Hürriyet Gazetesi yazarı Uğur Meleke, Rennes-Fenerbahçe maçı sonrası köşesinde değerlendirmelerde bulundu.
Fransız iş adamı François Pinault, Balenciaga, Gucci, Alexandeer McQueen gibi lüks markaların sahibi. Yeryüzünün en zengin 26’ncı kişisi. 2000’lerin başında mücevher, çanta gibi lüks ürünlere merak sarıyor ve 20 yıl gibi bir sürede Kering grubunu alanında dünyanın bir numarası haline getiriyor.
Pinault, bu dev markaları yönetirken yetenekli gençlere yaptırım yapmayı tercih ediyor, herkesin gözden kaçırdığı özel kişilere erken yaşta sorumluluk veriyor. Yıllardır içeride çalışan bir mücevher tasarımcısındaki dehayı fark edip Gucci’nin kreatif direktörü yapıyor mesela. Benzer şekilde Balenciaga’nın tepesine de Gürcü asıllı bir yeteneği getiriyor. İşte o yetenek avcısı Pinault, dün Fenerbahçe’nin rakibi olan Rennes kulübünün de sahibi.
Beş yıldır bu seviyede yarışan Rennes, şu anda Avrupa Ligi’nin en değerli altıncı takımı. Roazhon’a bu turnuvanın en iyi takımları Arsenal veya Manchester United da gelse belki kolay çıkamayabilirlerdi. Fenerbahçe’nin yüksek savunma hattının arkasına sarkıp şok iki gol bulmalarına rağmen temsilcimizin o noktadan dönebilmesi büyük iş. Jesus’tan önce dörtlü savunma hamlesi geldi, sonra ileri ikili Valencia-Pedro oldu. En son Rossi ile hücum üçlendi. Bir puanı sonuna kadar hak etti dün Jesus’un talebeleri.
Fenerbahçe adına maçın en iyileri Gustavo, İsmail ve Samuel’di. Fenerbahçe dün eğer Samuel’in gösterdiği süper performansın bir benzerini sol kanat bekten de alabilseydi, galibiyet dahi çıkarabilirdi oradan. 56’da dörtlü savunmaya dönülene kadar sol kanat bek oynayan Lincoln, takımın zayıf halkasıydı zira. Bu sezon ilk kez en üst ligde oynayan İsmail Yüksek’in çıkışı ise peri masalı gibi. Eğer Avrupa Ligi’nde bu oyununu sürdürürse gelecek transfer penceresinde sürpriz talipleri olabilir İsmail’in.