Maraton programında tek bir cümle bile “Ersun YanalFenerbahçe” ilişkisi konuşulmadı, bir kare görüntü kullanılmadı. Galatasaray maçı sonrası Samandra’da bir grup, “Ersun Yanal” diye bağırdı, her televizyon kanalı haklı olarak kullandı, biz “yanlış anlaşılır” diye kullanmadık.
Aziz Yıldırım‘ın genel kurulda kazanacağından emin olması son derece doğal... Genel kurul üyelerine son derece hakim ve kontrolü altında... Fenerbahçe şampiyonlukları kaybetse bile Aziz Yıldırım seçimleri kaybetmez.
Bir Başkan ne desin? teslim mi olsun? Azalan, darbe yiyen, neredeyse yitip giden umutların kendisi de farkında... Zaten böyle olmasa, bu basın toplantısını yapmazdı. Ayrıca Beşiktaş gerçekten çok çok avantajlı ama futbolda her şey var. Öz eleştiri yapsaydı!
Fenerbahçe tribünlerinin, futbolcuları ıslıklaması, yuhalaması, özellikle lig ikincisi durumunda olan bir takım için olağandışı... Üstelik fark sadece beş puan... Fenerbahçe taraftarının tepkisi, takımın beklenen futbolun çok gerisinde kalışı ile ilgili.
Fenerbahçeli istiyor ki, tıpkı iki yıl önce gelen tarihin en parlak şampiyonluğu gibi coşan, coşturan, bol gol atan, sürekli tempo yapan, rakibi baskı altında tutan bir takım olsun sahada...
Mücadele var ama böyle bir futbol yok. Fenerbahçeli, Ersun Yanal’a aşık değil ama Yanal’ın oynattığı futbolu istiyor, haksız mı? Üstelik bu kadar az gollü bir Fenerbahçe takımı, Fenerbahçe’nin futbol anlayışının genlerinde yok, doğasında yok. Başkan Aziz Yıldırım seyirciye ayar çekmeye çalışırken, keşke bir de öz eleştirisini yapabilseydi?
Fenerbahçe’den çok daha ucuza kurulan bir kadro, çok daha iyi oynuyor ve şampiyonluğa çok daha yakınsa, burada Fenerbahçe’yi yönetenler adına ciddi bir yanlış var demektir. “Azalan, darbe yiyen, neredeyse yitip giden umutların kendisi de farkında... Ayrıca Beşiktaş gerçekten çok çok avantajlı ama futbolda her şey var.”
“Şenol Güneş finalleri kaybetti, bu sezon da kaybeder” diye bir kural yok. Üstelik bu sezon elinde çok kaliteli, ciddi anlamda olgunlaşmış, bitime beş hafta kala beş puanlık büyük bir avantajı yakalamış, iyi futbol oynayan bir takım var. Beşiktaş, aradaki farkı koruyarak yoluna devam etti. 5 maç var, 5 de fark... Fenerbahçelilerin en çok ümitli olduğu maçlarından biri Sivasspor karşılaşmasıydı, Kartal kayıpsız geçti.
Buna rağmen kaybetmeyeceğini düşünüyorum. Üstelik Beşiktaş’ın kalan beş maçta, iki beraberliğe kredisi var. Beşiktaş’ın kalan beş maçta, beş puan kaybetmesi, ayağına kurşun sıkması anlamına gelir ki, buna niyeti olduğunu hiç düşünmem. Şu tabloyu gördükten sonra Beşiktaş ve Şenol Güneş için bir “mutsuz son” beklemiyorum.
Galatasaray’da camiadan Dursun Özbek’e çok ağır bir baskı olduğunu kabul ediyorum. Ancak
bakıyorum, baskıyı yapanlar başkan adaylarını, programlarını, bütçelerini açıklamıyorlar. “Galatasaray’ı yeniden ayağa kaldırırız ve iddialı noktaya getiririz” deyip camianın önüne çıkan bir kişiye ya da bir gruba henüz rastlamadım. Ancak şurası kesin: Dursun Özbek keşke daha Aktif, daha donanımlı, camianın beklentilerini tatmin edebilen bir yönetim oluşturabilseydi.
Galatasaray bir yandan UEFA kıskacı altında, öte yandan elinde her şeye rağmen çökmüş bir kadro var. Biriki oyuncusu dışında, çok para eden çıkmaz. Üstelik çok ciddi transfere ihtiyaç var. Geri dörtlüye bir bakın, belki de toptan yenilemek gerekiyor.