Ben Karabük maçını ölçü olarak almıyorum. 10 yenikken bir saat, bir eksik oynamak kolay iş değil... Buna rağmen Fenerbahçe’nin eski maçlarına oranla daha hızlı ve daha coşkulu olduğunu söylemeliyiz. Önemli olan bunu devam ettirebilmek... Bir başka önemli konu: Her maçta gol yiyen Fenerbahçe son iki maçını gol yemeden bitirdi. Advocaat, sezon
başı gelebilmiş olsaydı, kadro sıkıntısına rağmen bu kadar büyük puan farkı olmazdı. Her şeye rağmen Fenerbahçe, Galatasaray maçını kazanabilirse bu yarışa ortak olur.
Seyirci kaçan şampiyonluklara, kötü futbola, alışılmış transferlerin yapılmayışına, başkan ve yönetimin, bir bölüm seyirciye ambargo koymasına kızıyor ve maça gelmiyor. Burada görev başkan Aziz Yıldırım’a düşüyor. Duydum ki, Galatasaray maçı için tribün liderleri ile konuşulacakmış. Başkan barışa giden yolları mutlaka bulmalı... Galatasaray maçı elbette
dolar, önemli olan sonrası...
Başkan bunu söyledi, doğru... Ama “Aday olmayacağım” demedi. Genel istek üzerine olağanüstü genel kurul kararını alır, isterse yeniden aday olabilir. Yargıtay’dan onama kararı gelirse başkanın önünde yasal olarak da, etik olarak da bir engel kalmaz. Ancak Ali Koç’un aday olacağını açıklaması Fenerbahçe’ye çok şey kazandırır. Başkan devam etse de, etmese
de kötü bir kadro ve kötü sonuçlar alan bir takımla genel kurula gitmez. UEFA kıskacına rağmen başkanın önemli hamleler yapacağını düşünüyorum.
Beşiktaş gerçekten son derece kaliteli, tecrübeli oyunculardan kurulu geniş bir kadroya sahip takım... Bu kadar sakatlık bir başka takımda olsa, sahaya çıkartacak on biri zor bulurdu. Bu bağlamda başkan Fikret Orman ve ekibini tebrik ediyorum. Müthiş bir kadro kurdular. Napoli’nin hocası Sarri bile maç sonrası, “Beşiktaş ile hangi Avrupa takımı oynarsa oynasın zor kazanır” dedi. Doğru bir yorum bu...
Ancak sorular var tabi... İstanbul’da hem Dinamo Kiev, hem Napoli maçında öne geçiyorsun ama ikisini de kazanamıyorsun... Hele Napoli maçı... Rakibin senden iyi oynamış, senden fazla pozisyon bulmuş, buna rağmen bitime 10 dakika kala gelen penaltı golü “çölde su bulmak” gibi bir şey... Ama öne geçiyorsun, sadece üç dakika sonra beraberlik golünü yiyorsun...
Tecrüben var, kaliten var, fizik gücün iyi, kapansana kardeşim... Hiç olmazsa on dakika için bir duvar örsene, rakibin önüne kendini atsana, rahat vurmasına engel olsana... Her şeye rağmen, Napoli’nin daha etkili oynadığını da düşünürsek bu beraberlik iyidir. Benfica’yı yenerse...
Beşiktaş’ın bu kadrosuna yabana atmayalım. Beşiktaş grubun en iyi takımı... Artık acemi de değil... Avrupa’yı biliyor, yaratıcı oyuncuları çok fazla... Yeter ki Benfica maçını aşırı kontrollü oynamasın... Elbette kontrol iyi de, Benfica, Beşiktaş’tan iyi bir takım değil ki... Biz kontrollü olalım ama burada korkması gereken Benfica... O korkuyu rakibe hissettirmeliyiz. Ayrıca NapoliBenfica maçının da olduğunu düşünürsek, Benfica galibiyeti Beşiktaş’ı bir üst tura taşır.
Orman korunmalı... Orman’a dokunmayın... Her şeyi çabuk unutuyoruz. Bakkal, manav, kasap, üç kuruş alacak için kulübün kapısında kuyruğu girmişti. Bugün Türkiye’nin en iyi statlarından biri Beşiktaş’ta... Türkiye’nin en iyi ve en kaliteli kadrosu Beşiktaş’ta... Prestij, güvenilirlik Beşiktaş’ta... Sponsorlar Beşiktaş’ta... Taraftar Beşiktaş’ta...
Böyle göz kamaştıran bir stat yaparsan borç elbette çoğalır. Ancak Beşiktaş’ın kapısına alacaklı gelmiyor, futbolcu “paramı alamadım” demiyor. Takım şampiyon, takım Avrupa’da kaybetmiyor . Herkes mutlu... Daha ne istiyorsunuz be kardeşim... Bırakın adamı çalışsın.
Adanaspor maçında iyi oynamadıklarını canlı yayında bizzat Riekerink söyledi. Bruma gibi, Yasin gibi çok hızlı adamların var ama son derece yavaş hücum ediyorsun. Bu işte bir yanlış var. Podolski çerçeveyi bulamadı mı, Galatasaray resmen bir eksik oynuyor. Çünkü Podolski’nin takım oyununa en ufak bir katkısı yok.
Eren fantastik goller atıyor, tamam... Ama bir Galatasaraylıya, “Eren fantastik gol mü atsın, her maçta gol mü atsın” diye sorarsan, herkes “her maçta gol atsın” der. Eren bir maçta göz kamaştıran bir gol atıyor, üç maç kayboluyor.
Ben Adana maçında Sneijder’i aradım. Ölüsü bile yeter... Galatasaray’a renk katıyor. Semih iyi bir başlangıç yaptı. Böyle giderse Galatasaray için büyük kazanç olur...
(Yasin Öztekin konusu üzerine) Yapma kardeşim... Bizim ülkede efendilik suç ya, Riekerink’i buldular, top gibi oynamaya çalışıyorlar. Yönetim bu kararında haklı... Ancak ben genel anlamda futbolculara kadro dışı yerine para cezası verilmesinden yanayım. Kadro dışı kaldı mı, zararı takıma da dokunuyor.
Galatasaraylı Sinan Gümüş’ten sezon başı çok umutluydum. Milli takıma kadar gideceğini düşünüyordum. Sezon başladı bir baktım Sinan “civciv” gibi sapsarı saçlarıyla sahada... “Eyvah” dedim. Niye dedim? Ben bir oyuncunun futbolundan çok saçına sakalına özen göstermesinden huylanırım.
Elbette takımında oynamayışının bununla ilgisi yok... Ancak şimdi Yasin kadro dışı... İlk on bir Sinan’a göz kırpıyor. Sinan kaleyi düşünen, direkt kaleye giden, rakibi iyi eksilten, dar alanlardan kolayca çıkan ve kaleye darbeli şuttan çok, akıllı vuruşlar yapan bir oyuncu... Öyle görünüyor ki, Sinan için şans kapıyı bir daha çalacak. Umarım bu defa pas geçmez...