Sezonun gerçeği; Başakşehir'i yenmek kolay değil. 24 maçta 11 gol yemiş bir takımı yorumluyorsanız, cebinize bu gerçeği de koyacaksınız. F.Bahçe bir çıkış yakaladı, oyununu oluşturdu, sadece performansları bekliyor. Oyuncuların form durumu yükseldikçe, sonucu da daha kolay alacak. Ama o maç, bu maç mı?
Rakibin oyun aklı, kadro kalitesi ve planlı oynama istikrarı, F.Bahçe'nin yumuşak karnı; "sarsak defans" özelliği ile karşılaştığında skor çıkarır. İlk maçta kaleci Mert'in kurtarışları maça damga vurdu ama Başakşehir'in de sayılmayan buz gibi bir golü vardı. Abdullah Avcı'nın en büyük sorunu rakip analizi olacak. Kaos futbolunda, oyun setleri olmadığı için, "spontane" fikirler ile baş etmek zorunda. F.Bahçe'nin de avantajı bu. Sonuç; maç gollü berabere biter…
Ersun Hoca ikinci yarı Valbuena ve Ayew'i orta saha gibi tutarak bu bölgede 5'e 2 üstünlük sağladı. Maçı kazanmanın formülü de buradan geçiyor. Başakşehir'i orta sahada yendikleri anda puan almanın yolunu açarlar.
Dirar oyuna ve taktik disipline çok hakimdi. İyi de başladı, form da tutmuştu. Eksikliği çok net hissedilecektir ama Dirar'ı böyle parlatan aynı zamanda Isla oldu. İkisi de birbirlerini desteklediler, anladılar ve oynattılar.
Moses ise başka bir oyuncu... Oyun tipi ve anlayışı olarak Dirar'dan farklı. Kariyerinde bek pozisyon yazsa da aslında o bir kanat forvet... Ancak maçın da "bilinmezi" olabilir çünkü onun olduğu bölgede muhtemelen Arda ve Kudryashov olacaktır. Arda'nın defansif temposunu düşündüğümüzde muhtemelen maçın dengesini bu ikililerin performansı belirleyecek.