 puan ı bile alamayacağını anlayıp, Sivas maçının yıldızları Ömer ve Emre Mor'u onların yerine sokmak zorunda kaldı, Terim.. Kerhen!.
Hocasının kendisine güvenmediğini, inanmadığını, mecbur kalmazsa oynatmayacağını bilen adamdan hayır gelir mi?. Selçuk öyle öldürülmedi mi?. Ömer de, Emre de, Sivas maçının ölçü olmayacağını, ağızlarıyla kuş tutsalar Real kadrosuna giremeyeceklerini, benim bildiğim gibi biliyorlardı. O futbolcu ne oynar, nasıl oynar, varın düşünün..
Suçlu kadro ise, o kadroyu kuran kim?. Boğazına dek borçlu, meteliğe muhtaç Galatasaray'ı batık duruma getiren tonla transferi, en başta da, sakat Falcao'yu aldıran kim?
Fener'in kovduğu Slimani'yi alırken, kendi dünya çapında oyuncusu Falcao'yu Galatasaray'a sokuşturan Monaco, gerzek mi?. Parayı her gece kovalarla kazanan kumarhane cennetinin takımı Monaco ha?