Milliyet gazetesi köşe yazarı Şansal Büyüka, Süper Lig'de haftayı değerlendirdi.
Milliyet gazetesi köşe yazarı Şansal Büyüka, Süper Lig'de haftayı değerlendirdi.
Fenerbahçe her başarısız sonuçta, her başarısız sezonda, Futbol Federasyonu’nu, MHK’yi, hakemleri, rakipleri, spor müdürlerini, spor programlarını, yayıncıyı, kendinden başka kim varsa herkesi suçluyor, herkesi hedef gösteriyor. Fenerbahçe’de son yılların en büyük yönetim alışkanlığı bu...
Oysa Kayserispor karşısında alınan son yılların en ağır yenilgisinde, kimin ne yanlışı, kimin ne suçu vardı? Kimsenin yoktu. Diğer çoğu maçta, diğer çoğu kötü sonuç ve sezonda olduğu gibi...
Kaldı ki, bu söylemler gözü kara fanatiklerin dışında prim yapmıyor, inandırıcı bulunmuyor. Aslında Fenerbahçe’nin sayın başkanı ve yönetiminin samimi, radikal bir özeleştiri yapmasının zamanıdır.
Fenerbahçe tarihinin en yüksek transfer paralarını harcamasına, genellikle rakiplerine oranla çok daha kapsamlı transferler yapmasına rağmen Şampiyonlar Ligi’ne tam 10 yıldır niye gidemiyor? Bu 10 yılda Fenerbahçe’nin maddi-manevi kaybı nedir?
Galatasaray’ın Muslera, Sneijder, hatta Podolski gibi, Beşiktaş’ın Atiba, Demba Ba, Quaresma gibi sembol isimleri varken, Fenerbahçe, Alex sonrasında böyle sembol bir ismi niye yaratamadı, ya da bulamadı?
Beşiktaş’a gelenler değerlerine değer katarken, Fenerbahçe’ye gelenlerin değeri neden düşüyor? Fenerbahçe takımına gelenler, performans olarak ileriye gideceklerine, hangi gerekçelerle geriye gidiyorlar?
Fenerbahçe çalıştırdığı teknik direktörlerde niye istikrar sağlayamıyor? Özellikle son yıllarda niye bu kadar sık hoca değiştiriyor? Hocaları bulup getirirken, hangi kriterleri, hangi futbol akıllarını kullanarak bu hocalarla anlaşma sağlıyor? Basketbolda bu kadar başarı sağlanırken, futbol niye bu kadar kötü gidiyor?
Transferleri kim yapıyor? Hocalar mı bulup getiriyor, yönetim onay veriyor; yoksa yönetim bulup hocalara mı onaylatıyor? Teknik direktör Advocaat’ın sürekli “orta sahada hep aynı tipte oyuncular var” diye dertlenmesi, transfer yanlışını ve iyi takım kurma konusundaki eksikleri ortaya koymuyor mu?
Beşiktaş, Türkiye standartlarının üstünde futbol oynarken, Galatasaray hiç olmazsa arada sırada parlak maçlar çıkartırken, Başakşehir kısıtlı kadrosuyla müthiş bir takım oyunu ortaya koyarken, Fenerbahçe ısrarla neden bu kadar kötü futbol oynuyor?
Dünyaya örnek gösterilen, adından “muhteşem koro” diye söz edilen Fenerbahçe seyircisi tribünlerden niye çekildi? Bu konuda gerçek bir araştırma var mı? Seyirci ile ilgili “bir ayrışma, bir ötekileştirme” söz konusu mu?
Fenerbahçe çok uzun yıllardan beri gelmiş geçmiş ne kadar Futbol Federasyonu varsa niye hep kavga ediyor? Bu kavgaların Fenerbahçe’ye en ufak bir şey kazandırmadığı artık çok açık anlaşılmışken, bu konuda bir başka yol, barışcıl bir yöntem denenemez mi? Toplumla barışık yaşanamaz mı? Futbol dünyasıyla sağlıklı bir diyalog kurulamaz mı?
Mali tablo niye bu kadar bozuldu, UEFA kıskacı, kontrolü ve sınırlaması gelene kadar önlem alınamaz mıydı?
Galatasaray ve Beşiktaş taraftarları maçlarda “Aziz Başkan bizi bırakma“ diye niye bağırıyor?
Fenerbahçe Başkanı ve yönetimi samimi ve gerçekçi biçimde, hakkını vererek bir özeleştiri yapabilirse, inanıyorum ki, başarıya giden yola doğru hızlı bir dönüş olabilir. Herkesi hedef alıp, herkesi suçlayacaklarına, hiç olmazsa bir defalığına bir de bu yolu denesinler. Bana göre bu gerçekçi özeleştiri ve yöntem değişikliği, Fenerbahçe’yi başarıya götürecek yolun ilk adımı olabilir.
Fenerbahçeli Şener bir hafta önce takımın en iyisiydi. Bir hafta sonra Kayserispor maçında takımın en kötüsü... Ne oldu sana Şener? Bir haftada bu kadar ne değişti?
Cim-Bom’un kare ası Bruma-Podolski-Yasin-Sneijder. Galatasaray son haftaya kadar şampiyonluk hesapları yapmak ve şampiyon olmak istiyorsa, bu yarışın sonuna kadar, “kare ası”nı diri, istekli ve formda tutmak zorunda. Kimler var bu kare asında? Muslera’yı bunun dışında tutuyorum. Zaten kendisi bir başarı klasiği... Galatasaray’ın olmazsa olmazı dört isim var: İki kenar adamı Bruma ile Yasin, önde merkezde Podolski, hemen arkalarında Snejider...
Bugün henüz ligin yarısı oynanırken, iki kenar adamıyla 16 gol atmak kolay iş değil... Kenar adamları genellikle merkez golcüye top getirecek, pas verecek adamlar olarak tanımlanırken, Bruma ile Yasin, bu tanımlamaya değişik ve çarpıcı bir boyut kazandırdı. Hızlılar, hırslılar, dikine oynuyorlar, iyi adam eksiltiyorlar, isabetli vuruyorlar ve skor üretiyorlar. Bugün itibariyle bu özellik hiçbir lig takımında yok.